Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 3/8 İlkİlk 1234567 ... SonSon
72 sonuçtan 21 ile 30 arası

  1. #21
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Yirmi sekizinci cümle:


    "İşte, şu adam, sû-i fehminden, akılsızlığından anlamıyor ki, bu adi bir iş değildir" O.M.

    "İşte şu adam, anlayışsızlığından ve akılsızlığından, bunun basit bir iş olmadığını fark edemedi" S.M.


    Bu cümlede tek anlaşılmayan terkib "sû-i fehminden" terkibidir. Bu da cümle içinde anlaşılabilmektedir. Dolayısıyla bunun dışında yapılan değişiklikler, doğrudan tahrif ve tahrib hesabına geçmektedir ve öyle değerlendirilir.

    1. "Sû-i fehm" terkibi "anlayışsızlık" olarak çevrilmiş. "Sû" nun manası "kötü", "fehm" in manası ise "anlayış" tır. Bu terkibin manası "kötü anlayış" tır. "Anlayışsızlık" akıl eksikliğinin neticesidir. "Kötü anlayış" ise insanın bakış açısıyla ilgili bir durumdur. Yani akılsızlıkla ilgili değildir. Orjinal metindeki "akılsızlık" "sû-i fehm" den kaynaklı bir akılsızlık olması muhtemeldir ki, hemen bu terkibin ardından kullanılmıştır. Yani o adam hakikatte akıllıdır, ancak aklını kötüye kullanmasından dolayı "akılsız" tabir edilmiştir Allahu alem. Ebu Cehil çok akıllı olmasına rağmen, aklını batıla kullanmasından dolayı "Cehaletin babası" ünvanını almıştır. İşte burdaki akılsızlık buna benzer bir akılsızlığı ifade eder. Tahrif edilmiş metinde ise adamın tamamen "akılsız" olduğu manası hakimdir. Bu ise manayı tamamen bozan bir değişikliktir.

    2. "Anlamıyor ki" "fark edemedi" şeklinde çevrilmiş. Orjinal metinde "sû-i fehm ve akılsızlığın" ifadeleri "anlamıyor ki" yi gerekli hale getirmiştir. Tahrif edilmiş metinde ise "anlayışsızlık ve akılsızlığın" neticesi "fark edememek" olmuştur. "Anlamak" akılla, aklın kullanımıyla ilgili bir durumken, "fark etmek" sadece akılla ilgili bir durum değildir. Bu da manayı tamamen bozan bir değişikliktir.

    3. Cümlenin son kısmı, muhtemelen ihanete, cinayete, tahrife ve tahribe bir delil daha olması için değiştirilmiştir. Çünkü "bu adi bir iş değildir" anlaşılmayan bir terkib değildir. Bunu "bunun basit bir iş olmadığını" şeklinde çevirmek, ters-düz yapmak, metni anlaşılır hale getirmek değildir.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #22
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Yirmi dokuzuncu, otuzuncu ve otuz birinci cümleler:

    Bu işler tesadüfî olamaz. Bu acip işler içinde garip esrar var. Ve pek büyük bir işleyici var olduğunu intikal etmedi. O.M.

    Bu tuhaf hadiselerin arkasında garip sırların ve pek büyük bir işleyicinin var olduğunu kavrayamadı; oysa bu işler tesadüfi olamaz. S.M.


    Öncelikle bu cümlede anlaşılma ihtimali zor olan tek kelimenin "intikal" olduğunu belirtelim. Fakat bu kelimenin manasından başka şu kısımda değişmeyen yer kalmamış. Dolayısıyla anlaşılan diğer kısımları, anlaşılsın diye değiştirmek, bu işi yapanların niyetlerinin, samimi olduğuna inanmayı, imkansız hale getiriyor.

    1. Yayıncı notundan:

    "Anlamayı kolaylaştıracağı düşünülen yerlerde, kelimelerin bugünkü karşılıklarının seçilmesinin yanında, uzun cümleler bölündü ve aynı malzemeyle yeniden kuruldu."

