Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/4 İlkİlk 1234 SonSon
34 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Orjinal metin: BİRİNCİ SIR

    Bismillâhirrahmânirrahîm’in bir cilvesini şöyle gördüm ki:

    Sadeleştirilmiş metin: Birinci Sır


    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ'in bir cilvesini şöyle gördüm:



    BİRİNCİ SIR

    Bismillâhirrahmânirrahîm’in bir cilvesini şöyle gördüm ki:



    Birinci Sır

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ'in bir cilvesini şöyle gördüm:

    Yine bu kısımda anlaşılmayan bir kelime göremiyoruz. Terkib olarak baktığımızda "Bismillâhirrahmânirrahîm’in bir cilvesini" nin ne manaya geldiği belki anlaşılmayabilir. Ki bu kısım olduğu gibi muhafaza edilmiş, değiştirilmemiş. Öyle ise geriye kalan kısımların bundan daha fazla muhafaza edilmesi gerekir. Ancak hemen her cümlede olduğu gibi bu cümlede de kıyımlar yapılmış.

    Birincisi: Besmele lafzı
    orjinalinde Latin harfleriyle yazılmışken, sadeleştirilmiş metinde Arapçasıyla yazılmış. Bir kere bu tezattır. Zaten niyeti sadeleştirme olan bir çalışmada, kendi dilinde yazılan bir ibareyi Arapçasıyla değiştirmek kendi sözüyle çelişmektir. Besmelenin Arapçası elbette bizi rahatsız etmiyor. Ancak Üstad Hazretleri o şekilde yazmış ve bu işi yapanlar da sadeleştirme yaptıklarını söylüyorlar, biz de bunun aksini yaptıklarını izah etmeye çalışıyoruz.

    İkincisi: "BİRİNCİ SIR" başlığını, küçük harflerle yazmaları. Önemli mi ? Değil tabiki de. Zaten de sorun bu, önemli değilse neden lüzumsuz değiştirildi ?

    Üçüncüsü: Orjinalinde "gördüm ki" kısmı "gördüm" yapılıp, "ki" kaldırılmış. Buradaki "ki" daha önce de bahsettiğim, öyle boşu boşuna konmuş bir "ki" değildir. Bu ek cümleye letafet katar, dalgın olan insanı ihtar eder, bir sonraki manayı anlamak için hazırlık niteliğindedir vs..

    Velhasıl kelam, bu kısımda yapılan değişikliklerin ve eksiltmelerin tamamı lüzumsuzdur, çünkü cümlede anlaşılmayan bir kelime olmadığı gibi, cümlede manası verilen tek bir kelime de yoktur..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Orjinal metin: Kâinat simasında, arz simasında ve insansimasında, birbiri içindebirbirinin nümunesini gösterenüç sikke-i rububiyet var.

    Orjinal olmayan metin: Kâinatın, yeryüzünün ve insanın simasında birbirinin numunesi olan üç rubûbiyet mührü var.


    Cümlede bilemeyeceğimiz sadece "
    sikke-i rububiyet" ve "arz" olabilir. Bunun haricindeki "numune, sima" gibi kelimeler az da kullanılsa hemen herkesin malumu olan kelimelerdir. Herhalde bunun farkında olduklarından, diğer kelimelerin anlamlarını vermeyip, sadece "sikke-i rububiyet"ve "arz" ın anlamını vermekle yetinmişlerdir. Sadeleştirmenin başlı başına bir hata olduğunu hatırlattıktan sonra, bu hata içinde, bu değişimlerin doğru olduğunu kabul ediyoruz. Fakat buna rağmen cümlenin manasını bozmaya yönelik her türlü fiil işlenmiş..

    Mesela "kainat" "kainatın", "arz" "yeryüzünün", "insan" "insanın" şeklinde değiştirilmiş. Aradaki 2 adet "sima" yok edilmiş. Ve bu yok etme eyleminden sonra da her kelimenin sonuna, hemen hemen her çeviride yaptıkları "in" "ın" ekini koymuşlar. Sonra orjinalinde "birbirinin içinde" olan kısım tamamen yok edilmiş. Bu cümlenin manasını tamamıyla bozmak demektir. Sonra "birbirinin numunesini gösteren" "birbirinin numunesi olan" şeklinde değiştirilmekle ikinci bir mana katliamı işlenmiştir. Çünkü "gösteren" ile "olan" tamamen farklı manalardır.

