Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 3/5 İlkİlk 12345 SonSon
46 sonuçtan 21 ile 30 arası

  1. #21
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar.

    Sadeleştirilmiş metin: Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, sınırsız aczin ve fakrın ile seni sonsuz kudrete, rahmete bağlayıp Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi ve fakrı en makbul bir şefaatçi yapar.



    • Koca cümlede değiştirilen iki kelime var. Bunlardan birisi "nihayetsiz" "sonsuz ve sınırsız" olmuş. "Nihayetsiz" in herkesçe bilindiği malumdur. İkinci kelime ise "rabtedip" "bağlayıp" olmuş. "acz" "fakr" "Kadîr-i Rahîm" "dergâh" ve "şefaat" ifadelerinin "nihayetsiz" kelimesinden daha yaygın olduğunu iddia edebilecek olan var mıdır ?



    • "senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip" "sınırsız aczin ve fakrın ile seni sonsuz kudrete, rahmete bağlayıp" şeklinde değişmiş. ""senin" orjinalinde baştayken, sadeleştirilmiş metinde daha ileriye alınarak "seni" olmuş. Yani yine gereksiz ve tamamen keyfi bir tasarruf var. Kelimelerin yerleri değiştirilip anlamı kolaylaştıracağını düşünerek sadeleştirme mi olur ? Cümlenin yapısını bozmadan "az bilinen" kelimelerin anlamını vermekten bile acizsiniz. O kadar ilminiz bile yokken, kalkıp Bediüzzaman gibi maneviyatta ve fikriyatta zirve yapmış birinin eserlerini basitleştirmeye çalışıyorsunuz. Gerçi yapamadığınız ortada. Yapabileceğiniz tek şey, bilmeyen ve ilk defa risaleleri sizden duyan kişilerin risalelere bakışını bozmak olur. Yoksa bilen bir kişi şu kitaplarınızı alıp, istifade edeyim diye okumaz. Bilmeyen dahi gerçek Risale-i Nurla kıyas ederek okusa, herhalde Onuncu Söz e gelmeye takat getiremez..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #22
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

    Sadeleştirilmiş metin: Bu kelime ile hareket eden, askere kaydolup devlet adına iş gören ve hiç kimseden korkusu olmayan adama benzer. "Kanun namına, devlet namına" der, her işi yapar ve her şeye karşı dayanır.


    • "Evet, bu kelime ile hareket eden," "Bu kelime ile hareket eden," şeklinde değiştirilmiş. Orjinalindeki "Evet" muhtemelen okuyucunun anlaması zorlaşır diye kaldırılmış.



    • "o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. " "askere kaydolup devlet adına iş gören ve hiç kimseden korkusu olmayan adama benzer." şeklinde değiştirilmiş. Cümle çoğu yerde olduğu gibi burada da ters-düz edilmiş. Daha mühimi Üstadın burada "hiçbir kimseden pervâsı kalmaz" diye vurgu yaptığı kısım, cümle ters dönünce gizlenmiş. Orjinal metinde kimseden pervası kamlayacağı vurgusu yapılırken, sadeleştirilmiş metinde korkusu olmayan adama benzediği vurgusu yapılmış. Yani adamın neye benzediği ön plana çıkmış. Halbuki cümle Allah adına hareket edenin hiçbir kimseden pervası kalmayacağını anlatıyor, yoksa o adamın korkusuz birine benzediği manası, cümlede birinci derecede murad edilmiş mana değildir. Sonra "devlet namına hareket eder," "devlet adına iş gören" şeklindeki çevirinin kime ne faydası var. "Hareket" hiç bilinmeyen bir kelime mi ki onu "iş gören" olarak çeviriyorsunuz ? Hem "hareket"in manası hangi lugatta iş gören olarak geçiyor gösterebilir misiniz ? Yoksa cümleden anladığınız manaya sadeleştirme mi diyorsunuz ? Ya sizin anlayışınızda problem varsa ? Ki problem olduğu da zaten görülüyor, o halde bu yaptığınızın mesuliyetini hiç düşünmüyor musunuz ?



