SADELEŞTİRME ADIYLA RİSALE-İ NUR'A YAPILAN İFTİRALAR!

MUKADDİME
Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur eserleri için diyor ki: “Risalet-ün Nur, bu asrı, gelen istikbali tenvir edebilir bir mu’cize-i Kuraniye”dir. Kıyamete kadar hükmü bâki kalacak yeğane Kur’an tefsiri olan Risale-i Nur eserleri, rehber kitap hükmünde hizmetini yapmaktadır. Ne var ki, her zaman var olan hayırlara karşı şerler, bu eserlere musallat olmağa çalışmaktadır. Gizli dinsizler, geçmişte yasaklamalar, karalamalar, hapislerle yapamadıklarını şimdi de dost suretinde hulûl ederek, ifsad ederek yapmağa çalışmaktadır.

Fakat nurların bekçi muhafızları müteyakkız davranarak, bu kıymetli eserlerin sahipsiz olmadığını, vaki tecavüzlere karşı gereken mukabelede bulunacaklarını ifade etmektedirler.

Risale-i Nur; kesbî ilimden olmayıp, Kur’ânın bu asrın ve gelecek asrın insanlarına bakan ve beşerî tasarrufu kabul etmeyen, Kur’ânî ve vehbî bir meslek olduğuna dikkat çeken beyanlardan bir kısmı şöyledir:

«Risale-i Nur, hükema ve ulemanın mesleğinde gitmeyip, Kur’ânın bir i’câz-ı mânevîsiyle, herşeyde bir pencere-i marifet açmış, bir senelik işi bir saatte görür gibi Kur’âna mahsus bir sırrı anlamıştır ki, bu dehşetli zamanda hadsiz ehl-i inadın hücumlarına karşı mağlûp olmayıp galebe etmiş.» (Mesnevî Nuriye sh: 8)

«Resâili’n-Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki, semâvî olan Kur’ânın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe‑i arşîsinden iktibas edilmiştir.» (Şualar sh: 690)

«Risaletü’n-Nur sair telifat gibi ulûm ve fünundan ve başka kitaplardan alınmamış. Kur’ândan başka me’hazı yok, Kur’ândan başka üstadı yok, Kur’ândan başka mercii yoktur. Te’lif olduğu vakit hiçbir kitap müellifinin yanında bulunmuyordu. Doğrudan doğruya Kur’ânın feyzinden mülhemdir ve semâ-i Kur’âniden ve âyâtının nücûmundan, yıldızlarından iniyor, nüzul ediyor.» (Şualar sh: 711)

Bu hakikatı Risale-i Nur, ısrarla ve ciddiyetle bildirmekle ifade eder ki, Risale-i Nur’a beşeri bir anlayışla müdahale edilmez ve edilemez. Sadakatli ve samimi bir nurcu Risale-i Nur’daki bu hükme zıt hareket etmemelidir. Bu sadeleştirme meselesinin en ehemmiyetli tarafı da bu vehbîyet hakikatıdır. Yani Kur’anî ve sonsuz İlm-i İlahiden gelişidir.

Bu kuvvetli hakikatlere rağmen bazıları bazen heva ve heveslerine, bazen de gizli dinsizlerin, ehl-i dalaletin telkinlerine kapılıp bu kuvvetli cazibe-i umumiye karşı mukabeleye çalışıyorlar.

İşte onlardan bir tanesi olan Ufuk Yayınları adı altında yayın yapan malum bir gurubun yayınlarında, Risale-i Nur’lar bütün ikazlara rağmen sadeleştirme adıyla yayınlanmakta, hakikatte ise tahrif edilmektedir. Bu işin arkasında, Risale-i Nur’u tesirsiz hale getirme faaliyetleri olduğu şüphesi açıktır.

Üstad Hazretlerinin varis talebeleri ellerindeki maddî manevî imkânlarla bu şenaate mani olmak için her imkanı değerlendirmektedir. Bizler ise, ilmî sahada ve Nur Talebeliğinin verdiği mesuliyet ile elimizden geldiği kadarıyla mani olmağa çalışacağımızı beyan ederiz.



İttihad İlmî Araştırma Heyeti