Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Bismillahirrahmanirrahim;


    • Derslerimize herkes katılabilir.
    • Soru sorabilir veya sorulan sorulara cevap verebilir.
    • Ders anlayışımız; "biz biliyoruz, öğretiyoruz" değil, "anladığımızı paylaşıyoruz." şeklindedir.
    • Açıklamalı dersler, birkaç yöneticinin kendi tekelinde gibi algılanmamalı.
    • Yöneticiler derslerin sadece takibini ve seri olarak açma vazifelerini üstlenmekteler.
    • Bunun dışında dersin gidişatı herkese açıktır.
    • Bundan dolayı bütün kardeşlerimizin derslere iştirak etmelerini arzu ediyoruz.




    Bilgi
    ÜÇÜNCÜ NÜKTE

    اِلاَّ الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبىٰ âyetinin bir kavle göre mânâsı: “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, vazife-i risaletin icrasına mukabil ücret istemez; yalnız Âl-i Beytine meveddeti istiyor.”

    Eğer denilse: “Bu mânâya göre, karâbet-i nesliye cihetinden gelen bir fayda gözetilmiş görünüyor. Halbuki, 1 اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللهِ اَتْقٰيكُمْsırrına binaen, karâbet‑i nesliye değil, belki kurbiyet-i İlâhiye noktasında vazife-i risalet cereyan ediyor.”

    Elcevap: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-âşinâ nazarıyla görmüş ki, Âl-i Beyti, âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne geçecek. Âlem-i İslâmın bütün tabakatında, kemâlât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazifesini görecek zatlar, ekseriyet-i mutlaka ile, Âl-i Beytten çıkacak. Teşehhüddeki, ümmetinâl hakkındaki duası ki,

    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰۤى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰۤى اِبْرَاهِيمَ وَعَلٰۤى اٰلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ 2


    dir, makbul olacağını keşfetmiş.

    Yani, nasıl ki millet-i İbrahimiyede ekseriyet-i mutlaka ile nuranî rehberler Hazret-i İbrahim’in (a.s.) âlinden, neslinden olan enbiya olduğu gibi; 3 ümmet-i Muhammediyede de (a.s.m.), vezâif-i azîme-i İslâmiyette ve ekser turuk ve mesâlikinde, enbiya-yı Benî İsrail gibi,4 aktâb-ı Âl-i Beyt-i Muhammediyeyi (a.s.m.) görmüş. Onun için, قُلْ لاَۤ اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلاَّ الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبىٰ 5 demesiyle emrolunarak, Âl-i Beyte karşı ümmetin meveddetini istemiş.Bu hakikati teyid eden mükerrer rivayetlerde ferman etmiş:

    “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.”6 Çünkü, Sünnet-i Seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan, Âl-i Beyttir.

    İşte bu sırra binaendir ki, Kitap ve Sünnete ittibâ ünvanıyla bu hakikat-i hadîsiye bildirilmiştir. Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyeye ittibâı terk eden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz.7

    Hem ümmetini Âl-i Beytin etrafında toplamak arzusunun 8 sırrı şudur ki: Zaman geçtikçe Âl-i Beyt çok tekessür edeceğini izn-i İlâhî ile bilmiş ve İslâmiyet zaafa düşeceğini anlamış. O halde, gayet kuvvetli ve kesretli bir cemaat-i mütesânide lâzım ki, âlem-i İslâmın terakkiyât-ı mâneviyesinde medar ve merkez olabilsin. İzn‑i İlâhî ile düşünmüş ve ümmetini Âl-i Beyti etrafına toplamasını arzu etmiş.

    Evet, Âl-i Beytin efradı ise, itikad ve iman hususunda sairlerden çok ileri olmasa da, yine teslim, iltizam ve tarafgirlikte çok ileridedirler. Çünkü İslâmiyete fıtraten, neslen ve cibilliyeten taraftardırlar. Cibillî taraftarlık zayıf ve şansız, hattâ haksız da olsa bırakılmaz. Nerede kaldı ki, gayet kuvvetli, gayet hakikatli, gayet şanlı bütün silsile-i ecdadı bağlandığı ve şeref kazandığı ve canlarını feda ettikleri bir hakikate taraftarlık, ne kadar esaslı ve fıtrî olduğunu bilbedâhe hisseden bir zat, hiç taraftarlığı bırakır mı? Ehl-i Beyt, işte bu şiddet-i iltizam ve fıtrî İslâmiyet cihetiyle,din-i İslâm lehinde ednâ bir emâreyi kuvvetli bir burhan gibi kabul eder. Çünkü fıtrî taraftardır. Başkası ise, kuvvetli bir burhan ile sonra iltizam eder.



