GÜLEN HOCA SAHDELEŞTİRMEYLE ALAKALI KONUŞSUN

Malum komite namına hareket eden gizli ve saklı bir şahıs yahud şahıslar bir yazı neşr edip gülenin sadeleştirmeyle hiç bir alakası olmadıgına yönelik sözler söylemişler.Sitelerindede neşr etmişler.

Hocanın her daim bülbül gibi her mevzuda şakıyan dili ve nefesi bu hususta lâl kaldıgından ismi cismi meçhul zatlar devamlı namına nabız yoklayıp birşeyler fısıldıyorlar.

Bizde evvelde yazdığımız bir suali soruyoruz :

Risale-i Nur'un tahrif edilmesi ve mubarek kelimelerine tecavüz edilip degiştirilmesi üzerinden 1 (bir) yıldan fazla zaman geçti.

Bu süre zarfında bu işin bir numaralı müsebbibi olan Pensilvayada ikamet eden bir Hoca'ya 2 (iki ) adet mektub yazılarak;hem hususi kanallar ile telefon edilerek;defalarca mevzu hakkında sual edildi...Herşekilde sessizliğini koruyan ve bir cevab neşr etmeyi zul sayan aynı zat Mustafa SUNGUR agabeyin vefatından sonra bir taziye yayınladı ve gene mevzu hakkında suskunlugunu korudu.

Tamamen gizli;örtülü ve sinsi perde gerisinden icraat gösteren;mesturiyet perdesi altından hareket edip uhuvvet-i islamiyeye zarar verip;asla ve kella kimseyle istişare etmeyen ve muhatab almayan bu zat sessizliğini sürdürüyor.

Biz unutmuyoruz;unutmayacağız;hemde ahmak degiliz...Hukuku umumiyeye taalluk eden meselerde hiç bir kimse '' ben yaptım oldu '' şeklinde bir oldu bittiyle bu mevzuyu geçiştiremeyecektir...

Merhum Mustafa SUNGUR agabeyin LANET VE BEDDUASI bu guruhun ar damarı çatlamış;küstah;hak hukuk tanımaz;kuldan utanmaz beyin kademesini insafa getirmiyorsa vaziyet müşkildir.

Bu yazımızın ve diger bütün paylaşımlarımızın bu organizasyon tarafından cumle cumle okundugunu biliyor ve o şuurla tarihe not düşüyoruz...

Risale-i Nur'un varis ve vekillerini adam yerine koymayanları bizde adam yerine koymuyoruz.

Bu can bu kafeste oldugu ve Halık-ı kainat bizlere imkan verdiği muddetçe Risale-i Nur'ları tahrif eden malum cereyana karşı sert ve ikazlı mudafalarımız devam edecektir...

Risale-i Nur ne yetimdir;nede sahipsiz...

Meydan-ı istifadeye vaz'edilen eserler, mîrî malıdır; yani Kur'an-ı Hakîm'in tereşşuhatıdır. Hiç kimse, enesiyle onlara temellük edemez!...
Hizmet Rehberi ( 185 )

Fakat o sersem inad edip dedi:
"Yok, mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sahibsizdir. Herkes istediği gibi tasarruf edebilir.

Sözler(49)

deni-le-mez...

Yoksa o boşboğaz başıbozuktan, "mîrî malıdır" diye elinden alınıp, tecziye edilir.

Asa-yı Musa (240)

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

Kardeşlerin görsel şeklinde paylaştıkları yazının linki ..(editör )



Safvı Evvel Ağabeyleri Suistimal Etmek En Büyük Vartadır


Safvı evvel kelime anlamı olarak hizmette öncüler demektir onure etmektir. En büyük hata,safv-ı evvel ağabeylerimizin üstada olan sadakatlerini su-i istimal ederek kendi nefsi adavetini kusmaktır. Kendini nurcu gösteren bir kısım zevatların,sadeleştirme ihtilafından istifada ederek,ağabeyleri suistimal ederek,risale-i nur talebelerine hiç yakışmayacak çok çirkin tarzda üslup ile,uhuvvet bozucu fitne hareketlerine devam etmeleri çoklarının sabrını taşırmıştır. İşte kıymetli Eren Güventürk abimizin,bu zevatlar tarafından Muhterem Fethullah Gülen hocaefendiye atılan iftiralaralara ve iftiralar.org isimli iftiralara cevaplar verme gayretindeki sitemize edilen hakaretlere cevapları:

