Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    7 üyeden 7 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Bismillahirrahmanirrahim

    Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir.

    Bilgi
    ÜÇÜNCÜ NÜKTE

    Şu dünyada zamanın fenâ ve zevâl-i eşyadaki tesiratı gayet muhteliftir. Ve mevcudat ise, mütedahil daireler gibi birbiri içinde iken, hükümleri zeval noktasında ayrı ayrı oluyor.

    Nasıl ki saatin saniyelerini sayan dairesi, dakikayı ve saati ve günleri sayan daireleri zâhiren birbirine benzer, fakat sür’atte birbirine muhaliftir. Öyle de, insandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri öyle mütefavittir. Meselâ, cismin bekàsı, hayatı, vücudu, bulunduğu bir gün, belki bir saat olduğu ve mazi ve müstakbeli mâdum ve meyyit bulunduğu halde, kalbin hazır günden çok gün evvel, çok gün sonraki zamana kadar daire-i vücudu ve hayatı geniştir. Ruhun hazır günden seneler evvel ve seneler sonraki bir daire-i azîme, daire-i hayatına ve vücuduna dahildir.

    İşte bu istidada binaen, hayat-ı kalbî ve ruhîye medar olan marifet-i İlâhiye ve muhabbet-i Rabbâniye ve ubudiyet-i Sübhâniye ve marziyât-ı Rahmâniye cihetiyle, bu dünyadaki fâni ömür, bâki bir ömrü tazammun eder ve ebedî ve bâki bir ömrü intaç eder ve bâki ve lâyemut bir ömür hükmüne geçer.1

    Evet, Bâkî-i Hakikînin muhabbet, marifet, rızası yolunda bir saniye, bir senedir. Eğer Onun yolunda olmazsa, bir sene bir saniyedir. Belki Onun yolunda bir saniye lâyemuttur, çok senelerdir. Ve dünya cihetinde ehl-i gafletin yüz senesi bir saniye hükmüne geçer.

    Meşhur böyle bir söz var ki, سِنَةُ الْفِرَاقِ سَنَةٌ وَسَنَةُ الْوِصَالِ سِنَةٌ Yani, “Firâkın bir saniyesi bir sene kadar uzundur ve visâlin bir senesi bir saniye kadar kısadır.” Ben bu fıkranın bütün bütün aksine diyorum ki:

    Visal, yani, Bâkî-i Zülcelâlin rızası dairesinde livechillâh bir saniye visal, değil yalnız böyle bir sene, belki daimî bir pencere-i visaldir. Gaflet ve dalâlet firâkı içinde değil bir sene, belki bin sene, bir saniye hükmündedir. O sözden daha meşhur şu söz var:

    اَرْضُ الْفَلاَةِ مَعَ اْلاَعْدَاۤءِ فِنْجَانٌ سَمُّ الْخِيَاطِ مَعَ اْلاَحْبَابِ مَيْدَانٌ 2

    hükmümüzü teyid ediyor.

    Meşhur evvelki sözün sahih bir mânâsı budur ki: Fâni mevcudatın visâli madem fânidir; ne kadar uzun da olsa yine kısa hükmündedir. Senesi bir saniye gibi geçer, hasretli bir hayal ve esefli bir rüya olur. Bekàyı isteyen kalb-i insanî bir sene visalde, yalnız bir saniyecikte ancak zerre gibi bir zevkini alabilir. Firak ise, saniyesi bir sene değil, senelerdir. Çünkü firâkın meydanı geniştir. Bekàyı isteyen bir kalbe, firak, çendan bir saniye de olsa, seneler kadar tahribat yapar. Çünkü hadsiz firakları ihtar eder. Maddî ve süflî muhabbetler için bütün mazi ve müstakbel firakla doludur.

    Şu mesele münasebetiyle deriz: Ey insanlar! Fâni, kısa, faydasız ömrünüzü bâki, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır; Bâkî-i Hakikînin yoluna sarf ediniz. Çünkü Bâkîye müteveccih olan şey, bekànıncilvesine mazhar olur.

