Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
20 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.165
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61470


    Risale-i Nur Soru Cevap 9 : Birinci Lem'a

    Bu haftaki ve sonraki derslerimiz Lem'alar risalesinden sırayla gidilecektir. Sorular risalenin içeriğinden oluştuğundan en avamdan en havasa her bir kardeşimiz kendi kabiliyeti ve fehmi nisbetince istifadelerini, istifademizin artması için paylaşabilirler..


    Bilgi






    فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ 1اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ 2فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ
    تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
    3حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ 4 لاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ 5 يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى 6 لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاۤءٌ 7


    Otuz Birinci Mektubun birinci kısmı, her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuz üçer defa okunması çok faziletli bulunan mezkûr kelimât-ı mübarekenin herbirinin çok envârından birer nurunu gösterecek altı Lem’adır.


    Birinci Lem’a

    HAZRET-İ YUNUS ibni Mettâ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.8

    Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülâsası:

    Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş.9 Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette,

    10 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ münâcâtı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur.
    Şu münâcâtın sırr-ı azîmi şudur ki:

    O vaziyette esbab bilkülliye sukut etti. Çünkü o halde ona necat verecek öyle bir Zat lâzım ki, hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semâya geçebilsin. Çünkü onun aleyhinde gece, deniz ve hût ittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsaydılar, yine beş para faydaları olmazdı.11 Demek esbabın tesiri yok. Müsebbibü’l-Esbabdan başka bir melce olamadığını aynelyakin gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için, şu münâcat birden bire geceyi, denizi ve hûtu musahhar etmiştir. O nur-u tevhid ile hûtun karnını bir tahtelbahir gemisi hükmüne getirip ve zelzeleli dağvâri emvac dehşeti içinde, denizi, o nur-u tevhid ile emniyetli bir sahrâ, bir meydan-ı cevelân ve tenezzühgâhı olarak o nur ile semâ yüzünü bulutlardan süpürüp, kameri bir lâmba gibi başı üstünde bulundurdu. Her taraftan onu tehdit ve tazyik eden o mahlûkat, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Tâ sahil-i selâmete çıktı, şecere-i yaktîn12 altında o lûtf-u Rabbânîyi müşahede etti.

    İşte, Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın birinci vaziyetinden yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz. Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz, nazar-ı gafletle, onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdan küre-i zeminimizdir. Bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor; onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim hevâ-yı nefsimiz, hûtumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor.13 Bu hut, onun hûtundan bin derece daha muzırdır. Çünkü onun hûtu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hûtumuz ise, yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor.

    Madem hakikî vaziyetimiz budur. Biz de, Hazret-i Yunus Aleyhisselâma iktidaen, umum esbabdan yüzümüzü çevirip, doğrudan doğruya, Müsebbibü’l-Esbab olan Rabbimize iltica edip 14 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeliyiz ve aynelyakin anlamalıyız ki, gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal, dünya ve hevâ-yı nefsin zararlarını def edecek yalnız o Zat olabilir ki, istikbal taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz taht-ı idaresindedir. Acaba Hâlık-ı Semâvat ve Arzdan başka hangi sebep var ki, en ince ve en gizli hâtırât-ı kalbimizi bilecek? Ve bizim için istikbali, âhiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvâcından kurtaracak-hâşâ-Zât-ı Vâcibü’l-Vücuddan başka hiçbir şey, hiçbir cihette, Onun izin ve iradesi olmadan imdad edemez ve halâskâr olamaz.15


    Madem hakikat-i hal böyledir. Nasıl ki Hazret-i Yunus Aleyhisselâma o münâcâtın neticesinde hûtu ona bir merkûb, bir tahtelbahir ve denizi bir güzel sahrâ ve gece mehtaplı bir lâtif suret aldı. Biz dahi o münâcâtın sırrıyla
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeliyiz. 16 لاَۤ اِلٰهَ الاَّ اَنْتَ cümlesiyle istikbalimize, 17 سُبْحَانَكَ kelimesiyle dünyamıza, 18 اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ fıkrasıyla nefsimize nazar-ı merhametini celb etmeliyiz.19

    Tâ ki, nur-u iman ile ve Kur’ân’ın mehtabıyla istikbalimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin. Ve mütemadiyen mevt ve hayatın değişmesiyle seneler ve karnlar emvâcı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur’ân-ı Hakîmin tezgâhında yapılan bir sefine-i mâneviye hükmüne geçen hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi bitsin. O denizin fırtınaları ve zelzeleleri, sinema perdeleri gibi tenezzühün manzaralarını tazelendirmekle, vahşet ve dehşet yerine, nazar-ı ibret ve tefekkürü keyiflendirerek okşayıp ışıklandırsın. Hem o sırr-ı Kur’ân’la, o terbiye-i Furkaniye ile, nefsimiz bize binmeyecek, merkûbumuz olup, bizi ona bindirip, hayat-ı ebediyemizin kazanmasına kuvvetli bir vasıtamız olsun.

    Elhasıl: Madem insan, mahiyetinin câmiiyeti itibarıyla, sıtmadan müteellim olduğu gibi, arzın zelzele ve ihtizâzâtından ve kâinatın kıyamet hengâmında zelzele-i kübrâsından müteellim oluyor. Ve nasıl ki hurdebinî bir mikroptan korkar, ecrâm-ı ulviyeden zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar. Hem nasıl ki hanesini sever, koca dünyayı da öyle sever. Hem nasıl ki küçük bahçesini sever; öyle de, hadsiz ebedî Cenneti dahi müştakane sever. Elbette, böyle bir insanın Mâbudu, Rabbi, melcei, halâskârı, maksudu öyle bir Zat olabilir ki, umum kâinat Onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyârat dahi taht-ı emrindedir.20 Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri (a.s.) 21 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 22



    Dipnot-1
    “Karanlıklar içinde niyaz etti: ‘Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
    Dipnot-2
    “Rabbine şöyle niyaz etmişti: ‘Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.’” Enbiyâ Sûresi, 21:83.
    Dipnot-3
    “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.
    Dipnot-4
    “Allah bana yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.
    Dipnot-5
    “Havl ve kuvvet, ancak herşeyden yüce ve nihayetsiz azamet sahibi olan Allah’a aittir.” Ayrıca bk. Buhârî, Meğâzî: 38; Müslim, Zikr: 44-46.
    Dipnot-6
    Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî. Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî.
    Dipnot-7
    “[Kur’ân] iman edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifadır.” Fussilet Sûresi, 41:44.
    Dipnot-8
    Tirmizî, Deavât: 81; Müsned, 1:170.
    Dipnot-9 bk. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân: 17:79-81.
    Dipnot-10 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
    Dipnot-11 bk. En’âm Sûresi, 6:17; Yûnus Sûresi, 10:107; Fâtır Sûresi, 35:2.
    Dipnot-12 bk. Saffât Sûresi, 37:146.
    Dipnot-13 bk. Yusuf Sûresi, 12:53.
    Dipnot-14 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
    Dipnot-15 bk. Kehf Sûresi, 18:23-24; İnsan Sûresi, 76:30; Tekvîr Sûresi, 81:29; Hac Sûresi, 22:65.
    Dipnot-16 Senden başka ilâh yoktur.
    Dipnot-17 Sen her noksandan münezzehsin.
    Dipnot-18 Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.
    Dipnot-19 bk. Buhârî, Ezan: 149, Tevhid, 9; Müslim, Zikr: 47-48, Hudûd: 23.
    Dipnot-20 bk. Âl-i İmrân Sûresi, 3:180; Zümer Sûresi, 39:63; Şûrâ Sûresi, 42:12; Hadîd Sûresi, 57:10.
    Dipnot-21 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
    Dipnot-22
    “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.


