Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/2 İlkİlk 12
13 sonuçtan 11 ile 13 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 25 : Yedinci Lema - Fetih Süresi

    Not
    BİRİNCİSİ: Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm gibi ümmî bir zâta nisbeten gayb hükmünde olan Tevrat‘taki evsâf-ı Sahabeyi haber veriyor.

    ....

    BİRİNCİSİ:
    Nebiyy-i Ümmîye nisbeten gayb hükmünde olan İncil’in Sahabeler hakkındaki ihbarını ihbardır.




    Soru 11:
    Peygamber Efendimizi s.a.v.'ın ümmi olmasından neden söz edilmiştir?

    O dönemin müşrikleri Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın getirdiği Kur'anî hakikatleri O'nun uydurduğunu ileri sürmekteydiler. Halbuki kendileri dahi biliyorlardı ki O ne okuma nede yazma biliyordu. Birde kavimleri içe kapalı bir kavimdi yani diğer dinlerle kültürel bir etkileşim yoktu. Hali ile hiç okumamış ve yazmamış, yazma ve okuma bilmeyen bir zatın böyle mücize bir kitabı kendi uydurması beklenmediği gibi söylentilerden etkilenmiş olması da düşünülemez.

    Kur'an-ı Kerime baktığımız zaman onun içindeki hakikatlerin yayılmış söylentilerden çok uzak geçmişten verdiği haberlerde her detayı sadık ve kesin malumatın bulunması onun Allah kelamı olduğunun bir delilidir. Mesela Habeş Kralı Necaşi'den müşrikler sahabe efendilerimizi istemeye gittiklerinde, Sahabe-i Kiramdan Hz. Cafer r.a.'ın Kur'an-ı Kerimden Hz. İsa a.s. ve Hz Meryem'e dair okuduğu ayeti kerimeler neticesinde Habeş Kralı Necaşi bunların doğru olduğunu tasdik etmesi Kur'an-ı Kerimin; Allah kelamından başka kelam olmadığının bir delilidir.

    Risale-i Nur'da Ustad Bediüzzaman bu meseleyi şöyle ifade etmekte :

    Bilgi
    Birinci Şavk:

    Maziye ait ihbarat-ı gaybiyesidir.

    Evet, Kur'an-ı Hakîm bil'ittifak ümmi ve emin bir Zâtın lisanıyla, zaman-ı Âdem'den tâ Asr-ı Saadete kadar enbiyaların mühim hâlâtını ve ehemmiyetli vukuatını öyle bir tarzda zikrediyor ki, Tevrat ve İncil gibi kitabların tasdiki altında gayet kuvvet ve ciddiyetle ihbar ediyor.

    Kütüb-ü Sâlifenin ittifak ettikleri noktalarda muvafakat etmiştir. İhtilaf ettikleri bahislerde, musahhihane hakikat-ı vakıayı faslediyor.


    Demek Kur'anın nazar-ı gayb-bînisi, o Kütüb-ü Sâlifenin umumunun fevkınde ahval-i maziyeyi görüyor ki, ittifakî mes'elelerde musaddıkane onları tezkiye ediyor. İhtilafî mes'elelerde musahhihane onlara faysal oluyor.

    Halbuki Kur'anın vukuat ve ahval-i maziyeye dair ihbaratı aklî bir iş değil ki, akıl ile ihbar edilsin. Belki, semaa mütevakkıf nakildir. Nakil ise, kıraat ve kitabet ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifakıyla kıraatsız, kitabetsiz, emanetle maruf, ümmi lâkabıyla mevsuf bir zâta nüzul ediyor.

    Hem o ahval-i maziyeyi öyle bir surette ihbar eder ki, bütün o ahvali görür gibi bahseder. Çünki uzun bir hâdisenin ukde-i hayatiyesini ve ruhunu alır, maksadına mukaddeme yapar. Demek Kur'andaki fezlekeler, hülâsalar gösteriyor ki, bu hülâsa ve fezlekeyi gösteren, bütün maziyi bütün ahvali ile görüyor.

    Zira bir zâtın bir fende veya bir san'atta mütehassıs olduğu; hülâsalı bir sözle, fezlekeli bir san'atçıkla, o şahısların meharet ve melekelerini gösterdiği gibi, Kur'anda zikrolunan vukuatın hülâsaları ve ruhları gösteriyor ki, onları söyleyen, bütün vukuatı ihata etmiş, görüyor, (tabir caiz ise) bir meharet-i fevkalâde ile ihbar ediyor.

    Sözler ( 404 - 405 )
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 25 : Yedinci Lema - Fetih Süresi

    Bilgi
    Evet, İncil’de, âhirzamanda gelecek Peygamberin (a.s.m.) vasfında 21 مَعَهُ قَضِيبٌ مِنْ حَدِيدٍ وَ اُمَّتُهُ كَذَلِكَ gibi âyetler var. Yani, Hazret-i İsâ (a.s.) gibi kılıçsız değil, belki sahibüsseyf bir Peygamber gelecek, cihada memur olacak ve onun Sahabeleri dahi kılıçlı ve cihada memur olacaklardır. O kadîb-i hadid sahibi, Reis-i Âlem olacak. Çünkü, İncil’in bir yerinde der: “Ben gidiyorum, tâ Âlemin Reisi (a.s.m.) gelsin.”22 Yani, Âlemin Reisi geliyor.