    Dipnot-1
    bk. Tevbe Sûresi, 9:111.

    Dipnot-2
    Düşmanla beraber sahrâ, bir fincan kadar dar; ahbapla beraber iğne deliği, bir meydan kadar geniştir. bk. İbnü’l-Cevzî, el-Müdhiş: 1:385; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 2:246.



    Dikkat
    Soru 1: "Öyle de, insandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri öyle mütefavittir." hakikatini Bediüzzaman Said Nursi r.a. nasıl açıklamaktadır?

    Soru 2:Bu dünyadaki fani ömür baki bir ömrü nasıl tazammun eder?

    Soru 3: Bir saniye nasıl bir sene ve bir sene nasıl bir saniye olabilir? Bu kıyaslama ile anlatılmak istenileni açıklar mısınız?

    Soru 4: Visal ve Firakı açıklar mısınız?

    Soru 5: Fani faydasız kısa ömrümüzü nasıl baki faydalı ve meyvedar yapabiliriz?

    Benzer Konular
    Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 23 : Dördüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim; Derslerimize herkes katılabilir. Soru sorabilir veya sorulan sorulara cevap verebilir. Ders anlayışımız; "biz biliyoruz, öğretiyoruz" değil, "anladığımızı paylaşıyoruz.&q
    Risale-i Nur Soru Cevap 18 : Üçüncü Lem'a (İkinci Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 18 : Üçüncü Lem'a (İkinci Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. İKİNCİ NÜKTE İnsanın fıtratında bekàya karşı gayet şedit bir aşk v
    Risale-i Nur Soru Cevap 20 : Üçüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 20 : Üçüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekàya
    Risale-i Nur Soru Cevap 17 : Üçüncü Lem'a (Birinci Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 17 : Üçüncü Lem'a (Birinci Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. Üçüncü Lem’a Bu Lem’aya bir derece his ve zevk karışmış. His ve ze
    Risale-i Nur Soru Cevap 13: İkinci Lem'a (Üçüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 13: İkinci Lem'a (Üçüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Kaldığımız yerden devam ediyoruz.. ÜÇÜNCÜ NÜKTE Bir iki Sözde beyan ettiğimiz gibi, her insan geçmiş hayatını düşünse, kalbine ve lisanına ya “ah” veya “oh” gelir. Yani, ya teessüf e
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.733
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 600 + 50263


    4 üyeden 4 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Saatin saniyelerini sayan dairesi, dakikayı, saati ve günleri sayan daireleri görünüşte birbirine benzer. Fakat aslında birbirlerinden farklıdırlar. Herbirini birbiri içinde daireler olarak düşünürsek, dakikanın bir kere dairesini tamamlayabilmesi için, saniyenin 60 kez dairesini tamamlamış olması lazımdır.

    İşte bunun gibi insandaki beden, nefs, kalb ve ruh daireleride birbirleri ile alakadar ve iç içe daireler gibidirler. Ama aslında mütefavittir yani farklı farklı, birbirlerinden ayrıdır. 1 saatin dairesinin tamamlandığı zaman diliminde, saniyenin dairesinin 3600 kez tamamlanması gibi, ceset için 1 gün, kalb için yılları tazammun edebilir. Yani kalb, içinde bulunduğumuz hazır günden, yıllar öncesine ya da yıllar sonrasına gidebilir. Ya da kişinin hayatı boyunca yaşadığı duyguları içinde barındırıp, hazır güne taşıyabilir. Aynı durum ruh ve nefs içinde söz konusu olabilir. Cismaniyetin, içinde sınırlı bulunduğu yarım saatçik bir zaman diliminde yapılan tefekkür ruha sanki yıllarca ibadet ediyormuş gibi lezzet verebilir. Ya da tam tersi aynı kısıtlı zamanda emmare olan nefsine uyarak, yıllardır işlediği tüm günahlardan daha da zarara girip, zillete düşebilir kişi.