    • "Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır." " "Kanun namına, devlet namına" der, her işi yapar ve her şeye karşı dayanır." şeklinde değiştirilmiş. Cümlenin geneli muhafaza edilmekle birlikte, "ve" ilavesi konmuş. Üstad Hazretlerinin her virgülüne, noktasına bile önem verdiği düşünüldüğünde, burdaki noktalama işaretlerinin de değiştirilmesi, yine keyfi tasarruf yapıldığını gösteriyor. Hem şu cümleyi orjinal halinde koysanız anlamayacak insan mı vardır ? "Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır." Bu cümlenin neresi anlaşılmaz ki ? Anlaşılır olduğu halde neden gereksiz ilaveler ve eksiltmeler yapılır ki ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #23
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Başta demiştik: Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile “Bismillâh” der. Öyle mi?

    Sadeleştirilmiş metin: Başta demiştik ki: "Bütün varlıklar hal diliyle 'Bismillah' der." Öyle mi?


    • "Başta demiştik:" "Başta demiştik ki:" olmuş. Allahtan burdaki "başta" yı daha önce yaptıkları gibi "önce" şeklinde değiştirmemişler. Buna rağmen yinede dayanamayıp, kendi yorumlarını katmadan da duramamışlar. Yani illaki bi yeri değişecek cümlenin ki sadeleştirme olduğu belli olsun. Üstad "başta demiştik" diyor, sadeleştirenler "başta demiştik ki" diyor. Anlama bakımından ne kazandırıyor, okuyanların yorumuna bırakıyorum.



    • "Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile “Bismillâh” der. Öyle mi?" ""Bütün varlıklar hal diliyle 'Bismillah' der." Öyle mi?" şeklinde değiştirilmiş. Şu ana kadar hiç dokunulmayan iki kısa cümle dışında, cümlenin yapısını bozmadan durabildikleri tek satır bu kısım. Tabi ekstradan tırnak içinde aldıkları kısmı saymazsak. Nasıl başka yerlerine dokunmadan durabildiler hayret gerçekten..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #24
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.

    Sadeleştirilmiş metin: Evet, nasıl ki, bütün şehir ahâlisini zorla bir yere sevk eden ve çalıştıran bir adam görsen onun kendi adına, kendi kuvvetiyle hareket etmediğini, bir asker olduğunu şüphesiz bilirsin. O adam, devlet namına hareket eder ve bir padişahın kuvvetine dayanır.


    • "Evet." "Evet," e dönüştürülmüş. Görünüşte aynı, anlamı değiştirecek birşey yok belki ama Üstad noktayı koymuş. Sadeleştirme daha kolay anlatma maksadı taşıyorsa noktayı kaldırıp virgül koymakla bunun olamayacağı kesin. Böyle ayrıntılara takılmak istemezdim ama sadeleştirme denen şeyin aslını zerre kadar muhafaza edemeyeceğini her şekliyle göstermek istiyorum. Gördüğünüz gibi sözde samimi olarak başlayan bir faaliyet, nasıl keyfiyete dönüşmüş. Manayı zorlamayan, aksine kolaylığı sağlayan virgülü noktayı kaldırmanın samimiyetle ne ilgisi var ?



    • "Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor." "nasıl ki, bütün şehir ahâlisini zorla bir yere sevk eden ve çalıştıran bir adam görsen onun kendi adına, kendi kuvvetiyle hareket etmediğini, bir asker olduğunu şüphesiz bilirsin." şeklinde değiştirilmiş. İki cümle tek cümle yapılmış. Yine cümledeki letafet ve anlam bir nebze bozulmuş. Heleki cümlenin sonundaki kısma "Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor." "bir adam görsen onun kendi adına, kendi kuvvetiyle hareket etmediğini, bir asker olduğunu şüphesiz bilirsin." "bir asker" nerden ve nasıl girdi çözebilen varsa buyursun söylesin..Yahu bu cümlede asker diye bir kelime geçiyor mu ? Askeri nerden çıkardın, nerden buldun..? Şimdi bu samimiyet mi keyfiyet mi ?



    • "Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder." "O adam, devlet namına hareket eder ve bir padişahın kuvvetine dayanır." şeklinde değişmiş. Burda da "orjinalinde "asker" olduğu halde, sadeleştirilmiş metinde "o adam" diye değiştirilmiş. Yani "asker" olmayan cümleye "asker" sokulmuş, "asker" olan cümlede de kaldırılıp yerine "o adam" konulmuş. Buyrun başka bir keyfiyet örneği daha..Hem iki cümle kesinlikle birbirinin aynı değil. Üstadın "belki o bir askerdir" diye başlattığı kısmı sadece "o adam" diye çevirmek, resmen cümleyi imha etmektir. Sonra "devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder." "devlet namına hareket eder ve bir padişahın kuvvetine dayanır." bu cümlenin orjinalinde anlaşılmayacak tek kısım "istinad eder" kısmı olabilir. O da zaten değştirilmiş. Peki "padişah" neden "padişahın" oldu ve orjinalinde olmayan "ve" nin konulmasındaki hikmet nedir ? Samimiyet mi ? Keyfiyet mi ? Yoksa "ve" olmayınca anlaşılmadığından mı ? Hangisi ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #25
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Öyle de, herşey Cenâb-ı Hakkın namına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.