    Dikkat


    Soru 1 : HAZRET-İ YUNUS ibni Mettâ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâm sözünde ibni Metta kimdir? Ustad Bediüzzaman neden peygamber efendimiz a.s.v'ı hatırlatan "Aleyhissalâtü Vesselâm" sözünü kullanmıştır?

    Soru 2 : Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın hikayesi nedir?

    Soru 3 : "Esbab bilkülliye sukut etti" ne demek?

    Soru 4 : "sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için" sözünden ne anlamalıyız?

    Soru 5 : "Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın birinci vaziyetinden yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz" bu sözde geçen Hazret-i Yunus (a.s.)'ın birinci vaziyeti nedir ve bizim yüz derece müthiş vaziyetimiz nasıl oluyor?

    Soru 6 : Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz nazar-ı gafletle onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir.. Cümlesini açıklar mısınız?

    Soru 7 : "Bizim hevâ-yı nefsimiz, hûtumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor." Nefis nasıl olurda ahiretimizin mahvına çalışır?

    Soru 8 : "gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal" gaflet ve dalaletimize örnek verir misiniz?
    Soru 9 : Hakikat-ı İslamiyet kavramını izah eder misiniz?Soru 10: "Ve bizim için istikbali, âhiretin icadıyla ışıklandıracak" bu sözü nasıl anlamalıyız açıklar mısınız?

    Soru 11: Ustad Bediüzzaman bu Lem'a da o münacatın sırrıyla ifadesini tekraren kullanıyor. O münacatın sırrıyla derken ne demek istiyor?

    Soru 12: O münacat nedir ve bize bakan yönleri nelerdir?

    Soru 13: Bu Lem'a daki "nur-u iman" ın neticeleri nelerdir?

    Soru 14: İnsan nelerden mütellim olur ve nelerden korkar ve neyi sever? İnsan bu hissiyatlarını nasıl tatmin eder?

    Benzer Konular
    Risale-i Nur Soru Cevap 21 : Dördüncü Lem'a (Birinci Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 21 : Dördüncü Lem'a (Birinci Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle.. Dördüncü Lem’a “Minhâcü’s-Sünne” bu risaleye lâyık görülmüştür.
    Risale-i Nur Soru Cevap 17 : Üçüncü Lem'a (Birinci Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 17 : Üçüncü Lem'a (Birinci Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. Üçüncü Lem’a Bu Lem’aya bir derece his ve zevk karışmış. His ve ze
    Risale-i Nur Soru Cevap 3 : Aşk
    Risale-i Nur Soru Cevap 3 : Aşk Bismillahi Teala.. Nasip eden Rabbe hamdolsun 3.Dersimizide başlatıyoruz..Cevabını aradığımız şu manidar sözdür; "Güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. Çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebed
    Risale-i Nur Soru Cevap 11 : İkinci Lem'a (Birinci Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 11 : İkinci Lem'a (Birinci Bölüm) Bu dersimizde ikinci lem'a nın bir kısmına dair hazırlamış olduğumuz bazı temsili sorular ile dersimizi başlatıyoruz. Sizlerinde sorularınız ve cevaplarınız ile iştirak etmenizi bekliyoruz.. İkinci Lem’a ...
    Risale-i Nur Soru Cevap
    Risale-i Nur Soru Cevap 1) Sual : Hangi cümle herbir cümlenin kaziyesinden değildir? A. Allahça murad olan mana haktır B. Manayı murad budur C. Bu Allah'ın kelamıdır D. Murad kelamın manasıdır 2) Sual : İşaratül İcaz adlı eser ha
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  2. #2
    tebliğ çevrimdışı Haftanın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 452 + 32124


    Cevap: Risale Soru Cevap 10 : Birinci Lem'a

    Allah (c.c) razı olsun ,sorular o kadar anlamlı ve güzel ki hangi soruyu seçeceğimi şaşırdım..Her bir soru farklı bir çağrışım yapıyor insanın aklında;

    ..Ahir zamanın zor şartlarında yaşayan biz ümmetin karşılaştığı zorluklar beni şu soruya cevap vermekte zorunlu kıldı adeta!!

    Soru 6 : Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz nazar-ı gafletle onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir.. Cümlesini açıklar mısınız?

    Evet Hz yunus (as) kıssasını bilmeyen müslüman yoktur heralde;Özetle sıkı bir imtihana tabii olan bir peygamber hz Yunus..Yaşadığı kavmin acımasızlıklar o güzide Peygamberinde türlü türlü sıkıntı ve meşekkatlere itmişti..;

    Ve hemen kendi zamanımıza dönmek istersek ;AHİR ZAMAN......

    adını anmak bile yaşadığımız asrın ne kadar zor olduğunu bize anlatıyor..Nitekim Efendimiz (sav) bile veda hutbesinde bu zamanın müslümanlrından bahsederken kardeşlerim !!diye hitab etmesi bir çok manidarlığı içinde barındırıyor..

    Gaflet ve delaletin doruk yaptığı şu zor zamanda İmanını korumak kor ateşi elde tutmak misali...gaflet ve dalaletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal, dünya ve heva-yı nefsin zararlarını def'edecek ollan tek ve yegane husus halis bir İMAN olsa gerek..

    Ahir zamanın evvelde ki kavimlere göre yüz kat daha şiddetli oluşu çok aşikardır;Hep dikkatimi çekmiştir kavimler hayatını okuduğumda;Bütün peygamberlerin kavimleri çeşitli günah isyanlarla helak oldular;kimisi Livatayla ,kimisi adaletsiz yaşantıları,kimisi terazide haksız tartılarla ,kimisi fuhuş ve ahlaksızlıklarla vs vs..;

    Hemen ahir zamana geri dönelim bir bakalım;Mevcut bütün kirli akım ve düşüncelerin hepsi ama hepsi bu zamanda tam nazır önümüzde;Elbetteki yüz kat daha şiddetli ,(Allah muhafaza etsin cem-i cümlemizi)

    Son bir hadis aklıma geldi ahir zamanın zorluğuyla ilgili ;

    Öyle bir zaman gelecek ki insanlar Akşam müslüman olarak uyuyacak sabaha imanını yitirmiş olarak kalkacaklar ..(Rabbim esirgesin )inşl o zamana gelmemişizdir...
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2011
    Nereden Yer
    denızlı
    Mesajlar Mesajlar
    122
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 34 + 478


