Risale-i Nur artık herkes tarafından kolayca anlaşılabilecek maskesi altında girişilen, ancak hakikat nazarında ise Üstad Bediüzzaman Hazretleri ve Risale-i Nur’un hukuklarına dehşetli bir tecavüz ve nurun düşmanları tarafından doksan senedir denenen her nevi hücumlara karşın bir türlü önü alınamayan büyük fütühat ve intişarına bir sed çekebilmek için, azim bir tahrib ve tahrifat olan sadeleştirme faaliyetinin

Asla Kabul edilemeyecek menfi bir fiil olduğunu, Tüm nur talebelerinin Risale-i Nur düsturlarına bağlı kalarak ellerinden gelen bütün imkanları istimal ederek neşretmeleri azami derecede elzemdir.

Risale-i Nur’un lisanına, manalarına ve kısacası hukukuna açıkça dehşetli bir ilişmek anlamına gelen bu sahteleştirme faaliyetiyle ilgili olarak, Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’a ilişilmesinin ne anlama geldiğini ve bu fiili irtikab edenlerin hangi sıfatları taşıdıklarını, bakın Risale-i Nur’da hangi tabirlerle ifade ediyor ve ilgili tahrifatı yapanları ve bu azim cinayeti irtikab edenleri hararetle destekleyenleri nasıl şiddetle ikaz, irşad ve tehdit ediyor.

Selam ve dua ile.




“Bundan (*) oniki sene evvel işittim ki, en dehşetli ve muannid bir zındık Kur'ana karşı su'-i kasdını tercümesiyle yapmağa başlamış ve demiş ki: "Kur'an tercüme edilsin, ta ne mal olduğu bilinsin." Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir plan çevirmiş. Fakat Risale-i Nur'un cerhedilmez hüccetleri kat'i isbat etmiş ki: Kur'anın hakiki tercümesi kabil değil ve lisan-ı nahvi olan lisan-ı Arabi yerinde Kur'anın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisan muhafaza edemez ve herbir harfi, on adedden bine kadar sevab veren kelimat-ı Kur'aniyenin mu'cizane ve cem'iyetli tabirlerinin yerini, beşerin adi ve cüz'i tercümeleri tutamaz, onun yerinde camilerde okunmaz diye Risale-i Nur her tarafta intişarıyla o dehşetli planı akim bıraktı. Fakat o zındıktan ders alan münafıklar, yine şeytan hesabına Kur'an güneşini üflemekle söndürmeğe ahmak çocuklar gibi ahmakane ve divanecesine çalışmaları sebebiyle, bana gayet sıkı ve sıkıcı ve sıkıntılı bir halette bu Onuncu Mes'ele yazdırıldı tahmin ediyorum.

(Şualar sh 253)



Risale-i Nur'a ve şakirdlerine ilişenler maskara olurlar...

(Tarihçe-i Hayat sh 550)



Bize ilişenler, anarşilik ve belki komünistliğe zemin ihzar ediyorlar.

(Emirdağ Lahikası-1 - sh 31)



Şimdi bir risaleye ilişmek; vatan, millet maslahatına tamamen zıddır.

(Emirdağ Lahikası-2 – sh 243)



Risale-i Nur'a ilişenler kat'iyyen bilsinler ki; onların ilişmesi, anarşilik hesabına vatan ve millete ve asayişe düşmanlıktır.

(Kastamonu Lahikası sh 241)



Bize ilişen, doğrudan doğruya imana tecavüz eder. Onları, Cenab-ı Hakk'a havale ediyoruz.

(Kastamonu Lahikası sh 131)



Risale-i Nur'un -ekseriyet-i mutlaka- eczalarına ilişenler, herhalde bilerek veya bilmeyerek anarşilik hesabına vatana ve millete ve hakimiyet-i İslamiyeye hiyanet ederler.

(Tarihçe-i Hayat sh 557)



Risale-i Nur Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın taht-ı tasarrufunda olduğundan, ona uzanan, ilişmek isteyen her el kırılır ve her dil kurur.