    Yayıncının "Istılahta yer alan terimler ve Nur külliyatının anahtar kavramları ise aynen korundu" notuna göre "sikke-i rububiyet" in değiştirilmemiş olması gerekirdi. Fakat değiştirilmiş. Bu ve bunun gibi çoklarını da gösterdik. O zaman ortada şu ana kadar söylenen onlarca yalan var.

    Şimdi kitabın girişindeki Yayıncının Notu başlıklı yazıdan bir alıntı paylaşmak istiyorum..

    Tavsiye
    Öncelikle, Risale-i Nur un mesajının günümüz diliyle ve en açık biçimde anlaşılması esas alındı. Ancak bu yapılırken, asıl metnin dokusunun bozulmamasına özen gösterildi. Anlamayı kolaylaştıracağı düşünülen yerlerde, kelimelerin bugünkü karşılıklarının seçilmesinin yanında, uzun cümleler bölündü ve aynı malzemeyle yeniden kuruldu. Istılahta yer alan terimler ve Nur külliyatının anahtar kavramları ise aynen korundu, değiştirilmedi.


    Buraya kadar yaptığımız tahlile bir bakın. Şu kırmızı ile belirttiğim yayıncıya ait sözler, "BEN KOCAMAN BİR YALAN SÖYLÜYORUM" demiyor mu ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Orjinal metin:

    Biri, kâinatın heyet-i mecmuasındaki teâvün, tesanüd, teânuk, tecâvübden tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Ulûhiyettir ki, Bismillâh ona bakıyor.



    Sadeleştirilmiş metin:

    Biri: Kâinatın bütünündeki yardımlaşma, dayanışma, birliktelik ve birbirinin ihtiyacına cevap verme gibi hususiyetlerden ortaya çıkan büyük ulûhiyet mührüdür ki, بِسْمِ اللهِ [Bismillah] ona bakıyor.



    "Teanuk" kelimesi hariç, cümledeki diğer kelimelerdeki değişiklikler manayı bozmuyor. "teanuk" "birbirine sarılma" şeklinde geçiyor lugatlarda. Buradaki anlamı ise, eşyanın bir bütünlük içinde olması, kainattaki unsurların birbiriyle şiddetli bir ilişki içinde olması gibi manaları ifade ediyor. Yani "birliktelik" bu kelimenin buradaki manasını vermekten oldukça uzak olsa gerektir. Birliktelik şiddetli bir ilişkiyi, kopmaz bir bağı ifade etmez. Yani kainattaki herşey o kadar birbiriyle kucaklaşmış, kenetlenmiş gibi, külli ile cüz'i arasında dahi kopmaz bir bağ var. Yani sadece "birliktelik" yok.

    İkincisi: Risalelerin okurken en çok zevk veren kısımlarına bir misal olan "sikke-i kübrâ-yı Ulûhiyettir ki" bu gibi terkiblerin, yayıncı notunda güya muhafaza edildiği söyleniyor. Halbuki bunlardan sağlam kalan nerdeyse yok şu ana kadar. Ya tamamen değişik bir şekilde, ya da ters düz edilmekle değiştirilmiştir. Bu terkibler Risale-i Nur'a özeldir. Risalelerin en özel kısımlarıdır. Yayıncı notunda bunların korunduğunu söylemesine rağmen bunlar değiştirilmiştir.

    Üçüncüsü: "kübrâ" "büyük" şeklinde çevrilmiş. Bu kelimenin manası "büyük" değil, "en büyük" tür. Bu da manayı bozan bi değişikliktir kısmen de olsa..

    Dördüncüsü: Cümlenin sonundaki "Bismillâh ona bakıyor" kısmının baş tarafına arapça
    "بِسْمِ اللهِ" ilavesini yapmanın nasıl bir mantığı olabilir ? Yahu bi yandan da arapça öğrensinler gayeniz varsa, o zaman her değiştirdiğiniz kelimenin yanına orjinalini de koyun ki, lisan öğrensin bu millet..Velhasıl kelam, tutarsız değişiklikler her yerde kendini göstermeye devam ediyor..Ve devam edecek..
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (15-06-2013 Saat 15:05 ) değiştirilmiştir.