    Dipnot-1 “Allah katında en şerefliniz, en ziyade takvâ sahibi olanınızdır.” Hucurat Sûresi, 49:13.

    Dipnot-2 Allahım! Tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin herşeyden nihayetsiz derecede yüksektir. bk. Buhârî, Enbiya 10; Müslim, Salât: 65-66.

    Dipnot-3 bk. İbni Hacer, Fethü’l-Bârî: 11:162.

    Dipnot-4 bk. el-Münâvî, Feyzü’l-Kâdîr: 4:384; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 2:83.

    Dipnot-5 “De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum. Sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beytime muhabbettir.” Şûrâ Sûresi, 42:23.

    Dipnot-6 Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26.

    Dipnot-7 bk. et-Taberânî, Mu’cemü’l-Evsâd: 3:338; Ebû Dâvud, Fiten: 2; Müsned: 2:133.

    Dipnot-8 bk. el-Bezzâr, el-Müsned: 9:343; el-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr: 3:45-46, 12:34.





    Dikkat

    Soru 1: Peygamber Efendimiz a.s.v ın Ehli Beytinin sevilmesini istemesi akrabalık cihetinden midir? Bu sevgiyi nasıl düşünmeliyiz?

    Soru 2: Gayb-âşinâ nazarı ile görmek nasıl olmaktadır?

    Soru 3: Şecere-i nuraniye ne demektir? Ehli Beyt neden şecere-i nuraniyeye benzetilmiş?

    Soru 4: Veda hutbesinde “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.” peygamber efendimiz a.s.v. burada Ali Beytine temessük etmeyi emretmesindeki hikmeti açıklar mısınız?

    Soru 5: Ehli Beyt ile Sünneti Seniyye arasında nasıl bir ilişki vardır?

    Soru 6: Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın ümmetini Ali Beyti etrafında toplamasındaki sırrı nasıl anlayabiliriz?

    Soru 7: "Âl-i Beytin efradı ise, itikad ve iman hususunda sairlerden çok ileri olmasa da, yine teslim, iltizam ve tarafgirlikte çok ileridedirler" sözünü açıklar mısınız?




    Benzer Konular
    Risale-i Nur Soru Cevap 24 : Dördüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 24 : Dördüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim; Derslerimize herkes katılabilir. Soru sorabilir veya sorulan sorulara cevap verebilir. Ders anlayışımız; "biz biliyoruz, öğretiyoruz" değil, "anladığımızı paylaşıyoruz.
    Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. ÜÇÜNCÜ NÜKTE Şu dünyada zamanın fenâ ve zevâl-i eşyadaki tesiratı
    Risale-i Nur Soru Cevap 21 : Dördüncü Lem'a (Birinci Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 21 : Dördüncü Lem'a (Birinci Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle.. Dördüncü Lem’a “Minhâcü’s-Sünne” bu risaleye lâyık görülmüştür.
    Risale-i Nur Soru Cevap 22 : Dördüncü Lem'a (İkinci Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 22 : Dördüncü Lem'a (İkinci Bölüm) İKİNCİ NÜKTE Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, küllî ve umumî vazife-i nübüvvet içinde bazı hususî, cüz’î maddelere karşı azîm bir şefkat göstermiştir. Zâhir hale göre o azîm şefkati o hususî, cüz’
    Risale-i Nur Soru Cevap 20 : Üçüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 20 : Üçüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekàya
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    ANKARA
    Mesajlar Mesajlar
    2.584
    Blog Blog Girişleri
    109
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 574 + 43761


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Ehl-i Beyt’i neden sevmeliyiz?

    Peygamber Efendimiz (sas), Ehl-i Beyt’inin ümmeti tarafından sevilmesini istiyor. Allah (cc) da Resûl’ünün bu isteğini Şûra Sûresi’nde kullarına bildiriyor. Acaba neden Ehl-i Beyt’i sevmemiz gerekiyor?

