Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/2 İlkİlk 12
17 sonuçtan 11 ile 17 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 6. Ders: İnsan Tevhid Anlayışı İle Kainatın En Mükemmel Mahluku Olur..

    Not
    İşte, bu üç misale yüzer cihazat ve hissiyat-ı beşeriyeyi kıyas etsen, vahdet, tevhid ne derece kemâlât-ı insaniyeye medar olduğunu anlarsın. Bu Üçüncü Meyve dahi Sirâcü’n-Nur’un belki yirmi risalelerinde gayet güzel bir tafsil ve hüccetli bir surette beyan edildiğinden burada kısa bir işaretle iktifa ederiz.



    Yani verilen misallerden akıl, şefkat ve muhabbet haricindeki, insana ait diğer hisler de aynı şekilde analiz edilse görülecek ki; insandaki bütün hisler ancak nur-u tevhid ve vahdetle mükemmel hale gelebilecektir. Tevhidsiz sükut edecek ya da eksik kalacak, kemalini bulamayacaktır.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 6. Ders: İnsan Tevhid Anlayışı İle Kainatın En Mükemmel Mahluku Olur..

    Not
    Beni bu meyveye sevk ve îsal eden şöyle bir histir:

    Bir zaman yüksek bir dağ başındaydım. Gafleti dağıtacak bir intibah-ı ruhî vasıtasıyla, kabir tam mânâsıyla, ölüm bütün çıplaklığıyla ve zevâl ve fenâ ağlattırıcı levhalarıyla bana göründü. Herkes gibi fıtratımdaki fıtrî aşk-ı bekà, birden zevâle karşı isyan edip galeyana geldi. Ve muhabbet ve takdirle pek çok alâkadar olduğum ehl-i kemâlât ve meşahir-i enbiya ve evliya ve asfiyanın sönmelerine ve mahvolmalarına karşı mahiyetimdeki rikkat-i cinsiye ve şefkat-i nev’iye dahi kabre karşı tuğyan edip feveran etti. Ve altı cihete istimdatkârâne baktım; hiç bir teselli, bir medet göremedim. Çünkü, zaman-ı mâzi tarafı, bir mezar-ı ekber; ve müstakbel bir karanlık; ve yukarı bir dehşet; ve aşağı ve sağ ve sol taraflarından elîm ve hazîn haller, hadsiz muzır şeylerin tehâcümâtını gördüm.



    Üstad Hazretleri, verilen misallerdeki gibi, tevhid inancı olmayanlar açısından, akıl, muhabbet, aşk ve şefkat gibi hislerin insanın başına nasıl bir bela olabileceğini misaliyle gösteriyor. Ve altı cihette de tevhidsiz hiç bir teselli, hiçbir nur yok. O altı ciheti diğer risaleler ışığında anlamaya çalışalım inşaallah...


    Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert, derman sana.”

    دَرْ رَاسْت مِى دِيدَمْ كِه: دِى رُوزْ مَزَارِ پَدَرِ مَنْست

    Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat gördüm ki, dünkü gün, pederimin kabri; ve geçmiş zaman, ecdadımın bir mezar-ı ekberi suretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi.HAŞİYE-1

    HAŞİYE-1 = İman, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecma-ı ahbap gösterir.

    وَدَرْ چَپْ دِيدَمْ كِه: فَرْدَا قَبْرِ مَنْست

    Sonra soldaki istikbale baktım, derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim; ve istikbal ise, emsalimin ve nesl-i âtinin bir kabr-i ekberi suretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi.HAŞİYE-2

    HAŞİYE-2 = İman ve huzur-u iman, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir davet-i Rahmâniye gösterir.

    وَإ ِيمْرُوزْ: تَابُوتِ جِسْمِ پُرْ اِضْطِرَابِ مَنْست

    Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güya bir tabuttur. Hareket-i mezbuhânede olan cismimin cenazesini taşıyor.HAŞİYE-1

    HAŞİYE-1 = İman, o tabutu, bir ticaretgâh ve şaşaalı bir misafirhane gösterir.

    بَرْ سَرِ عُمُرْ جَنَازَءِ مَنْ اِيسْتَادَه اَسْت

    İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor.HAŞİYE-2

    HAŞİYE-2 = İman, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzet olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.

