Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/7 İlkİlk 123456 ... SonSon
69 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.222
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Namaz Kılmayanlar Namazı, Tessettür Giymeyenler Tesettürü, Risale-i Nurları okumayanlar Risale-i Nurları sadeleştirme adı altında tahrip ve tahrif etmeye çalışıyorlar..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    1. Kur’an’ın yüzlerce meali yapılmıştır ve bu mealler -sadeleştirmeye karşı olan yazarın meali de dahil- onun yüzlerce mana tabakalarının anlaşılmasına ayrı ayrı hizmet etmektedir. Risale-i Nur müellifi “Kur’anın hakikî tercümesi kabil değil ve lisan-ı nahvî olan lisan-ı Arabî yerinde Kur’anın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisan muhafaza edemez” demektedir ama bu,“meal yazılmasın,yazılamaz” demek değildir. Hiç kimse de bu mealler yazılınca Kur’an tahrif ediliyor,manası yozlaştırılıyor diye ortalığı velveleye vermemiştir,vermemektedir.

    iftiralar.org'dan alıntı..


    Sevgili kardeşim, Kur'an mealiyle sadeleştirmeyi birbirine karıştırmayalım. Kur'an meali dediğiniz şey (tefsir haricindekiler); Kur'an'ın orjinalinin unutturulmasından sonra peyda olan anlatımlardır. Şöyle de diyebiliriz..Yaklaşık 100-150 yıl önce bu ülkede, Kur'an'ı arapçasından (yani orjinalinden) okuyan biri Onu anlayabilirdi. Dolayısıyla mealede ihtiyaç yoktu. Zaten İmam-ı Rabbani k.s.meali, Mevlana Celaleddin ks. meali diye birşey bundan dolayı yok. Onlarınki tefsirdir. Ayetleri bulundukları zamanın ihtiyacına göre yorumlamışlardır. Yani bugünkü meal dediğiniz şeyden çok farklı birşeydir.

    Ne zaman ki Kur'anın dili bu ülkenin insanlarına unutturuldu, ondan sonra meal ihtiyaç haline geldi. Çünkü hiç bilmediğin bir dili anlamak içn meale ihtiyaç duymak, çok normal olsa gerek. O yüzden kimse onu Kur'anın orjinali yerine koyup yaygara koparmaz, ortalığı velveleye vermez.

    Elinde mealle dolaşan bir arap görülmüş mü ? Biz neden elimizde Türkçe olarak telif edilen Risale-i Nur varken, elimizde Onun mealiyle dolaşalım, onu okuyalım ?

    Üstad Hazretleri yıllarca bu eserleri kaleme aldı. Asıl dilimiz olan Arapça ile bugünkü Türkçe arasında muazzam bir köprü kurdu. Risalelerin içinde arapçadan gelen kelimelerle günümüz Türkçesinin kelimeleri bir arada ve düzenli bir okumayla, o bilmediğiniz arada geçen kelimeleri kısa zamanda öğrenebilirsiniz, ya da öğrenilebilir.. Aksi halde sadeleştirmeye katkıda bulunmakla, zamanında dilimizin unutulmasına çalışanların ve muvaffakta olanların yaptığı gibi bir fiili işlemiş olursunuz..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    2. Hadislerin de yine yüzlerce çeşit tercümeleri vardır. Daha da önemlisi Bediüzzaman Hazretleri bazı hadisleri mota mot değil mana itibariyle aktarmıştır ve bunun caiz olduğunu da şöyle ifade etmiştir:“Şu risalede çok ehadis-i şerife nakletmişim. Yanımda kütüb-ü hadisiye bulunmuyor. Yazdığım hadislerin lafzında yanlışım varsa,ya tashih edilsin veyahut “hadis-i bi’l-mana” denilsin. Çünkü kavl-i racih odur ki,“Nakl-i hadis-i bi’l-mana caizdir.” Yani hadisin yalnız manasını ele alıp,lafzını kendi zikreder. Mâdem öyledir;lafzında yanlışım varsa,hadis-i bi’l-mana nazarıyla bakılsın.” Aslında tek başına şu ifadeler sadeleştirmeye delil olmaya yeter de artar bile.

    iftiralar.org dan alıntı..