    Cevap: Risale Soru Cevap 10 : Birinci Lem'a

    bende soruları cevaplamak ıstedım fakat talha abı korktum cevaplamaktan teblıg hocamında dedıgı gıbı hepsı farklı farklı cagrısımlar yaptı ve korktum yanlıs cevaplarım dıye dehsete kapıldım....:S
    Yazar : Risale Forum
    biçareyim sessiz,biçareyim YARADANIM SENSİZ....(G.N.A)

  4. #4
    tebliğ çevrimdışı Haftanın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 452 + 32124


    Cevap: Risale Soru Cevap 10 : Birinci Lem'a

    Alıntı biçare... Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    bende soruları cevaplamak ıstedım fakat talha abı korktum cevaplamaktan teblıg hocamında dedıgı gıbı hepsı farklı farklı cagrısımlar yaptı ve korktum yanlıs cevaplarım dıye dehsete kapıldım....:S
    Korkulacak bişey yok biçare kardeşim..Unutmayınız ki her müslüman farklı bir pencere açar gönül ufkumuza..Farklı bir deryadır her insan..Sonuçta biz burda bir yarışma yapmıyoruz,veya bu ilmin ulemalarıda değiliz ..

    Yorumlarınızı yazmaktan çekinmeyiniz lütfen..Yazınızki bizlerde farklı yorum ve nasihatlerden nasiplenelim öyle değil mi kardeşim??
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  5. #5
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.165
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61470


    Cevap: Risale Soru Cevap 10 : Birinci Lem'a

    Alıntı biçare... Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    bende soruları cevaplamak ıstedım fakat talha abı korktum cevaplamaktan teblıg hocamında dedıgı gıbı hepsı farklı farklı cagrısımlar yaptı ve korktum yanlıs cevaplarım dıye dehsete kapıldım....:S
    Demekki ilk mesajdaki girişi okumamışsınız :M: dersin başında bu derslerden herkesin istifadesinin olduğunu ve bu istifadeleri paylaşarak neler istifade ettiğimizi anlayarak kabımızı okyanusa çevirmiş olacağımızı vurgulamaya çalışmıştım. Hem anladıklarımızı paylaşalım ki doğru mu yanlış mı anladığımızı bilelim öyle yaşayalım ..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  6. #6
    uğur çevrimdışı Banlı Kullanıcı
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 0 + 1246


    Cevap: Risale Soru Cevap 9 : Birinci Lem'a

    Dikkat
    Soru 2 : Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın hikayesi nedir?



    BALIĞIN KARNINDAKİ PEYGAMBER

    Hazret-i Yunus, Allah tarafından Ninova halkına peygamber olarak gönderilmişti. Hazret-i Yunus, halkını bir olan Allah’a iman etmeye ve sadece ona ibadet etmeye çağırıyordu. Ancak halkı, Hazret-i Yunus’a inanmadı ve inkarcılıklarına devam ettiler.

    Günler, aylar ve yıllar geçti ve halkından Hazret-i Yunus’a hiç kimse iman etmedi…

    Bir gün Hazret-i Yunus, halkına kızarak onlardan uzaklaşmaya, başka bir ülkeye göç etmeye karar verdi. Belki orada Allah’a iman edecek ve ona ibâdet edecek bir halk bulabilirdi…

    Hazret-i Yunus, Allah’tan izin almadan halkını bilgisizlik, inançsızlık ve sapıklığın karanlığında bırakarak ülkesinden işte böyle çıktı…

    Hazret-i Yunus, kentin limanında uzak bir ülkeye giden bir gemi buldu. Ona yaklaştı ve geminin sahibinden gemiye kendisini de almalarını istedi. İstenilen ücreti ödedi. Geminin hangi ülkeye gideceği Yunus’u ilgilendirmiyordu. Onu ilgilendiren tek şey, Allah’ı inkâr eden bu ülkeden bir an önce uzaklaşmaktı.

    Böylece gemi Hazret-i Yunus da içindeyken yolcularıyla denize açıldı. Deniz çok sakindi. Gemi kuğu gibi yüzüp gidiyordu. Fakat Yunus’un içindeki fırtına dinmemişti. Zihnine bir soru takıldı:

    - “Acaba Ninova’yı terk etmekle doğru mu yapmıştı ? Sonuna kadar orada kalması gerekmez miydi? Ninova’dan ayrılacağı zaman Allah’tan izin almalı değil miydi?” İşte o sırada garip bir şey oldu.

    Gemi denizin ortasında kala kaldı. Hiç bir ârızası yoktu. Saatlerce uğraştıkları hâlde gemi yerinden kımıldamadı.

    O zaman yolculardan biri:

    - İçimizde bir suçlu, bir günahkâr var. Bu yüzden gemi hareket etmiyor, dedi.

    Bir başkası:

    - Belki de bu günahkâr, efendisinden kaçan bir köledir, diye söylendi.

    Bu sözü duyan Yunus, büyük bir korkuya kapıldı. “O köle benim” diye düşündü. “Ben Efendimden, Rabbimden kaçıyorum. Onun iznini almadan gidiyorum” diye çırpındı.

    - Suçlu ortaya çıksın! dediler.

    Fakat kimse ortaya çıkmadı.

    - Öyleyse kur’a atalım, dedi bir başkası. Bu teklifi benimsediler. Buna göre, kur’a kime çıkarsa, o suçlu sayılacak, denize atılacaktı.

    Büyük bir heyecan sardı gemiyi. Herkes:

    - “Ya kur’a bana çıkarsa!” diye düşünüyordu. Eski günahlar birer birer hatıra geliyordu. Derken kur’a başladı ve umulmadık bir şekilde bitti. Kur’a Yunus’a isabet etmişti.

    Gemidekiler:

    - Bu işte bir yanlışlık var. Bu ihtiyar suçlu olamaz, yeniden kur’a çekelim, suçlu kim imiş görelim, dediler. Bir daha kur’a çektiler.

    Kur’a yine Yunus’a isabet etti. Bu sonucu bir türlü kabul edemediler. Üçüncü kurayı çektiler. Yine Yunus’a çıktığını hayretle gördüler.

    Bu sırada hava kararmış, deniz bozmuştu. Bir fırtına çıkmak üzereydi. Böyle korkunç bir havada Yunus’u denize atmak istemediler.

    - Atın! dedi Yunus. Beni denize atın ki, cezamı çekeyim.

    Rabbim izin vermeden görevimi terk ettim. Ben bir suçluyum. Benden kurtulun ki, kurtulasınız, dedi.

    Yunus peygamberi kollarından tuttular, fırlatıp denize attılar. Hava zifiri karanlıktı. Denizin suları buz gibi soğuktu. Geminin etrafında dolaşan kocaman bir balık, Yunus’u bir nefeste yuttu. Sonra derin sulara dalıp yuvasının yolunu tuttu. İşte o sırada Allah Teâlâ, Yunus’un tövbesini kabul etti.