    دَرْ قَدَمْ: آبِ خَاكِ خِلْقَتِ مَنْ وَخَاكِسْتَرِ عِظَامِ مَنْ اَستْ

    O cihetten dahi meyus olup başımı aşağıya eğdim. Baktım ki, aşağıda, ayak altında, kemiklerimin toprağı ile mebde-i hilkatimin toprağı birbirine karışmış gördüm. Derman değil, derdime dert kattı.HAŞİYE-3

    HAŞİYE-3 = İman, o toprağı, rahmet kapısı ve Cennet salonunun perdesi olduğunu gösterir.

    چُونْ دَرْ پَسْ مِينِكَرَمْ، بِينَمْ: اِيْن دُنْيَاءِ بِى بُنْيَادْ هِيچْ دَرْ هِيچَسْت

    Ondan dahi nazarı çevirip arkama baktım. Gördüm ki, esassız, fâni bir dünya, hiçlik derelerinde ve adem zulümatında yuvarlanıp gidiyor. Derdime merhem değil, belki vahşet ve dehşet zehrini ilâve etti.HAŞİYE-4

    HAŞİYE-4 = İman, o zulümatta yuvarlanan dünyayı, vazifesi bitmiş, mânâsını ifade etmiş, neticelerini kendine bedel vücutta bırakmış mektubât-ı Samedâniye ve sahâif-i nukuş-u Sübhâniye olduğunu gösterir.

    وَدَرْ پِيشْ: اَنْدَازَءِ نَظَرْ مِيكُنَمْ، دَرِ قَبِرْ كُشَادَه اَسْت

    وَرَاهِ اَبَدْ بَدُورِدِرَازْ بَدِيدَارسْت


    Onda dahi hayır görmediğim için ön tarafıma, ileriye nazarımı gönderdim. Gördüm ki, kabir kapısı yolumun başında açık görünüp, onun arkasında ebede giden cadde, uzaktan uzağa nazara çarpıyor.HAŞİYE-5

    HAŞİYE-5 = İman, o kabir kapısını âlem-i nur kapısı ve o yol dahi saadet-i ebediye yolu olduğunu gösterdiğinden, dertlerime hem derman, hem merhem olur.

    مَرَا جُزْ جُزْءِ اِخْتِيَارِى چِيزِى نِيسْت دَرْ دَسْت

    İşte şu altı cihette ünsiyet ve teselli değil, belki dehşet ve vahşet aldığım onlara mukabil, benim elimde bir cüz-i ihtiyarîden başka hiçbir şey yoktur ki, ona dayanıp onunla mukabele edeyim.HAŞİYE-1

    HAŞİYE-1 = İman, o cüz-i lâyetecezzâ hükmündeki cüz-ü ihtiyarî yerine, gayr-ı mütenâhi bir kudrete istinad etmek için bir vesika verir. Ve belki iman bir vesikadır.

    كِه اوُجُزْءْ هَمْ عَاجِزْ، هَمْ كُوتَاهُ، وَهَمْ كَمْ عَيَارَاسْت

    Halbuki o cüz-i ihtiyarî denilen silâh-ı insanî hem âciz, hem kısadır. Hem ayarı noksandır. İcad edemez. Kisbden başka hiçbir şey elinden gelmez.HAŞİYE-2

    HAŞİYE-2 = İman, o cüz-i ihtiyarîyi, Allah namına istimal ettirip, her şeye karşı kâfi getirir. Bir askerin cüzî kuvvetini devlet hesabına istimal ettiği vakit, binler kuvvetinden fazla işler görmesi gibi...

    نَه دَرْ مَاضِى مَجَالِ حُلُولْ، نَه دَرْ مُسْتَقْبَلْ مَدَارِ نُفُوذَاسْت

    Ne geçmiş zamana hulûl edebilir, ne de gelecek zamana nüfuz edebilir. Mazi ve müstakbele ait emellerime ve elemlerime faidesi yoktur.HAŞİYE-3

    HAŞİYE-3 = İman, dizginini cism-i hayvanînin elinden alıp kalbe, ruha teslim ettiği için, maziye nüfuz ve müstakbele hulûl edebilir. Çünkü kalb ve ruhun daire-i hayatı geniştir.

    مَيْدَانِ أُو إِينْ زَمَانِ حَالْ، وَيَكْ آنِ سَيَّالَسْت

    O cüz-i ihtiyarînin meydan-ı cevelânı, kısacık şu zaman-ı hazır ve bir ân-ı seyyaldir.