    Üstad Hazretleri'nin yanında Hadis kitapları olmadığı halde, hadisleri bilmana olarak vermesi, sadeleştirmeye nasıl delil olmaya yetiyor, hatta yetmiyor bir de artıyor ? Onun hayatı ile kendi hayatınızı aynı kefeye mi koyuyorsunuz ?

    Kütüphanelerin içinde boğulacaksınız,
    mazeretiniz yok,
    Risale-i Nur'lar orjinaliyle yanıbaşınızda duruyor,
    sürgünde değişsiniz,
    zindan da değilsiniz,
    dahası Üstad gibi bir zekaya da malik değilsiniz..

    Buna rağmen yanıbaşınızda duran orjinal eseri kafanıza göre yazma gayretindesiniz. Bu nasıl delil kardeşim..? Bu cümleden delil manasını çıkarmakla şunu mu demek istiyorsunuz ? "Biz bu eserlerin aslını şu an yanımızda bulamadık, orjinaline ulaşmak zor, bu tür eserleri taşımak, okumak kanunen suçtur." Evet böyle bir mazeretiniz mi var ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    3. Üstad,Kur’an’ın üslubunun Allah’ın,insan aklına bir “tenezzülü” olduğunu söyler ve bunun nedenini Kur’an hakikatlerinin anlaşılması için kolaylık sağlanması olarak açıklar. İşte o ifadeleri:“Nasıl ki bir çocukla konuşan,kendisini çocuklaştırır ve çocuklar gibi çat-pat ederek konuşur ki,çocuk anlayabilsin. Avâm-ı nâsın fehimlerine göre ifade edilen Kur’ân-ı Kerimin ince hakikatleri,“ettenezzülâtü’l-ilâhiyyeti ilâ ukûli’l-beşer” ile anılmaktadır. Yani,insanların fehimlerine göre Cenab-ı Hakkın hitâbâtında yaptığı bu tenezzülât-ı İlâhiye,insanların zihinlerini hakaikten tenfir edip kaçırtmamak için İlâhî bir okşamadır. Bunun için,müteşabihat denilen Kur’ân-ı Kerimin üslûpları,hakikatlere geçmek için ve en derin incelikleri görmek için,avâm-ı nâsın gözüne bir dürbün veya numaralı birer gözlüktür.” Allah “tenezzül” buyurup insanın seviyesine göre konuşurken bizdeki burnundan kıl aldırmama durumu ne ile izah edilebilir? İşte bakın yine aynı mealde başka bir cümle:“Bütün zamanlarda,bütün insanların maddî ve mânevî ihtiyaçlarını temin için nâzil olan Kur’ân’ın hârikulâde hâiz olduğu câmiiyet ve vüs’atle beraber,tabakat-ı beşerin hissiyatına yaptığı mürâat ve okşamalar,bilhassa en büyük tabakayı teşkil eden avâm-ı nâsın fehmini okşayarak,tevcih-i hitap esnasında yaptığı tenezzülât,Kur’ân’ın kemâl-i belâgatine delil ve bâhir bir burhan olduğu halde,hasta olan nefislerin dalâletine sebep olmuştur. Çünkü,zamanların ihtiyaçları mütehaliftir. İnsanlar fikirce,hisçe,zekâca,gabâvetçe bir değildir. Kur’ân mürşiddir. İrşad umumî oluyor. Bunun için,Kur’ân’ın ifadeleri zamanların ihtiyaçlarına,makamların iktizasına,muhatapların vaziyetlerine göre ayrı ayrı olmuştur.” En son ve değişmez mukaddes Kitab,muhataplarının vaziyetlerini dikkate alırken onun tefsirlerinin de evleviyetle muhatapların seviyelerine uygun biçimlerde sunulması gerekmez mi?

    iftiralar.org dan alıntı..


