Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 3/7 İlkİlk 1234567 SonSon
69 sonuçtan 21 ile 30 arası

  1. #21
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    7. Risale-i Nur’ların başka dillere tercümeleri de vardır. Hatta İngilizceden başka bazı dillere tercüme edilmiştir. Acaba bu tercümelerde manaların yüzde kaçı aktarılabilmiştir? Bunun tartışmasını yapan var mı? Böyle bir tartışma olmamasının nedeni sadeleştirmeye karşı olanların da bazı tercümeler yapmış olması olabilir mi? Eğer öyleyse bunun adı nedir? Yapılması gereken bir şey varsa onu ben yaparsam doğru olur anlayışı mı? Peki,bunun anlamı nedir? Enaniyet mi,haset mi,inhisarcılık mı? Herkes bu soruları vicdanına sorsun,çünkü tefessüh etmemiş bir vicdan yalan söylemez.

    iftiralar.org dan alıntı..


    Risale-i Nur'un bir dilden başka dile çevrilmesi başka birşey, sizin kendi dilinizle yazılmış bir Risale-i Nur mevcutken, onu aynı dilde kendi anlayışınıza göre değiştirmeniz çok daha farklı şey. Sapla samanı karıştırmayalım. Hiç lisan bilmeyen birine elbette onun bildiği dilden hitap edilecek. Ancak sizin sadeleştirdiğiniz eser kendi ülkenizde, kendi dilinizde yazılmış. Japona İ'lem eyyühel aziz deseniz tabiki de anlamaz. Ama Türkiyede yaşayan birine deseniz en azından azizini anlar, gerisini de siz anlatırsınız, işiniz ne ? Sadeleştirmeye ve ona gelen eleştirilere, cevap vermekle geçireceğiniz zamanı, gidin böyle hayırlı işlerde kullanın. Çok daha makbuldür..Hem Risale-i Nur Eskimez dille dilimiz arasında bir köprü olduğu gibi, Kur'an dili ile dilimiz arasında da bir köprü vazifesini görüyor. Mesela Kur'an okuyan biri Kur'an da gemi diye bir kelime bulamaz. Kur'an da sefine olarak geçiyor. Risale-i Nur'da da o şekilde geçiyor ve geçen cümlenin içinde sefine kelimesinin gemi olduğunu anlayabiliyoruz.

    İspatı:

    "İki adam, bellerine ve başlarına ağır yükler yükletip bir sefineye bilet alıp girdiler. Birisi, girer girmez yükünü gemiye bıraktı, üstünde oturdu, nezaret etti. Diğeri, hem ahmak, hem mağrur, yükünü yere bırakmadı."

    Bakın bu bir misal sadece.. Risale-i Nur'da bu türden sayısız misaller vardır. Şimdi burda Risale-i Nur ve Kur'ân okuyan kişi sefinenin gemi olduğunu öğrendi. Sizin sadeleştirmenizi okuyan kişi gemiyi zaten biliyordu, Kur'andaki gemiyi de hiç bi zaman öğrenemeyecek..Şimdi bu bir kazanç mı kayıp mı ?

    Hazır bu cümleyi misal vermişken tavsiyem; bu cümledeki birinci adam gibi olun. İşinizi usulünce yapıp tevekkül edin. Sadeleştirme gibi bir yükün altına kendinizi sokmayın. Yoksa burdaki ikinci adam gibi maskara olma ihtimaliniz var..
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (12-04-2013 Saat 20:37 ) değiştirilmiştir.

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #22
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    8. Yapılan sadeleştirmeler beğenilmeyebilir,ama bu sadeleştirmeye karşı olmayı gerektirmez. O zaman siz de oturur daha güzel ve herkesin takdirini alan bir sadeleştirme yaparsınız. Nasıl,ortada onlarca meal varken onları kendinizce yeterli görmeyip yeni bir meal yazmaya karar vermeniz gibi.

    iftiralar.org dan alıntı..


    Bu cevabı Ümit Şimşek ağabeye vermişsiniz. Bizi ilgilendiren tarafı "Nasıl,ortada onlarca meal varken onları kendinizce yeterli görmeyip yeni bir meal yazmaya karar vermeniz gibi." bu kısmıdır. Yukarıda mealle sadeleştirme arasındaki farktan bahsettik. Zaten ağabeylerde bu konuda oldukça ikna edici izahlar yapmışlar. Tekrardan izaha lüzum yok. Sapla saman tamamen farklı şey. Adı üzerinde biri sadeleştirme, diğeri meal..