YAZINIZI SATIR SATIR CEVAPLIYORUZ

İDDİA:‘’Malum komite namına hareket eden gizli ve saklı bir şahıs yahud şahıslar bir yazı neşr edip gülenin sadeleştirmeyle hiç bir alakası olmadıgına yönelik sözler söylemişler.Sitelerindede neşr etmişler.’’

CEVABIMIZ:
BU iddiada müfteri,1- İslam üzerine olduğunu söyleyen bir cemaate saf zihinlerde farklı izlenimler uyandıracak olan "komite" tabiriyle hitab etmek hak ve hakkaniyete sığışmaz.

2- "Müslüman olduğunu iddia eden,lisanen kelime-i tevhidi zikreden bir insan,iç aleminde münafık dahi olsa,zahire bakılıp hükmedilir." kaidesince Fahr-i kainat efendimizin ismi her anıldığında göz yaşlarına garkolan Fetullah gülen hocaefendiye asker ahbabıymışcasına "gülenin" ifadesiyle hitap etmek edebe mügayirdir.

İDDİA:"Bu süre zarfında bu işin bir numaralı müsebbibi olan Pensilvayada ikamet eden bir Hoca'ya 2 (iki) adet mektub yazılarak;hem hususi kanallar ile telefon edilerek;defalarca mevzu hakkında sual edildi...Herşekilde sessizliğini koruyan ve bir cevab neşr etmeyi zul sayan aynı zat Mustafa SUNGUR agabeyin vefatından sonra bir taziye yayınladı ve gene mevzu hakkında suskunlugunu korudu."

CEVABIMIZ:
3- Hak usul bilmezlerin uhuvvet-i islama ilişmek için maksatlı çıkardıkları "Neden amerikadan gelmiyor" yaygarasına çanak tutarcasına "Pensilvanyada ikamet eden hoca" tabirini,dostane söyleşiye zül görüyoruz. Kaldı ki Muhterem hocaefendinin Amerika'da olmasını kader-i ilahi noktasından değerlendirmek,hizmet-i Kuraniye nokta-i nazarından bakmak münasiptir. Belki de O zatın ilm-i ezelide vazifeli olduğu yer orasıdır diye düşünmek yaptığı hizmetleri alkışmak icap eder. bakın risalelerde amerikaya dair ne güzel müjdeli ifadeler var;

"...bir vesile olabilir. Siz daha iyi bilirsiniz. Salahaddin in mektubu,birkaç cihette ehemmiyetlidir. Amerika alimleri,elbette Asa-yı Musa risalesine lakayt kalmayacaklar. Eğer dini,din için seven kısmının ellerine..." (Emirdağ Lâhikası | Bir Derece Mahremdir | 140)

"...pek gaddarane olan hakiki sureti görünmesiyle;elbette ve elbette,hiçbir şüphe yok ki,şimalde,garbde,Amerika'da emareleri göründüğüne binaen,nev-i beşer maşuk-u mecazisi olan..." (Emirdağ Lâhikası | Küçük Bir Haşiye | 216)

"...İsveç,Norveç,Finlandiya ve İngiltere’nin Kur’ân’ı kabul etmeye çalışan meşhur hatipleri ve Amerika’nın Din-i Hakkı arayan ehemmiyetli cemiyeti gibi,rûy-i zeminin geniş kıtaları ve büyük hükümetleri,Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh u canlarıyla sarılacaklar." Risale-i Nur Külliyatı | Sözler |Sayfa:141

"...Onun içindir ki,Hıristiyanların dünyaca en yüksek mertebede olanları,gurur ve enâniyetlerini muhafaza etmekle beraber,sabık Amerika Reisi Wilson gibi,mutaassıp bir dindar olur. mahz-ı tevhid dini olan İslâmiyet içinde,dünyaca..." Mektubat / Sayfa 347