    Sadeleştirilmiş metin: Aynen öyle de, her şey, Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder. Zerre kadar tohumlar ve çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşır, dağ gibi yükleri kaldırır.


    • "Öyle de, herşey Cenâb-ı Hakkın namına hareket eder ki," "Aynen öyle de, her şey, Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder." şeklinde değişmiş. Burada da bir cümle iki cümle yapılmış. Cümleyi ikiye ayırmaktan daha ziyade anlam olarakta birbirinden kopuk 2 cümle halini almış. Sanki ikinci cümle birinci cümle ile alakasız gibi duruyor. Halbuki orjinalinde "ki" den sonra "zerrecikler" diye devam eden kısım, cümlenin baş tarafının neticesidir. Yani herşey Cenab-ı Hakkın namına hareket eder ki, zerrecikler, çekirdekler vs. koca ağaçları başında taşıyıp dağ gibi yükleri kaldırabiliyorlar. Cümle ayrıldığında birinci cümleye atıfta bulunulmayarak, birbirinden bağımsız iki cümle gibi değiştirilmiş. En azından ikinci cümleye Bundan dolayı diye bir giriş yapılabilirdi. Ki bu da işin amacından sapmak olurdu. Geriye tek şık kalıyor, o da aslını muhafaza etmek. Yani bu sadeleştirme işinin başka çıkar yolu yok..Hem orjinalinde cümle "öyle de," şeklinde başlarken, değiştirilmiş metinde "aynen öyle de" şeklinde başlıyor. Bir önceki cümlede "asker" nerden girdiyse cümleye, herhalde buradaki "aynen" de aynı kapıdan giriş yaptı..Bu satırda da anlaşılmayacak tek bir kelime dahi yok..O halde değiştirmekteki gaye ne ? Samimiyet mi, keyfiyet mi, kolay anlamaya hizmet mi ?



    • "zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar." "Zerre kadar tohumlar ve çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşır, dağ gibi yükleri kaldırır. " şeklinde değiştirilmiş. Cümle net olarak anlaşılmasına rağmen, yine değişime uğramış. "taşıyor" "taşır" olmuş, "kaldırıyorlar" "kaldırır" olmuş. "Zerrecikler gibi" "zerre kadar" olmuş. "Zerecikler gibi" nin anlamı nasıl "zerre kadar" olabilir ki ? "gibi" dendiğinde akla ilk gelen şey benzerliktir. Mesela "ben de senin gibiyim" dese birisi, herhalde kimse "ben de senin kadarım" şeklinde anlamaz. Dolayısıyla buradaki değişim anlamı bozan bir değişim. Hem de yapılan değişiklikler tamamen gereksiz ve cümleyi, bırakın anlatmaya yardımcı olmasına; hem yanlış anlaşılmasına, hem de anlamayı zorlaştırmasına sebeb olmuş.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #26
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Demek herbir ağaç “Bismillâh” der; hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.

    Sadeleştirilmiş metin: Demek ki, her bir ağaç "Bismillah" diyerek rahmet hazinesinin meyveleriyle ellerini doldurur, bize tablacılık eder.