    Yayıncı kuruluşun yalanının en bariz ortaya çıktığı kısımlardan birisi de bu kısım. Güya anlamayı kolaylaştırsın diye uzun cümleleri kısaltıklarını, hem dahi kelime karşılıklarının verildiği yalanını ve aynı malzeme ile yeniden kurulduğunu söylüyorlar. Yaptıkları iş ise tersini söylüyor. Burada 3 tane kısa ve anlaşılır cümle, anlaşılmasın, iyice karışsın, bozulsun diye, uzun tek bir cümleye dönüştürülmüş. Ki 3 cümleyi ayrı ayrı okuduğunuzda anlama sorunu ile karşılaşmazsınız. Hem sadece kelime karşılıkları verilmiyor, cümleler resmen altüst ediliyor, tamamen keyfi ve lüzumsuz hiçbir fayda sağlamayan, aksine cümleyi daha da anlaşılmaz hale getiren şekillerde değiştiriliyor.

    Bahsettiğimiz "intikal etmedi" ifadesi dahi, geriden gelen cümlelerden ve cümlenin içindeki olumsuzluk ifadelerinden gayet net bir şekilde anlaşılmaktadır. Tahrif edilmiş metinde ise farklı bir anlatım tarzı var. Cümleyi uzun bir cümle yaptıkları dahi yetmemiş, başıyla sonunu yer değiştirmek, ters-düz etmek suretiyle cümlelerin yapısını tamamen bozmuşlar. Tahrifçiler cümleyi uzatmakla hem fazladan ilavelere gerek duymuşlar, hem de anlaşılmasına en ufak bir katkı sağlamamışlardır.

    2. "Bu işler tesadüfî olamaz" cümlesi orjinaldeki yerinden alınıp, sona getirilmiş ve "oysa bu işler tesadüfi olamaz" şeklinde değişime uğramış. Cümlelerin yapısını bozmak, başka değişiklikleri de gerekli hale getirdiği burdan anlaşılabilir. "Oysa" ilavesi bu lüzumsuz değişikliğin bir neticesidir.

    3. "Bu acip işler içinde garip esrar var" "Bu tuhaf hadiselerin arkasında garip sırlar....var" şeklinde değiştirilmiş. "Acip" kelimesinin lugattaki karşılığı "tuhaf" değil, "hayret verici, şaşırtıcı şey" dir. Her tuhaf şeyin insanı şaşırttığı ve hayrete düşürdüğü söylenebilir mi ? Sonra "işler içinde" "hadiselerin arkasında" şeklinde değiştirilmesi ne kadar saçmadır, herkes anlayabilir. Öncelikle "işler ve içinde" kelimelerinin anlaşılmayan kelimeler olduğunu tahrifçi zihniyetten başka kim iddia edebilir ? Ve bunların yerine getirilen "hadise ve arka" kelimeleri bunlardan daha anlaşılır kelimeler midir ? Sonra "iş" in anlamı, "hadise" midir ? Hem "içinde" nin anlamı hangi lugatta "arkasında" diye geçer ? Birşeyin "içinde" olmakla "arkasında" olmak aynı şey midir ? Bu değişiklikler yapılırken sadeleştirme niyeti bile olmadığı açık ve net değil mi ? Ve bu niyetle yapılmadığı ortaya çıktıktan sonra, buna ihanet, tahrip, tahrif, cinayet, hıyanet, kıskançlık, cehalet isimlerinden birini vermek lazım gelmez mi ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #23
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Otuz ikinci cümle:

    Şimdi bunun kalbi ve ruh ve aklı şu elîm vaziyetten gizli feryad ü figan ettikleri halde, nefs-i emmâresi, güya birşey yokmuş gibi tecâhül edip, ruh ve kalbin ağlamasından kulağını kapayıp, kendi kendini aldatarak, bir bahçede bulunuyor gibi, o ağacın meyvelerini yemeye başladı. O.M.


