Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 3/5 İlkİlk 12345 SonSon
42 sonuçtan 21 ile 30 arası

  1. #21
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: O, hem Hakîm’dir, abes iş yapmaz. Hem Rahîm’dir; ihsanı, merhameti çoktur” diye itikad ettiğinden her şeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur. Dua ile çalar.
    Sadeleştirilmiş metin: O hem Hakimdir, abes iş yapmaz; hem Rahimdir, ihsanı, merhameti çoktur” der. Buna inandığından, her şeyde bir rahmet hazinesinin kapısını bulur dua ile o kapıyı çalar.

    Aciptir ki “menfaat” kelimesini millet anlamayacak diye sadeleştirip “fayda” diyenler bu cümledeki “abes” kelimesine dokunmamışlardır. Demek ki “menfaat” kelimesini milletin bilmediği, fakat “abes” kelimesini bildiği farzedilmiştir. Bu ise müthiş bir tezattır. Bunun gibi nice hatalar yine sadeleştirilen metinlerde mevcuttur. Yine aciptir ki “ihsan” ve “merhamet” kelimeleri de değiştirilmemiştir. Yoksa bunların o çok methettiğiniz, yere göğe sığıştıramadığınız Türkçe’de karşılığı yok mu? Yoksa “menfaat” kelimesini bilmeyen milletimiz bu kelimeleri biliyor mu?

    Orijinal metindeki cümle yapısı tamamen değiştirmiştir. “Hazine-i rahmet” terkibi “rahmet hazinesi” olarak sadeleştirilmiş. Yani milletimiz bir terkibi tersten okumayı bilmeyecek kadar ahmak mıdır? Öyle ya yapılan iş onu göstermektedir. “Ey millet, siz bunları tersten okumayı bilemezsiniz, biz en iyisi bu terkibi düzleştirelim de anlayın” denilmek istenilmiştir. Ayrıca lüzumsuz eklemelere ne demek lazımdır. “Dua ile çalar” ifadesini “dua ile o kapıyı çalar” diye uzatmanın bir gereği var mıdır? Yahu şu cümlelerde anlaşılmayan hangi kelime var? Yine çokça zikrettiğimiz gibi orijinal metinlerin pek çok yeri rahatlıkla anlaşılacak şekildedir. Metindeki anlayamadığımız kelimeler, cümlenin gelişinden manasını vermektedir. Öyle ya bu kadar okuyucusu olan bir eser, elbette ki anlaşılıyor olması lazımdır.

    Acaba kendi içinizde tezata düştüğünüzün farkında mısınız? Yoksa Gülhane Parkında mısınız? Aslında sıkça dediğimiz gibi orijinal metinde anlaşılmayan hiçbir kelime olmadığı halde, sırf enaniyetlerinden dolayı bu kadar rahat anlaşılan bir eseri tahrip etmek cüretini göstermişlerdir. Onun için işlerine gelen kelimeyi “anlaşılmıyor” diye sadeleştirmişler, işlerine gelen kelimeleri bırakmışlar, o kadar anlaşılan metinlerin cümle yapısını değiştirmişler, zamanları tahrip etmişler, çoğul-tekil ayrımını anlayamadıkları gibi zahir manayı dahi anlayamamışlar, Kur’anî temsilleri, temsil üslubundan çıkarıp, hikaye ve masal üslubuna büründürmüşler, en acibi de böyle yapmakla “anlaşılmıyor” diye yaygara çıkardıkları metinleri “anlaşılır hale getirdik” diye övünmüşlerdir. Sizin bu günahınızı acaba ne temizleyebilir hiç düşündünüz mü? Bu eserlerdeki kelimeleri dokunma hakkını size kim verdi? Kimlerin oyununa geldiniz de üstadın varis talebelerinin dahi yapamadığı bir işe yeltendiniz? Enaniyetinizi kim okşadı da böyle hainliğe tenezzül ettiniz?

    Daha söylenecek çok şey var. Fakat zavallıları bırakıp tahlilimize geri dönelim.
    Yazar : Risale Forum

  2. #22
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: Hem, her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür.
    Sadeleştirilmiş metin: Her şeyi Rabbinin emrine boyun eğmiş görür.