    Şu cümleye söyleyecek söz bulunur bulunmasına da bu kadar körlemesine bir kıyası aklım almıyor. Çok kısa bir soru soralım o halde. Allah cc. Kur'an'la her tabakanın fehmine göre konuşurken aslından tek bir harf kaybetmiş mi ? Var mı böyle birşey ? 1400 sene önceki Kur'anla bugünkü Kur'an arasında tek bir harf farkı gösterin, biz de bunu sadeleştirmeye delil sayalım.

    Orda anlatılmak istenen, Allah madem insanı bu kainatın meyvesi olarak yaratmış, herşeyi direkt ya da dolaylı, insan ve onun amelleri için dizayn etmiş. Cenneti cehennemi insan için yaratmış. Elbette ateşten korunması, rızasına nail olması için onunla konuşacak ve bu konuşma Onun Tur-i Sinada konuştuğu gibi olsa beşer Onu dinlemeye takat getiremeyecekti. Veya sadece havassın anlayacağı şekilde konuşsaydı avamı mes'ul eden birşey olmayacaktı, ya da avam üsluptan sıkılıp ondan kaçacaktı. Bundandırki Kur'an kelamına Üstad tenezzülat-ı ilahiye demiş. Yani insanın anladığı dille ona hitap ediyor. Bu cümleyi bu meseleye delil yapmanız, Risaleleri sadeleştirmemeniz ve buna ehliyetyiniz olmadığını anlamak için yeter hatta artar bile..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    4. Dil bir araçtır demiştik. Esas maksat iman hakikatlerinin muhtaç gönüllere ulaşmasıdır. Faraza bir genç sadeleştirilmiş risalelerle imanını kurtarsa Bediüzzaman ona “neden orijinal risaleyi okumadın” mı der,yoksa onu bağrına mı basar? Veya sadeleştirmeye karşı olan Ümit Şimşek ve benzeri insanlar üzülür mü sevinir mi? Eğer imanın Risale-i Nur’da anlatılan değerini biliyorsa herhalde sevinirler. Öyleyse sadeleştirmeye de sevinmelidirler.

    iftiralar.org dan alıntı..

    Evet iman hakikatlerinin gönüllere ulaşması hepimizi sevindirir. Ümit abiyi de sevindirir tahminimce. Ama bunun tek yolu, bir alimin izin vermediği bir eserini bizim deyimimizle tahrif etmek, sizin deyiminizle sadeleştirmek değildir. Bu dediğiniz belki en son yapılacak şeylerdendir. Buraya gelene kadar, önce sohbetlerinizde, sonra tvlerinizde, sonra gazetelerinizde, yurtlarınızda Risale-i Nurları ilk sıraya koyun, sonra "bunları denedik, olmadı, biz de sadeleştirmeye karar verdik" demeye az da ola bir hak kazanabilirsiniz belki..