    Hem beğenmemek sadeleştirmemeye karşı olmayı gerektirir. Çünkü bahsettiğiniz eser sıradan birinin eseri değildir. Buna karşı olacak birileri varsa, elbetteki bu kişiler en başta, yıllardan beri onun neşrine çalışanlar ve Risale-i Nur'un hizmet metoduna uygun tarzda hareket edenler olacaktır.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #23
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    9. Üstad’ın sadeleştirmeye izin vermediğini söyleyenler sözlüklü risale baskılarına hiç ses çıkarmamakta hatta bunu kendileri yapmaktadır. Hiç kimse bu sözlüklü baskılarda kelime karşılarına yazılan manaların yetersiz veya fazla olduğunu söylememekte,tam tersine bu değişiklik Nurların intişarına büyük bir hizmet olarak görülmektedir. Burada da yine “yaparsam ben yaparım,sen yapamazsın” inhisarcılığı ve çifte standardı gizlenemez bir biçimde ortadadır.

    iftiralar.org dan alıntı..

    Genel olarak iddialarınızı baktığımızda hep aynı şeyi görüyoruz. Bu cümlede de çok çarpıklıklar var, öncekilerde olduğu gibi.

    1. si sözlüklü risale demek sadeleştirilmiş risale demek değildir.
    2. si bu işi yapanlar hizmetin içinde olanlar ve Risale-i Nurun hizmet metodlarına uygun tarzda hareket edenlerdir.
    3. sü de Orjinal Risale-i Nur sayfanın içinde bulunmakta ve okuyanın istifadesine mani olunmamaktadır. Ve lugatler meal cinsinden, kelime manalarını hiç bilmeyen okuyucunun zihninde, az çok bir mana uyandırmaktır. Nerede koca Külliyatın özünden birşey bırakmadan Risale-i Nur Külliyatı diye piyasaya sürmek, nerede orjinal hali dururken, sayfanın yanında ya da altında lugat bulundurmak.
    4. sü de Üstad Hazretleri eserleri sadeleştirmeyin demiyor. Ama diyor ki altına benim ismimi yazmayın, kendi isminizi yazın. Madem sadeleştirdiniz, adını Risale-i Nur koymayın, müellifi olarak Üstadımın ismini yazmayın, eserlerin ismini Sözler değil, sözlerim koyun, Lem'alar değil, pırıltılar, ışıltılar koyun, Sikke-i Tasdik-i Gaybi değil, gaybi tasdiklerin imzası koyun. İşaratül İcaz değil, İcaza dair işaretler koyun vs.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #24
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    10. Üstad Hazretlerinin varislerine hürmetimiz sonsuz olmakla birlikte her bir Nur talebesinin de Üstad’ın varisi olduğu unutulmamalı. Bakın Üstad bu konuda ne diyor:“… herbirinizi derecesine göre birer Said ve birer vârisim ve benim yerimde Nurların birer bekçi muhafızı olarak mânevî bir hâtıraya binaen kabul ettiğimi haber verdiğim gibi,şimdi de size beyan ediyorum. Mâdem haddimden çok ziyade hüsn-ü zannınızla bana ulûm-u imaniye ve hizmet-i Kur’âniyede bir üstadlık vermişsiniz. Ben de herbirinize derecesine nisbeten eski zaman üstadlarının icazet almaya lâyık olan talebelerine icazet-i ilmiyeyi verdikleri misilli icazet veriyorum.” Daha da önemlisi Üstad varislerinin vazifelerini anlattığı bir yerde aynen şu ifadeleri kullanıyor:“Zannederim ki,hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş;başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazan izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşaallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve tâlimle,belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci Mektupları telif ve Dokuzuncu Şuânın Dokuz Makamını tekmille ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashihle devam edecek.” Dikkat buyurunuz,şerh izah,tekmil,tahşiye zaten anlaşılıyor da telif vazifesi üzerinde neden durulmuyor acaba? Yani Üstad bu ifadesiyle eksik bıraktığı bu iki mektubun talebeleri tarafından telifini istemiyor mu? İfadeler gayet açık. Kaldı ki sadeleştirme yeni bir telif değildir,aynı eserin bazı cümle ve kelimelerinin en uygun muadilleriyle değiştirilmesidir.