    - Yunus’a zarar verme! diye balığa emretti. Karanlık denizlerin dibinde karanlık bir odadaydı Yunus.

    Rabbine karşı çok mahcuptu. Durmadan O’na yalvarıyor, dua ediyor, O’ndan kendini bağışlamasını diliyordu.

    Allah Teâla Yunus’u bağışladı; çünkü Yunus peygamber hatasını anlamış ve yaptığına pişman olmuştu.

    O zaman balığa:

    - Yunus’u sahile bırak! diye emretti. Yunus sahile çıktığı zaman yeni doğmuş bir çocuk gibi güçsüzdü. Yürüyecek dermanı yoktu. Hava da sıcak mı sıcaktı.

    Bir kulunu korumak isteyince Allah neler yapmazdı…

    Kocaman yaprakları olan bir bitki, dal kol atıp büyümeye başladı. Bu bildiğimiz kabaktı. İri yapraklarıyla kabak, Yunus’u sıcaktan ve sineklerden korudu.

    Hava serinlemeye başlayınca, memeleri süt dolu bir keçi geliyor, Yunus’u emzirdikten sonra gidiyordu.

    Günler geçtikçe Yunus güçleniyor, sağlığına kavuşuyordu.

    Kendini iyi hissettiği bir gün yola çıkmaya karar verdi. Ninova’ya doğru günlerce yürüdü. Şehre yaklaştığı sırada bir hemşerisi onu tanıdı. Hemen ayaklarına kapandı:

    - Aylardır seni arıyoruz. Nerelerdeydin, ey sevgili peygamberimiz? diye Yunus’a sarıldı. Sonra da var gücüyle koşarak, Ninovalılara Yunus’un geldiğini haber verdi..

    Başta kral olmak üzere bütün Ninova halkı yollara düştü.

    Yunus peygamberin ellerine sarıldılar:

    - Biz senin kıymetini bilememiştik. Seni çok üzmüştük. Bizi bağışla, dediler.

    Yunus, sevinç gözyaşları dökerek onlara baktı:

    - Yüce Rabbim bizlere yeniden hayat verdi. Doğru yolu gösterdi. O yolda yürüyelim. Rızasına erelim, dedi

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]


    YUNUS PEYGAMBER


    Kalem Suresin’de anlatılan Yunus’un Hikayesi; bütün ümidlerin kesildiği, karanlığın hakim olduğu, yolların tıkandığı bir zamanda Allah’ın kudretini insanlığa göstermek için verilmiş güzel bir örnektir. Yüce Allah Yunus Peygamber’i Ninova isimli kente göndermişti.

    Bu şehrin insanları Yunus Peygamber’in davetini kabul etmediler. Yunus Peygamber bu kabul etmeyişi karşısında onlara kızarak şehirden ayrıldı. Şehirden ayrılmadan önce onları Allah’ın azabı ile korkutup Peygamberlik mucizelerinden bazılarını göstermişti. Ninova halkı Yunus Peygamber gidince yaptıkları hatayı anladılar. Allah’ın azabından kurtulmak için Yüce Allah’a yalvardılar. Böylece Allah onları affetti. Bu konuda Allah şöyle buyurdu: -Keşke azabı gördükten sonra inanıp da, inanması kendisine fayda veren bir memleket olsaydı. Yalnız Yunus’un milleti azap kendilerine gelmeden önce imana gelince dünyada rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık. Yunus Peygamber Allah’tan bir izin almadan şehirden uzaklaşmıştı. Gidip bir gemiye binmişti. Fakat Allah’ın hikmeti gereği gemi batma tehlikesi geçirdi. Gemidekiler, içimizde tanımadığımız birisi var onun yüzünden gemimiz batıyor deyip bu yabancıyı tayin etmek için kura çektiler. Yine Allah’ın takdiri gereği kur’a Yunus Peygamber’e çıkmıştı. Fakat onu denize atmak istemiyorlardı. Yine kur’a çektiler, yine Yunus çıkmıştı. Bir daha çektiler, yine Yunus.. Hep O çıkıyordu. Bunun üzerine Yunus Peygamber kalktı, elbisesini çıkarıp denize atlatıverdi. Yüce Allah, onun üzerine bir balık gönderdi. Bu balık Yunus Peygamberi yutuverdi. Allah, balığa Yunus’un vucuduna birşey olmaması için emretmişti. Yunus Peygamber balığın karnındaydı. Tam bir karanlıktı. Kurtuluş çok uzaktaydı. Allah’ın belirlediği süre kadar orada karanlıklar içinde kaldı. Sonra Allah karanlıkları dağıtan rahmet müjdesini indirdi. Yüce Allah bunu bize şöyle anlatıyor: “Balık sahibi Yunus’u hatırla. Hani o, dinini kabul etmeyen millete öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı. derken yutulduğu nalığın karnında karanlıklar içinde Rabbim, senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. gerçekten ben sana haksızlık edenlerden oldum, diye dua etmişti. Biz de duasını kabul ettik. Kendisini kederlerden kurtardık. İşte biz müslümanları böyle kurtarırız.” Böylece Yunus Peygamber tövbe ile kurtuluşa ermiş, karanlıklardan yeniden ilahi aydınlığa kavuşmuştu.”

    Hz. YÛNUS (a.s) Adı Kur’ân’da geçen peygamberlerden biri. Soyu, Bünyamin vasıtasıyla Ya’kûb (a.s)’a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)’a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre, İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa’d, Tabakatü’l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî’nin verdiği bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Matta, Yûnus (a.s)’ın annesinin değil, babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye anılınca, babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX, 152).

    Yûnus (a.s)’ın Ya’kub (a.s)’ın torunlarından olduğu, Kur’ân’da şöyle haber veriliştir:

    “Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrâhim’e, İsmail’e, İshâk’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Harûn’a, Süleyman’a da vahyetmiş ve Davud’a da Zebûr’u vermiştik” (en-Nisâ, 4/163).

    Bu âyette ifâde edildiği gibi İsâ (a.s), Eyyûb (a.s), Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)’da Yunus (a.s) ile aynı soydan, Yakub (a.s)’ın torunlarındandırlar.

    Yûnus (a.s)’ın nüfusu yüz bini aşkın bir şehrin halkına uyarıcı ve tevhide çağrıcı bir peygamber olarak gönderildiği, Kur’ân’da şöyle geçmektedir:

    “Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik” (es-Saffat, 37/147).

    O’nun peygamber olarak gönderildiği bu yerin Ninova şehri olduğu nakledilmiştir. Ninova şehri, Dicle nehrinin kıyısında, şimdiki Musul’un yerinde bulunmaktaydı. Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara, küfürlerinden dolayı tevbe etmelerini, Yüce Allah’ın varlığına ve birbirine inanmalarını emretmek üzere gönderilmişti (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Kahire, t.y., V, 126; et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, II, 42).
    Yûnus (a.s)’ın adı, Kur’ân’ın çeşitli yerlerinde geçmekle berâber, Kur’ân’daki sûrelerden birine isim olarak verilmiştir. Kur’an’ın onuncu sûresinin adı, Yûnus sûresidir.