(Emirdağ Lahikası-1 – sh 99)



Bana eziyet verip rakibane ilişen adam düşünsün ki o muamelesi zındıka ve imansızlık namına imana ilişmek hükmüne geçer.

(Tarihçe-i Hayat sh 274)



Şimdiye kadar çok tecrübelerle Risale-i Nur'un serbest intişarıyla belaların ref'i ve ona ilişmek ve susturulmakla belaların gelmesi sabit olmuş.

(Emirdağ Lahikası-1 – sh 230)



Bu ehl-i dünya, bu Anadolu halkı Risale-i Nur'a girmeseler de ilişmesinler. Eğer ilişseler; yakında bekleyen yangınlar, tufanlar, zelzeleler ve taunların istilasına uğrayacaklarını düşünsünler, akıllarını başlarına alsınlar.

(Kastamonu Lahikası sh 131)



Biz, bir himayet ve inayet altındayız. Bize ilişenler ahirette şiddetli tokatlar yiyecekleri gibi, dünyada dahi bir kısmı çabuk çarpılır.

(Emirdağ Lahikası-1 – sh 288)



Bu hadiseden müteessir olup çekinmeyiniz. Bilakis çalışmanızı ziyadeleştirin ki, tecrübe-i meydan-ı imtihanda muvaffak olasınız. Risale-i Nur'a sık sık ilişirler, fakat bir halt edemezler. Çünki Gavs-ı A'zam (K.S.) ve İmam-ı Ali (R.A.) gibi zatların himayeleri ve duaları berekatına, Hafız-ı Hakiki hıfzeder.

(Kastamonu Lahikası sh 203)



Bu Ramazan-ı Şerif'te afaka bakmamak ve dünyayı unutmağa çok muhtaç olduğum halde; maatteessüf, dünyaya arasıra bakmağa bizi mecbur ediyorlar. İnşaallah, bu bakmakta niyetimiz hizmet-i imaniye olduğundan; o da bir nevi ibadet sayılır.

Evet size iliştikleri gibi, bize de ayrı ayrı suretlerde tecavüzlerini ihsas ediyorlar. Fakat Cenab-ı Hakk'a şükür ki, onların tecavüzleri aks-ül amel nev'inde, Risale-i Nur'un fütuhatına yardım ediyor. İstanbul'daki ihtiyar adamın itirazı münasebetiyle kahraman Nazif yazıyor ki; o itiraz, Risale-i Nur'un İstanbul'da fütuhat yapmağa ve parlamağa vesile oldu. Ve bize karşı başka cihetlerde küçücük tecavüzler de öyle netice veriyor.

(Kastamonu Lahikası sh 182)



Doktor Duzi'nin vesair zındıkların eserlerine ilişmemek, Risale-i Nur'a ilişmek, gazab-ı İlahinin celbine bir vesile olabilir diye korkuyoruz. Cenab-ı Hak size insaf ve merhamet ve bize de sabır ve tahammül ihsan eylesin. Amin!

(Emirdağ Lahikası-1 - sh 23)



Size yazmıştık ki, muarızlara adavetle mukabele etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar, ehl-i takva, ehl-i ilme karşı dostane vaziyet alınız. Fakat bu noktaya dikkat ediniz ki, Risale-i Nur'un zararına ve şakirdlerinin salabet ve metanetlerine ilişecek bir tarzda daireniz içine sokmayınız. Öyleler niyet-i halise ile girmezse, belki fütur verirler. Eğer enaniyetli ve hodfüruş ise, Risale-i Nur şakirdlerinin metanetlerini kırarlar; nazarlarını, Risale-i Nur'un haricine çekip dağıtırlar. Şimdi çok dikkat ve metanet ve ihtiyat lazımdır.