    Burada “hem” kelimesi uçmuştur. Bu kelimeyi demek ki fazla görmüşlerdir. “kendi Rabbisinin” ifadesinin “Rabbinin” olarak değiştirmek manayı değiştirmektir. Burada çıkarılan kelimelere ne demek lazım? Demek ki sadeleştirenlerin derdi anlaşılmamak değil, müellifin kullandığı kelimeleri kendi heveslerince değiştirmektir. Orijinal metindeki aidiyetinin şiddetini ifade etmek için “kendi Rabbisinin” kullanıldığı anlaşılmaktadır. Sadeleştirilmiş metinde bu özellik kaldırılmıştır. “Musahhar” kelimesi “emre verilmiş, itaatkar, fethedilmiş, birine bağlanmış” gibi manalara gelmektedir. “boyun eğmek” biraz yavan kalmaktadır. “Musahhar” kelimesi “teshir edilmiş” demektir. “Teshir” kelimesi ise “zaptetmek, hâkim olmak, zorla ele geçirmek, itaat ettirmek, hakir ve zelil olmak” gibi manalardadır
    Yazar : Risale Forum

  3. #23
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: Rabbisine iltica eder.
    Sadeleştirilmiş metin: Ona sığınır.
    Yukarıda denildiği gibi aidiyetin şiddetini ifade etmek için kullanılan kelimedeki manayı katletmişlerdir. Daha önce kullanılan “Rabbisine” kelimesini “Rabbine” olarak değiştirmekle beraber burada “Rabbisine” kelimesini “Ona” olarak değiştirmek manayı daha anlaşılır kılmak mıdır? Yoksa buradaki manayı katletmek midir?

    Orijinal metin: Tevekkül ile istinad edip her musibete karşı tahassun eder.
    Sadeleştirilmiş metin: Tevekkül ile O’na dayanıp her musibet karşısında korunur.
    tevekkül” kelimesini sadeleştirmemişlerdir. Yoksa “tevekkül” kelimesinin karşılığı yok mu veya milletimiz bu kelimeyi biliyor mu? “İstinad” kelimesini “O’na dayanıp” olarak sadeleştirmişler daha doğrusu tahrip etmişlerdir. Burada “O’na” kelimesinin karşılığı olarak herhangi bir kelimeyi göremiyoruz. İşkembelerinden mi çıkardılar acaba? “Her musibete karşı tahassun eder” ifadesini “her musibet karşısında korunur” olarak değiştirmişlerdir. Orijinal metindeki ifade “musibetten” korunmak manasında olduğu halde Sadeleştirilmiş metinde “musibete uğradığı zaman korunur” manası çıkmaktadır. Yani orijinal metindeki “musibetin ona isabet etmemesi” manası değiştirilmiştir. Orijinal metindeki mana katledilmiştir.
    Yazar : Risale Forum

  4. #24
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: İmanı, ona bir emniyet-i tamme verir.
    Sadeleştirilmiş metin: İmanı, kendisine tam emniyet hissi verir.
    Burada da mana katliamı vardır. İmanın verdiği şey emniyet hissi değil, emniyetin kendisidir. Orijinal metindeki “emniyet-i tamme” terkibi ile imanın tam bir emniyet vermesidir. Orijinal metinde histen filan bahsedilmediği halde sadeleştirilmiş metine his eklenmiştir. Halbuki burada imanın verdiği şey emniyet hissi olmayıp, emniyetin tâ kendisidir. Hem burada "tamme" kelimesiyle mana şiddetlendirildiği halde sadeleştirilen ifadede "his" denilmek suretiyle zayıflaştırılmıştır.. Hem kelimeleri değiştirmek hem de kelime eklemek ile mana katledilmiştir. Bu ise müellifin hukukuna bir tecavüzdür.
    Yazar : Risale Forum

  5. #25
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: Evet, her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı, imandır, ubudiyettir.
    Sadeleştirilmiş metin: Evet, her hakiki iyi vasıf gibi cesaretin de kaynağı imandır, kulluktur.

    Evet orijinal metindeki bu cümle ve devam eden cümle 3. Sözün hülasasıdır, özüdür. Onun için bu cümleyi iyi analiz etmek lazımdır. Zaten yaptıkları katliamlar ve yedikleri haltlar bu cümlede kendini daha iyi göstermektedir.