    6.Söz’de de izah edildiği üzere, Cenab-ı Hakk’ın insana verdiği sayısız cihazat ve istidadı O’na satarak, rızası doğrultusunda kullanarak, o fani ve yok olmaya mahkum istidatlar, bekaya kalbeder, lezzetli birer nimet halini alarak bir nevi ölümsüzleşir. Ya da tam tersi yaradılış amacına zıt kullanılarak, ebedi bir mücazat ile karşı karşıya kalmak da mümkün.

    “Kalbler ancak Allah’ı cc anmakla mutmain olur” buyuruyor Cenab-ı Hakk. Nefs ise Allah’ı tanımak için verilmiş insana. Ne kadar kötülesek, ya da kötüye kullansakta çok ulvi bir vazifesi var aslında. Ruh deseniz zaten buraya ait değil, dünya hayatında gurbette olduğu için hassasiyet istiyor, dünyanın yalancı ve zeval yüzünde boğulmamak için ibadete, tefekküre çok muhtaç. Tüm bu istidatları kullanarak, Cenab-ı Hakkı cc tanımakla, sevmekle, O’nun bize nasip ettiklerine teslim olmakla, her arzumuzu O’ndan istemekle, her müşkülümüzde O’na iltica etmekle, kısacık, fani bir ömür, ölümsüzleşir, beka bulur. Ruhun ve kalbin hayat kaynağı budur.

    “Ve bekaya en ziyade müştak ve muhtaç ve en çok lâyık ve müstehak ve devamı ve saadet-i ebediyeyi hadsiz dualarla isteyen ve yalvaran ve bütün dünya lezzetleri ona verilse, onun bekaya karşı arzusunu tatmin etmeyen,
    Ve ona ihsanlar eden Zâtı perestiş derecesinde seven ve sevdiren ve sevilen çok hârika bir mu'cize-i kudret-i Samedâniye ve bir acûbe-i hilkat
    Ve Kainatı içine alan ve ebede gitmek için yaratıldığına bütün cihazat-ı insaniyesi şehadet eden..”

    Yani aslında kişi iman etsin ya da etmesin, farkında olsun ya da olmasın fıtrata öyle bir beka arzusu konmuşki, hiçbirşey insanı tatmin etmiyor ve dil söylemese de zerreler beka için her vakit niyazda. Bu ise ancak Baki-i Hakikiyi bulmak ile mümkün.
    Yazar : Risale Forum
    Duâ ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi,
    istiğfar ve tevbe dahi meyelân-ı şerri keser, tecavüzâtını kırar
    -SÖZLER-


  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 239 + 16429


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Selamunaleyküm

    Visal ve Firak'tan naçizane bana göre çıkarttığım sonuç;

    “Ey Rasulüm! Onlara o vakti hatırlat, hani Rabbin, Ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendi nefislerine şahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? dedi Onlar da: Evet, sen bizim Rabbimizsin dediler (Onlarla birlikte Biz ve meleklerimiz buna) şahitlik ettik ki, kıyamet günü: Biz bundan gafildik, haberimiz yoktu demeyesiniz Yahut, bizden önce babalarımız Allah’a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik; onların izinden gittik Batıla dalanların yüzünden bizi helak mi edeceksin? şeklinde küfrünüze mazeret ileri sürmeyesiniz diye böyle yaptık” (A’raf/172-173) Evet BEZM-İ ELEST LE yemin ettik ,sonra dünyaya getirildik ki bu Firak tır.Visal ise ruhun bedendeki tutsaklığından kurtulması (Mevlana Hz leri buna Şeb-i Ruz der)ve Ruz-ı Mahşerdeki büyük buluşma iledir.
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Mesajlar Mesajlar
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 19 + 70


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    “İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül ise saadet-i dareyni iktizâ eder... ve yukarıda da ifade ettiği gibi : hayat-ı kalbî ve ruhîye medar olan marifet-i İlâhiye ve muhabbet-i Rabbâniye ve ubudiyet-i Sübhâniye ve marziyât-ı Rahmâniye cihetiyle, bu dünyadaki fâni ömür, bâki bir ömrü tazammun eder ve ebedî ve bâki bir ömrü intaç eder ve bâki ve lâyemut bir ömür hükmüne geçer.
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    tebliğ çevrimdışı Haftanın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 449 + 32124


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 5: Fani faydasız kısa ömrümüzü nasıl baki faydalı ve meyvedar yapabiliriz?