    • "Demek herbir ağaç “Bismillâh” der;" "Demek ki, her bir ağaç "Bismillah" diyerek" şeklinde değiştirilmiş. "Demek" "Demek ki," olmuş. "der" "diyerek olmuş. "hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor,bizlere tablacılık ediyor.""rahmet hazinesinin meyveleriyle ellerini doldurur, bize tablacılık eder." şeklinde değiştirilmiş. "hazine-i rahmet" ters çevrilerek "rahmet hazinesi" yapılmış. "meyvelerinden" "meyveleriyle" olmuş. "dolduruyor" "doldurur" olmuş. "bizlere" "bize" olmuş. "tablacılık ediyor" "tablacılık eder" olmuş. Ve yine tamamen keyfi ve hiçbir şekilde anlamaya yardımcı olmayacak bir biçimde değişiklikler yapılmış. "hazine-i rahmet" haricinde cümlede anlaşılmayacak tek bir kelime dahi yok. Hatta o dahi anlaşılabilir. Zaten bu kısmı anlaşılsın diye yaptıkları şey sadece o kısmı ters çevirmek. O kadarını okuyucu kendi düşünerekte anlayabilir. Yani bu durumda cümlenin yapısını bozmayı gerektirecek en ufak bir mazeret yok. Buna rağmen cümlenin hemen hemen bütün kelimelerinin katledildiğini görüyoruz. Yani şöyle düşünebiliriz. İlkokula yeni başlayan bir öğrenciye "Ali topu at" diye cümle öğretmeye çalışan bir öğretmenin, bu metodunu faydalı bulmayıp, "yok hocam o cümle öyle kurulmaz, "Ali o yuvarlak şeyi fırlat" demeniz gerekiyor" kabilinden saçma sapan bir çeviri olmuş.



    • Birinci Sözü sadeleştirilmişinden ilk okuduğumda, çok fazla hatanın çıkacağını düşünmüyordum. Çünkü orjinaline bakmadan okuduğunuzda çok bariz bildiğiniz kısımlar haricinde, fazla değişiklik yok gibi görünüyor. Ama alın satır satır mihenge vurun, her cümlesinde, her satırında ve hatta hemen hemen her kelimesinde o kadar bariz hatalar göreceksiniz ki, bu kadar ağır bir vebali halen umursamadan kaldırabildiklerine hayret etmemek mümkün değil.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #27
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Herbir bostan “Bismillâh” der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.

    Sadeleştirilmiş metin: Her bir bostan "Bismillah" der, içinde çeşit çeşit pek çok leziz yiyeceğin beraber pişirildiği, Cenâb-ı Hakk'ın kudret mutfağından bir kazan haline gelir.



    • Cümle yine ters-düz edilerek manası ve letafeti bozulmuş. Orjinal cümlede "çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor." vurgusu yapılırken, sadeleştirilmiş metinde "kazan" a vurgu yapılıyor. "Kazan" mana olarak daha ön plana çıkarılmış. Yani "dünyada böyle bir kazan var" anlamı daha hakim sadeleştirilmiş metinde. Orjinalinde ise, her bir bostanın Bismillah demekle, matbaha-i kudretin bir kazanı hükmünde olduğu ve bu kazanın içinde çeşit çeşit, leziz nimetlerin, yiyeceklerin beraber pişirildiği vurgusu yapılıyor. Yani Allahın adıyla hareket eden toprak, bir madde olduğu halde, ondan binbir çeşit yiyecekler, nimetler çıkıyor. Allahın birşeyden herşeyi yapmak kanunu bu misalle gösteriliyor. Sadeleştirenler ise, Allahın bu kanunundan ziyade Allahın kudret mutfağında böyle bir kazanın olduğu, yani toprağın olduğunu anlatıyor. Dolayısıyla zihin, birşeyden herşeyin yapılmasına değil, birşeyden herşey yapılan toprağın mahiyetine kayıyor. Tevhid dersi, eşyanın mahiyeti dersine dönüşüyor.

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #28
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.

    Sadeleştirilmiş metin: İnek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlardan her biri "Bismillah" diyerek rahmetin feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bize hoş, temiz, âbıhayat gibi bir gıdayı Rezzak namına takdim eder.


    • "Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur." "İnek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlardan her biri "Bismillah" diyerek rahmetin feyzinden birer süt çeşmesi olur." şeklinde değiştirilmiş. Orjinal cümlenin başındaki "herbir", sadeleştirilmiş metinde cümlenin ortalarına alınarak, "herbiri" olmuş. "hayvanlar" "hayvanlardan" şekline girmiş. "Bismillâh der," ""Bismillah" diyerek" yapılmış. "rahmet feyzinden" "rahmetin feyzinden" yapılmış. Cümleyi okuduğunuzda çok düşük bir ihtimal "feyz" kelimesi anlaşılmayabilir. Onunda zaten değiştirilmediğini görüyoruz. O halde hiçbir kelimesinin manasını vermediğiniz bir cümleyi, neden kelimelerin yerlerini değiştirerek katlettiniz ?