    11. Her şey bir yana yıllar önce Abdullah Aymaz Bey’in gündeme getirdiği ve Üstad’ın talebelerinden Hasan Efendi’de gördüğü bir mektuptaki ifadeler başka söze hacet bırakmıyor. Buyurun birlikte okuyalım:“… yirmi sene evvelki Türkçe ile şimdiki Türkçe farklı olduğundan yeni Türkçe için bazı kelimat-ı Arabiyede tasarruf edildi. Siz de öyle yapabilirsiniz. Risale-i Nur yirmi sene evvelki Türkçe ile konuşur. O zamanı görmeyen gençlere teshilât olmak için bazı tabiratı değiştirirseniz iyi olur.” Yahu insaf edin Üstad yirmi senelik zaman dilini bile dikkate alıp eserinin dilini yeniden gözden geçiriyor da bize ne oluyor? Elli altmış yıl önce yazılmış bu eşsiz eserlerdeki hakikatlerin şimdiki nesillerin diline göre yeniden neşrinde ne mahzur olabilir? Kaldı ki sadeleştirilen eserlerin orijinali zaten onu anlayabilen geniş bir kitle tarafından zaten okunuyor ve okunmaya da devam edilecek. Yani kimse korkmasın bu eser ortadan kalkmaz. Eğer sadeleştirilince orijinaline rağbet edilmeyeceği “tahrib”in böyle gerçekleşeceği düşünülüyorsa o zaman zımnen bunun zaruri bir ihtiyaç olduğu da kabul ediliyor demektir.

    iftiralar.org dan alıntı.

    Sizin yazınızdan nerdeyse 1 ay önce kaleme alınmış Abdülkadir BADILLI ağabeyin yazısını okuyun, bu yazdıklarınızı cevabını tam olarak alacaksınız. Maksat herşeye rağmen sadeleştirmek olunca, bu cevaplar görülemiyor demekki..

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #25
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    4 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Tahrifatı yapanlar; eğer Risalelerin kelimelerini değiştirecek kadar kendinizi zeki sanıyorsanız, bırakın Risaleleri sadeleştirmekle vaktinizi öldürmeyin. O kadar zekiyseniz kendiniz bir eser ortaya koyun da alem-i islam onu okusun. Bu kadar ilminiz yoksa, onun kelimeleriyle oynamakta size düşmez. Kolay olanı kendiniz bir eser yazıp kimsenin de tepkisini almamak ve hakkına girmemektir. Zor olanıyla uğraştığınıza göre, öyle bir eser yazmaktan aciz kaldığınız ispatlanmış olur. Zaten yazabilseydiniz muhtemelen hiç böyle bir ihanete kalkışmazdınız. Bu sizin acizliğinizin en açık ifadesidir..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #26
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.222
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Alıntı Huseyni Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    9. Üstad’ın sadeleştirmeye izin vermediğini söyleyenler sözlüklü risale baskılarına hiç ses çıkarmamakta hatta bunu kendileri yapmaktadır. Hiç kimse bu sözlüklü baskılarda kelime karşılarına yazılan manaların yetersiz veya fazla olduğunu söylememekte,tam tersine bu değişiklik Nurların intişarına büyük bir hizmet olarak görülmektedir. Burada da yine “yaparsam ben yaparım,sen yapamazsın” inhisarcılığı ve çifte standardı gizlenemez bir biçimde ortadadır.

    iftiralar.org dan alıntı..

    Genel olarak iddialarınızı baktığımızda hep aynı şeyi görüyoruz. Bu cümlede de çok çarpıklıklar var, öncekilerde olduğu gibi.