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    nurhadimi çevrimdışı üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar Mesajlar
    4.205
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 598 + 39350


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Ağabey batılı fazla tasvir safi zihinleri idlaldir. Bence reklamın iyisi kötüsü olmaz ve bu istediklerini onlara vermek değil mi ?
    Yazar : Risale Forum
    EY NEFSİM;
    KALBİM GİBİ AĞLA VE BAĞIR VE DE Kİ:
    FANİYİM FANİ OLANI İSTEMEM,
    ACİZİM;ACİZ OLANI İSTEMEM,
    RUHUMU RAHMAN'A TESLİM EYLEDİM GAYRİ İSTEMEM.
    İSTERİM FAKAT BİR YAR-I BAKİ İSTERİM.
    ZERREYİM;FAKAT BİR ŞEMS-İ SERMED İSTERİM,
    HİÇENDER HİÇİM FAKAT BU MEVCUDADI UMUMEN İSTERİM.
    BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Alıntı nurhadimi Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Ağabey batılı fazla tasvir safi zihinleri idlaldir. Bence reklamın iyisi kötüsü olmaz ve bu istediklerini onlara vermek değil mi ?

    Eğer bu türden şeyler reklam mahiyetinde olsaydı ağabeyler de sürekli bu konuda geri adım atılması uyarılarında bulunmazlardı. Hem bu mesele bu tür derslere başlamadan geniş bir kitle tarafından zaten duyuldu. Haliyle bizim ki reklam değil, yaygınlaşmış bir şeyin hatalarını göstermek.

    İkncisi batılı fazla tasvirin, bu türden şeyleri kapsadığını düşünmüyorum. Bu söz benim anladığım daha çok günahların teferruatlarına girilmesi noktasında olabilir. Mesela kumarın zararlıdır demeden önce kumarın nasıl bir iş olduğunu bütün teferruatıyla anlatmak ya da içki ya da zina gibi meseleleri bu şekilde anlatıp sonra da o kötüdür demek gibi.

    Küfür de batıldır ancak imanın güzelliğini göstermesi noktasından, onun mahiyetinden bahsetmek lüzumludur. Maksat küfrün reklamını yapmak değil, imanın güzelliğini anlatmak. Bizim de yaptığımız bu türdendir. Maksadımız reklam ya da batılı tasvir değil, orjinal risaleler karşısında bu yapılanın ne kadar sönük olduğunu göstermek. Ki bu işi yapanların ne ağabeylerin ihtarlarını, ne ÜSTAD Hazretlerinin beyanlarını ciddiye almadıkları görüldü. En azından okuyan bilsin ki Risale-i Nur okumuyor. Eğer bunun harcinde üslubumuzda problem varsa o ayrı bir konudur, her türlü eleştiriye açığız onunla ilgili..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2013
    Mesajlar Mesajlar
    50
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 23 + 500


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Çok okumamama rağmen onları okumaya dayanamadım ilk paylaştığınız cümlelere baktım ne kadar çiğ ve kötü.
    Ben Lemaatı okuyamadığımdan böyle bir şeye karşı çıkmıyordum ama şimdi bunları okuyunca soğudum.

    Yirmi-otuz kadar sır ile o nurun etrafında bir daire örmek, onu avlayıp kavramak istedim.
    bence bunun çok tevile ihtiyacı var
    Yazar : Risale Forum

  7. #17
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Orjinal metin:

    İkincisi, küre-i arz simasında, nebâtat ve hayvanâtın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüp, intizam, insicam, lûtuf ve merhametten tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Rahmâniyettir ki, Bismillâhirrahmân ona bakıyor.


    Orjinal olmayan metin:

    İkincisi: Yeryüzünün simasında bitki ve hayvanların ihtiyaçlarının karşılanmasındaki, beslenip idare edilmesindeki benzerlik, münasebet, intizam, uyum, lütuf ve merhametten ortaya çıkan büyük Rahmaniyet mührüdür ki,
    بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ [Bismillahi'r-Rahman] ona bakıyor.