    Hasenat” kelimesini “iyi vasıf” olarak sadeleştirmişlerdir. “hasenat” kelimesinin karşılığı “güzellikler, iyi ameller” demektir. “Hasenat” kelimesini karşılığı olmayan “iyi vasıf” olarak sadeleştirmek çok yanlıştır. Herhalde buradaki vasıftan kasıt ahlak veya huydur ki hasenatın karşılığı değildir. Demek “hasenat” kelimesini anlayamayan o güzide kardeşleriniz, “vasıf” kelimesini biliyorlar!!! Burada tezata düştüğünüzün farkında mısınız? Anlaşılmıyor diye sadeleştirilen bir kelimeyi karşılığı olmayan ve anlaşılmayan başka bir kelime ile sadeleştirmek manayı heder etmek değil midir? Hem “vasıf” kelimesi nedir diye sormazlar mı anlamayan kardeşleriniz… Sahi “vasıf” nedir? Kısaca “sıfat” demektir ki hasenatın karşılığı değildir. Yani hasenat ne sıfattır, ne de huy ve ahlaktır. Hasenat, güzel huyların neticesi olan iyi ve güzel amellerdir. Yani "hasenat" kelimenin karşılığı kesinlikle "vasıf" değildir.

    cesaretin dahi” ifadesini “cesaretin de” olarak sadeleştirmek manayı anlaşılır kılmak mıdır? Böyle yapmakla “hasenat” ile “cesaret”i aynı kefeye koyup, “hasenat”a “iyi vasıf” demek zorunda kalmışlardır. Halbuki “hasenat” kelimesinin karşılığı “iyi ameller” olup cesaret ise yiğitlik manasına gelen bir sıfat yani vasıftır. İşte bu cümlede yaptıkları halt bu şekildedir. Zira Risalelerin pek çok yerinde “defter-i hasenat” terkibi geçmektedir ki bu da hasenat kelimesinin karşılığının “iyi vasıf” olmadığını açıkça göstermektedir. Hem “işlediği hasenatın” ifadesi de geçmekle yine “iyi vasıf” olmadığını açık olarak göstermektedir.

    Önceki cümlelerde “tevekkül” kelimesini sadeleştirmeyip bırakanlar burada “ubudiyet” gibi şümullü bir kelimeyi “kulluk” diyerek basitleştirmişlerdir.
    Yazar : Risale Forum

  6. #26
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.163
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61440


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    “Dua ile çalar” ifadesini “dua ile o kapıyı çalar”
    Ustad Bediüzzaman kullandığı ifade çok geniş manayı içerirken sadeleştirilen metinde mana daraltılmış haşa Allah'a mekan tahsis edilmiş. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir.

    Orijinal metin: Hem, her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür.
    Sadeleştirilmiş metin: Her şeyi Rabbinin emrine boyun eğmiş görür.
    Yine bu iki mana arasında ciddi ucurumlar söz konusu. Ustadımız r.a.'ın kullandığı ifade de Vahidiyet içinde Ehadiyeti görüyoruz şöyle ki Rab terbiye eden olduğu için herkes ile birebir ilgilendir ihtiyaclarını giderir bu haseble burada kullanılan ifade de hem bütünmahlukatla Allah'ın münferid olarak Rab esması ile ehadiyetini görüyoruz hem de bütün mahlukatın hepsi ile birden Rab esması ile vahdaniyeti görüyoruz.

    Nitekim sadeleştirilen metinde vahdaniyet içinde ehadiyet sırrı kayboluyor, sadece ehadiyet sırrı ortaya çıkıyor.

    Bu bir cinayettir.

    Orijinal metin: Rabbisine iltica eder.
    Sadeleştirilmiş metin: Ona sığınır.
    Ustadımız Bediüzzaman r.a. Risale-i Nurda Allah'ın isim ve sıfatlarını kullanırken çok ciddi olarak dikkat ettiğini ve bu esmaların manaları daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Mesela bazı yerlerde Zat-ı Zülcemal demiyor Zat-ı Zülcelal diyor. Bu kullandığı isim ve sıfatların meselede ehemmiyeti ve hikmetleri değiştiğinde isim ve sıfatlarda değişmekte.

    Buradaki meselede de Allah'ın Rab esmasının tecellileri ve hikmetleri olduğundan bu esmanın tecelli ve hikmetleri anlatılmaktadır.

    Ancak sadeleştirilen metinde bir cinayet ile bu tecelli ve hikmet ortadan kaldırılmış..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  7. #27
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı, dalâlettir.
    Sadeleştirilmiş metin: her kötü haslet gibi korkaklığın da kaynağı dalâlettir!
    Bir önceki cümlede dediğimiz gibi bu iki cümle 3. Sözün hülasasıdır, özüdür. Onun için bu cümlede yapılan hatalar da bir hayli büyük olup, manayı tamamen değiştirmiştir. Bu kadar müthiş hataları yapmakla ehl-i ilim nazarında ne kadar maskara olduklarını keşke anlayabilselerdi.