    1. si sözlüklü risale demek sadeleştirilmiş risale demek değildir.
    2. si bu işi yapanlar hizmetin içinde olanlar ve Risale-i Nurun hizmet metodlarına uygun tarzda hareket edenlerdir.
    3. sü de Orjinal Risale-i Nur sayfanın içinde bulunmakta ve okuyanın istifadesine mani olunmamaktadır. Ve lugatler meal cinsinden, kelime manalarını hiç bilmeyen okuyucunun zihninde, az çok bir mana uyandırmaktır. Nerede koca Külliyatın özünden birşey bırakmadan Risale-i Nur Külliyatı diye piyasaya sürmek, nerede orjinal hali dururken, sayfanın yanında ya da altında lugat bulundurmak.
    4. sü de Üstad Hazretleri eserleri sadeleştirmeyin demiyor. Ama diyor ki altına benim ismimi yazmayın, kendi isminizi yazın. Madem sadeleştirdiniz, adını Risale-i Nur koymayın, müellifi olarak Üstadımın ismini yazmayın, eserlerin ismini Sözler değil, sözlerim koyun, Lem'alar değil, pırıltılar, ışıltılar koyun, Sikke-i Tasdik-i Gaybi değil, gaybi tasdiklerin imzası koyun. İşaratül İcaz değil, İcaza dair işaretler koyun vs.
    Herşeyi bir tarafa bırakalım, Risale-i Nur eserlerinin bir kaç kişinin salahiyetinde olması neden bu kadar yadırganıyor. Bu açıkça bir hased değil midir? Madem ustad bediüzzamanın ilmini ve Allah katındaki makamının kıymetini biliyorsunuz (umarım) öyle ise bu hasediniz nedir? Ustadımız Bediüzzaman şu kardeşlerim eserleri neşredebilir şu kardeşlerimde gerek gördükleri yerde düzenlemeler yapabilir dedikten sonra bu vasiyeti açık ve net sabit iken bu ne diyet bune perhiz.. Madem nurlara müştaksınız öyle ise bu sahiplenmek ve benimde hakkım var meselesinde dürüst ve samimi olmak gerek. Yine bu müştaklık ve hak meselesi risale-i nurda hizmet etmek olarak geçmekte, yoksa bende neşredeyim bende istediğim gibi yazayım demek bir hak değil bir hukuksuzluktur. Özetle diyecek olursak eğer sizler samimi müminler iseniz bu hasedi çabucak bırakmanız iktiza edecektir. Çünkü bu husus nurlara perde olmaktan başka bir netice vermez..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  7. #27
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  8. #28
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  9. #29
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  10. #30
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 103, 105, 108, 112, 113, 115, 117, 118, 119, 127, 137, 138, 139, 140, 151, 155, 157, 160, 162, 165, 174, 176, 189, 207, 627, abiyi, adaletli, adi, aklı, alınmış, alıntı, andan, anları, anlayan, anlıyoruz, araf, arapçası, arkadaşlara, arınmış, arz, atmak, avam, aya, ağabeyi, ağabeyin, ağzı, bahanedir, basar, bağırarak, bertaraf, beşer, binaen, bir adam, birlik, bizleri, budur, bulamaz, bulunmak, bunu, bütün, bırakmıyor, çalışıyorlar, camiası, çağırdı, coca, çok, cola, çözümü, cümlemizi, cümleyi, çıkın, dadır, daha, daire, davranışları, dediler, demeye, den, derece, değildi, değilim, değiller, değiştirme, dile, diyebilirim, diyorsunuz, dökmek, durarak, duyan, düzenli, düşünüyorum, dışında, edenleri, ederek, edilsin, ediyorlar, ehemmiyetlidir, elimizden, elzemdir, eserinin, etmiyoruz, ettir, ettiğimiz, eşsiz, fetullah, fikirleri, fikrini, gaybi, gazabı, geçiş, gelmiş, gerekiyor, girdim, gitti, gökte, görmeye, görüyorum, görüşleri, gündeme, hazretlerini, herşeye, hizmete, hocaefendiye, huseyni, hıfzıyla, iddiaları, iftiralar, ihanet, ihata, ikincisi, ile, imaniye, imaniyeyi, iste, işaret, işiniz, kalmasını, kardeşimiz, kardeşlerimizi, kebiri, kendilerini, kimsede, konuşmak, korunması, koyup, kınıyoruz, kısmı, kısımdan, kıyası, kıymetini, mecmuası, meselâ, meselede, meseledir, meselelere, meselesine, meseleyi, milleti, muazzam, muhterem, mükellefiz, mümkü, müş, nail, nasib, neyin, nezaketi, neşretmek, neşretmeye, neşriyat, olduğundan, olmaktan, olmayı, olsalar, olsun, onlarınki, orga, orjinali, orjinaliyle, öyledir, parçalar, risale-i, risale-i nur, sadeleştirilemez, sadeleştirilmesi, sadeleştirilmesine, sadeleştirilmiş, sadeleştirmenin, sadeleştirmeyi, sadeleştirmeyin, sakı, sevindirir, seviyesi, sizde, sohbette, soru, sorumludur, söylemez, sözlüklü, süre, sürmek, sürü, sıraları, sırra, sırran, sığı, tahrifat, tahrik, tahrip, takdim, takdiri, tamamıyla, tavır, taziye, taşları, tecavüz, tenevverat, titizlik, töhmet, ufuk, ülke, üstaddan, üstü, varlığının, verdiği, veyahut, yapanlar, yapması, yapıyorlar, yarım, yayı, yazdığı, yazılan, yazıldığı, yazını, yerden, yeği, yeğin, youtube, zamanla, zamanları, zata, zira, zülcelal, şahsen, şahsiyet, şeye

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222