    20 yıl önce konuşulan dil ile bugün konuşulan dil arasında çok fazla bir fark yok. Bakın bakalım, Risale-i Nur'un orjinaline sadık kalanlar 20 senede nerelere ulaşmışlar, kimlere Risaleleri duyurmuşlar. Bu hizmet bugüne kadar sadeleştirmeden geldi de şimdiden sonra mı sadeleştirme ihtiyaç oldu ? Demekki ihlasla davaya sahip çıkınca neşvü nema mümkün oluyormuş. Hem sırran tenevverat diyor Üstad. O kısımları okuyun, sadeleştirmeden hidayete nasıl vesile olunuyormuş görün.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #16
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    5. Bediüzzaman Hazretleri bütün tefsirlerin Kur’an-ı Kerim’i anlamaya birer vasıta olduğunu ifade ederken şöyle diyor:“Müçtehidînin kitapları vesile gibi,cam gibi Kur’ân’ı göstermeli;yoksa vekil,gölge olmamalı. … Meselâ,bir adam İbni Hacer’e nazar ettiği vakit,Kur’ân’ı anlamak ve Kur’ân’ın ne dediğini öğrenmek maksadıyla nazar etmeli. Yoksa İbni Hacer’in ne dediğini anlamak maksadıyla değil.” Bir insan Risale-i Nur’a bakıp içindeki Kur’an hakikatlerini anlamaya çalışırken dilini ağır buluyorsa ona kolaylık olsun diye günümüz Türkçesine göre sadeleştirilmiş bir metin vermek neden tahrif olsun? Eğer bu işe tahrif dersek onu Kur’an’a cam/pencere olmaktan çıkarıp perde yapmış olmaz mıyız? Risale-i Nur da,kullandığı dil de “hakikatlere geçmek için” birer vesiledirler. Ama vesile oldukları unutulursa işte o zaman sadeleştirmeye tahrif denilir ve İsrail ile ilişkili bir operasyon olarak bakılır. Kâbe hürmetindeki imanın yerine,çakıl taşlarına temenna edilir.

    iftiralar.org dan alıntı..



    Evet kardeşim, çok güzel bir alıntı yapmışsınız ancak o kısmı da yanlış anlamışsınız. Çünkü sadeleştirme dediğiniz şeyle, cam olmak yerine gölge olmayı tercih ediyorsunuz. Ben Risale-i Nur'u sizin anladığınız şekilde anlamak mecburiyetindemiyim ? Evet perde oluyorsunuz, çünkü sizin ya da birkaç kişinin anladığı şekildeki Risale-i Nur'u, herkesin aynı şekilde anlaması gibi bir zorlama yapıyorsunuz. Belki benim veya bir başkasının ufku sizin ufkunuzdan daha açık ve sizin okuduğunuz o kısımdan anladığınızla, benim anladığım veya başkasının anladığı aynı şey değil. O zaman bu istifadeye perde çekmek değilde nedir ? Ki zaten sohbetlerde de bunu sıkça görürüz. Birisi okur anlatır başka birpencere, bir diğeri anlatır başka bir pencere açılır. Bu cümlelerde böyle olduğu gibi, kelimelerde dahi böyledir. O halde çok rica ediyoruz, bu hakikatlere perde olmaktan vazgeçin. İstifadeleri sınırlandırmayın, daraltmayın, kalıba sokmayın..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #17
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.222
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Sadeleştirme yanlıları kusura bakmasınlar ama At gibiler gözlüklerini takmışlar ne sağa bakıyorlar ne sola sırf kendilerini hak göstermek adına her seceneğe bir kılıf uydurmuşlar. Kendi kılıfları dahi o kabahatlerini kapatmaya yetmemiş ki kılıfları kendilerine sus seni saklayamıyorum diyor. Kısaca diğer sebeplerinden ziyade bu bahaneleri çok gülünç "Adama derler Risale-i Nurlar size sadeleşerekmi geldide bu hizmetin kıymetini anlayıp Dünyanın Dört bir yanına açılma hissiyatı duydunuz yoksa o engin manalar kafanızda ufuklar mı açtı?"

    Alıntı Huseyni Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    4. Dil bir araçtır demiştik. Esas maksat iman hakikatlerinin muhtaç gönüllere ulaşmasıdır. Faraza bir genç sadeleştirilmiş risalelerle imanını kurtarsa Bediüzzaman ona “neden orijinal risaleyi okumadın” mı der,yoksa onu bağrına mı basar? Veya sadeleştirmeye karşı olan Ümit Şimşek ve benzeri insanlar üzülür mü sevinir mi? Eğer imanın Risale-i Nur’da anlatılan değerini biliyorsa herhalde sevinirler. Öyleyse sadeleştirmeye de sevinmelidirler.

    iftiralar.org dan alıntı..