    Allah Resûlü’ne sevgimizi gösterebilmenin pek çok yolu var. Bunlardan en önemlisi O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) dünya ve ukba saadeti için müminlere çizdiği yoldan gidebilmek. Salat ve selam getirmek de Peygamber’e sevgi ve tazimde bulunmanın bir yolu kabul ediliyor. Nitekim Mevlid-i şerifin yazılması, Nat-ı şeriflerin dile gelmesi, sakal ve hırka-i şeriflere gösterilen saygı ve ilgi hep bunun bir neticesi. Fakat, Hazreti Peygamber’e muhabbetimizi gösterebilmek adına ihmal etmememiz gereken bir yol daha var: Ehl-i Beyt sevgisi.

    Allah Resûlü akrabalarına meveddet (sevgi) ile yaklaşmayı, Kendisine duyulan sevgiyi göstermek isteyenlere bir aracı olarak sunuyor. Kur’an-ı Kerim’de Şûra Sûresi’nin 23. ayetinde durum şöyle ifade ediliyor: “Bu, Allah’ın, inanan ve iyi işlerde bulunan kullarını müjdelemesidir işte. De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim, ancak yakınlarıma sevgidir ve kim güzel ve iyi bir iş yaparsa onun mükâfâtını arttırırız; şüphe yok ki Allah, suçları örter, iyiliğe, mükâfatla karşılık verir...” Meveddet ayeti olarak isimlendirilen bu ilahî kelam, İslam âlimlerine göre açık ve net olarak müminlere Allah Resûlü’nün Ehl-i Beyt’ini sevmeyi, onlara hürmet etmeyi emrediyor. Hz. Peygamber’in ailesini ve soyundan gelenleri sevmek İmam-ı Şafiî’ye göre farz, İmam-ı Azam’a (İmam Ebu Hanife) göre ise vacip. Yani, mezhep imamlarına göre hükmü değişse de her halükarda ibadet kabul ediliyor.

    Ancak, bu ibadet pek çoğumuz tarafından, namazlarda okunan salli barik dualarıyla sınırlı kalıyor sadece. Tahiyyatta okuduğumuz bu dualar aracılığıyla Efendimiz ve ailesine salât ve selamda bulunuyoruz. Sonrasında ise Ehl-i Beyt’e sevgimizi gösterme gayreti içine girmiyoruz. İsimlerini anmıyor, onlardan himmet almıyoruz mesela. Oysa genel olarak ihmal edilen bu ibadet, günümüzde sadece Alevî ve Şia geleneğindekilere aitmiş gibi algılansa da, âlimlerin yaptığı tefsirler Efendimiz’in akrabalarını ve soyundan gelenleri sevmenin tüm müminlerin üzerine borç olduğunu nazara veriyor. Nitekim Peygamber Efendimiz’in akrabalarının ve soyundan gelenlerin sevilmesini istediğini, Kur’an’ın yanı sıra hadis-i şeriflerde de okuyoruz. Örneğin bir hadisinde Resûlullah, “Size iki şey bırakıyorum. Onlara temessük etseniz, necat bulursunuz. Bunlar Kitabullah ve Ehl-i Beyt’im’dir.” buyuruyor. Başka bir hadis-i şerifte ise “Bana karabeti (yakınlığı) olanları, yani yakınlarımı sevmenizi isterim.” diyor. Aslına bakarsanız Efendimiz, bunu ümmetine emretmiyor, ümmetinden sadece bir ricada bulunuyor. Meselenin gönlündeki karşılığını anlatabilmek adına bazen Sahabe Efendilerimizi de bu yönde telkinlerle yakınlarını sevmeyi teşvik ediyor. Onlara kızı Fatıma, damadı Hz. Ali, torunları Hasan ve Hüseyin hakkındaki düşüncelerini sık sık dile getiriyor.

    Ama zihinlerimiz, bugün Ehl-i Beyt’ten kastedilenin tam olarak ne olduğu ve neden Ehl-i Beyt’e de Resûlullah’a yönelik hislerimizle bağlanmamız gerektiği konusundaki bazı sorulara cevap vermekte aciz kalıyor. “Kimler Ehl-i Beyt’in içine giriyor? Efendimiz, ailesine karşı neden hürmet etmemizi istemiş olabilir?” Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Osman Bilgen, meseleyi müminlere yol haritası olabilecek şekilde açıklıyor.

