Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

  1. #1
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Sadeleştirmeyi savunanlar: "Orjinaliyle farklılık olmadan.."

    Yıllardan beri orjinal okuduğunu, sonra bu çıkan tahrif edilmiş 2 eseri de okuyup, aynı şekilde faydalandığını iddia edenler var..

    Benzer Konular
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "orjinali anlaşılmadığından okunmuyor"
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "orjinali anlaşılmadığından okunmuyor" Bir de şöyle diyenler var: "Bazı kardeşlerimize Risale-i Nur'u anlatıyoruz. Merak edip okuması için verdiğimizde, anlamadığı için, çok az okuyup bırakıyor. Sadeleştirilmişte anlama sorunu olmadığından sorun olmuy
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "Sadeleştirme iyi niyetle yapılıyor.."
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "Sadeleştirme iyi niyetle yapılıyor.." Diyorlar ki: "Sadeleştirmeyi yapan kişiler bunun için emek sarfediyor, iyi niyetle bu işi yapıyorlar, insanlara faydalı olmaya çalışıyorlar, lütfen onlar hakkında kötü konuşmayın, su-i zan etmeyin.." Evet
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "Kur'an'ın bile meali yazılırken.."
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "Kur'an'ın bile meali yazılırken.." Diyorlar ki: "Kur'an'ın bile meali yazılıyor, Risale-i Nur'un sadeleştirilmesine neden karşı çıkıyorsunuz Bırakın millet okusun, zaten az okuyan bir milletiz.."
    Sadeleştirmeyi savunanlar: ""Kolaylaştırın, zorlaştırmayın..."
    Sadeleştirmeyi savunanlar: ""Kolaylaştırın, zorlaştırmayın..." Evet en sık gördüğüm yorumlardan birisi bu. "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Uyuşun, ihtilafa düşmeyin. insanlara yumuşak davranın, şiddet göstermeyin." (Müslim, 3263) Bu
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "Önce sadesini okusun.."
    Sadeleştirmeyi savunanlar: "Önce sadesini okusun.." Diyorlar ki: "Risale-i Nur'un dilinden anlamayan biri, önce sadesini okursa, zaten orjinalini okumak isteyecektir."
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    661
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 123 + 5860


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirmeyi savunanlar: "Orjinaliyle farklılık olmadan.."

    Alıntı Huseyni Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yıllardan beri orjinal okuduğunu, sonra bu çıkan tahrif edilmiş 2 eseri de okuyup, aynı şekilde faydalandığını iddia edenler var..
    Bu hususu iki şekilde ele alabiliriz.

    Birincisi Risale-i Nurları okuyan birisi hiçbir şüphe yoktur ki sadeleştirilmişine tevessül etmez. Bu hususu şöyle düşünebiliriz. Fakültede okuyan bir talebe daha çok istifade etmek için ilkokul derslerini almaya ihtiyaç duymaz, olsa olsa mastıra ve derslerine ihtiyaç duyar.

    İkincisi ise Sadeleştirme meselesinde asıl dikkat edilmesi gereken husus sadeleştirilmiş eserlerin istifade verip vermemesi değildir. Nitekim elbette istifade ettireceği hususlar olacaktır. Ancak bu husus okyanus ile damla mukayesesi gibi olacaktır. Okyanusa giren bütün bedenini ve cihazatlarını dilediği kadar yıkayabilirken damlaya giren damla kadar bedenini ve cihazatını o an için yıkayabilecektir. Ancak Hüseyin abinin de hazırladığı karşılaştırmalı eserlerde görüyoruz ki mesele istifade ettirmek değil bilakis tahrif etmek olduğu açık ve nettir, ihtiyaç duyanlar ilgili konuya bakabilirler. Bir diğer pencere ise Risale-i Nur eserlerinin sadeleştirmesine ihtiyaç bırkmadığı meseledir ki bu hususta yine bölümde çok makaleler ve konular ele alınarak ispat edilmiştir.