    Bu cümlede mana çok bozulmasa da yapı olarak cümle bozulmuş. Her zaman olduğu gibi, bilinmeyen kelimelerin anlamını verdikten sonra dahi lüzumsuz değişikliklere gidilmiş.

    Birincisi: "Küre-i arz" "yeryüzü" manasına gelmez. Görüldüğü üzere orjinalinde, bir düzlük olmadığını belirten "küre" kelimesi var. Bu da bu terkibin manasının "yeryüzü" değil, "dünya veya yerküre" olduğu anlamına gelir. "Yeryüzü" "arz" kelimesinin karşılığıdır. Dolayısyla buradaki "küre" ortadan hem mana hem lafız olarak kaldırılmıştır.

    İkincisi: "nebâtat ve hayvanâtın" bu kelimeleri değiştirmek hayati bir önem taşıyorsa eğer, orjinalini en az bozan "bitkiler ve hayvanların" şeklinde çevrilmesi gerekirdi. Peki nasıl çevrilmiş bakalım: "bitki ve hayvanların" şeklinde çevrilmiş. "Nebâtat" "bitkiler" manasındadır. "Bitki" onun tekilidir yani "bitki" "nebât" ın karşılığıdır. Demek ki aslını mümkün mertebe bozmamak gibi bir gaye yok. Çünkü bu tür bozulmaları her satırda bulmak mümkün.

    Üçüncüsü: "tedbir ve terbiye ve idaresindeki" Buradaki kelimeler Risale-i Nur'da çok sık geçen kelimeler. Bu gibi Risale-i Nur'da çok kelimeler vardır ki, Üstad bu gibi kelimeleri kullandığı birçok yerde bunun uzun izahlarını veriyor. Yani bu ve bunun gibi kelimeleri kelime karşılığı verilerek değil, ancak Risale-i Nur'u orjinalinden okutarak ya da geniş izahat vererek anlatabilirsiniz. Çünkü her mana, karşılığına sadece o manaya yakın bir kelime koymakla ifade edilemez..

    Dördüncüsü:


    "
    teşabüh, tenasüp, intizam, insicam"

    "benzerlik, münasebet, intizam, uyum"

    Bu kelimelerden "tenasüp" ün karşılığı "münasebet" değil, "uygunluk" tur. En azından ben 3 tane lugata baktım bu şekilde bir mana göremedim. Hem öyle olduğunu dahi düşünsek, "münasebet" i bilen kişi "tenasüp" ü de bilir herhalde. Yine devamındaki "intizam" olduğu gibi bırakılıp değiştirilmemiştir. Buradaki kelimelere yabancı olan elbette bu kelimeye de yabancıdır. "şu" zamirinin daha önceki yerlerden birinde "bu" diye çevirildiğini görmüştük. Yani "şu" yu bile bilmeyen insanlardan "intizam" ı bilmeleri nasıl beklenir ? Sonra "insicam" "uyum" değil, "düzgünlük, uyumluluk, pürüzsüzlük" anlamlarına gelir. Bu da sadece "uyum" demekle anlatılabilecek bir ifade değildir.

    Beşincisi:

    lûtuf ve merhametten tezahür eden

    lütuf ve merhametten ortaya çıkan

    Her ne kadar mana yerinde dursa da, "tezahür, zahiren, zahir, izhar" gibi kelimeler hemen her Risalede geçen kelimelerdir. Mesela Onuncu Söze kadar bu kelimelerden belki 10 larca defa karşımıza çıkacaktır. Yani Onuncu Söze kadar birçok defa karşımıza çıkan bu kelimeyi çok rahat öğrenmek mümkün. Zaten Risaleleri okurken, sırf sürekli karşımıza çıkan kelimeleri lugattan öğrenip diğerlerine hiç bakmasak, sadece Onuncu Söze gelene kadar en az bir 10 kelime öğrenilmiş olur. Hem daha önceki çevirilerde "ziyade, iken" gibi kısımları bile değiştirme gereği duyan sadeciler, nasıl olur da, buradaki "lûtuf ve merhamet" in, onlardan daha çok bilinen kelime olduğunu düşünüp, bunların anlamını vermeme gereği duyarlar ?