    ‘Ehl’ kelimesi, kişinin yakın akrabaları anlamına geliyor. Ehl-i Beyt-i Rasul ise Hz. Peygamber’in eşleri, kızları ve damatlarını kapsayan bir tabir olarak kullanılıyor. Osman Bilgen, Ehl-i Beyt’i kastetmek için kullanılan ‘Âl-i Beyt’ tabirine de değiniyor. Bu tabir, Efendimiz’in neseb (soy) bakımından yakınları için tercih ediliyor. Yani, Hz. Fatıma, Hz. Ali, torunları Hasan ile Hüseyin ve onların soyundan gelenler Âl-i Beyt olarak görülüyor. Bildiğimiz üzere Peygamberimiz, soyunun Hz. Ali ve Hz. Fatıma’dan devam edeceğini, “Her Peygamber’in nesli kendinden benimkisi ise Ali’den olacaktır. Ben kimin dostu isem Ali de onun dostudur. Sen dünyada da ahirette de benim kardeşimsin. Sen Hazreti Harun’un, Hazreti Musa yanında aldığı yeri benim yanımda almaktan razı değil misin? Şu farkla ki, benden sonra Peygamber yoktur!” şeklinde ümmetine bildirir. Bu zaviyeden bakıldığında Ehl-i Beyt Efendimiz’in yakınlarını anlatmak için kullanılan, Âl-i Beyt’i de kapsayan geniş bir ifade. Ehl-i Beyt’in içine Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) soyundan gelenlerin yanı sıra eşleri, amcaları ve diğer yakınları da giriyor. Yalnız Osman Bilgen, Efendimiz’in yakınlarından kastedilenin bazı alimlerce arkadaşları ve onu sevenler olarak görüldüğüne de şerh düşüyor. Hatta bu yüzden şirkten takvaya yönelmiş her muttaki kişi, Hz. Peygamberin ehli ve âlidir.” diye bir açıklama dahi yapılmış. Âlimlerin bu kanaatte olmasında Ehl-i Beyt’ten Ca’fer-i Sadık’ın (Hazreti Ali’nin 6. kuşaktan torunu) yorumu da etkili olmuştur kuşkusuz. Hazreti Ali’nin 6. kuşaktan torunu olan Cafer-i Sadık, “Ehl-i Beyt kimlere denir?” sorusunu şöyle cevaplıyor: “Hz. Peygamber’in dininin gereklerini yerine getiren tüm Müslümanlar, onun âlidir.”

    Osman Bilgen’e göre, Ca’fer-i Sadık’ın bu ifadeleri aslında “Müminler Ehl-i Beyt’i neden sevmeli?” sorusunun da cevabı. Peygamber Efendimiz’in, müminlere örnek olabilecek dünyaya ve ukbaya bakan tüm davranışlarını onlardan öğreniyoruz çünkü. Nasıl bir koca, nasıl bir dede, nasıl bir dost, nasıl bir kayınpeder olduğu hep Ehl-i Beyt’i vasıtasıyla aktarıldı ümmete. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de, Efendimiz’in torunlarını çok sevmesini ve bizden onlara karşı sevgi beslememizi istemesini soyundan gelecek mübarek zatlara ve o zatların yapacakları kudsî hizmetlerine bağlıyor. Zira Gavs-ı Âzam olan Şah-ı Geylânî ve nübüvvet vazifesini şahs-ı manevilerinde yaşatan pek çok âlim hatta her yüzyılda bir gelen müceddîdler hep bu soydan geliyor. Osman Bilgen de Ehl-i Beyt’i bu sebeple, Hz. Peygamber’in getirmiş olduğu dinî hükümlere sahip çıkanlar olarak tanımlıyor. Yani burada Ehl-i Beyt’i sevmenin sırrı, Hz. Peygamber’in öğretilerine uyulup uyulmaması olarak görülüyor. Bilgen, bu doğrultuda Efendimiz’in Âli’nin sevilme ölçüsünü aktarıyor. Ona göre, Ehl-i Beyt, Peygamber Efendimiz’in söz, fiil ve takrirlerinden meydana gelen sünnetine ve Kutsal Kitab’a sahip çıkmaları ölçüsünde sevilmeli, bunlara muhalefet ettikleri durumda ise sevgiye layık olmadıkları bilinmeli.

    s.senturk
    Yazar : Risale Forum
    Konu Livza tarafından (14-02-2013 Saat 18:40 ) değiştirilmiştir.