"... diğer devlete ve dört yüz milyon nüfusa yakın ve onun müttefiki olan çin'e ve amerika'ya ve onlar ise zahir ve müttefik oldukları olan ... biri olmayan bir hükümetin memleketi,ekser asya,afrika,amerika,avustralya'ya karşı galibane harp edecek,hazret-i isa'nın vekaletini dava eden bir devletle beraber dine ..." Kastamonu Lâhikası | Birden İhtar Edilen Bir Mesele | 54

"... pek çirkin,pek gaddarane hakiki sureti görünmesiyle;elbette,hiçbir şüphe yok ki,şimalde,garpte,amerika da emareleri göründüğüne binaen,nev-i beşerin maşuk-u mecazisi ... kabulüne çalışan meşhur hatipleri ve din-i hakkı arayan amerika nın çok ehemmiyetli dini cemiyeti gibi,ru-yi zeminin kıt aları ve hükumetleri,kur'an-ı mucizü..." Emirdağ Lâhikası | Küçük Bir Haşiye | 216

... ila ahir…Dikkat ve teenni ile okuyup maksatlı iftiralara alet olmamak hikmetin iktizasıdır.cevap vermeme sebebine gelince,acaba hiç düşündünüzmü;cevap verse asıl o zaman entrikacıların ekmeğine yağ sürmüş olmazmı?dört gözle mü’minlerin birbirine düştüğünü görmek isteyenlerin amacına hizmet etmiş olmazmı?sanki meşveret yapsa izin ve ruhsat istese tamam kardeş eline sağlık yap denilecekte.bu güne kadar eğer hocaefendi yaptığı icraatlar için (okullar açmak tv kanalları açmak zahiren çekirdek hizmetin meşrebine muhalif hal ve harekatının hangisinde) ruhsat isteseydi acaba hangisine izin çıkardı ki şimdi buna çıksın.hala şu anlaşılmıyor;bu zatlar çekirdek hizmetin vazife dışında bir alanda faaliyetle yükümlüler.hal ve tarzları gayet tabi çekirdek hizmetin meşrebine bir derece münafi,ama asla üstadın izni dairesinin dışı değil,aksine onun tebşir ve beşaretiyle intişar ediyorlar.

İDDİA:
‘’Biz unutmuyoruz;unutmayacağız;hemde ahmak degiliz...Hukuku umumiyeye taalluk eden meselerde hiç bir kimse '' ben yaptım oldu '' şeklinde bir oldu bittiyle bu mevzuyu geçiştiremeyecektir... Merhum Mustafa SUNGUR agabeyin LANET VE BEDDUASI bu guruhun ar damarı çatlamış;küstah;hak hukuk tanımaz;kuldan utanmaz beyin kademesini insafa getirmiyorsa vaziyet müşkildir. Bu yazımızın ve diger bütün paylaşımlarımızın bu organizasyon tarafından cumle cumle okundugunu biliyor ve o şuurla tarihe not düşüyoruz...’’

CEVABIMIZ: Bizde yazınızı satır satır cevapladık… En büyük hata safv-ı evvel ağabeylerimizin üstada olan sadakatlerini su-i istimal ederek bu konuda laf götürüp laf taşıyarak onların üstada ve risalelere olan kayıtsız sadakatlerini iğfal edercesine onların diliyle kin ve nefret kusmaktır.biz bu meselede O mübarek ağabeylerimizin azar ve kızmalarınıda birer dua olarak kabullenip ellerini öperiz.Onlara zinhar değil edebe mügayir söz etmek gönül dahi koymayız.ancak onları nefsi emellerine alet edenlerede sadece Allahtan iz’an isteriz.

Selam ve dualarımla.

Eren GÜVENTÜRK

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

İftiralar org adlı sitenin Eren Güventürk ismiyle verdiği cevab linki ( editör )

Buda bizim cevabımız (aşagıda-Editör )



MUFLİS BİR EFKARIN SON ÇIRPINIŞLARINA MUSKİT BİR CEVAB

Kardeşlerimizin sosyal paylaşımda sert ve ikazlı bir tarzda ve namus-u nuriyeyi mudafa niyetiyle yazdıkları bir yazıya bir zat kendi ifadesiyle ‘’ satır satır ‘’ bir cevab verdiğini iddia ediyor.