    Kalbi, ruhu ve aklı şu elemli vaziyetten içten içe feryat ettiği halde, nefs-i emmaresi, güya bir şey yokmuş gibi bilmezden gelerek ruhunun ve kalbinin ağlamasına kulağını tıkayıp kendini aldattı, adam sanki bir bahçedeymişçesine o ağacın meyvelerini yemeye başladı. S.M.

    Bu uzun cümlede, anlaşılamayacak tek bir kelime "tecâhül" kelimesidir. Bunun dışındaki "elîm, feryad ü figan ve nefs-i emmâre" kelime ve terkibleri çok kullanılmasa da bilinen kelimelerdir. Buna rağmen cümlenin hemen her tarafı değiştirilmiş, tahrif edilmiştir.

    1. Baştaki "şimdi bunun" kısmı kaldırılmış. Daha önce de bu değişikliğin tersine şahit olmuştuk. İşte tahrifçilerin keyfen bu işi yaptıklarına bir delil daha. Yirmi üçüncü, yirmi dördüncü ve yirmi beşinci cümleleri hatırlayalım..

    Yirmi üçüncü ve yirmi dördüncü cümle:

    "Başını kaldırmış, otuz arşın yukarıdaki ayağına takarrüp etmiş. Ağzı kuyu ağzı gibi geniştir." O.M.

    "Ağzı, kuyu ağzı gibi geniş olan o ejderha başını kaldırmış, adamın otuz arşın yukarıdaki ayağına yaklaşmıştı." S.M.


    Yirmi beşinci cümle:

    "Kuyunun duvarına baktı, gördü ki, ısırıcı muzır haşarat,etrafını sarmışlar"

    "
    Sonra adam kuyunun duvarına baktı, gördü ki etrafını ısırıcı, zararlı böcekler sarmış"


    Bu cümlelerde "adam" diye gerideki cümlelerde belirtilmesine rağmen, ayrıca belirtme gereği duydukları halde, bu otuz ikinci cümlede neden "şimdi bunun" terkibini kaldırmışlardır ? Bu yaptıkları tamamen keyiflerine göre davrandıklarını göstermiyor mu ? Müellifinin "adam" diye belirtmediği yerlerde belirteceksin, "adam" diye belirttiği yeri de kaldıracaksın, sonra da buna iyi niyet diyeceksin..İnsan iyi niyet beslediği, saygı duyduğu müellifin, nerde "adam" diye belirtip, nerde belirtmeyeceğine karışır mı ?

    2. "Kalbi ve ruh ve aklı", "kalbi, ruhu ve aklı" şeklinde değiştirilmiş. Manayı çok, belki de hiç etkilemiyor olabilir, ama bir o kadar da gereksiz ve keyfi bir değişiklik olduğu aşikar bellidir.

    3. "Elîm" yerine "elemli" kelimesi tercih edilmiş. Gayet kolay anlaşılabilecek bir kelimedir. Eğer ki bu kelime anlaşılmıyorsa, "elemli" de anlaşılmayan bir kelimedir.

    4. "Gizli feryad ü figan ettikleri halde" "içten içe feryat ettiği halde" şeklinde değiştirilmiş. Buradaki değişiklikler de yapılan işin samimiyetten ziyade keyfiyet olduğunu gösteriyor. Mesela "gizli" kelimesine "içten içe" şeklinde mana verilmiş. Cümle içindeki manası bu şekilde olması muhtemeldir, ancak "gizli" kelimesini anlamıyacak birinin, kitap okuyabildiğini de sanmıyorum. Ya da "gizli" kelimesini bilmeyen insan hangi kelimeleri biliyor olabilir ? Mesela bu cümledeki "vaziyet, ruh" gibi kelimeleri biliyor olabilir mi ?

    Sonra "feryad ü figan" "feryad" mı demektir ? "Feryad" demek ise, orjinalinde kelimenin arkasına "ü figan" ilavesi boşuna mı yapılmış ? Ordaki "ü figan" ilavesi, Allahu alem, feryadın şiddetine bir vurgu manası taşır. Tahrif edilmiş metinde ise, sadece "feryat" denmekle bu mana daraltılmıştır.