    Kalbini bir mescit yap. Orada, Allah’tan başka hiçbir şeye yer verme.

    Abdulkadir Geylani


  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 1: Peygamber Efendimiz a.s.v ın Ehli Beytinin sevilmesini istemesi akrabalık cihetinden midir? Bu sevgiyi nasıl düşünmeliyiz?

    Resulu zişan a.s.v. efendimiz eğer ehli beytinin sevilmesini akrabalık cihetinden isteseydi Akrabalarını ehli beyt olarak sınırlandırmaz geniş olarak bütün akrabaları olarak ele alınmasını isterdi.

    Birinci ayeti kerimede bu mesele : “Allah katında en şerefliniz, en ziyade takvâ sahibi olanınızdır.” Hucurat Sûresi, 49:13. bu ayeti kerime ile daha net anlaşılmaktadır.

    Ustad Bediüzzaman r.a. Peygamber Efendimiz s.a.v. in akrabalık ciheti ile bir fayda istemediğini Ehlibeytinin Allaha Yakın olduklarından takvalarından dolayı sevilmesini istemesinin bir peygamberlik vazifesi olduğunu göstermektedir.

    Soru 2: Gayb-âşinâ nazarı ile görmek nasıl olmaktadır?

    Bilgi
    Şu kâinatın sahib ve mutasarrıfı elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve her şey'i bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor. Madem yapan bilir; elbette bilen konuşur. Madem konuşacak, elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak. Madem zîfikirle konuşacak, elbette zîşuurun içinde en cem'iyetli ve şuuru küllî olan insan nev'i ile konuşacaktır. Madem insan nev'i ile konuşacak, elbette insanlar içinde kabil-i hitab ve mükemmel insan olanlarla konuşacak. Madem en mükemmel ve istidadı en yüksek ve ahlâkı ulvî ve nev'-i beşere mukteda olacak olanlarla konuşacaktır; elbette dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek istidadda ve en âlî ahlâkta ve nev'-i beşerin humsu ona iktida etmiş ve nısf-ı Arz onun hükm-ü manevîsi altına girmiş ve istikbal onun getirdiği nurun ziyasıyla bin üçyüz sene ışıklanmış ve beşerin nuranî kısmı ve ehl-i imanı, mütemadiyen günde beş defa onunla tecdid-i biat edip, ona dua-yı rahmet ve saadet edip, ona medh ve muhabbet etmiş olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşacak ve konuşmuş ve Resul yapacak ve yapmış ve sair nev'-i beşere rehber yapacak ve yapmıştır.
    Mektubat ( 89 - 90 )


    Demek ki Allahu Teala; Habibi zişanı a.s.v.'a ehlibeytinin islamiyetteki mukeddaratını bildirmiş ve bu bildirmeye ise gayb-aşina nazarı ile görmek olmaktadır.
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 3: Şecere-i nuraniye ne demektir? Ehli Beyt neden şecere-i nuraniyeye benzetilmiş?

    Peygamber Efendimiz a.s.v. Ehli Beytini islam alemi içinde şecere-i nuraniye benzetmiş. Nitekim ehli beyt isla alemi içinde peygambervari hizmetlerde bulunmuştur. Nasıl ki Hz. İbrahim a.s.'ın nesli peygamberler neslidir. Ve bu kutlu nesil hayır ağacı gibi bütün güzellikler bu ağacın meyvesi olmuştur. Ve en son meyvesi ise Resulu Zişan a.s.v. dır. Hem peygamber efendimiz s.a.v. den sonra nebi gelmeyecektir. Öyle ise bu hayır ağacının devamı için Allahın hikmeti gereği bir kutlu nesil bu hayır ağacını devam etmesi gerekmektedir. Elbetteki bu hayır ağacı ehlibeytten başkası olamaz. Nitekim 14 asırdır bu hayırlı nesile baktığımızda Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin r.a. gibi şehitler ve Muhammmed el-Bakir, Musa el-Kazım, Cafer es-Sadık, Şahı Geylani, Şahı Nakşibendi vs. gibi mubarekler bu hayır ağacının meyveleridir.
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  5. #5
    Ziyaretçi Guest