    Evet iman hakikatlerinin gönüllere ulaşması hepimizi sevindirir. Ümit abiyi de sevindirir tahminimce. Ama bunun tek yolu, bir alimin izin vermediği bir eserini bizim deyimimizle tahrif etmek, sizin deyiminizle sadeleştirmek değildir. Bu dediğiniz belki en son yapılacak şeylerdendir. Buraya gelene kadar, önce sohbetlerinizde, sonra tvlerinizde, sonra gazetelerinizde, yurtlarınızda Risale-i Nurları ilk sıraya koyun, sonra "bunları denedik, olmadı, biz de sadeleştirmeye karar verdik" demeye az da ola bir hak kazanabilirsiniz belki..

    20 yıl önce konuşulan dil ile bugün konuşulan dil arasında çok fazla bir fark yok. Bakın bakalım, Risale-i Nur'un orjinaline sadık kalanlar 20 senede nerelere ulaşmışlar, kimlere Risaleleri duyurmuşlar. Bu hizmet bugüne kadar sadeleştirmeden geldi de şimdiden sonra mı sadeleştirme ihtiyaç oldu ? Demekki ihlasla davaya sahip çıkınca neşvü nema mümkün oluyormuş. Hem sırran tenevverat diyor Üstad. O kısımları okuyun, sadeleştirmeden hidayete nasıl vesile olunuyormuş görün.
    Samimiyetten ve sadakatten yoksunsunuz. En güzel örneği ise cevab vermekten kaçtığınız sorular ve bu sorulardan en basiti olan : neden bu sadeleştirme günahına ilk tanıştığınız gün girişmedinizde bunca zaman bekleyerek sizin mantığınızla bir sürü gencin günahına girdiniz?

    Samimi olan kişi kılıf aramaz sorulara samimiyetle cevab verir. Yok ihtiyactı yok bilmem neydi diye saklanmaz. Risale-i Nuru okumadığınız o engin ufuklara çıkamadığınız ne kadar belli. Allah bizleri affetsin bu hak yolundan ayırmasın, huzuru mahşerde Ustadımızın kanatları altında tutsun..
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (12-04-2013 Saat 06:34 ) değiştirilmiştir.
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  8. #18
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2008
    Nereden Yer
    Kocaeli
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 463 + 31300


    2 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    ...........
    Yazar : Risale Forum
    Konu Kırık Testi tarafından (19-04-2013 Saat 18:34 ) değiştirilmiştir.
    إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ


  9. #19
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    4 üyeden 4 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    Bu süreçte konuştuğumuz şeylerin nefsimizden gelmemesi konusunda itinalı davranalım. Şahsen bende de aynı şeyi görürseniz buyrun eleştirin. Özellikle şahsi kinini ortaya dökmek için fırsat kollayanlara bu süreçte prim vermeyelim. Yani sırf burası için değil, tüm medyada, sosyal paylaşım sitelerinde vs. Konuştuğumuz şey sadeleştirme ve sadece bunu savunmanın peşindeyiz. Meşru dairede bunu yapmaya itina gösterelim. Haklı olarak savunduğumuz davanın içinde, konuyla ilgisi olmayan tartışmaların içine girmek zorunda kalmayalım. Hatta bu işi samimimi yapıyorlar ya da samimi değiller mi..Aslına bakarsanız emarelerden samimi olmadığına dair çok deliller çıkıyor ama yine de şahsen kalp okuyucusu değilim. Samimi olup olmadıkları da beni çok ilgilendirmiyor. Çünkü samimi de olsalar, samimi olmasalar da bizim savunduğumuz şey, Üstad Hazretlerinin bizzat kendi sözleriyle delil gösterdiğimiz ve haklılık payı, sadeleştirenlerinkiyle kıyaslanmayacak kadar doğru olan şeydir. Bu konuda samimilerse ortadaki yüzlerce delili yok saymasınlar, vazgeçsinler. Samimi değillerse Allah'ın da bir hükmü var..Dünya ahiret görürler yaptıkları işin neticesini..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #20
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'u tahrif edenlere..