    Sonra "ettikleri halde" yerine "ettiği halde" tercih edilmiş. Bu da keyfiyetin delillerinden. Yani bu işte keyfiyet, samimiyetin önüne geçmiş, her satırda görüyoruz.

    5. "Ruh ve kalbin ağlamasından kulağını kapayıp" "ruhunun ve kalbinin ağlamasından kulağını tıkayıp" şeklinde değiştirilmiş. Hem mana kısmen bozulmuş, hem tamamen lüzumsuz değişiklikler yapılmış. "Ruh ve kalbin ağlamasından" terkibi, misal verilen kişi üzerinden, onun gibi olanların haline atıfta bulunuyor. "Ruhunun ve kalbinin ağlamasından" terkibi ise, sadece kişinin kendine has olan bir halini belirtiyor. Bu da manayı kısmen bozan bir değişikliktir. Ve orjinal kısımda anlaşılmayan bir kelime olmadığı halde bu lüzumsuz değişiklikler yapılmıştır. Tamamen anlaşılması zor olan bir yerde, cümlenin manasına etki eden bir değişiklik, hata olmakla beraber, bir derece mazur görülebilir. Ancak hiç anlaşılmayan bir kelime olmadığı halde, hem değişiklik yapmak, hem de manaya etki etmek, iyi niyetli olduğunu söylemekle veyahut muhtelif mazeretlerle telafi edilemez.

    Hem "kulağını kapayıp" yerine "kulağını tıkayıp" konulmuş. "Kapamak" fiil olarak, belki günde yüzlerce kez yaptığımız bir iştir. Ağzımızı kaparız, gözümüzü kaparız, kapıyı kaparız vs.. Tıkamak fiili ise o kadar hayatımızın içinde olan birşey değildir. Şimdi insaf ehline soralım. Burdaki "kapayıp" ı "tıkayıp" yapmanın kime nasıl bir faydası vardır ? Sadeleştirilmiş eseri savunanlardan biri çıksın desin ki, "ben "tıkayıp" şeklinde okuduğumda daha iyi anladım." İşte bariz keyfiyet misallerinden biri daha. Bu kadar basit kelimeleri sırf bişeyleri değiştirmiş olmak için değiştirenlere "samimiyet" kelimesi hiç mi hiç yakışmıyor..Hele ki "iyi niyetli" vasfı asla yakışmıyor. İnşaallah bu hatalarını kendileri de itiraf edip bu faaliyetlerinden vazgeçerler..

    6. "Kendini aldatarak" "kendini aldattı" şeklinde değiştirilmiş. Bu değişiklikle hem cümlenin şekli şemali de bozulmuş ve hem de çok lüzumsuz bir iş yapılmış. Zira cümleyi bu şekilde değiştirmenin ekstradan bir fayda sağladığını kimse iddia edemez.

    7. "Bir bahçede bulunuyor gibi" "adam sanki bir bahçedeymişçesine" şeklinde değiştirilmiş. Orjinalinde olmayan "adam" buraya konmuş. Cümlenin başında da tersi bir durum mevcuttu. Yine fazladan bir "sanki" ilave edilmiş. Ve "bahçede bulunuyor gibi" "bahçedeymişçesine" şeklinde değiştirilerek, katmerli bir tahrifat daha yapılmış. Oysa orjinal kısımda hem anlaşılmayan kelime yoktur, hem de gayet düzgün bir terkibtir. Tahrif edilmiş metinde ise hem fazladan ilaveler yapılmış ve hem de okuması bile sıkıcı olan çok saçma değişiklikler yapılmıştır.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #24
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Otuz üçüncü cümle:

    Halbuki o meyvelerin bir kısmı zehirli ve muzır idi.
    O.M.

    Halbuki o meyvelerin bir kısmı zehirli ve zararlıydı. S.M.