    Altıncısı:

    sikke-i kübrâ-yı Rahmâniyettir ki, Bismillâhirrahmân ona bakıyor.

    büyük Rahmaniyet mührüdür ki, بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ [Bismillahi'r-Rahman] ona bakıyor.

    "Sikke" de en sık kullanılan kelimelerdendir Risalelerde. Dolayısıyla bunu değiştirmekte lüzumsuz. Sonra "kübrâ" kelimesi burada da yanlış çevirilip, mana kısmen zayi edilmiştir. Bu kelimenin anlamı "büyük" değil, "en büyük" tür. Sonra önceki cümlede olduğu gibi latince yazılan "Bismillâhirrahmân" ın başına arapçası ilave edilmiştir. Bu ilave de gereksizdir. Çünkü müellifi arzu etseydi sadece arapçasını yazardı. Hem her şeyi sadeleştirenlerin mesleğine de, latinceden arapçaya çeviri yapmak uygun gelmiyor..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #18
    nurhadimi çevrimdışı üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar Mesajlar
    4.205
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 598 + 39350


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Alıntı Huseyni Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Eğer bu türden şeyler reklam mahiyetinde olsaydı ağabeyler de sürekli bu konuda geri adım atılması uyarılarında bulunmazlardı. Hem bu mesele bu tür derslere başlamadan geniş bir kitle tarafından zaten duyuldu. Haliyle bizim ki reklam değil, yaygınlaşmış bir şeyin hatalarını göstermek.

    İkncisi batılı fazla tasvirin, bu türden şeyleri kapsadığını düşünmüyorum. Bu söz benim anladığım daha çok günahların teferruatlarına girilmesi noktasında olabilir. Mesela kumarın zararlıdır demeden önce kumarın nasıl bir iş olduğunu bütün teferruatıyla anlatmak ya da içki ya da zina gibi meseleleri bu şekilde anlatıp sonra da o kötüdür demek gibi.

    Küfür de batıldır ancak imanın güzelliğini göstermesi noktasından, onun mahiyetinden bahsetmek lüzumludur. Maksat küfrün reklamını yapmak değil, imanın güzelliğini anlatmak. Bizim de yaptığımız bu türdendir. Maksadımız reklam ya da batılı tasvir değil, orjinal risaleler karşısında bu yapılanın ne kadar sönük olduğunu göstermek. Ki bu işi yapanların ne ağabeylerin ihtarlarını, ne ÜSTAD Hazretlerinin beyanlarını ciddiye almadıkları görüldü. En azından okuyan bilsin ki Risale-i Nur okumuyor. Eğer bunun harcinde üslubumuzda problem varsa o ayrı bir konudur, her türlü eleştiriye açığız onunla ilgili..
    Allah razi olsun abi eyvallah ne guzel acikladin eline emegine sağlık
    Yazar : Risale Forum
    EY NEFSİM;
    KALBİM GİBİ AĞLA VE BAĞIR VE DE Kİ:
    FANİYİM FANİ OLANI İSTEMEM,
    ACİZİM;ACİZ OLANI İSTEMEM,
    RUHUMU RAHMAN'A TESLİM EYLEDİM GAYRİ İSTEMEM.
    İSTERİM FAKAT BİR YAR-I BAKİ İSTERİM.
    ZERREYİM;FAKAT BİR ŞEMS-İ SERMED İSTERİM,
    HİÇENDER HİÇİM FAKAT BU MEVCUDADI UMUMEN İSTERİM.
    BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

  9. #19
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Orjinal metin:

    Sonra, insanın mahiyet-i câmiasının simasındaki letâif-i re’fet ve dekaik-ı şefkat ve şuâât-ı merhamet-i İlâhiyeden tezahür eden sikke-i ulyâ-yı Rahîmiyettir ki, Bismillâhirrahmânirrahîm’deki er-Rahîm ona bakıyor.



    Orjinal olmayan metin:

    Üçüncüsü:
    İnsanın engin mahiyetinin simasındaki, Cenâb-ı Hakk'ın merhametinin latifelerinden, şefkatinin inceliklerinden ve parıltılarından ortaya çıkan yüce Rahîmiyet mührüdür ki,
    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ' deki الرَّحِيمِ [Rahîm] ona bakıyor.