    Zaman en kıymetli sermayedir. Ömür sermayemiz gidiyor. Rüzgâr gibi uçuyor, su gibi akıyor. İnsan ise bu dünyaya yalnız güzel yaşamak, rahat ve safa ile ömür geçirmek için geldiğini sanıyor, aldanıyor.

    Halbuki ömür sermayesiyle burada âhiret ticareti yapmak, ebedî ve daimî bir hayatın saadeti için çalışmak lâzımdır. İnsanın dünya pazarına gönderiliş gayesi budur. Elimizdeki ömür sermayesi bunun için verilmiştir.

    Bilirsiniz ki: "İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder."

    Cenab-ı Hak yoktan var ettiği ve dünyaya ticaret için gönderdiği insana her iki hayatı kazanmak için kısa fakat çok kıymetli bir ömür vermiştir. İnsan çok kere o sermayenin kıymetini bilmediği ve gaflet ettiği için tamamım bu fânî ve geçici hayata sarfediyor.

    Halbuki ömrün, zamanın en az onda birini dünya hayatına, dokuzunu sonsuz hayata sarfetmek gerektir.


    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 112 + 5850


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 3: Bir saniye nasıl bir sene ve bir sene nasıl bir saniye olabilir? Bu kıyaslama ile anlatılmak istenileni açıklar mısınız?


    “Rüyada bir saat zarfında bir senenin geçtiğini ve pek çok işler görüldüğünü görüyorsun. Eğer o saatte o işlere bedel Kuran okumuş olsa idin birkaç hatim okumuş olurdun. Bu hâlet, evliya için hâlet-i yakazada inkişaf eder. Mesele ruhun dairesine yaklaşır. Ruh zaten zaman ile mukayyet değildir. Ruhu cismâniyetine galip olan evliyanın işleri, fiilleri, sürat-ı ruh mîzanıyla cereyan eder.” ( Mesnevî-i Nuriye)

    Rabbi rahimim dağlarla yeryüzünü genişlettiği gibi kabarcıklarlada mideyi genişletebilmekte hatta akciğer açılsa 250 metrekarelik yer kapladığı bilinmekte. Cenabı Hak böyle mekan içinde mekan yaratırken elbette zaman içinde zamanda yaratabilir. Ve zaman denilen mesele her bir mevcud için ayrı ayrıdır.

    Dünyamızdaki zaman kavramı dünyanın kendi yörüngesinde bir tur atmasıyla bir gün güneş etrafında tur atmasıyla mevsimler ve yıllar ve ayın dünya etrafında dönmesiylede aylar oluşmakta halbuki başka galaksilerde bu zaman kavramı daha farklı mesele yeni tespit edilen bir galakside bizim bir yılımızın tamamlanması için gereken güneşin etrafındaki bir tur dönüş bizim zamanımıza göre o galakside 2.5 saate tekabül etmekte..

    İşte zamanın böyle farklı farklı boyutları bulunduğu bilim ile dahi sabit iken Allahın kainatta sergilediği bu mucizeyi, ruhu cesedine galip gelmiş bir sevgili kulunda da gösterebilir.

    Mesela Peygamberimiz a.s.v. efendimizin mirac hadisesinin bir kaç dakikada cereyan etmesi..

    Mesela rüya halinde saniyelerin saatler kadar sürmesi..

    Mesela bazı evliyaların bir dakika gibi bir zamanda Kur'anı Kerimi hatmetleri..