    Bu kısa cümledeki tek değişiklik "muzır" kelimesine "zararlı" manası verilmek suretiyle yapılmıştır. Sadeleştirme adı altında yapılan her fiilin hata olduğunu hatırlatmakla beraber, bu değişikliğin cümlenin manasını ya da yapısını bozmadan yapılan, ender değişikliklerden olduğunu söyleyebiliriz.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #25
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Otuz dördüncü cümle:
    Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş: اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى Yani, “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.” O.M.

    Bir kutsî hadiste Cenâb-ı Hak اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى yani “Kulum beni nasıl tanırsa ona öyle muamele ederim.” buyurmuş. S.M.


    Cümle içinde bilinmeyen sadece "hadis-i kudsî" terkibi olabilir. Onun da manasının verilmediğini görüyoruz. Buna rağmen yine keyfi ve lüzumsuz değişikliklere gidilmiş..

    1. "Hadis-i kudsî" "kutsî hadis" şeklinde değiştirilmiş. Her iki şekilde de aynı manayı verdiğinden ve aynı şekilde anlaşıldığından, lüzumsuz bir değişiklik olmuş.

    2. "Buyurmuş" fiili cümlenin ilk kısmından kaldırılıp, sonuna konulmuş. Tamamen keyfi ve lüzumsuz bir değişiklik daha.

    3. Orjinalindeki "onunla" "ona" şeklinde değiştirilmiş. Müellifini yanlış yazmakla itham eden ya da dikkatsizlik sonucu ortaya çıkan bir bir değişiklik olsa gerek.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #26
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Otuz beşinci cümle:

    İşte bu bedbaht adam, sûizan ve akılsızlığıyla,
    gördüğünü adi ve ayn-ı hakikat telâkki etti ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek. O.M.


    İşte bu talihsiz adam, su-i zannı ve akılsızlığı yüzünden şahit olduğu hadiseleri basit ve hakikat zannetti, öyle de muamele gördü, görüyor ve görecek! S.M.

    Cümle içinde bilinmeyen ya da az bilinen kelimeler: "bedbaht, sûizan, ayn-ı hakikat, telâkki" kelimeleridir. Dolayısıyla bu kelimelerin manaları verildiğinde, en az hata ile, hata olan sadeleştirme maksadı yerine gelmiş olur. Demek ki fazladan yapılan değişiklikler, sadeleştirmeden başka gayelerin de olduğunu gösteriyor.

    1. "Sûizan ve akılsızlığıyla" "su-i zannı ve akılsızlığı yüzünden" şeklinde değiştirilmiş. Orjinalinde anlaşılmayan birşey var mıdır soruyoruz ? Ve tahrif edilmiş metinde, hem kelimelere ilave koymak, hem de orjinalinde olmayan "yüzünden" ilavesini koymak, hangi hikmete binaendir ? "Sûizan" kelimesinin bile anlamı verilmezken, diğer değişikliklerle bu kısmın daha iyi anlaşılacağı nasıl söylenebilir ?

    2. "Gördüğünü" "şahit olduğu hadiseleri" şeklinde değiştirilmiş. Yine soruyoruz; orjinalinin neresi anlaşılmıyor ve "görmek" fiili mi yoksa "şahit olmak" fiili mi daha çok bilinir, tahrifçiler ve onları savunanlar, ellerini vicdanlarına koyup cevap versinler ? En iyi bildiğimiz tek bir kelimeyi, daha az bilinen kelimelerle uzatmaktaki maksad nedir ?

    3. "Ve ayn-ı hakikat telâkki etti" "ve hakikat zannetti" şeklinde değiştirilmiş. "Ayn-ı hakikat" "gerçeğin, hakikatin ta kendisi, hakikatın aynısı" manasındadır. Demek ki bu işi yaparken, azami dikkat ve titizlik gösterilmemiştir. Ve bu söyledikleri söz bir yalandan ibarettir.

    4.

    "Ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek."

    "öyle de muamele gördü, görüyor ve görecek!"