Evvela : Böyle merdane ve yiğitçe tekfir ve tadlil silahını istimal etmeyerek; ad ve soyadı ile yazı yazan zatlara ilk önce elbetteki teşekkür ediyoruz.
Zira fikri hurriyetin en mumtaz şahsiyetlerinden birinin nakısda olsa talebesi olmak niyet ve arzusunda bulunan bizler bu malum site tarafından defalarca ÖRGÜT ve TERÖRİST MUNAFIK ve AJAN gibi bir takım sıfatlarla yad edildigimizden haliyle açıkça tekfir ve tadlil edilmekten çok bir sözün kimden ve hangi makamdan geldigini işin dogrusu pek merak ediyorduk.
Yukardaki zat o sitenin ve malum cereyanın bir kalemşörü olmaya karar vermiş.En azından sosyal medya tesmiye edilen bir menfezde ismiyle yazı yazabiliyor.

Saniyen : Artık "El-cevap" demiyorlar. hiç olmazsa "elif-lam" takısının ("el"i istiğrak) üstad tarafından laf olsun diye kullanmadığını öğrenmişler.Zira Risale-i Nur lisanında el-cevab kesin ve kati cevab demektir.Başka cevabı olmaz ve tevil kabul etmez gibi manalar tazammum eder.Birazdan görülecektir ki verdikleri cevab adlı geveleme;meseleyle alaka noktasında ve ikna cihetiyle tam bir saçmalıklar manzumesidir.

Şimdi sözü uzatmadan o zatın şahsında bu iftiralar org adlı siteye satır satır cevaba geçelim :

1-) Safvı evvel kelime anlamı olarak hizmette öncüler demektir onure etmektir.

Cevab : Saff-ı evvel lugat manası olarak bahs ettiğiniz manayı taşıdığı gibi daha pek çok manayı ilan eder.;Misalen :

Hattâ velayet-i kübra olan veraset-i nübüvvet ve sıddıkıyet ki, sahabelerin velayetidir; bir veli kazansa, yine saff-ı evvel olan sahabelerin makamına yetişmez.

Sözler ( 491 )



elbette o inkılab-ı azîmin saff-ı evveli olan ve fıtratlarında en revaçlı ve medar-ı iftihar şeyleri almak ve en kıymetli ve revaçlı mallara müşteri olmak fıtratında bulunan sahabeler; elbette şübhesiz bilerek ellerini yalana uzatmazlar. Kizb ile kendilerini mülevves etmezler. Müseylime-i Kezzab'a kendilerini benzetemezler

Hutbe-i Şamiye ( 49 )

Mirat-ı nebeviye olan Mehdi-i Azam Bediüzzaman hazretlerinin saff-ı evvel talebe ve vazifedarlarının makamına bizim naçiz kimliğimiz ve şahsımız asla yetişemez;

Hem :



sohbette insibağ ve in'ikas vardır

Sözler ( 489 )

Sırrınca :

Kürddür; yahud türktür gibi fikri milliyet engeline ve bariyerine takılmadan üstad hazretlerini ziyaret etmiş ve sohbetine derslerine mazhar olmuş ;dahası üstad tarafından kabul edilmiş ! en şedid baskı ve zulm zamanlarında ‘’ Hizmet için başınızı açın ‘’ yahud Mustafa Kemal samimi dindardır ;bu millet için yüregi çarpmıştır; bizim mukaddes bildiğimiz her değere saygı göstermiştir gibi yaklaşımlara girmeden;emr edildiği için emr edildiği şekilde KİTABA sahip çıkıp hizmet eden; tebasbus ve dalkavukluk göstermeden amir olmak değil memur olmak arzusuyla Nurlara çalışan varis ve vekillerin ONURE edilmeye zaten ihtiyacı yoktur ve olamaz.Bizde buna tevessül etmeyiz.

Hal böyle iken Varis ve Vekil mubeccel abilerimizin bizzat Gülen Hocaya yazdıkları mektuba Bay Gülen cevab vermemiş ve muhatab kabul etmemiştir.