    Seyyiat” kelimesini “kötü haslet” olarak sadeleştirmişlerdir. “Seyyiat” kelimesi “seyyie” kelimesinin çoğulu olup “kötülükler, günahlar, suçlar” demektir. Bu kelimeyi karşılığı olmayan “kötü haslet” olarak sadeleştirmek çok yanlıştır. Aynen önceki cümlede yapılan hata, burada da yapılmıştır. Aciptir ki “seyyiat” kelimesinin ne olduğunu anlayamayacağını sandıkları kardeşlerinin “haslet” diye belki de hiç duymadıkları bir kelimeyi anlamaları beklenmiştir. “Haslet” kelimesi “huy, ahlak” demek olup, seyyiat kelimesinin karşılığı değildir. “Hasenat” ve “seyyiat” kelimeleri büyük çoğunlukla risalelerde “sevap” ve “günah” karşılığı olarak kullanılmıştır ki burada da bu manalarda kullanılmıştır. Bir önceki orijinal cümlede “hakiki hasenat” kullanıldığı halde burada zıddı olarak sadece “seyyiat” kelimesinin kullanılmasıyla aslında seyyiatın çoğunun ademden kaynaklandığı ve hakiki vücutlarının olmadığı anlaşılmaktadır. Hasenatın ise çoğunun vücudi olduğuna işaret edilmiştir. “cenabet” kelimesini millet anlamayacak diye “korkaklık” olarak çevirmişler, yine bir önceki cümlede “ubudiyet” kelimesini millet anlamayacak diye “kulluk” olarak çevirmişler ama ne aciptir ki burada “dalalet” kelimesine dokunmamışlardır. Demek ki anlamak kabiliyetinden yoksun zannettikleri kardeşleri “dalalet” kelimesini anlıyor!!! Çok gülünç bir durum…. Kelimenin tam manasıyla bir maskaralıktır.

    Cesaret” ve “cebanet” kelimeleri korkuyla alakadardırlar ki 2 “korku” kelimesinin arasında kalmıştır. Ayrıca simetri olarak “cesaret” kelimesinden önceki cümlelerde “hadsiz korkular altında ezilir” kullanılarak ters manası verilip, “cenabet” kelimesinin karşılığı anlatıldığı gibi, aynı şekilde “cebanet” kelimesinden sonraki cümlede kullanılan “korkutmaz” kelimesiyle de “cesaret” kelimesine işaret edilmiştir. Bu kadar harikalarla dolu muhteşem bir eseri böyle tahrip etmeye cüret gösteren zavallılar bunları hiç düşünmezler mi? Yoksa anlama kıtlığı yaşayan kardeşleriniz, bunları anlayamıyor mu?
    Yazar : Risale Forum

  8. #28
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: Evet, tam münevver-ül kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz.
    Sadeleştirilmiş metin: Evet, yerküre bomba olup patlasa, muhtemeldir ki, kalbi tam nurlanmış bir kulu korkutmaz.
    Burada cümle ters düz edilmekle güya anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. “Münevver-ül kalb” terkibi “kalbi tam nurlanmış” olarak sadeleştirilmiştir. “Münevver” kelimesi mecazen “Kur’anî ve imani eser okumakla ve ibadet ve taatla nurlanmış, nurlandırılmış” demektir. Burada orijinal metinde olmayan “tam” kelimesini eklemek de yersizdir. “ihtimal” kelimesini anlaşılır kılmak için “muhtemel” olarak çevirmişler. Yine daha önce dediğimiz gibi “abd” kelimesinin karşılığı “kul” olup “âbid” kelimesinin karşılığı “ibadet eden” demektir. Dolayısıyla sadeleştirilmiş metinde getirilen “kul” kelimesinin karşılığı orijinal metinde “abd” olması gerekirken “âbid”dir. İki kelime arasında fark var fakat sadeleştirenlerin göremediği bir fark…. İkisinin arasında büyük bir fark var…
    Yazar : Risale Forum

  9. #29
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: Belki, harika bir Kudret-i Samedaniyyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek.
    Sadeleştirilmiş metin: Aksine o kul, Samed Rabbinin harika kudretini lezzetli bir hayret içinde seyreder.