    بَا إِينَ هَمَه فَقْرَهَا وَضَعْفَهَا، قَلَمِ قُدْرَتِ تُو آشِكَارَه

    نُوِشْتَه اَسْت، “دَرْ فِطْرَتِ مَا”: مَيْلِ اَبَدْ وَاَمَلِ سَرْمَدْ


    İşte, şu bütün ihtiyaçlarımla ve zayıflığımla ve fakr ve aczimle beraber, altı cihetten gelen dehşetler ve vahşetlerle perişan bir halde iken, kalem-i kudretle sahife-i fıtratımda ebede uzanan arzular ve sermede yayılan emeller âşikâre bir surette yazılmıştır, mahiyetimde derc edilmiştir.


    On Yedinci Söz
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (20-01-2013 Saat 19:29 ) değiştirilmiştir.

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 6. Ders: İnsan Tevhid Anlayışı İle Kainatın En Mükemmel Mahluku Olur..

    Tevhid olmadan mezkur altı cihetten hiçbir çıkış yolu bulunamayacağını misalleriyle izah eden Üstad Hazretleri, tevhidin insanın nasıl imdadına yetiştiğini de, yine misalleriyle izah ediyor.

    Not
    Birden sırr-ı tevhid imdadıma yetişti, perdeyi açtı, hakikat-i halin yüzünü gösterdi. “Bak” dedi.

    En evvel, beni çok korkutan ölümün yüzüne baktım. Gördüm ki, ölüm, ehl-i iman için bir terhistir. Ecel terhis tezkeresidir, bir tebdil-i mekândır, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır.

    Zindan-ı dünyadan çıkmak ve bağıstan-ı cinâna bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur-u Rahmân’a girmeye bir nöbettir ve dâr-ı saadete gitmeye bir davettir diye kat’î anladığımdan, ölümü ve mevti sevmeye başladım.



    Ölümün mü'min açısından ne ifade ettiğine ya da ne ifade etmesi gerektiğine, ölüm hakkındaki birkaç risaleden istifade ederek, anlamaya çalışalım inşaallah.


    Zira, meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların mevti tefessühle, çürümek ve dağılmakla göründüğü halde, gayet muntazam bir muamele-i kimyeviye ve mizanlı bir imtizâcât-ı unsuriye ve hikmetli bir teşekkülât-ı zerreviyeden ibaret olan bir yoğurmaktır ki, bu görünmeyen intizamlı ve hikmetli ölümü, sümbülün hayatıyla tezahür ediyor.

    Demek çekirdeğin mevti, sümbülün mebde-i hayatıdır; belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi hayat kadar mahlûk ve muntazamdır.

    Hem zîhayat meyvelerin yahut hayvanların mide-i insaniyede ölümleri, hayat-ı insaniyeye çıkmalarına menşe olduğundan, o mevt onların hayatından daha muntazam ve mahlûk denilir.

    İşte, en ednâ tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti böyle mahlûk, hikmetli ve intizamlı olsa, tabaka-i hayatın en ulvîsi olan hayat-ı insaniyenin başına gelen mevt, elbette, yeraltına girmiş bir çekirdeğin hava âleminde bir ağaç olması gibi, yeraltına giren bir insan da âlem-i berzahta elbette bir hayat-ı bâkiye sünbülü verecektir. Amma mevt nimet olduğunun ciheti ise, çok vücuhundan dört vechine işaret ederiz.

    Birincisi: Ağırlaşmış olan vazife-i hayattan ve tekâlif-i hayatiyeden âzâd edip, yüzde doksan dokuz ahbabına kavuşmak için âlem-i berzahta bir visal kapısı olduğundan, en büyük bir nimettir.

    İkincisi: Dar, sıkıntılı, dağdağalı, zelzeleli dünya zindanından çıkarıp, vüs’atli, sürurlu, ıztırapsız, bâki bir hayata mazhariyetle, Mahbûb-u Bâkînin daire-i rahmetine girmektir.

    Üçüncüsü: İhtiyarlık gibi, şerâit-i hayatiyeyi ağırlaştıran birçok esbab vardır ki, mevti, hayatın pek fevkinde nimet olarak gösterir. Meselâ, sana ıztırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle senin önünde şimdi bulunsaydı, hayat ne kadar nikmet, mevt ne kadar nimet olduğunu bilecektin. Hem meselâ, güzel çiçeklerin âşıkları olan güzel sineklerin, kışın şedâidi içinde hayatları ne kadar zahmet ve ölümleri ne kadar rahmet olduğu anlaşılır.