(Kastamonu Lahikası sh 202)



Risale-i Nur'a ilişenler tokatlar yerler, yüzer vukuat şahiddir. Fakat Risale-i Nur tokatlarda istimal edilmez ve niyet ve kasd ile tokatlar gelmez. Çünki sırr-ı ihlas ve sırr-ı ubudiyete münafidir. Bizler, bize zulmedenleri, bizi himaye eden ve Risale-i Nur'da istihdam eden Rabbimize havale ediyoruz.

(Kastamonu Lahikası sh 262)



Derler: "Said'in nüfuzu var. Eserleri hem tesirli, hem kesretlidir. Ona temas eden, ona dost olur. Öyle ise, onu her şeyden tecrid etmek ve ihanet etmekle ve ehemmiyet vermemekle ve herkesi ondan kaçırmakla ve dostlarını ürkütmekle nüfuzunu kırmak lazımdır" diye hükumeti şaşırtır, beni de dehşetli sıkıntılara sokarlar. Ben de derim:

Ey bu millet ve vatanı seven kardeşler! Evet o münafıkların dedikleri gibi, nüfuz var. Fakat benim değil, belki Risale-i Nur'undur. Ve o kırılmaz, ona iliştikçe kuvvetleşir. Ve millet ve vatan aleyhinde hiçbir vakit istimal edilmemiş ve edilmez ve edilemez.

(Emirdağ Lahikası-1 - sh 18)



Kardeşlerim, bu geniş hücum, Risale-i Nur'un fütuhatına karşıdır. Fakat anladılar ki; Nurlara iliştikçe daha ziyade parlar, ders dairesi genişlenip ehemmiyet kesbeder ve mağlub olmaz. Yalnız "sırran tenevverat" perdesi altına girer. Onun için planı değiştirdiler, zahiren Nurlara ilişmiyorlar. Biz madem inayet altındayız, elbette kemal-i sabır içinde şükretmeliyiz.

(Şualar sh 485)

Evet Kur'an; Arşı Ferş ile bağlamış bir zincir, bir Hablullahdır. Cazibe-i umumiyeden ziyade zemini muhafaza ediyor. İşte, bu Kur'an-ı Azimüşşan'ın hakiki ve kuvvetli bir tefsiri olan Risale-i Nur; bu asırda, bu vatanda, bu millete yirmi seneden beri te'sirini göstermiş büyük bir ni'met-i İlahiyye ve sönmez bir mu'cize-i Kur'aniyedir. Hükümet, ona ilişmek ve talebelerini ondan ürkütüp vazgeçirmek değil, belki onu himaye etmek ve okunmasına teşvik etmek gerektir.

(Tarihçe-i Hayat sh 562)



Ben bu köyde ümid etmiyordum ki, benim en ziyade itimad ettiğim ve tam ahlaklarına ve diyanetlerine kanaat ettiğim Mustafa Çavuş, Süleyman Efendi gibi kardeşlerimi tenkid etsinler. Zannederdim ki, ben gittikten sonra, burada benim yerimde, bana ettikleri hürmeti onlara edecekler. Ümidim budur ki, köy halkının yüzde doksanı onların kıymetini takdir edecekler. Birkaç insafsızlar tenkid ededursunlar, o tenkidlerden ne çıkar? Bunlara ilişmek, doğrudan doğruya bana ilişmektir.

(Barla Lahikası sh 200)



Elhasıl: Madem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz, onlar da bizim ahiretimize, imani hizmetimize ilişmesinler!

(Tarihçe-i Hayat sh 402)



Ey din ve ahiretini dünyaya satan bedbahtlar! Yaşamanızı isterseniz bana ilişmeyiniz. İlişseniz, intikamım muzaaf bir surette sizden alınacağını biliniz, titreyiniz! Ben rahmet-i İlahiyeden ümid ederim ki, mevtim hayatımdan ziyade dine hizmet edecek ve ölümüm başınızda bomba gibi patlayıp, başınızı dağıtacak. Cesaretiniz varsa ilişiniz. Yapacağınız varsa göreceğiniz de var."

(Şualar sh 434)

Bediüzzaman Said Nursi