    6. Dil canlı bir varlıktır. Canlılıkta değişim esastır. “Bu günkü” dil “o günkü” dil değildir. Bu günkü nesil de o günkü nesil değildir. Her zamanın bir hükmü vardır ve”Zaman bir büyük müfessirdir,kaydını izhar etse itiraz edilmez.” Risale-i Nur hakikatlerinin yeni nesillere aktarılmasında dil bir problem ise eğer bu problem sadeleştirmeyle çözülmelidir. Hepimiz dilimizin zenginliğinin korunması ve çocuklarımızın yüksek bir dil ve kültür birikimine sahip olmasını isteriz. Ancak ve ne yazık ki her şey bizim istediğimiz gibi gelişmiyor. Çünkü zaman değişiyor,dil değişiyor,insan değişiyor. İşte bu durumda “ilk kurtarılması gerekenler” esprisi içinde daha önemli olanı önceleme zarureti kendini gösteriyor. Dil kültürün,düşüncenin ve dinin taşıyıcısı olmakla birlikte neticede bir araçtır. Araç,hiçbir zaman amaçla özdeşleştirilemez. Örneğin dil mi önemlidir yoksa din mi veya lisan mı iman mı gibi bir sorunun cevabı,elbette ve tartışmasız din ve iman olmalıdır. İnsanlara “sen bu kitabın dilini anlamıyorsan biz onun dilini senin anlayabileceğin seviyeye indiremeyiz,ne yap et sen o dilin seviyesini çık yoksa başının çaresine bak” demeye hiç kimsenin hakkı yoktur.


    iftiralar.org tan alıntı


    "
    Risale-i Nur hakikatlerinin yeni nesillere aktarılmasında dil bir problem ise eğer bu problem sadeleştirmeyle çözülmelidir."

    Dil bir problem ancak sizin bahsettiğiniz şekilde bir problem değil. Ayrıca sadeleştirme bu problemi çözecek bir unsur da değil. Dil problemi, maalesef ki yeni neslin eskimez dille, arasındaki bağın kopmasından kaynaklanan bir problem. Şimdi siz eskimez dili sonradan çıkma kelimelerle sadeleştirerek dil problemini çözeceğinizi mi sanıyorsunuz. Bu dili daha da problem haline getirmek değil midir ? Risale-i Nur daki bir satırlık vecize için şimdinin kelimeleriyle kaç satır yazmayı düşünüyorsunuz ? Ya da şimdiye kadar yazdıklarınız gerçekten o vecizelerdeki derin manaları ifade edebiliyor mu ?

    İnsanlar, zamanlar ve dil değiştikçe onları daha da muhafaza etme ihtiyacı duymanız gerekirken, "nasılsa millet baltalamış, bi balta da biz vuralım" mantığıyla hareket ediyorsunuz. İmanların kurtarılması önceliğine gelince, kimse kimseye zorla hidayet edemez. Hidayet bir talep işidir. Onu verecek olan da Allah'tır..Siz sadece bir vesile olabilrsiniz. Bu vesilelik Risale-i Nurları sadeleştirerek değil, onları müsaade edilen şekliyle yaygınlaştırarak olur. Bakın biz burda yapıyoruz, sonra onlarca belki yüzlerce site de benzer çalışmaları bulabilirsiniz. Sizin çalışmalarınız nerde gösterin..Hangi sitenizde, hangi tvnizde hangi gazetenizde, hangi radyonuzda..? Bunlar da bir öncelik değil mi ? Elinizde yıllardan beri bu imkanlar yok mu ? Siz her türlü imkanınıza rağmen göze değer bir çalışma yapmayın, sonra da çıkın "yok efendim anlaşılmıyor, yok efendim iman kurtaracam bu daha önemli" Nerde görülmüş böyle mazeret..Bunu sizin kadar imkanları olmadığı halde bu tür çalışmaları yıllardan beri yapanlar söylese eyvallah, ama sizin genel olarak böyle bir kaygınız, derdiniz olmadı ki, sadeleştirme sizin derdiniz olsun..