    • "Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar." "Bize hoş, temiz, âbıhayat gibi bir gıdayı Rezzak namına takdim eder." Bu cümlede de keyfi değişikliklerin yapıldığını görüyoruz. Cümlede anlaşılamayacak muhtemel kelimeler: "Rezzak", "lâtif" "nazif", "âb-ı hayat" ve "takdim" olabilir. Bu kelimelerden sadece "lâtif" "nazif" in değştiğini görüyoruz. "Rezzak", "âb-ı hayat" ve "takdim" olduğu gibi muhafaza edilmiş. Ancak buna rağmen yani bilinemeyecek bir iki kelimenin anlamı verilmesine rağmen, cümleyi yinede bozmadan duramamışlar. "Bizlere" "bize" olmuş. Üstadın "en lâtif, en nazif" diye vurgu yaptığı kısımdaki "en" ler kaldırılıp, mana sıradanlaştırılmış. Sonra "takdim ediyorlar" "takdim eder" halini alarak bir darbe daha vurulmuş cümleye. Sonra cümlede yine ters-düz yapılarak, mana zayıflatılmış.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #29
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Orjinal metin: Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer. “Allah namına, Rahmân namına” der; herşey ona musahhar olur.

    Sadeleştirilmiş metin: Her bir bitkinin, ağacın, otun ipek gibi yumuşak kök ve damarları, "Bismillah" diyerek sert taş ve toprağı deler geçer. "Allah namına, Rahman namına" der, her şey ona itaat eder.


    • "Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer." "Her bir bitkinin, ağacın, otun ipek gibi yumuşak kök ve damarları, "Bismillah" diyerek sert taş ve toprağı deler geçer." şeklinde değiştirilmiş. Anlaşılmayacak tek kelime bir ihtimal "nebat" olabilir. Ona da lugattan bakılsa cümle çok rahat bir şekilde anlaşılabilir. İlminde bir kıymeti var. Hiç zahmete girmeden rahmet arayanlar kusura bakmasınlar, sadeleştirilmiş metinlerle de hiçbir yere varamazlar. "Ben sadeleştirilmiş eseri okudum ve uçtum" diyen varsa buyursun görelim nasıl uçmuş, bize de öğretsin.."Nebat" kelimesinin manası verilmesine rağmen, yine cümleyi sağından solundan kırpmadan, keyfi değişikliklerle bozmadan duramamışlar. Orjinalinde "nebat ve ağaç ve otların" kısmı sadeleştirilince "her bir bitkinin, ağacın, otun" şeklini almış.



    • “Allah namına, Rahmân namına” der; herşey ona musahhar olur." "Allah namına, Rahman namına" der, her şey ona itaat eder." şeklinde değiştirilmiş. Şükür Allaha cc. ki, bir kelimenin değiştirilmesinden ve birkaç noktalamanın keyfi olarak değiştirilmesinden başka zayiat yok.



    • Bu kadar bir eseri tahrif etmenizde, samimiyet göremiyorum açıkçası. Allah cc. akıl fikir versin size..Ashab-ı Bedir kardeşimin önceki mesajlardan birinde söylediği gibi, Türklerle anlaşmaya çalışan İngiliz turistleri gibisiniz. Cümleleriniz "sen var beni anlamak, gitmek ben" gibi kurulan cümlelere benziyor aynen. Yaptığınız değişikliklerin makul olan hiçbir tarafı yok. Zerre kadar da bu işe vakıf değilsiniz. Olsaydınız Allah cc. muvaffakiyet verir, bu kadar yerin dibine geçirmezdi. Şu yazdıklarınızı okuyun da oturup halinize ağlayın. Ağlayacak vicdanınız yoksa komedi diye gülün en azından. Samimi olan bir ilkokul talebesi bile bu hataları yapmaz. En azından bilinmeyen kelimelerin manasını verir, gerisini oynamaz. Siz anlaşılan cümleyi de, anlaşılmayan cümleyi de bozmakla hangi samimiyetten bahsediyorsunuz ? Çok rahat anlaşılan bir cümleyi, tersine çevirip başka bir anlam çıkartmaya ne hakkınız var ? Kelimelerin şeklini şemalini beğenmeyip, bir tarafından kırpıp, diğer tarafına ek yapmakla bir fayda mı sağladığınızı düşünüyorsunuz ? Hadi Lem'alar da böyle hatalar yaptınız ve eleştiriler aldınız, Sözlere gelince de mi aklınız başınıza gelmedi, aynı hataları devam ettirdiniz ? Bu nasıl samimiyet ? Bu nasıl hizmet ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #30
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirme Hatalarla Dolu - Birinci Söz

    Alıntı fahris Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Hüseyin abi Lugat sadece pencere açmaktır. Nitekim lugatta anlamı verilen bir çok kelimeyi Risale-i Nurda okuduğumuzda o anlamları çok zayıf verdiğini hakikatte daha kuvvetli manalar ve anlamlar çıktığını görebilmekteyiz. Bu nedenle Lugat sadece pencere açmaktadır. Hakika mana ve anlamlar Risale-i Nurları kendi aleminde okumakla intişar etmekdedir. Bu sadeleştirme işine giren zavallılar maalesef hiç kendi alemlerinde okumamışlar.