    Demek ki fakülte talebesi ilkokula gidip ben ikisinden de istifade ediyorum demesi ne kadar gülünç olacağı ortada olacaktır.
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  3. #3
    kenz-i mahfi çevrimdışı Sorumlu
    Sorumlu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    812
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 129 + 6635


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirmeyi savunanlar: "Orjinaliyle farklılık olmadan.."

    Sadeleştirilmiş eserlerde mananın nasıl katledildiği analizlerle gösterilmiştir. Kaybolan edebi sanatlar yönüyle ise işin içinden çıkılmaz bir haldir. Peki bir eserin üstünlüğünü gösteren belagat, fesahat, cezalet gibi unsurlara ne demek lazım. Sadeleştirilen eserlerde bu var mı? Eğer yoksa o eser sıradan, basit bir eserdir. Herhangi bir özelliği yoktur diyebiliriz.
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar Mesajlar
    1.109
    Blog Blog Girişleri
    40
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 119 + 4530


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirmeyi savunanlar: "Orjinaliyle farklılık olmadan.."

    Risale-i Nur aleme gelmiş, çağın türbülansına yakalanmamızı önlemek için işaret fişeği olmuş. Bizler ise bu alemde bir cüz ve türbülansa girmemek için ilim ve dua ile talipli birer öğrenciyiz.

    Risale-i Nur, bir deniz/derya, biz ise akıp giden ve akıntıya girmeden derya içinde deryanın kıymetini bilmekten aciz birer kabarcık misali tutunmaya çalışan beşeriz.

    Risale-i Nur külli bir tahribi tamir ediyor, kökleri sarsılmış bir ağacı iyileştiriyor, köksüzlüğe çare oluyor, biz ise arızalarımızı/hasarlarımızı/hastalıklarımızı risale ilacı tedavi etmeye çalışıyoruz. O ”Edviye-i Kur’aniye”den alıyoruz. Çünkü Kur’an eczanesinden alınan ilaçlar çağın hastalıkları için düzenlenen reçetelere göre tanzim edilmiş. İlacın dozajı, yapısı ve oranları ile oynamak, hastaya ve hastalığa müdahale olur ki, tedavi yerine tahrip olur. Fayda yerine zarar verir.

    Risale bizim değildir. Biz risale olma yolunda çabalayacağız.
    Risalenin hukuku bize indirgenemez. Biz ona yapışıp yetişmeye çalışacağız.
    Risaleyi hakkıyla anlamamız söz konusu değil, anladığımızı sürekli arttırarak kabımızın kapasitesi kadar denizden tasımızı dolduracağız. O bize ait değil, biz ihlasla istersek ona ait olabiliriz.

    O kılavuz kaptan, biz ise yolcu. Yolcu güzergah belirleyemez. İlave kural koyamaz. Geminin tayfası dahil yolcular, makiniste ve makinenin tekniğine aykırı bir işlem girişiminde bulunamazlar.

    risale_soru2.jpgRisale-i Nur bir rehber eser, biz ise rehberlik alan ve rehberle birlikte rehber kitabını öğrenen birer öğrenci.
    Risale-i Nur bir hastane, biz ise birer hasta. Doktorlar temel tıbbın uygulayıcıları. Eser ve prodüksiyon ise tamamen risale eksenli ve ruhuna uygun olmak zorunda. Aksi halde aktar dükkanında mal satan tezgahtarların “ilaç”larına mahkum olan hasta durumuna düşeriz.

    Risale-i Nur, dünyaya yatırım aracı değildir. Bizim hoşumuza gidecek, nefsimizi okşayacak ve nefsimiz için sevip “kazançlı” çıkacağımız bir hakimiyet ve hükümranlık vasıtası hiç değil. Risale, risale olduğu için sevilmeli. Eğer biz ön şartlı seviyorsak/açılıyorsak, risaleyi nefsimiz için sevmiş oluruz. Anlamak üzerine bir ön şart bile anlamadığımızı gösterir ve anlayamayacağımızın işaretidir. Ona ait olmak ve ona onunla açılmak en büyük anlamadır. Sonrası muazzam hazinelere ulaştırır.