    Dördüncüsü: Nevm, nasıl ki bir rahat, bir rahmet, bir istirahattir; hususan musibetzedeler, yaralılar, hastalar için. Öyle de, nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musibetzedelere ve intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için ayn-ı nimet ve rahmettir. Amma ehl-i dalâlet için, müteaddit Sözlerde kat’î ispat edildiği gibi, mevt dahi hayat gibi nikmet içinde nikmet, azap içinde azaptır; o bahisten hariçtir.


    Mektubat
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 6. Ders: İnsan Tevhid Anlayışı İle Kainatın En Mükemmel Mahluku Olur..

    Not
    Sonra zevâl ve fenâya baktım. Gördüm ki, sinema perdeleri gibi ve güneşe mukàbil akan kabarcıklar misillü, lezzet verici bir teceddüd-ü emsaldir, bir tazelenmektir. Ve Esmâ-i Hüsnânın çok hasnâ ve güzel cilvelerini tazelendirmek için âlem-i gaybdan gelip âlem-i şehadette vazifedârâne bir seyerandır, bir cevelândır. Ve cemâl-i rububiyetin hikmettârâne bir tezahüratıdır. Ve mevcudatın hüsn-ü sermedîye karşı bir âyinedarlığıdır, yakînen bildim.



    Tevhid nazarıyla bakıldığında zeval ve fenanın, aslında yokluk olmadığını anlıyoruz. Zeval ve fenaya gidiyor gibi görünen mevcudat aslında Cenab-ı Hakkın cc. esmalarının cilvelerini tazelendiriyor. Esma-ül Hüsnanın tecellilerini tazelendirdiği gibi, mevcudatta da bir tazelenme oluyor. Belki de nazarları hep aynı görüntüden sıkmamak için, yenileriyle ve de benzerleriyle değiştiriyor Rabbimiz. Çünkü insan fıtratı her daim yeniliklere müştaktır. Yeni olandan, taze olandan lezzet alır. Mevcudat tıpkı ırmakta akan ve güneşe mukabil olan su kabarcıkları gibi, Allah'ın ismine ayine oluyor ve vazifesini icra ettikten sonra, yerini bir başkasına bırakıyor. Irmaktaki kabarcıklarda, nasıl ki güneşe mukabil olduğundan sürekli bir parıltı hakimse ve bu hal güneşin varlığına bir delilse, aynen onun gibi, gaybtan gelen mevcudat şehadet aleminde yani şu gördüğümüz alemde, Allah'ın güzel isimlerinin cilvelerini gösterip, ayine vazifesini görüp, Rabbinin varlığına delil olup, yerini yenilerine bırakıp tekrar gayba gidiyor ki, sürekli bir tazelenme olsun, nazarlar sabitlikten sıkılmasın, gaflet etmesin.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 6. Ders: İnsan Tevhid Anlayışı İle Kainatın En Mükemmel Mahluku Olur..

    Not
    Sonra altı cihete baktım. Gördüm ki, sırr-ı tevhidle o kadar nuranîdir ki, göz kamaştırıyor. Geçmiş zaman bir mezar-ı ekber olmadığını, belki, zaman-ı istikbale inkılâp eden binler mecâlis-i münevvere ve mecma-i ahbap, binler menazır-ı nuraniye gördüm.

    Ve hakeza, bu iki madde gibi binler maddelerin hakikî yüzlerine baktım; sürur ve şükürden başka bir tesir, bir keyfiyet vermediklerini gördüm.

    Bu Üçüncü Meyveye ait bu zevkimi ve hissimi Sirâcü’n-Nur’un belki kırk risalelerinde cüz’î, küllî delillerle beyan etmişim. Ve bilhassa Yirmi Altıncı Lem’a olan İhtiyarlar Risalesinin on üç adet ricalarında o derece kat’î ve güzel izah edilmiştir ki, daha fevkinde izah olmaz. Onun için bu pek uzun kıssayı bu makamda pek çok kısa kestim.




    Bu kısmın izahına önceki mesajlardan bakılabilir. Bilhassa altı cihetle ilgili kısım, bu kısmı da izah ediyor.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #16
    tebliğ çevrimdışı Haftanın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 450 + 32124


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 6. Ders: İnsan Tevhid Anlayışı İle Kainatın En Mükemmel Mahluku Olur..