    Yûnus (a.s) milletini otuz üç yıl Allah’a imân etmeye, küfürden kurtulmaya davet etti, tebliğde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kişi ona imân etti (İbn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360; Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi, IX, 152).

    Milletinin bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi, Yûnus (a.s)’ın zoruna gitti. Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye kalkışmasını şöyle haber vermiştir:

    “Zünnûn (Yûnus)’a gelince, o, öf keli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; “Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.” (el-Enbiyâ, 21/87).
    Bu âyette Yûnus (a.s)’dan Zünnûn diye bahsedilmiştir. Zünnûn, balık sahibi demektir. Kur’ân’ın başka bir yerinde de, Yûnus (a.s) bu lakabla anılmıştır:

    “Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani, o dertli dertli Rabbine niyaz etmişti” (el-Kalem, 68/48).
    Hem bu âyette hem de yukarıdaki âyette Yûnus (a.s)’ın sabretmemesine, Allah’ın emri olmadan milletini terketmeye kalkışmasına işâret edilmiştir. Onun bu hali üzerine, Yüce Allah şöyle buyurmuştu:

    “O halde, peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret” (el-Ahkâf, 46/35).

    Allah’ın müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)’ın ayrılmaya kalkışması, iyi netice vermemişti. Ninova’dan ayrılmak için bir gemiye binmişti. Geminin batmaya yüz tutması üzerine, hafiflemesi için yolculardan birinin suya atılması gerekti. Kimin suya atılacağını tesbit için kur’a çekildi ve kur’a Yûnus (a.s)’a isâbet etti. Bu durum kur’ân’da şöyle haber verilmiştir:

    “Gemide onlarla karşılıklı Kur’a çektiler de yenilenlerden oldu” (es-Saffat, 37/141).

    İşin daha acısı, Yûnus (a.s) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuştu. Yüce Allah Kur’ân’da onun bu durumunu şöyle haber vermiştir:

    “Yûnus, (Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) kendisi kötülüklerken, onu bir balık yuttu” (es-Saffat, 37/142).
    Burada Yûnus (a.s) hatasını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki karanlıklarda:

    “Senden başka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın, yücesin. Ben zalimlerden oldum!” (el-Enbiyâ, 21/87) diye dua etmeye ve Allah’a yalvarmaya başladı. Bu şekilde imân ve inançla Allah’a sığınması neticesinde, Yüce Allah onu affetmişti (el-Maverdî, en-Nuketu ve’l-Uyûnu, Beyrut 1992, III, 465 vd). Yûnus (a.s)’ın duasının kabul edildiği ve Allah tarafından bağışlandığı, Kur’ân’da şöyle dile getirilmiştir:

    “Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, insanları böyle kurtarırız” (el-Enbiyâ, 21/88).

    “Eğer tesbih edenlerden olmasaydı, (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı” (es-Saffat, 37/143, 144).

    Gücü her şeye yeten Yüce Allah, balığın karnındaki Yûnus (a.s)’ı öldürmedi. Bir süre sonra balık onu ağzı ile sahile bırakmıştı. Onun kurtuluş ve daha sonraki hafi, Kur’ân’da şöyle haber verilmiştir:

    “(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti), biz de onu hasta bir halde ağaçsız, boş bir yere attık ve üzerine (gölge yapması için) kabak türünden bir ağaç bitirdik” (es-Saffat, 37/145, 146).

    Yûnus (a.s)’ın Allah tarafından affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarılması, Kur’ân’ın başka bir yerinde dile getirilmiştir:

    “Sen Rabb’inin hükmüne sabret, balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah’a) seslenmişti. Eğer Rabb’inden ona bir nimet yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı. Fakat (böyle olmadı), Rabb’i onun duasını kabul etti de onu salihlerden kıldı” (el-Kalem, 68/8, 49, 50).

    Yûnus (a.s)’ı bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah, onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah’a imân edip tevhid’e sarıldılar. Onların tevbe edip hakka dönüşlerini ifâde eden âyetin meâli şöyledir:

    “İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik” (es-Saffat, 37/148).

    Yûnus (a.s)’ın milletinin bu şekilde tevbe etmeleri, küfürden dönüp Allah’a inanmaları, Allah tarafından övülmüş, methedilmiştir:
    “Keşke (azabı gördükten sonra) inanıp da, inanması kendisine fayda veren bir memleket olsaydı! (Azabı gördükten sonra inanmak, hiç bir memlekete yarar sağlamamıştır). Yalnız Yûnus’un kavmi, (azab henüz inmeden önce) inanınca, dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık” (Yûnus, 10/98).

    Yûnus (a.s)’ın faziletli bir insan olduğu, Yüce Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:

    “İsmâil, el-Yesa’, Yunus ve Lut’a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler” (el-En’âm, 6/86).

    Hz. Muhammed (s.a.v) de onu şöyle övmüştür:

    “Her kim ben Yûnus b. Mattâ’dan hayırlıyım derse, yalan söylemiştir” (Buhârî, Tefsiru süre 6, 4).

    Yûnus (a.s) da, diğer peygamberler gibi, insanları küfrün şerrinden nehyetmiş ve Allah’a imân etmeye davet etmiştir. İnanan insanlar için, onun hayatından alınacak çeşitli ibretler vardır.