    Yine soruyoruz, buradaki "ve" bağlaçlarının ne zararı vardı ki, ya da metnin anlaşılmasına ne manisi vardı ki kaldırıldı ? "Çok önemli bir değişiklik değil" diyenlere cevabımız; Önemli değilse neden değiştirildi ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #27
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Otuz altıncı cümle:

    Ne ölüyor ki kurtulsun, ne de yaşıyor; böylece azap çekiyor. O.M.

    Ne ölüp kurtuluyor ne de yaşıyor, böylece azap çekiyor. S.M.

    Bu cümlede anlaşılmayan tek bir kelime dahi yoktur. Buna rağmen cümlede değişikliğe gidilmesindeki maksat nedir ? Maksat anlamaksa buyrun anlaşılan bir cümle karşımızda duruyor, o halde neden değiştirilsin ?

    1. "Ne ölüyor ki kurtulsun" "ne ölüp kurtuluyor" şeklinde değiştirilmiş. Orjinalinde anlaşılmayan nedir ve yerine getirilen terkibin anlaşılması için getirdiği fayda nedir ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #28
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Otuz yedinci ve otuz sekizinci cümle:

    Biz de şu meş’umu bu azapta bırakıp döneceğiz. Ta öteki kardeşin halini anlayacağız. O.M.

    Biz de şu uğursuzu azap içinde bırakıpöteki kardeşin haline bakacağız: S.M.

    Bu iki cümlede anlaşılması zor olan tek kelime "meş'um" kelimesidir. Dolayısıyla bu kelimenin manası verildiğinde, anlaşılmaya yönelik gaye yerine gelmiş olacaktır. O halde sadece bu kelime için yapılan tahrifata göz atalım ki tek gayenin anlaşılması olmadığını bir kez daha görelim..

    1. "Bu azapta bırakıp" "azap içinde bırakıp" şeklinde değiştirilmiş. Orjinalinde anlaşılmayan ne var ki böyle bir değişikliğe gerek duyulmuştur ?

    2. 2 cümleyi tek cümle yapmakta nasıl bir faide vardır ? Hem bu kolay olanı zorlaştırmak değil midir ? Ki zaten Yayıncı Notu nda burada yapılanın tersini, yani uzun cümlelerin bölündüğünü söyleyenler siz değil miydiniz ?

    3. "Ta" işaret sıfatının kaldırılmasındaki hikmet nedir ?

    4. "Halini anlayacağız" "haline bakacağız" şeklinde değiştirilmiş. Anlamakla bakmak aynı şey midir ? Dahası orjinalindeki hangi kelime anlaşılmıyor ki böyle saçma ve lüzumsuz bir değişikliğe gidilmiştir ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #29
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Otuz dokuzuncu ve kırkıncı cümleler:

    İşte şu mübarek akıllı zât gidiyor. Fakat biraderi gibi sıkıntı çekmiyor. O.M.

    İşte sağ yolda giden şu mübarek, akıllı adam, kardeşi gibi sıkıntı çekmez. S.M.

    Orjinal cümlelerde anlaşılmayan tek kelime yoktur.

    1. İki cümle tek cümleye dönüştürülmüş. Bu da Yayıncı Notu ndaki uzun cümleleri böldükleri yönündeki beyanatlara zıt bir durum. Aksine kısa olan yerleri uzattıklarına daha çok şahit oluyoruz.

    2. Cümledeki anlatım tarzı tamamen değiştirilmiş. Aynı şeyi anlatsa da hiç lüzumu olmadığı halde üslub bozulup değiştirilmiş. Mesela orjinalinde birleşik olan "İşte şu" ile "mübarek" arasına "sağ yolda giden" gibi alakasız bir terkib konulmuş. Hatta orjinalinde hiç olmayan bir terkib bu aynı zamanda. Orjinal metinde mübarek akıllı zâtın gittiğinden bahsediliyor, tahrif edilmiş metinde ise sağ yolda gittiğinden bahsediliyor.