    Birincisi: Üstad Hazretleri birincisi ve ikincisi sıralamalarından sonra "üçüncüsü" demeyip, "sonra" demiştir. İkinciden sonra "sonra" yazarsanız bu zaten "üçüncüsü" olduğu anlamına gelir. Yani orjinalindeki "sonra" yı beğenmeyip, "üçüncüsü" koymak, risaleleri daha anlaşılır hale getirmez. Hem bu defalarca yapılan şey, okuyucuyu bu kadar basit şeyleri anlamamakla itham etmektir.

    İkincisi: "mahiyet-i câmiasının simasındaki" "engin mahiyetinin simasındaki" şeklinde çevrilerek bariz bir hata yapılmıştır. "Câmia" nın "engin" şeklinde bir manası yoktur. Camia: Topluluk. Birlik. Kütle. gelirken, buradakiMÂHİYET-İ CÂMİA : Çok mânâları, vasıfları içinde toplayan mâhiyet, kabiliyet anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla burada "engin mahiyet" olarak değiştirilen kısım cümlenin manasını bozan bir değişikliktir. Ayrıca bu terkibde "câmia" ya yanlış mana verilmekle birlikte, "mahiyet" e dokunulmaması, şaşırtıcı bir durumdur. Çünkü tahrifçiler çok daha basit kelimelerin manalarını keyfi olarak değiştirmişlerdir. Mesela "demiştim" i "söylemiştim" şeklinde değiştirecek kadar sadeleştirmeye takılanlar, okuyanların "mahiyet" i anlayaileceklerini nasıl düşünürler ? Buyrun tezatlardan bir tanesi daha..


    Üçüncüsü: "
    letâif-i re’fet ve dekaik-ı şefkat ve şuâât-ı merhamet-i İlâhiyeden" "Cenâb-ı Hakk'ın merhametinin latifelerinden, şefkatinin inceliklerinden ve parıltılarından" şeklinde değiştirilmiştir. Bu kısımda yapılan değişikliklerde isabetsizdir. Sadeleştirilmiş metinde en başa Cenâb-ı Hak konarak, cümle içinde olmayan bir ilave yapılmıştır. Bu müellifi eksik yazmakla itham etmektir. Sonra cümlenin bu kısmı yapısal olarak bozulmuştur. Dikkatli okunarak bu anlaşılabilir. Uzatıp detaya girmek istemiyorum. Sonra "dekaik-ı şefkat ve şuâât-ı merhamet-i İlâhiyeden" "şefkatinin inceliklerinden ve parıltılarından" şeklinde değiştirilerek buradaki ikinci "merhamet" manası yok edilmekle birlikte, bu inceliklerin ve şuaatın Allahtan olduğu manası da tamamen kaldırılmıştır. Sondaki "ilahiyeden" kısmının karşılığı ve hemen gerisindeki "şuaat-ı merhamet" teki "merhamet" in karşılığı orjinal olmayan metinde maalesef ki yoktur. 7 kelimeden oluşan bu terkibde 7 den fazla hata yapılmıştır.

    Dördüncüsü: "
    tezahür eden sikke-i ulyâ-yı Rahîmiyettir ki" "ortaya çıkan yüce Rahîmiyet mührüdür ki" burada yaptıkları değişiklik yayıncının "ıstılahta yer alan terimler ve Nur külliyatının anahtar kavramları ise aynen korundu" sözleri ile ters düşmektedir. Bu sözün manasına göre buradaki sikke-i ulya-yı rahimiyet" değişmemesi gerekirdi. Eğer yayıncının ıstılahta yer alan terimler diye belirttiği bu gibi kısımlar değilse, şu ana kadar bahsettikleri terimlerle hiç karşılaşmadık. Çünkü bu terimlerden değişmeyen şu ana kadar hiç hatırlamıyorum. Ya manası verilmeye çalışılmış yahut tamamen ters çevirmek suretiyle değiştirilmişler.