    KISSA’yı BİRDE MANZUM OLARAK OKUYUN…


    Balığın Karnındaki Peygamber
    Dicle nehrinin kıyısında
    Çok güzel bir şehir vardı.
    Bu şehre Ninova derlerdi.
    İnsanları bu güzelliği vereni
    Yani yüce Allah’ı unutmuş
    Taştan putlara tapıyorlar ve
    Onların adına kurban kesiyorlardı.
    Böylece Rableri olan yüce Allah’a
    Nankörlük ve isyanda bulunuyorlardı.
    Ninova şehrinin karanlığını dağıtmak için
    Yüce Allah bir peygamber gönderdi.
    Yunus peygamberin nuru bir güneş gibi
    Şehrin üstüne doğarak orayı aydınlattı.
    Rahmeti bir rüzgar gibi esti.
    Halkın cehalet kirlerini temizlemek için.
    Ey insanlar dedi yüksek sesle
    Sizin Rabbiniz tek olan Allah’tır.
    Yalnız O’na secde edin ve önünde eğilin.
    Başka yardımcınız olmayacaktır.
    Sizi yaratan ve size can veren O’dur.
    Sizi bu nehirle bereketlendiren yine O’dur.
    Putların size hiç faydası yok anlayın!
    Ben size gönderilmiş bir elçiyim.
    Sözümü dinleyin ve bana itaat edin.
    Halk bu sözlere bir anlam veremedi.
    Ne demek istiyor bu adam diye
    Şaşkın şaşkın yüzüne baktılar.
    Sonra da ona karşı sert davrandılar.
    Ey Yunus biz putlarımızı terk etmeyiz
    Bizim tanrılarımız bize yeter, dediler.
    Yunus bu sözlere çok kızdı.
    Allah’tan bir emir gelmeden terk etti.
    İsyancıların ve nankörlerin şehrini.
    Allah’ın kendisini başka bir topluma
    Anlayışlı bir halka göndereceğini düşündü.
    Bu masum düşünceyle ayrıldı.
    Nehrin kenarında yürümeye başladı.
    Ağaçlar rüzgarda dans edercesine
    Yapraklarını müzik ritminde sallıyorlardı.
    Kuşlar ahenkle ötüşüyorlardı.
    Belki de Yunus’a sesleniyorlardı;
    Terk etme Rabbinden izinsiz şehri
    Ama çok kızmıştı Yunus peygamber.
    Öfkeli bir şekilde önüne çıkan bir gemiyle
    Terk etmeye hazırlandı asiler şehrini.
    Gemi dalgaların arasında süzülüyordu.
    Ama birden büyük bir fırtına çıkıverdi.
    Gemi batmakla karşı karşıya kaldı.
    Gemideki fazla yükler atıldı denize.
    Ama yetmedi eşyaların atılması.
    Aralarında bir tartışma çıktı.
    Ne yapacaklarına karar vermek zordu.
    Eşyaları atmak kolaydı.
    Ama insanları denize atmak kolay mı?
    Hiç kimse razı olmuyordu denize atılmaya.
    Sonunda hepsi söz verdiler.
    Aldıkları bu karara uymaya.
    İnsanlar arasında kura çekilecek
    Kimin denize atılacağı belirlenecekti.
    Kura çıka çıka kime çıktı biliyor musunuz?
    Allah’tan izinsiz şehri terk eden
    Allah’ın şerefli elçisi Yunus’a
    Onu tutup şiddetli dalgalarla
    Öfkeyle coşan denize atıverdiler.
    Yunus ne olduğunu anlamadan
    Kendisini denizin dalgalı kollarında buldu.
    Balıklar geçiyordu gözlerinin önünden
    Kendisi ise dibe doğru iniyordu.
    Ne yapacağını bilmiyordu.
    Kurtulması imkansız gibiydi.
    Çünkü hem denizin ortasındaydılar
    Hem de büyük dalgalar sarmıştı.
    Ama bununla da kalmadı sıkıntısı
    Birden bire büyük bir balık geldi.
    Yunus peygamber çekindi balıktan.
    Ama yapacağı bir şey de yoktu.
    Kaçması mümkün değildi.
    Balık geldi etrafında dolaştı durdu.
    Sonunda dibe doğru sürüklenen
    Denize düşmüş Yunus’u yuttu.
    Şimdi sadece denizin dibinde değildi.
    Aynı zamanda bir balığın karnındaydı.
    Burada Rabbini düşündü.
    Ne yaptığını, hatasının ne olduğunu anladı.
    Allah yüceliğiyle onu balığın karnında
    Bir müddet daha yaşattı.
    Bu süre içinde Yunus peygamber
    Yaptığı hatasından tövbe etti.
    Sen’den başka İlah yoktur Rabbim
    Sen bağışlamazsan zalimlerden olurum.
    Senin affına ve rahmetine sığınırım
    Senden başka ilah yok beni bağışla
    Bu şekilde yaptığı hatasını anladı
    Rabbimiz Allah da onun yalvarmasına
    Rahmetiyle cevap verdi.
    Balığın karnında bir müddet kalan Yunus
    Allah’ın rahmetiyle sahile atıldı.
    Bu sırada Yunus ayrıldıktan sonra
    Ninova halkı Yunus’un sözlerini
    Tekrar tekrar düşünmüşlerdi.
    Onun haklı olduğunu anlamış
    Ve onu aramaya çıkmışlardı.
    İşte böyle bir güzellik sunulmuştu
    Hatasını anlayan Yunus peygambere.
    Güneş ışıl ışıl aydınlatmıştı.
    Karanlıklar kovulmuş nur dolmuştu.
    Rahmet rüzgarları Ninova’da eserek
    Şeytanları sürgün etmişti.
    İlk defa bir peygamberin halkı
    İnkardan dönerek iman etmiş
    Helak olmaktan kurtulmuştu.
    Kur’an-da anlatılan ilk peygamber kıssası
    Yunus peygamberin hayat hikayesidir.
    Bu şekilde Rabbimiz Allah, peygamberine
    Bir hatırlatma ve uyarı da bulunmuştu.
    Sakın balık sahibi Yunus gibi olma!
    Emrimiz gelmeden tebliğimizi terk etme.
    Bu uyarı hepimize yapılmıştır.
    Allah’a ibadetten sıkıntı duymak
    Ve O’ndan uzaklaşmak doğru değildir.
    Kim O’nun rızası için sabreder
    Ve azimle emirlerine sarılırsa
    Allah onu nimetleriyle donatırdı.
    Hem de hiç farkında olmadığımız yerden.
    Selam Allah’a itaatte sabırlı olan
    Tüm kulların üzerine olsun.

    YUNUS BALIĞI
    (Hakkında Kısa Bilgi)


    Yunuslar tıpkı balinalar, foklar, morslar, deniz aslanları gibi birer deniz memelisi. Zaten balinalarla da yakın akrabalar ve bu yakın akrabalarıyla birlikte memelilerin Cetacea (Balinalar + Yunuslar) takımında yer alıyorlar. Bu takıma ait olan ve gerçek yunuslar olarak bilinen Delphinidae familyasına ait birçok yunus türü var. Ama hemen tüm denizlerde yaşayan ve Türkiye denizlerinde de en yaygın olan tür, Delphinus delphis. Bu türe “Tırtak” adı da veriliyor.Yunuslar deniz memelisi oldukları için karasal memelilerden pek çok farklılıklar gösteriyorlar. Örneğin üyeleri çok farklılaşmış. Ön üyelerinde üst ve ön kol körelmiş. Yani göğüslerindeki yüzgeçleri, aslında yunusların elleri ve bu yüzgeçlerdeki 5 ışın da parmakları. Arka üyeleriyse kalça kemeri dışında tümüyle körelmiş.Derileri diğer pek çok memeliden farklı olarak kılsız ve pürüzsüz. Bunun yerine ısı yalıtımını sağlamak için derilerinin altında kalın bir yağ tabakası görülüyor.

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    VE BİR MAKALE….

    2012 Yılı Düya’nın Kaderi

    Son yıllarda herkesin dilinde olan, Maya takviminin 2012 yılında bitmesi, sanki dünyanın sonuymuş gibi algılanmaya başlaması, haklı olarak birçok insanın şimdiden korkuya kapılmasına neden olmaktadır. Hemen söylemek gerekirki, aslında o kadar korkulacak bir durum yok ortada. En azından şimdilik ve önümüzdeki uzun yüzyıllar boyunca. Birçok tarihi olay ve kutsal metinler, yüce Allahın insanlardan kolay kolay vazgeçmeyeceğini gözler önüne sermektedir. Ünlü Hint düşünürü Togor’un dediği gibi. Doğan her çocuk, Allahın insanlardan ümidini kesmediğinin belirtisidir. Yunus Peygamberin hikayesi bize bunu ispatlamaktadır. veya, Muhiddin Arabi hazretlerinin söylemi ile, kıyamet günü, en son doğan çocuk 40 yaşında olacaktır. Allahın adaleti bu sözlerin garantisidir.