    Dipnot-21 “Onun demirden bir asâsı, yani kılıcı olacak ve onunla savaşacak. Ümmeti de onun gibi olacak.” Nebhânî, Hüccetullah ale’l-Âlemîn: 99:114.
    Dipnot-22 Kitâb-ı Mukaddes (Türkçe tercüme), Yeni Ahid, Yuhanna, Bab: 16 Âyet: 7; el-Halebî, es-Sîretü’l-Halebiyye: 1:214.



    Soru 12: Hz. İsa a.s.'ın kılıçsız olması Hz. Muhammed s.a.v. efendimizin kılıçlı olması hususunu açıklar mısınız?

    Öncelikle burada iki hususun altını çizmemiz gerekecek. Birincisi Kılıç, ikincisi cihad. Kılıçtan maksadın siyasi ve askeri gücün olması cihaddan maksad ise dahilde manevi hariçte ise maddi ve manevi mücadele olarak anlamalıyız.

    Ustad Bediüzzaman Cihad Meselesini şu şekilde ifade etmektedir:

    Bilgi

    Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve Küre-i Arz ve nev'-i beşer dairesinden tut.. tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve daimî vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat, arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyas ile -küçüklük ve büyüklük makûsen mütenasib- vazifeler bulunabilir.

    Asa-yı Musa ( 20 )


    İttihadın hedefi ve maksadı i'lâ-yı Kelimetullah ve mesleği de kendi nefsiyle cihad-ı ekber ve başkalarını irşaddır.

    Hutbe-i Şamiye ( 95 )


    Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgarında cihad-ı ekber ile mükelleftir.

    Divan-ı Harb-i Örfi ( 55 )



    İşte bu sebeble Cihadı sadece düşmanla muharebe etmek seviyesine indirgemek çok büyük hata olacaktır. En küçük daireden en büyük daireye kadar çeşitli cihadlar bulunmaktadır.

    Harb olarak anlaşılan cihadı ise islam alimleri küçük cihad olarak ele alarak bunun ise ancak devlet ve ordu eliyle olabileceğini ifade etmektedirler. Şayet devlet ve ordu islam adına değilse bunada cihad denilmez.


    Nitekim Hz. İsa a.s. ile Asr-ı Saadet dönemine baktığımızda Hz. İsa a.s.'ın ne siyasi nede askeri bir güce kavuştuğunu göremediğimiz gibi bir ordu ve devlette kuramamıştır. Dolayısıyla İncildeki o ayetlerin haber verdiği peygamber ve sahabesi ancak Resulu Zişan a.s.v. ve Ashab-ı Kiramdan başkası olamayacağı ortadadır.
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  3. #13
    Zübeyir Güleryüz Guest


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 25 : Yedinci Lema - Fetih Süresi

    Soru 13: "kılıçlarıyla nev-i beşeri kendilerine musahhar edip, reisleri olan Peygamberin (a.s.m.) ise âleme reis olduğunu ispat edecekler" meselesini nasıl anlayabiliriz? Çünkü kılıç zoruyla ve savaş ile birşeyleri elde etmek doğru mudur?

    İslamiyetin doğuşu ve yayılışından hicretin ilk yıllarına kadar müslümanlar bir çok zulüm ve şiddete maruz kalmakla beraber çok işkencelerde görmüşlerdir. Hatta memleketlerinden hicret etmek zorunda kalmışlardır bu kadar uzun bir süre boyunca ne kafirler ile nede müşrikler ile ne harb edilmiş ne de mukavvamet gösterilmiş. Ta ki müşriklerin peygamber efendimiz a.s.v. ve sahabelerini ve getirdiği islamiyeti ortadan kaldırmak için hepsini öldürmek istemelerine kadar, buna mukabil elbette müslümanların güçlenmesi ve onlarla mücadele edebilmesi gerekmektedir. Bütün yapılan seriye, gaza, sefer ve harblere baktığımızda her daim müslümanlar zalimler ile mücadele etmiş masumlara, çocuklara, kadınlara ve yaşlılara merhamet göstermişler.

    İslam tarihine baktığımızda görüyoruz ki gerek Asr-ı Saadet döneminde gerek ise sonraki dönemlerde müslümanlar harb etmeyi en son seçenek olarak bırakmışlar ve her daim öncelikli olarak islama davet etmişlerdir. Bu meseleyi Ziya Paşanın beyitleri çok güzel izah etmekte : "Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir."

    "İslâm orduları Suriye'yi fethettikleri, yahut muzaffer bayraklarını Afrika'ya diktikleri, yahut Karadeniz'e vardıkları zaman, Kur'an hep beraberlerinde idi. Bundan dolayıdır ki, Müslümanlar fethettikleri memleketlerde mezalim irtikâb etmemişler ve bir millete Müslümanlığı kabul ettirmek için onu kılıçtan geçirmemişlerdir." (Bolinson)

    Son olarak Bediüzzaman r.a.'ın şu tesbiti meseleyi özetlemektedir :

    "Aç canavara karşı tahabbüb; merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. Mektubat ( 471 )"
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 5 kullanıcı var. (0 üye ve 5 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222