    Beşincisi: "Bismillâhirrahmânirrahîm’deki er-Rahîm ona bakıyor." "بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ' deki الرَّحِيمِ [Rahîm] ona bakıyor." şeklinde değiştirilmiş. Yine orjinalinde olmayan bir değişikliğe gidilmiş. Besmele lafzı latinceden Arapçaya çevrilmiş. Bunda bir tezat bir de faziletfüruşluk var. Tezat kısmı, sadeleştirmeyi güya günümüz dili ile anlatmaya çalıştıklarını söyledikleri halde, Latince olan Besmele kısmını Arapçaya değiştirmekle kendi sözlerini yalanlamışlardır. Faziletfüruşluk kısmı ise, müellifinin Latince uygun gördüğü ve öyle kaleme aldığı kısmı yeterli görmeyip, Arapça olarak bu kısmı vermişlerdir. Ayrıca Latince "er-Rahim" geçen kısım sadece "Rahim" olarak geçmiş ve Arapça "Er-Rahim" yazan kısım tamamen fazladan konmuştur. Yani yien kısacası 4 kelimeden oluşan bu terkibde 4 ten fazla hata yapılmıştır..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #20
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Sadeleştirilmiş Sözler Hatalarla Dolu - On Dördüncü Lem'a'dan..

    Orjinal metin: Demek, Bismillâhirrahmânirrahîm, sahife-i âlemde bir satır-ı nuranî teşkil eden üç sikke-i ehadiyetin kudsî ünvanıdır ve kuvvetli bir haytıdır ve parlak bir hattıdır.

    Orjinal olmayan metin: Demek بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ âlem sayfasında nuranî bir satır meydana getiren üç ehadiyet mührünün mukaddes bir unvanı, kuvvetli bir bağı ve parlak bir hattıdır.




    Birincisi: İkinci kelime olan Besmele lafzı latinceden Arapçaya değiştirilmesi, müellife yapılan bir hürmetsizliktir. Ayrıca bunu yapmakla, Risaleleri güya günümüz dili ile anlatmaya çalıştıkları yönündeki söylemlerine zıt düşmüşlerdir.

    İkincisi: "sahife-i âlemde" "âlem sayfasında" şeklinde çevrilmiş. Halbuki bu Risale-i Nur'u okuyacak kişiyi "sayfa" nın "sahife" şeklinde de yazılabileceği bilgisinden mahrum etmektir. "tayfa" ya "taife" dendiği gibi, bu terkibi okuyan kişi "sahife" nin "sayfa" olduğunu da gayet iyi anlayabilirdi.

    Üçüncüsü: "bir satır-ı nuranî teşkil eden" "nuranî bir satır meydana getiren" şeklinde değiştirilmiş. Bu terkibde de birçoğunda olduğu gibi, kelimelerin yerleri değiştirerek kolay anlaşılması düşünülmüş. "Satır-ı nuranî" terkibinin ayrı ayrı kelime manalarını vermeyip, sadece yerlerini değiştirmekle anlaşılması sağlanabilir mi ?

    Dördüncüsü: "üç sikke-i ehadiyetin kudsî ünvanıdır" "üç ehadiyet mührünün mukaddes bir unvanı" şeklinde değiştirilmiş. "Sikke" Risalelerde en sık geçen kelimelerdendir. Bilhassa tevhidle alakalı derslerde oldukça sık kullanılan bir kelimedir. Yani Risale-i Nur okuyan bir kişinin en kolay öğrenebileceği kelimelerden. Bu okuyucunun istifadesine mani olmak demektir. Sonra devamındaki "ehadiyet" in değiştirilmemesi yine kendileri ile çelişen bir durumdur. Mesela "edilmez" i "edilemez", "nihayetsizdir" i "sonsuzdur", "bizlere" yi "bize" şeklinde çevirmek gibi, daha çok basit kelimeleri değiştirenler, burada "ehadiyet" gibi bir kelimeyi değiştirmemekle kendileriyle çelişmişlerdir. Sonra "
    "ıstılahta yer alan terimler ve Nur külliyatının anahtar kavramları ise aynen korundu" şeklinde söyledikleri, kendi sözlerine de ters düşmüşlerdir. Çünkü "sikke-i ehadiyet" bu ıstılahlardan birisidir. Sonra "kudsî" nin tek manası "mukaddes" demek değildir. Ayrıca "kudsî" yi bilmemek, "mukaddes" inde bilinmemesidir. Birini bilen diğerini de bilir. Çünkü çok benzer kelimelerdir.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222