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    **Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir.**

    bu cümleden, sünnet-i seniyyeye riayet gösteren, al-i beyttendir gibi bir anlammı çıkıyor?
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Alıntı Ziyaretçi Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    **Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir.**

    bu cümleden, sünnet-i seniyyeye riayet gösteren, al-i beyttendir gibi bir anlammı çıkıyor?
    Bilgi
    İşte bu sırra binaendir ki, Kitap ve Sünnete ittibâ ünvanıyla bu hakikat-i hadîsiye bildirilmiştir. Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyeye ittibâı terk eden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz.7


    Meselenin başında Ali Beytin şecerei nuraniye olduğunu bunun ise vazife-i risalet boyutu ile vazifelendirilmesinden olduğunu anlıyoruz. Meselenin devamında ise Ali Beyti ikiye ayırmış ve Sünneti Seniyyeye ittiba eden ve etmeyen Ehli Beyt olarak sınıflandırılmış ve ittiba edenlerin Hakiki Ehli Beyti olduğu, Sünneti Seniyyeye ittiba eden diğer müminlerin (Peygamberin a.s.v. neslinden olmayanların) ise Ehli Beyte Hakiki dosttur, denilmek istenmiştir.

    Bu meselede Ehli Beytin kimler olduğunu anlayabilmemiz için bir yol gösterilmiş. Peygamberimiz a.s.v neslinden olup Onun o mubarek sünnetine uyanların Ehli Beyt olduğunu uymayanların ise ehli beytinden olmadığını anlıyorum.
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  7. #7
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    4461 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Şu ayet indiği zaman (mealen): "... Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor" (Ahzab 33), "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sabah namazına giderken, altı aya yakın bir müddette, Hz. Fatıma radıyallahu anha'nın kapısına uğrayıp:


    "Namaz(a kalkın) ey Ehl-i Beyt "Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!" buyurdu."


    Tirmizi, Tefsir, Ahzab, (3204).



    4462 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına soktu. Sonra Hüseyin geldi onu da soktu. Sonra Fatıma geldi, onu da soktu. Sonra Ali geldi onu da örtünün altına soktu. Sonra da:


    "Ey Ehl-i Beyt Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak isttiyor" (Ahzab 33) buyurdu."


    Müslim, Fezailu's-Sahabe 61, (2424).
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 4: Veda hutbesinde “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.” peygamber efendimiz a.s.v. burada Ali Beytine temessük etmeyi emretmesindeki hikmeti açıklar mısınız?

    Not
    “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.”6 Çünkü, Sünnet-i Seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan, Âl-i Beyttir.

    İşte bu sırra binaendir ki, Kitap ve Sünnete ittibâ ünvanıyla bu hakikat-i hadîsiye bildirilmiştir. Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyeye ittibâı terk eden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz.7


    Ustad Bediüzzaman r.a. Ali Beytten maksadın Sünneti Seniyye olduğunu nitekim, peygamber efendimiz a.s.v. ın sünnetini en iyi bilenler aile efradı olduğundan ve onu en iyi tatbik ederek sünnetinin mana ve maksadını en iyi bilenlerde onlar olduğundandır. Nitekim öylede olmuştur ve şecerei nuraniye oldukları 14 asırdır hiçbir şüpheye bırakmayacak şekilde ortadır.
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 5: Ehli Beyt ile Sünneti Seniyye arasında nasıl bir ilişki vardır?

    Alıntı TaLHa Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Bilgi
    İşte bu sırra binaendir ki, Kitap ve Sünnete ittibâ ünvanıyla bu hakikat-i hadîsiye bildirilmiştir. Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyeye ittibâı terk eden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz.7


    Meselenin başında Ali Beytin şecerei nuraniye olduğunu bunun ise vazife-i risalet boyutu ile vazifelendirilmesinden olduğunu anlıyoruz. Meselenin devamında ise Ali Beyti ikiye ayırmış ve Sünneti Seniyyeye ittiba eden ve etmeyen Ehli Beyt olarak sınıflandırılmış ve ittiba edenlerin Hakiki Ehli Beyti olduğu, Sünneti Seniyyeye ittiba eden diğer müminlerin (Peygamberin a.s.v. neslinden olmayanların) ise Ehli Beyte Hakiki dosttur, denilmek istenmiştir.