    Risale, onda fani olmamızı ister. Kendisi dışındaki hiçbir şeyi/bölünmeyi kabul etmez. Duygu ritmini düzenleyen, akıl terazisini ölçen, kalp kaymalarını önleyen, fıtrat icrasını sağlayan bir pusula ve Kur’ani referanstır. Biz onda yok olmadıkça, o bizi yok sayar. Boşluklarımız/hüsranlarımız/çatışmalarımız/tatminsizliklerimiz bu “yok sayılmayı” hak eden tutumlarımızın bedelidir.

    Risale, bizden başarı değil ihlas ister. Kemiyet, hatta keyfiyetten önce sadece ihlas ister. Marifetullah ve muhabbetullah kapılarını açar. Allah’ı severiz, O’nunla her şeyi severiz. Ve her şeyi O’nun için severiz. Bu İz’an, istiğnayla mümkündür. Her şeyden feragat etmeyi göze alamayan, risalenin ruhuna inemez. Risale kendini açmaz.

    “Risaleyi anlamıyorum” demek, neyi anladığını ve neyi anlamadığını, dahası “anlama”yı anlamamaktır. Risale bir bilgi küpü değil, matematik denklemi de değildir. Risale, vatandaşlık projesi değil, kulluk duasıdır.

    Risale, kendini vermeyene açılmaz. Açılanları da toplamaz. Saçılanları ise önce şefkat, sonra zecr tokatları ile maksadının aksiyle kendi zemininden uzaklaştırır.

    Risale, siyasi bir organizasyon değildir, hidayet siparişi alınan bir tezgah da değildir. Devlet muhabbeti bol, dünya hırsı planlanmış, hakimiyet kavgasında rol kapmış, mahalle muhtarlığına talip, ya da çapına göre sokağı kapatmış veya kentin/ülkenin yönetiminde “mukadderat” sayılan güvenliğine zabıta olmuş alışkanlıkların/geleneklerin/padişahlıktan kalma otoriter kişi/kurum/kuruluş ve unsurların asla semtine uğrayamayacağı bir abidevi ve nurani sütun yansımasıdır. Bu emellerine alet eden siyasi/bürokratik/ticari/kültürel/gelenekçi/yenilikçi/şahsi/indi/gruplu hiçbir yaklaşımı hoş görmez, kabul etmez ve tasarrufunu onlara emanet etmez.

    Risale-i Nur’un satırlarında bu keskin gibi görünen iddiamızın yüzlerce delilini bulabilirsiniz. Hizmetin tarihçesi de buna en büyük ispattır. Son Şahitler ve saff-ı evvel, bunun en güzel şahidi.

    İsterseniz, Risale-i Nurda geçen aşağıdaki kavramların peşine düşelim. Onlar nereye götürüyorsa oraya gidelim:
    -İman, ihlas, istiğna, ittihad, ilim, istişare, insaniyet,
    -Haliliye, hillet, hamiyet, hürriyet, hakikat, hayat
    -Tecdit, tefekkür, tekamül, taksimül a’mal, teşrik-i mesai.

    Yukarıdaki kavramların risale atlasındaki ilişkiler haritasını çıkarırsak, göreceğiz ki, Risale-i Nur sisteminin kavram inşası mükemmel bir yolculuğa bizi çıkarır. Buyurun deneyin.

    Gerisi küresel rüzgarların yelkenleri şişiren esintisinden başka bir şey değildir. Masumca söylenişle dünyevileşme hastalığıdır ve dünyalaştırma mantığının bilgi ve akıldan beslenen sathi nazarlarıdır.

    Şükür, Risale-i Nur çağı gölgesine aldı. Ve zararlı ışıklardan korudu. O gölgelikte “kemal-i ümid-i zafer” ile çalışan “akıl sıddıklar”a müjdeler olsun.

    şİMDİ HER NUR TALEBESİNE DÜŞEN NURUN ASLINI MUHAFAZA VE MÜDAFAA ETMEKTİR!
    Yazar : Risale Forum
    Cenab-ı Hak bizi ve sizi
    Tarîk-ı Hak'ta, Hizmet-i Kur'aniyede
    Sebat ve Metaneti versin!

    âmîn.

    Barla Lahikası ( 330 )

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222