    Çünkü herkese eşit şans tanıyacaktır. Yüce Allah, kıyamet günü herkese eşit şans tanıdığını buyurur, bu yüce adaletinin gereğidir. Durum böyle olunca, 5 yaşında bir çocuk ile 60 yaşında bir yetişkinin aynı şansa sahip olduğunu düşünemeyiz, o çocuğun bir yetişkin olarak, özgür iradesiyle karar verebilecek bir yaşa gelmesini bekleyecektir. O gün, Hepinize eşit şans tanıdım, diyecektir. çünkü, Bu yüce adaletinin gereğidir. Yunus peygamberin hikayesi bize bu konuda bir mesaj veriyor. Yüce Allah, azgınlıkta çok ileri giden bir şehir halkını uyarması için, Yunus peygamberi görevlendirir. Yunus peygamber ise, şehir halkı tarafından öldürüleceği korkusu ile, O diyardan kaçmak için, bir gemiye biner ve başka bir ülkeye doğru yola çıkar. Fakat denizde olağandışı bir fırtına çıkınca, kaptan, bu fırtınanın normal olmadığını gemide bir günahkarın olduğunu ve o günahkar yüzünden herkesin öleceğini söyleğince, Yunus peygamber, o kişinin kendisi olduğunu söyler .

    Bunun üzerine Yunus peygamberi denize atarlar, ve fırtına diner. Denize atılan Yunus peygamberi, bir balık ağzında taşıyarak bir çöl kenarında sahile bırakır. Yakıcı güneş altında sıcaktan bunalmış olan Yunus peygamber, bir sarmaşık bulunca, gölgesinde serinlemeye başlar. Fakat ertesi gün, sarmaşık kuruyunca, Yunus peygamber çok üzülür ve kara kara düşünmeye başlar. O sırada Allahtan Yunus peygambere bir nida gelir. Sen, hiçbir çaba sarfetmeden, hazır bulduğun bir sarmaşık için bu kadar üzülüyorsun. Ben ise, sevgi ve sabır ile büyüttüğüm koca bir şehrin yok olmasına razı olurmuyum sanıyorsun. Git ve onları uyar, işledikleri tüm günahlara rağmen, onlara bir şans daha veriyorum. Çünkü bir şehrin yok olmasına gönlüm razı olmaz.

    Bu hikayeden çıkaracağımız anlam, çok büyük günahlara rağmen, bir şehrin yok olmasına razı olmayan yüce Allah, koca bir dünyanın yok olmasına kolay kolay razı olmayacaktır. Ve doğan tüm çocuklar, eşit hale gelip, kendi özgür iradeleriyle kararlarını bir yetişkin olarak vermedikçe, Allah, insanların ve dünyanın yok olmasına razı olmayacaktır. İşin bilimsel yönüne gelince, Maya takvimi, 2012 yılı ve 3600 yıllık turunu tamamlamak üzere olan Marduk gezegeni ve bırakacağı etkiler, bu etkiler, bazı doğal afetler olacaktır ve asla kıyamet olarak algılanmaması gerekmektedir. Bu konuyu, Kaderin şifresi adlı kitabımda uzun bir şekilde ele almıştım. İşin bilimsel yönünü ve neden korkulmaması gerektiğini, dünyanın sonu olmadığının ayrıntılı izahını, sizleri daha fazla sıkmadan, haftaya bırakalım diyor, esenlikler diliyorum.
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 516 + 37852


    Cevap: Risale Soru Cevap 9 : Birinci Lem'a

    Alıntı TaLHa Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Soru 3 : "Esbab bilkülliye sukut etti" ne demek?
    Esbablar kainattaki Allah’ın kanunlarıdır. Onlara başvurmamak ilahi hikmete ve iradeye karşı çıkmaktır denebilir. Bir işte muvaffak olabilmek veya müsbet sonuç alabilmek için işin gerektirdiği sebeplere müracaat etmek, gerekliliğini yerine getirmek lazımdır.

    Fakat Hz. Yunus a.s durumuna bakarsak bir gece vakti, denizin ortasında ve balığın içinde...
    O halde iken başvurabileceği hiçbir sebep yok. Ve hiçbir sebep O’nu o müşkil durumdan kurtaramaz ve O’na yardım edemez. O’nu o halden kurtaracak ancak bütün sebepleri meydana getiren, bütün sebeplere sahip olan bir zat olabilir.

    Hulasa esbabın bilkülliye sükut etmesi zahiri sebeplerin tamamen susması ve insana fayda sağlamaması denebilir.
    Yazar : Risale Forum
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

  8. #8
    tebliğ çevrimdışı Haftanın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 452 + 32124


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale Soru Cevap 9 : Birinci Lem'a

    Soru 8 : "gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal" gaflet ve dalaletimize örnek verir misiniz?

    Şu ahir zamanda bu soruya o kadar çok örnek verebiliriz ki ;Düşünüyorum da bütü gafletlerin ,dalaletimizin ana sebebi Kur'anı Kerimden insanlığın uzaklaşmasıdır....Şöyle denilebilinir ;(Ama kuranı Kerimi çok okuyoruz)

    Okumaktan ziyade İlahi kitabı anlayıp hayata tatbik etmektir hastalıklarımızın tedavisi..;hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi Kur'anı Kerimi layıkıyla anlamaktan geçer..

    Ne zaman ki asrın insanı uzaklaştı İlah-i Kelam'dan ;

    Akibette hastalık ve gaflette kaçınılmaz oldu ....
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  9. #9
    memluk çevrimdışı Hatim Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nereden Yer
    biryerde sabit kalmıyorumki her yerden
    Mesajlar Mesajlar
    6.192
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1441 + 115872


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale Soru Cevap 9 : Birinci Lem'a

    Soru 12: O münacat nedir ve bize bakan yönleri nelerdir?

    hz Yunusun meşhur munacatı;Lâ İlâhe İllâ Ente Sübhaneke İnnî küntü minez-zalimin

    Senden başka hiçbir ilah yoktur,sen bütün noksanlıklardan münezzehsin,muhakkak ki ben nefsime zulm edenlerden oldum

    Yûnus A leyhisselâm' bütün sebeblerden yüz çevirip,
    doğrudan doğruya sebepleri de yaratan Rabbimize iltica edip bu munacat ile Allah c c yalvardı ve duası kabul oldu ,duada Allahın varlığını birliğini kudretini ilan ederken nefsine zülmeden aciz bir kul olduğunuda ilan ediyor ,
    insan aciz bir varlıktır her an ayağı kayabilir günaha girebilir nefsini kusurlu görmesi gerekir bu munacatta nefsin zalim olduğunu bu munacatla Allah c c rahmetine sığınıp yardım istemenin önemi anlatılmaktadır.
    Yazar : Risale Forum
    İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur.
    Bilâkis dâima şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.
    Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen, Onun mülkü senindir, gör.