    Arapça’da “belki” kelimesi kesinliği ifade ettiği gibi müellif dahi pek çok yerde bu kelimeyi “kesinlik” ifadesi olarak Arapça’daki manasıyla kullanmıştır ki kanımca burada da kesinliği ifade ediyor. Çünkü cümlenin sonunda “seyredecek” fiili kesinliği ifade ediyor. Eğer “seyredebilir” demiş olsaydı ihtimali ifade edecektir. “Belki” kelimesini “aksine” diye çevirmek büyük hatadır. Yani “belki”yi anlamayanların “aksine” kelimesini anlamaları beklenmiştir. Çünkü müellif bu eserde hep zıtları karşılaştırdığından anlaşılıyor ki ihtimal kelimesinin Arapça’da zıddı olan “belki” kelimesini kullanmıştır. Zira Risalelerdeki pek çok yerde geçen “belki” kelimesinin yerine “kesinlikle” kelimesini koyacak olursak mananın katiyeti ifade edecek şekilde bozulmadığını göreceğiz. Bu da gösteriyor ki “belki” kelimesi “kesinlikle, şüphesiz” demektir. Yani anlaşılacağı üzere “aksine” olarak bir karşılığı burada doğru değildir.

    "harika bir Kudret-i Samedaniyeyi" ifadesini "Samed Rabbinin harika kudretini" olarak çevirmek büyük hatadır. Orijinal metinde olmayan "Rabbbinin" kelimesini buraya eklemek yanlıştır. Zira orijinal metinde "Rab" isminin tecellisinden bahsedilmiyor. Risaleleri okuyanlar bilirler ki müellifin kullandığı isimlerin rastgele seçilmediği, orada bahsedilen hadisede tecelli etmesine göre seçildiğidir. Bu bahiste "Kudret"in tecellisi bahsedildiği halde "Rab" ismini zikretmek gerçekten büyük bir hatadır. Yapılan bu hata Risalelerin metodunu bilmemekten başka bir şey değildir. Aciptir ki anlaşılan pek çok kelimeyi tahrip eden bu zavallılar "kudret" kelimesini aynen bırakmışlardır. Acaba "kudret" nedi?diye sormayacak mı o anlamayan kardeşleriniz.... Anlamayan kardeşlerinizin hangi tür kelimeleri anlamadığını anlayabilmiş değilim.
    Hem orijinal metinde küre-i arzın bomba olup patlamasındaki hadiseyi "harika bir" ifadesiyle tahsis ettiği halde, sadeleştirilmiş metinde böyle bir özellik yoktur. Yani sadeleştirilmiş metinde "Samed Rabbinin harika kudretini" denilmek suretiyle neyin seyredileceği belli olmayıp, bütün kudretin harikaları kastedilmiştir. Bu ise manayı tamamen değiştirmektir.

    Hem cümlenin sonunda orijinal metinde “seyredecek” olduğu halde sadeleştirilmiş metinde “seyreder” denilmiştir ki bu da hatadır.
    Yazar : Risale Forum
    Konu kenz-i mahfi tarafından (20-06-2013 Saat 09:54 ) değiştirilmiştir.

  10. #30
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sadeleştirilmiş 3. Söz - Analiz

    Orijinal metin: Fakat, meşhur bir münevver-ül-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise; gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer.
    Sadeleştirilmiş metin: Aklı aydınlanmış denilen kalbsiz ve Allah’a karşı asi, meşhur bir filozof ise gökte bir kuyruklu yıldız görse yerde titrer.
    Burada “fakat” kelimesi uçmuştur. Demek ki lüzumsuz görmüş olacaklar ki müellifin kullandığı kelimeyi çıkarmışlardır. 2 cümle önce “münevver-ül-kalb” terkibini “kalbi tam nurlanmış” olarak çevirenler burada “münevver-ül-akıl” terkibini “aklı aydınlanmış” olarak çevirmişlerdir. Yani “münevver” kelimesine bir yerde “nurlanmış” diğer yerde “aydınlanmış” demişlerdir. Hem 2 cümle önce “tam” kelimesini ekleyenler burada eklememiştir. “Fasık” kelimesinin karşılığı “Allah’a karşı asi” midir? Anlaşılan “fasık”ın ne demek olduğunu başta sadeleştirenler anlamamışlardır. İsterseniz sözlüğe bir bakın da bu kelimenin manasını oradan öğrenin. “Feylesof” kelimesini bilmeyen kardeşlerinin “filozof” kelimesini bilmeleri beklenmiştir. Risalelerde daha ziyade “feylesof” kelimesi geçmektedir ki “filozof” kelimesinin Arapça okunuşudur. Hem yine çok defa dediğimiz gibi cümle yapısı alt üst edilmiştir. Bu ise sadeleştirmek değil, kelimenin tam manasıyla keyfi olarak tahriptir.
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222