    Mesela Ustadımız Bediüzzamanın iki cuma gününde hapishane gibi bir ortamda ki bu eserlerin yazılmaması için hapsedildiği bir ortamda iken Asayı Musa gibi bir eserin yazılması ve sair risalelerin çok kısa zamanlar yazılması..
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 239 + 16429


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    İnsanoğlunun bulunduğu çevresini daraltması ve genişletmesi,Fani faydasız kısa ömrünü baki faydalı ve meyvedar yapabilmesi için evvela kendi ruhunu beslemesi ve ona bir lugat hazırlaması evla olacaktır.

    Peki ne olacak bu lügatta?

    Cevap yine Kur'an ı Azimüşşandan gelecektir:

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir. (HADÎD suresi 20. ayet)

    Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi! (ANKEBÛT suresi 64. ayet)

    Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? (EN'ÂM suresi 32. ayet)

    Tüm bu ayetler yukarıdaki düşüncemizi tasdiklerken Yüce Yaradanımızın Cömertliği ,kuluna Kasas Suresi 77.Ayetinde şöyle bir uyarıda da bulunur."Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma.”

    Evet bu dünya hayatını bir Matemetik denklemine benzetecek olursak, ki bu denklemde sana ,çıkarma ve toplama işlemleri yaparsan sonuca ulaşacak ve zamandan tasarruf ederek sonuca ulaşırsın denilmiş ise o yolun kullanılması elbet evla olanı olacaktır.Aksi halde bölme çarpma işlemleri ile uğraşıp yok ben bunu farklı yollardan çözebilirim benim aklım kudretim buna yeter dendiği anda zarar ve ziyandan kurtuluşun olmayacağı da aşikar olacaktır.Bu durumdan da kurtulmanın yolu kulun acziyetinin her an farkında olması kendisine ait olan bineğin yani bedenin etten ve de kemikten olduğunu hatırlaması,ve de nefsin sadece bu et ve kemik yığınına hizmet için ruh ile harp etmesinin farkındalığında olup melek cevherini ön plana çıkartmasıyla asıl olan vücut zuhur edecektir.

    Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya âşıktır. Ve madem bu fâni ömrü bâki ömre tebdil eden bir çare var ve mânen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette, insaniyeti sukut etmemiş bir insan, o çareyi arayacak ve o imkânı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek.

    İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.

    Ey nefsim! Mâdem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:

    "Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem.

    Rûhumu Rahmân'a teslim eyledim, gayr istemem.

    İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.

    Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.

    Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâtı birden isterim."

    YA BAKİ ENTEL BAKİ

    (O'dur Baki, O'dur Ezeli ve Ebedi, O'dur Sermedi, O'dur daim, O'dur Matlûb, O'dur Mahbub, O'dur Maksud, O'dur Ma'bud)



    …
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 239 + 16429


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    Soru 2:Bu dünyadaki fani ömür baki bir ömrü nasıl tazammun eder?

    Dünya hayatı,kişinin sadece ömrü süresince dünyadan aldığı zevk ve tatlardan ibaret bir lezzetler meydanı değildir.Bu lezzetler meydanı, bazen tatlı bazen de son derece acıdır ki ;kişi her iki durumda da bunları neden tattığını farkeyliyor ve bunların hakiki bir sebebinin olduğunu düşünüyor ve ona göre davranıyorsa ve mihnete sabrı nimete şükrü bedeni ve ruhuyla yaşıyorsa kar elde edecektir ki fani ömründe baki ömrün hissedarı olabilsin.Bu da ancak nefsin ıslah edilmesi İlah-i kudretten ihsanını, inayetini ve de rızasını bıkmadan usanmadan talep etmekten geçer.Kalp bu talebi zikr halindeyken o pak suyla yıkanırken nefsin çığlıklarına elbet kulak asılmayacaktır,ve baki olan saadeti bulacaktır.Aksi halini düşünen ve yaşayan yahut yarımyamalak teslimiyette bulunan ve hem dünyalığı hem de baki olanı talep edip ikisini de bir arada götürmeyi yahut idare etmeye çabalayan şahıs mütemadiyen zararda olacaktır.,Çünki bilmelidir ki,nizamlı lezzetler meydanı sebebsiz bir nedenden zuhur etmemiştir,karşılıksız samimiyetsiz sonsuz saadet elde edilmeyecektir.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    ANKARA
    Mesajlar Mesajlar
    2.584
    Blog Blog Girişleri
    109
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 573 + 43761


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    "Çünkü kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemâl-ı bâkiye mâlik bir Zât'a tevcih etmek için verilmiş." ifadesini açıklar mısınız?