    Dolayısıyla din iman üzerinden gidip, meseleyi saptırmaya çalışmayın..Allah kimseden gücünün yettiğinden fazlasını istemiyor..İşinizi önce bir usulüyle yapın, neticesini de Allaha bırakın. Daha hiç usül kullanmadan, bu şekilde olmuyor ne demek ? Çocuk mu kandırıyorsunuz ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 103, 105, 108, 112, 113, 115, 117, 118, 119, 127, 137, 138, 139, 140, 151, 155, 157, 160, 162, 165, 174, 176, 189, 207, 627, abiyi, adaletli, adi, aklı, alınmış, alıntı, andan, anları, anlayan, anlıyoruz, araf, arapçası, arkadaşlara, arınmış, arz, atmak, avam, aya, ağabeyi, ağabeyin, ağzı, bahanedir, basar, bağırarak, bertaraf, beşer, binaen, bir adam, birlik, bizleri, budur, bulamaz, bulunmak, bunu, bütün, bırakmıyor, çalışıyorlar, camiası, çağırdı, coca, çok, cola, çözümü, cümlemizi, cümleyi, çıkın, dadır, daha, daire, davranışları, dediler, demeye, den, derece, değildi, değilim, değiller, değiştirme, dile, diyebilirim, diyorsunuz, dökmek, durarak, duyan, düzenli, düşünüyorum, dışında, edenleri, ederek, edilsin, ediyorlar, ehemmiyetlidir, elimizden, elzemdir, eserinin, etmiyoruz, ettir, ettiğimiz, eşsiz, fetullah, fikirleri, fikrini, gaybi, gazabı, geçiş, gelmiş, gerekiyor, girdim, gitti, gökte, görmeye, görüyorum, görüşleri, gündeme, hazretlerini, herşeye, hizmete, hocaefendiye, huseyni, hıfzıyla, iddiaları, iftiralar, ihanet, ihata, ikincisi, ile, imaniye, imaniyeyi, iste, işaret, işiniz, kalmasını, kardeşimiz, kardeşlerimizi, kebiri, kendilerini, kimsede, konuşmak, korunması, koyup, kınıyoruz, kısmı, kısımdan, kıyası, kıymetini, mecmuası, meselâ, meselede, meseledir, meselelere, meselesine, meseleyi, milleti, muazzam, muhterem, mükellefiz, mümkü, müş, nail, nasib, neyin, nezaketi, neşretmek, neşretmeye, neşriyat, olduğundan, olmaktan, olmayı, olsalar, olsun, onlarınki, orga, orjinali, orjinaliyle, öyledir, parçalar, risale-i, risale-i nur, sadeleştirilemez, sadeleştirilmesi, sadeleştirilmesine, sadeleştirilmiş, sadeleştirmenin, sadeleştirmeyi, sadeleştirmeyin, sakı, sevindirir, seviyesi, sizde, sohbette, soru, sorumludur, söylemez, sözlüklü, süre, sürmek, sürü, sıraları, sırra, sırran, sığı, tahrifat, tahrik, tahrip, takdim, takdiri, tamamıyla, tavır, taziye, taşları, tecavüz, tenevverat, titizlik, töhmet, ufuk, ülke, üstaddan, üstü, varlığının, verdiği, veyahut, yapanlar, yapması, yapıyorlar, yarım, yayı, yazdığı, yazılan, yazıldığı, yazını, yerden, yeği, yeğin, youtube, zamanla, zamanları, zata, zira, zülcelal, şahsen, şahsiyet, şeye

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222