    3. "Akıllı zât" "akıllı adam" olarak değiştirilmiş. "Zât" nasıl bilinmeyen kelimeler arasında olabilir hayret ?

    4. "Fakat" bağlacı tamamen kaldırılmasında nasıl bir hikmet olabilir ya da bu bağlacı okuyanların cümleyi anlayamayacaklarını iddia edip kaldırana ahmak dense çok mu olur ?

    5. Eğer "birader" bilinmeyen bir kelime olarak düşünülmüşse, "mübarek" ondan daha da çok bilinmeyen bir kelimedir, ama "mübarek" kelimesi olduğu gibi yerinde duruyor. Hatta İngilizce bilip Türkçeyi az çok bilen biri bile okusa, "birader" i anlar ama mübareği anlamayabilir. Çünkü İngilizcede "brother" "kardeş, erkek kardeş" gibi anlamlara gelir. Az çok bir çağrışım yapması mümkündür. Kısacası şu iki cümlede anlaşılmayan tek bir kelime olmadığı halde, yapılan değişiklikler ne ile izah edilebilir ?

    6. "Sıkıntı çekmiyor" ile "sıkıntı çekmez" aynı şey midir ? En azından zaman olarak aynı manayı mı ifade ediyor ? Orjinal halinde anlaşılmayacak neresi var bu kısmın ? Fiillerin zamanları ile oynamak ve onları değiştirmek anlamayı nasıl kolaylaştırabilir ? Evet tahrifçiler bu saçmalıklarının hiçbirisine cevap veremezler. Çünkü bu konuda konuşsalar mantıklı izahı olmadığndan daha da maskara olacaklardır.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #30
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirme Analizi - Sekizinci Söz

    Kırk birinci cümle:

    "Çünkü güzel ahlâklı olduğundan güzel şeyleri düşünür, güzel hülyalar eder, kendi kendine ünsiyet eder." O.M.

    "Güzel ahlâklı olduğundan güzel şeyler düşünür, güzel hülyalar kurar, iç huzuruna erer." S.M.


    Bu cümle içinde anlaşılması diğerlerine göre bir derece zor olan sadece "ünsiyet" kelimesidir. Haliyle bu kelimenin manası verildiğinde sadeleştirme dedikleri hatalı maksatları yerine gelmiş olacaktır. Ancak bu cümlede de öyle olmadığını görüyoruz. Belki anlaşılamayacak olan tek kelime o olmasına rağmen, cümlenin diğer anlaşılan kısımlarında da değişikliğe gidilmiştir hem de faydasından çok zararı olan değişiklikler. Demekki "anlaşılsın diye yapıyoruz" sözleri boşadır, doğru değildir.

    1. "Çünkü güzel ahlaklı olduğundan" "güzel ahlaklı olduğundan" şeklinde değiştirilmiş. "Çünkü" bağlacı kaldırılmış ve mana kısmen bozulmuştur. Ve kaldırılma sebebinin, ne edebiyat kuralları çerçevesinde, ne de sadeleştirme mazereti altında hiçbir şekilde izahı mümkün değildir.

    2. "Güzel şeyleri düşünür" "güzel şeyler düşünür" şeklinde değiştirilmiş. Haydi bunda hüsn-ü zan edelim, bir harf gözden kaçtı diyelim.

    3. "Güzel hülyalar eder" "güzel hülyalar kurar" şeklinde değiştirilmiş. Hiçbirşekilde anlaşılmasına katkı sağlamayan bir değişiklik. Ve dahi "eder" anlaşılmayacak bir fiil değil. Hem dahi "kurar" ın manası "eder" değil.

    4. "Kendi kendine ünsiyet eder" "iç huzuruna erer" şeklinde değiştirilmiş. İç huzuruna ermekle, kendi kendine ünsiyet etmenin, dostluk etmenin ne ilgisi var ? Anlaşılan tahrifçiler kelime manalarını vermeyi de bırakmışlar, cümleden anladıklarını yazmaya başlamışlar.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222