Kimleri hangi makamda ne suretle red ettiği görülürse :

2-). En büyük hata,safv-ı evvel ağabeylerimizin üstada olan sadakatlerini su-i istimal ederek kendi nefsi adavetini kusmaktır.(mezkur yazıdan)

İfadesinin asıl muhatabıda zahir görülür.

3-). Kendini nurcu gösteren bir kısım zevatların ;

Bu ifadede bütün bütün Bay Gülen ve felsefesiyle ifadeleriyle çelişki arz eder; Zira biz :


Risale-i Nur'un okuyucusu olan bir kimse, okuduğunu gizleyemez. Bilakis iftiharla bilâperva söylemekten çekinmez. Zira çekingenliği îcab ettirecek hiç bir cümlesi veya kelimesi yoktur.

Şualar ( 544 )


Bedîüzzaman Said Nursî gibi bir dâhînin şakirdi olmak liyakatini kendimde göremiyorum. Eğer kabul buyururlarsa iftiharla "Evet Risale-i Nur şakirdiyim" derim.

Şualar ( 545 )

İfadelerinden anladıgımız kadarıyla Bir Nur Talebesi Nurcu kelamını redden ve risale-i nur okudugunu gizlemekten Allah’a sığınır.Peki o vakit NURCU ismini kullanıp bir yerlere gelmeye çalışmak ve kendini nurcu göstermek ve :

Sizin için, itham eder tarzda, 'Nurcu' deniyor?

F.G: Nurcu kelimesi, Bediüzzaman Said Nursî de, önce muarızları kullandığı için az da olsa kullanmakla birlikte, esasen, onun hizmetini ve taraftarlarını küçük düşürmek isteyenler tarafından uydurulmuş bir kelimedir.

F.gülen ( N.Akman röportajı )

Gibi ifadelerle NURCU kelimesinde rahatsız olmak bizde görülmüyor ve :

Kur'an Nurcuları böylece müdafaada bulunurlar

Mesnevi-i Nuriye ( 219 )

Derya gibi nurlar taşıyor her eserinden

"Allah"a giden Nurcuların rehberisin sen

Mektubat ( 480 )

diyerek güleni degilde Üstad Hazretlerini nazara verip NURCUYUZ diye maaliftehar söylüyorsak hodfuruş yahud terörist yahud ajan mı oluyoruz ?

Zira Nurcu ve Nurcular Risale-i Nurda musbet manada 300 ‘den fazla geçer.Buna mukabil Bay Gülen tarafından bir kez bile istimal edilmemiştir.Ve kendi deyimiyle ( videolar sitemizdede var) üstüne kayalar gömüp yok edeceğini; eger bu söz Abdülkadir Geylani Şah-ı Nakşibendi gibi zevattan gelse bile kabul etmeyecegini beyan etmektedir.
Nurcu ve Nurcularla takıntısı ve kitabın amir hukumleriyle bir derdi bir meselesi olan Bizzat Bay gülendir.

4-) 1- İslam üzerine olduğunu söyleyen bir cemaate saf zihinlerde farklı izlenimler uyandıracak olan "komite" tabiriyle hitab etmek hak ve hakkaniyete sığışmaz.

CEVAB :İftiralar org açıkça bizi tekfir edip ÖRGÜT ve AJAN aynı zamanda MUNAFIK ilan ettikleri için komite kadar bir deger bile ifade etmezler.Gülen Cemaati ve mensubları başkadır; o cemaatin isim ve resmini saklı perdeler gerisinde istimal edip milleti tekfir etmek bütün bütün başkadır.Hem bu site sosyal paylaşımdaki pek çok insanı bizzat KAFİR VE AJAN diye tesmiye edip hedef göstermiş ve kabadayı tavrı ile ezmeye tevessül etmiştir.Delileri tarafımızda mevcuddur.Dileyene göndeririz.

Sadeleştirme meselesinin ardında hangi gizli odakların bulundugu ve kimlerin Nur’a tecavuz ettikleri hakikatperestler için zahirdir.