    Allah (cc) razı olsun Hüseyni hocam ,faydalı ve bir okadar da güncel bir ders .Rabb teala nasiplendirsin ruhlarımızı inşl.;

    Güncel bir konu dedim ya aynen o kelimeden devam etmek isterim ve akabinde bir soruyla yorumumu tamamlayacağım;


    • İnsanların bir kısmı tevhid inancına sahip olduklarını düşünseler de, gizli şirkin etkisi altındadırlar ve işledikleri bu büyük günahtan da habersizdirler.

      Bu kişiler, Allah’tan başka ilah edinmenin, yalnızca üç boyutlu ve cansız bir suret olan tahtadan taştan yapılmış putların ya da totemlerin önünde secde etmek olduğunu sanırlar. Oysa bu, bir varlığa kulluk etmenin yalnızca sembolik bir ifadesidir ve bir varlığın önünde secde etmeden de onu ilahlaştırma günahı işlenebilir

      VE SİZCE ŞİRK ESKİLERDE Mİ KALDI ,AYNI PORTREYE GÜNÜMÜZ İNSANLARI DA GİRMİYOR MU??
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  7. #17
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 6. Ders: İnsan Tevhid Anlayışı İle Kainatın En Mükemmel Mahluku Olur..

    Alıntı tebliğ Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Allah (cc) razı olsun Hüseyni hocam ,faydalı ve bir okadar da güncel bir ders .Rabb teala nasiplendirsin ruhlarımızı inşl.;

    Güncel bir konu dedim ya aynen o kelimeden devam etmek isterim ve akabinde bir soruyla yorumumu tamamlayacağım;


    • İnsanların bir kısmı tevhid inancına sahip olduklarını düşünseler de, gizli şirkin etkisi altındadırlar ve işledikleri bu büyük günahtan da habersizdirler.

      Bu kişiler, Allah’tan başka ilah edinmenin, yalnızca üç boyutlu ve cansız bir suret olan tahtadan taştan yapılmış putların ya da totemlerin önünde secde etmek olduğunu sanırlar. Oysa bu, bir varlığa kulluk etmenin yalnızca sembolik bir ifadesidir ve bir varlığın önünde secde etmeden de onu ilahlaştırma günahı işlenebilir

      VE SİZCE ŞİRK ESKİLERDE Mİ KALDI ,AYNI PORTREYE GÜNÜMÜZ İNSANLARI DA GİRMİYOR MU??

    Amin, ecmain olsun.


    İmtihan süreci devam ettiği sürece, şirk ve küfür de devam edecek. Şirk, hele ki gizli şirk bugünkü insanların daha çok içine düştüğü bir durum. Sorduğumuz zaman bir Allah'a inanıyorum diyen pek çok insan var ki, zahiri sebebleri o kadar benimsediğinden, sanki birçok olay -haşa- Allah'ın ilmi ve kudreti dışında oluyormuş gibi tavır takınıyor. Üstad Hazretlerinin de buyurduğu gibi, ehl-i iman bunu bu tür kelimeleri veyahut düşünceleri bilmeyerek istimal ediyorlar. Allah cc. her anın, her zamanın tek hakimidir. Onun cc. izni olmadan bir yaprak bile yerinden kımıldamazken, nasıl bazı hallerimizde, başımıza gelen bazı durumlarda (ölüm, musibet, şan, şöhret vs.) Ondan cc. gafil davranabiliriz ? Mesela Allah bir evlat vermiş, süper zeki bir evlat. Başarısı ailesini o kadar gururlandırıyor ki; "benim oğlum, benim yavrum" Sanki o zekayı kendisi koymuş çocuğun beynine. Allah'ı cc. düşünmüyor. Halbuki müslüman. Tarlasını süren çifçi, verimi kendi gayretinden biliyor. Geçen yılda aynı gayreti göstediği halde aynı verimi tutturamamıştı, işin o kısmını düşünmüyor.

    Allah'ın cc. hayatımızda olan bitenlerin içinde, hükmetmediği, ilminin dışında olan en kısa bir an bile yoktur. Bilinsin ya da bilinmesin, farkında olunsun ya da olunmasın, tesadüflere, sebeblere bağladığımız neticelerin herbiri şirktir. Müslümanlar böyle durumlara bilmeden düştükleri için, imanlarını tahkiki yapmak ve de tövbe istiğfar etmek zorundalar.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222