    Bu arada mesajlarınızı takip ediyoruz..
    Elbette söyledikleriniz doğru şeyler. Zaten bu yüzden de her defasında ne olursa olsun, sadeleştirmenin aslını ifade edemeyeceğini söylemeye çalışıyoruz. Ola ki öyle bir bahaneye sığınmış olsalar dahi haklı olamazlar zaten. Çünkü bu kelimeler lugatta geçiyor, risale üzerinde değiştirilmiyor. Aynı manayı ifade eder düşüncesi kesin olsaydı, zaten şimdiye kadar bu iş meşrulaşırdı. Hem öyle manalar vardır ki yerine hangi kelimeyi koyarsanız koyun, aslındaki tadı da vermez, istifadeyi de vermez. Hatta bazı düşünceler, sözle ve yazıyla ifade edilemez. Üstad Hazretleri r.a. olsun diğer büyük İslam Alimleri olsun, maneviyatta o kadar ilerlemişler ki, onların yazıya döktükleri sözlerin manevi zenginliği, bütün insanların istifadesinı, o eserlerden farklı farklı ulvi manalar çıkarmasını netice veriyor.

    Üstad Hazretlerinin On Yedinci Lem'adaki şu kısım bile sadeleştirmenin ne kadar manasız olduğunu ve verimsiz olduğunu gösteriyor.

    Tavsiye
    Sana ışıklanan bir nuru tutmak için elini uzatma. Belki gaflet esbabından tecerrüd et, onlara müteveccih ol, dur. Çünkü, ben müşahede ettim ki, marifetullahın şahitleri, burhanları üç çeşittir:

    Bir kısmı su gibidir. Görünür, hissedilir, lâkin parmaklarla tutulmaz. Bu kısımda hayalâttan tecerrüd etmek, külliyetle ona dalmak gerektir. Tenkit parmaklarıyla tecessüs edilmez; edilse akar, kaçar. O âb-ı hayat, parmağı mekân ittihaz etmez.

    İkinci kısım, hava gibidir. Hissedilir, fakat ne görünür, ne de tutulur. Ona karşı sen, yüzün, ağzın, ruhunla o rahmet nesîmine karşı teveccüh et, kendini mukabil tut. Tenkit elini uzatma, tutamazsın. Ruhunla teneffüs et. Tereddüt eliyle baksan, tenkitle el atsan, o yürür, gider. Senin elini mesken ittihaz etmez, ona razı olmaz.

    Üçüncü kısım ise, nur gibidir. Görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyleyse, sen kalbinin gözüyle, ruhunun nazarıyla kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle. Belki kendi kendine gelir. Çünkü nur, elle tutulmaz, parmaklarla avlanmaz. Belki o nur ancak basiret nuruyla avlanır. Eğer haris ve maddî elini uzatsan ve maddî mizanlarla tartsan, sönmese de gizlenir. Çünkü öyle nur, maddîde hapse razı olmadığı gibi, kayda giremez, kesîfi kendine mâlik ve seyyid kabul etmez.


    Risale-i Nur sadeleştirilerek değil, ihlasla okuyarak, hazmederek, ilminden amelle istifade ederek anlaşılır. Onun, kelimelerini değiştirerek anlaşılacağını sananlar, adına ne derlerse desinler, ister samimiyet, ister hizmet, nuru maddiyata hapsetmeye çalıştıklarının farkında bile değiller. Mizanları maddi; değiştirdikleri eser ise maneviyata hitap ediyor. Sanıyorlar ki biz bunları sadeleştirip, daha geniş kitleye hitap edeceğiz, onu dünyaya tanıtacağız. Hurdacı tartısıyla inci tartılıp satıldığı nerde görülmüş ? Kim inanır böyle bir insanın inciyi doğru tarttığına ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222