    Allah insana kendi cemal ve kemalini sevecek ve fani güzelliklerle tatmin olmayacak genişlikte ve keskinlikte bir kalp vermiştir. İnsanın bu geniş kalbi, ancak ebedi ve solmayan bir güzellik ile tatmin olabilir.

    Oysa kainatın ve içindeki bütün güzelliklerin üzerinde fena ve fanilik damgası vardır. Sevdiğimiz o güzellik, ya eskir ya pörsür ya da bize karşılık vermez, verse de bizim meftun olduğumuz o güzellik çabuk söner. Demek bize verilen bu kalp o fena ve fani güzellikler için değil, o fani güzelliklerin kaynağı ve membaı olan ebedi ve solmayan bir güzelliği sevmek için tahsis edilmiştir.

    Biz suistimal edip, Allah’a tahsis edilmiş kalbimizi fani mahlukata tevcih edersek, bunun tokadını hem burada, hem ahirette yeriz. Kalbimizdeki bu hastalığı tedavi etmenin yolu ise iman ve tefekkür üzerinde yoğunlaşıp, o güzellikler üzerinde fanilik damgalarını okuyarak, sevgi ve aşkımızı gerçek sahibine tevdi etmektir.

    Kainatta aşka (muhabbete) sebep olan üç faktör vardır. Bunlar cemal, kemal ve ihsandır. İnsan bu sebeplerden dolayı aşık olur, ya da birisini sever. Halbuki kainattaki bütün güzellikler, mükemmellikler, ikram ve ihsanların membaı ve esası Allah’ın isim ve sıfatlarıdır.

    Kainattaki bütün güzellikleri toplasak, Allah’ın cemali yanında okyanustan bir damla mesabesinde kalır. Üstelik bu güzellik ebedidir. Öyle ise neden damla ile oyalanıp, acı ve elem çekelim, asıl güzellik kaynağına kalbimizi tevcih edip tatmin olmak varken.

    Mesela çok susamış bir adam düşünelim. Ağzı susuzluktan kavrulur bir vaziyette iken, bir baraja rast gelir, barajın bendinin bu tarafında toprak üzerinde az bir ıslaklık var, ama arkasında ise nezih ve leziz büyük bir gölet var. Şu şaşkın adam, kavrulmuş ağzını toprak üzerindeki ıslaklığa dayamış, kanmaya çalışıyor. Halbuki arkasında büyük bir gölet var.

    İşte biz de sonsuz güzellik sahibi olan Allah varken, gidip ıslaklık mesabesinde fani ve adi güzelliklere kalp dudağımızı yapıştırıp kanmaya çalışıyoruz. Üstelik o güzellikler Allah’ın güzelliğinden zaif ve çok perdelerden geçmiş bir sızıntısı konumundalar. Biz nazarımızı ve kalbimizi o mecazi sevgiliden hakiki sevgiliye, yani Allah’a çevirirsek, hem o beladan kurtuluruz hem de gerçek güzelliği bulmuş oluruz.
    sorularlarisale
    Yazar : Risale Forum

    Kalbini bir mescit yap. Orada, Allah’tan başka hiçbir şeye yer verme.

    Abdulkadir Geylani


  10. #10
    Kayıtsız Kullanıcılar Guest


    Cevap: Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)

    "Ey insanlar! Fâni, kısa, faydasız ömrünüzü bâki, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır;"

    İstemek insaniyetin iktizasıysa neden çoğu insanlar istemiyor?Bu sözden çıkan netice nedir?İstiyorlarsa neden aksi yönde bir hayat yaşıyor olabilirler?
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222