Demekki tekfir ve tadlil silahı ellerinde oldugu için sönen hile ve fitnelerini gördüklerinden bu yola başvurdukları aşikar.Zira biz cemaate degil iftiralar orgun beyin kademesine komite dedik…
Kim oldukları hâlâ meçhuldur.
Bizim kim olduğumuz bellidir.kim olduğumuz aşikar ken terörist, ajan ,ergenekoncu, münafık gibi iddiaları hâlâ sitelerinde durmaktadır.

5-) Fahr-i kainat efendimizin ismi her anıldığında göz yaşlarına garkolan Fetullah gülen hocaefendiye asker ahbabıymışcasına "gülenin" ifadesiyle hitap etmek edebe mügayirdir.

Cevab : Bu malum iftiralar sitesi bizim kardeşlerin ‘’ gülen ‘’ ifadesine bir hayli bozulmuşlar.Biraz lisanımıza hakim olsalar bir insana soyadıyla hitab etmenin saygı ifadesi oldugunu görecekler, hem ikinci kez gülen nazara verilirken Hoca diye hitab edildiğini fark edeceklerdi.Hem şeriat zahire bakar ve hukmu verir; islamda bidalar icad eden bir zihniyete aşırı bir biçimde medhi ve senayı ifade eder tarzda ‘’ efendi hazretleri ‘’ diyemiyoruz.Kusura bakmasınlar.Yahud sanki bir tarikat lideri imişçesine Hz pir de diyecek değiliz.Bu asıl edebe mugayr olur.

6-) susma sebebine gelince,acaba hiç düşündünüzmü;cevap verse asıl o zaman entrikacıların ekmeğine yağ sürmüş olmazmı?

Cevab : Hayır olmaz.Zira sustukça uhuvveti islamiye dahada zedelenir ve bu ihanet ve cinayet arttıkça devam eder.Çok açık kardeşlerin yazısındada görüldügü üzre en ufak bir meselede bile taziyeler telgraflar çeken bir hoca bu mevzuda susuyorsa bunun tek sebebi suçlu ve art niyetli olmasıdır.Başka bir sebebi olamaz.Zira su-i zana sebeb olmak su-i zan kadar fecidir.

:7-) hak hukuk bilmezlerin.... Diyor ve ekliyor; fgulen ilmi ezelide belki de vazifelidir...

Cevab :Asıl sadeleştirme tahrifatı ile üstadın, risalei nurun, ağabeylerin, nur talebelerinin, ve bütün müslümanların haklarına hukukları na tecavüz edilmiştir.
Belki de vazifeli dir diyorsunuz, sizde emin değil siniz.Ya değil se. Ehli hakikat olan nur talebeleri burhan ve delile tabidir. Belkiler le işi olamaz.

Risalei nurdan verdiğiniz örneklerin Gulenle alakası yok, hemde bu örnekler, ecnebi devletler de ki hizmetlerin üstad hz leri zamanında başladığını kanıtlıyor.Gulen Hocayla yurt dışı hizmetlerinin başlattığı tezinizi çürütüyor.


Nitekim bu hakikatın idrak edilmeye başlandığını gösteren emareler, bahtiyar Alman Milleti içinde görülmektedir. {(Haşiye): Avrupa'da hristiyanlar içinde bir tek kasabada altmışbeş aded sarıklı genç Nur talebesinin çıkması, bunun bir nümunesidir. }

Tarihçe-i Hayat ( 696 )

Bu Eren Güventürk imzalı yazının cevab diye elle tutulur hiçbir yönü olmadığı gibi kardeşlerin bir cümleside sansure kurban gitmiş.Sözde satır satır cevab veriyoruz diyerek gene yalan söylüyorlar.İşte tüm satırları yukarda biz ders ediyoruz.Zira mertiz.

Sansurlu satırları Nazara verip bitiriyoruz :

Bu yazımızın ve diger bütün paylaşımlarımızın bu organizasyon tarafından cumle cumle okundugunu biliyor ve o şuurla tarihe not düşüyoruz...

Risale-i Nur'un varis ve vekillerini adam yerine koymayanları bizde adam yerine koymuyoruz.

Şemsettin KILINÇ