    Bu meselede Ehli Beytin kimler olduğunu anlayabilmemiz için bir yol gösterilmiş. Peygamberimiz a.s.v neslinden olup Onun o mubarek sünnetine uyanların Ehli Beyt olduğunu uymayanların ise ehli beytinden olmadığını anlıyorum.
    Alıntı TaLHa Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    4461 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Şu ayet indiği zaman (mealen): "... Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor" (Ahzab 33), "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sabah namazına giderken, altı aya yakın bir müddette, Hz. Fatıma radıyallahu anha'nın kapısına uğrayıp:


    "Namaz(a kalkın) ey Ehl-i Beyt "Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!" buyurdu."


    Tirmizi, Tefsir, Ahzab, (3204).



    4462 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına soktu. Sonra Hüseyin geldi onu da soktu. Sonra Fatıma geldi, onu da soktu. Sonra Ali geldi onu da örtünün altına soktu. Sonra da:


    "Ey Ehl-i Beyt Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak isttiyor" (Ahzab 33) buyurdu."


    Müslim, Fezailu's-Sahabe 61, (2424).
    Alıntı fahris Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Soru 4: Veda hutbesinde “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.” peygamber efendimiz a.s.v. burada Ali Beytine temessük etmeyi emretmesindeki hikmeti açıklar mısınız?

    Not
    “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.”6 Çünkü, Sünnet-i Seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan, Âl-i Beyttir.

    İşte bu sırra binaendir ki, Kitap ve Sünnete ittibâ ünvanıyla bu hakikat-i hadîsiye bildirilmiştir. Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyeye ittibâı terk eden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz.7


    Ustad Bediüzzaman r.a. Ali Beytten maksadın Sünneti Seniyye olduğunu nitekim, peygamber efendimiz a.s.v. ın sünnetini en iyi bilenler aile efradı olduğundan ve onu en iyi tatbik ederek sünnetinin mana ve maksadını en iyi bilenlerde onlar olduğundandır. Nitekim öylede olmuştur ve şecerei nuraniye oldukları 14 asırdır hiçbir şüpheye bırakmayacak şekilde ortadır.
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 6: Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın ümmetini Ali Beyti etrafında toplamasındaki sırrı nasıl anlayabiliriz?

    Bilgi
    Hem ümmetini Âl-i Beytin etrafında toplamak arzusunun 8 sırrı şudur ki: Zaman geçtikçe Âl-i Beyt çok tekessür edeceğini izn-i İlâhî ile bilmiş ve İslâmiyet zaafa düşeceğini anlamış. O halde, gayet kuvvetli ve kesretli bir cemaat-i mütesânide lâzım ki, âlem-i İslâmın terakkiyât-ı mâneviyesinde medar ve merkez olabilsin. İzn‑i İlâhî ile düşünmüş ve ümmetini Âl-i Beyti etrafına toplamasını arzu etmiş.


    Osmanlı İmparatorluğunun son dönemine baktığımızda düşman güçler İslam Alemindeki bu birlik ve beraberliği bozguna uğratmak için belirledikleri stratejilerin en başında Hilafet gelmektedir. Halifelik islamiyet için önemli bir roldür. Nitekim son dönemdeki hadiselere baktığımızda bir çok islam milletinin osmanlı imparatorluğuna maddi ve manevi yardımcı olmasındaki hikmet Padişahın Halife olmasından ileri gelmektedir. Bununla beraber halifelik kaldırıldıktan sonra islam alemine ciddi sıkıntılar yaşatılmış bir çok farklı meseleler ortaya çıkmıştır.

    Bu ahval içinde iken Elhamdülillah nur risalelere imdada koşmuş ve islam alemindeki şuuru yeniden canlandırarak Ehli Beyti merkez kabul etmiştir.

    Bugün günümüzde ise dikkatli baktığımızda islam alemi ehli sünnet velcemaat olarak birlik ve bütünlüğünü yeniden kazanmıştır..
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222