    Bizi düşmanın attığı taş değil
    Dostun attığı gül yaralar


  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 5850


    Cevap: Risale Soru Cevap 9 : Birinci Lem'a

    Dikkat
    Soru 1 : HAZRET-İ YUNUS ibni Mettâ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâm sözünde ibni Metta kimdir? Ustad Bediüzzaman neden peygamber efendimiz a.s.v'ı hatırlatan "Aleyhissalâtü Vesselâm" sözünü kullanmıştır?


    Eskiden soyadı olmadığı zamanlar insanlar babalarının ismi ile anılmaktaydı ancak İslam tarihçilerine göre Hz. İsa a.s. babasız olarak hikmet üzere dünyaya geldiğinden annesinin adı ile İsa İbni Meryem olarak anıldığı gibi Hz. Yunus a.s. peygamberde annesinin adı ile anılmaktadır. Yine bununla beraber imamı buhari hz. göre Metta Hz. Yunus a.s. peygamberin babası olduğunu söylemektedir..

    Peki neden babası olan bir peygamber annesinin adı ile anılmış olabilir ki? Yoksa Hz. Yunus a.s. ın annesi Hz. Bünyamin a.s. peygamberinin neslinden olduğundan mı? Hakkı ve hakikati ancak Allah bilir..


    Dikkat
    Soru 2 : Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın hikayesi nedir?


    Adı Kur'ân'da geçen peygamberlerden biridir. Soyu Bünyamin (a.s.) vasıtasıyla Hz. Yakup’a (a.s.) ve onunla Hz. İbrahim’e (a.s.) dayanmaktadır. İslâm tarihçilerine göre İsâ (a.s.) annesinin adıyla İsâ ibni Meryem olarak anıldığı gibi, Hz. Yûnus da (a.s.) Yûnus ibni Mettâ olarak anılmaktadır.

    Ancak İmam-ı Buhârî'nin verdiği bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Mettâ, Hz. Yûnus’un (a.s.) annesinin değil, babasının adıdır

    Hz. Yûnus’un (a.s.) Yakub’un (a.s.) torunlarından olduğu, Kur'ân'da şöyle haber verilmiştir:
    “Nûh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsmail'e, İshâk'a, Yakub'a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Harûn'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Davud'a da Zebûr'u vermiştik" (Nisâ Sûresi, 4:163).

    Hz. Yûnus (a.s.) Asuriye Devletinin başkenti olan, Dicle nehrinin kıyısında, şimdiki Musul şehrinin karşısında harabeleri bulunan, nüfusu yüz bini aşkın Ninova kentinin halkına peygamber olarak gönderilmiştir. Bu husus Kur'ân'da şöyle geçmektedir:
    “Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik" (Saffat Sûresi, 37:147).

    Hz. Yûnus’un (a.s.) adı, Kur'ân'ın çeşitli yerlerinde geçmekle berâber, Kur'ân'ın onuncu sûresinin adı da Yûnus sûresidir.

    Hz. Yûnus (a.s) milletini otuz üç yıl Allah'a imân etmeye, küfürden kurtulmaya davet etti. Ancak sadece iki kişi ona imân etti. Milletinin bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi, Hz. Yûnus’un (a.s.) zoruna gitti. Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terk etmeye kalkışmasını şöyle haber vermiştir:
    “Zünnûn’a (Yûnus) gelince, o, öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; “Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti.” (Enbiyâ Sûresi, 21:87).

    Allah’ın müsaadesi olmadan Hz. Yûnus'un (a.s.) ayrılmaya kalkışması, iyi netice vermemişti. Ninova'dan ayrılmak için bir gemiye binmişti. Geminin batmaya yüz tutması üzerine yolculardan birinin suya atılmasına karar verdiler. Kimin suya atılacağını tesbit için de kur'a çekildi ve kur'a Hz. Yûnus'a (a.s) isâbet etti. Bu durum Kur'ân'da şöyle haber verilmiştir:
    "Hz. Yûnus (a.s.) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuştu. Burada Hz. Yûnus (a.s.) hatâsını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki karanlıklarda: “Senden başka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın, yücesin. Ben zalimlerden oldum!" (Enbiyâ Sûresi, 21:87) diye dua etmeye ve Allah'a yalvarmaya başladı. Bu şekilde imân ve inançla Allah’a sığınması neticesinde, Yüce Allah onu affetmişti. Bu durum Kur’ân’da şöyle dile getirilmiştir:
    “Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, insanları böyle kurtarırız” (Enbiyâ Sûresi, 21:88).

    Hz. Yûnus’u (a.s) bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah, onun milletine de neticede hidâyeti nasip etti. Onlar da sonunda Allah'a imân edip Ona yöneldiler.

    Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) Hz. Yûnus’u (a.s.) şu sözleriyle övmüştür:
    “Her kim ‘ben Yûnus ibni Mettâ’dan hayırlıyım’ dese, yalan söylemiştir”
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 124, 126, 138, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 152, 157, 159, 160, 161, 163, 592, 600, açacak, adıyla, ahenk, aklı, aldıkları, alîm, anlayan, araf, asırlara, atmak, azîm, ağzı, bakmıyor, başıboş, beşer, binaenaleyh, birebir, birlik, bitti, bizleri, budur, bulunmak, bütün, çalışıyor, çok, cümlemizi, çıkış, çıplak, dadır, dediler, demeye, derece, derilerini, devletinin, değildi, değişmesiyle, değiştirmek, dine, dünyadan, düşünüyorum, dışında, ebedî, ediyorlar, efes turları, envârı, ettiğimiz, farkındamıyız, fussilet, gaflete, gayret, gecemiz, gerçekleri, getirip, gidip, gitmiş, gitti, göndermiş, görmesin, güzelliği, hakikat, hakikatten, haktan, halka, hatası, hazretlerini, haşirde, herşeyin, hevâ, ibarettir, ibrettir, imtihandı, inancı, indirdi, insanlığı, isimli, istekleri, işaret, jpg, kabre, kafaya, kâinatı, kâinatın, kanunları, kardeşimiz, kavmin, kavramı, kavuşmuş, küfrü, kurtarıcı, kısmı, kıymetini, kıymetsiz, lâzım, mahlukat, manen, memlekete, meselede, meseleyi, milleti, muhakkak, mümkü, müş, nasib, öldürmeye, olduğundan, olmadı, olmaktan, onlardan, oradan, orga, öyledir, para, peygamberlere, rabbinin, risale-i, risale-i nur, risalesinde, saadetine, sakı, sarih, sokuyor, söylemiş, subhaneke, süre, sığı, takdiri, tatmin, tebdili, tenkid, terakki, terki, tokmak, umum, üstü, verdiği, verilmiş, yapması, yayı, yerden, yürüdü, yusuf, zira, şartları, şayet, şerifi, şeye, şeylerle

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222