Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Mesajlar Mesajlar
    227
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 68 + 3178


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Şualar 4. Ders - Sırr-ı Vahdetle Kâinatın Kemâlâtı Tahakkuk Eder...

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


    Esselamün aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü ebeden daimen.



    Derslerimiz devam ediyor inşaallah. Katılımlarınızı bekliyoruz.


    Bilgi
    Birinci Meyve Hâlik-ı Kâinat olan Zât-ı Akdese baktığı gibi, İkinci Meyve dahi kâinatın zâtına ve mahiyetine bakar.

    Evet, sırr-ı vahdetle kâinatın kemâlâtı tahakkuk eder. Ve mevcudatın ulvî vazifeleri anlaşılır. Ve mahlûkatın netice-i hilkatleri takarrur eder. Ve masnuatın kıymetleri bilinir. Ve bu âlemdeki makàsıd-ı İlâhiye vücud bulur. Ve zîhayat ve zîşuurların hikmet-i hilkatları ve sırr-ı îcadları tezahür eder. Ve bu dehşet-engiz tahavvülât içinde kahhârâne fırtınaların hiddetli, ekşi simaları arkasında rahmetin ve hikmetin güler, güzel yüzleri görünür. Ve fenâ ve zevâlde kaybolan mevcudatın neticeleri ve hüviyetleri ve mahiyetleri ve ruhları ve tesbihatları gibi çok vücutları kendilerine bedel âlem-i şehadette bırakıp sonra gittikleri bilinir. Ve kâinat baştan başa gayet mânidar bir kitab-ı Samedânî ve mevcudat ferşten Arşa kadar gayet mu’cizâne bir mecmua-i mektubat-ı Sübhaniye ve mahlûkatın bütün taifeleri gayet muntazam ve muhteşem bir ordu-yu Rabbânî ve masnuatın bütün kabileleri mikroptan, karıncadan tâ gergedana, tâ kartallara, tâ seyyârâta kadar Sultan-ı Ezelînin gayet vazifeperver memurları olduğu bilinmesi ve herbir şey, âyinedarlık ve intisap cihetiyle binler derece kıymet-i şahsiyesinden daha yüksek kıymet almaları ve “Seyl-i mevcudat ve kàfile-i mahlûkat nereden geliyor ve nereye gidecek ve niçin gelmişler ve ne yapıyorlar?” diye halledilmeyen tılsımlı suallerin mânâları ona inkişaf etmesi, ancak ve ancak sırr-ı tevhid iledir. Yoksa, kâinatın bu mezkúr yüksek kemâlâtları sönecek ve o ulvî ve kudsî hakikatleri zıtlarına inkılâp edecek.

    İşte şirk ve küfür cinayeti, kâinatın bütün kemâlâtına ve ulvî hukuklarına ve kudsî hakikatlerine bir tecavüz olduğu cihetledir ki, ehl-i şirk ve küfre karşı kâinat kızıyor ve semâvât ve arz hiddet ediyor ve onların mahvına anâsır ittifak edip, kavm-i Nuh (aleyhisselâm) ve Âd ve Semud ve Firavun gibi ehl-i şirki boğuyor, gark ediyor. 1 تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ âyetinin sırrıyla, Cehennem dahi ehl i şirk ve küfre öyle kızıyor ve kızışıyor ki, parçalanmak derecesine geliyor. Evet, şirk kâinata karşı büyük bir tahkir ve azîm bir tecavüzdür. Ve kâinatın kudsî vazifelerini ve hilkatin hikmetlerini inkâr etmekle şerefini kırıyor. Nümune için binler misallerden birtek misale işaret edeceğiz.

    Meselâ, sırr-ı vahdetle kâinat öyle cesîm ve cismanî bir melâike hükmünde olur ki, mevcudatın nevileri adedince yüz binler başlı ve her başında o nevide bulunan fertlerin sayısınca yüz binler ağız ve her ağzında o ferdin cihazat ve ecza ve âzâ ve hüceyrâtı miktarınca yüz binler dillerle Sâniini takdis ederek tesbihat yapan İsrafilmisâl ubudiyyette ulvî bir makam sahibi bir acâibü’l-mahlûkat iken; hem sırr-ı tevhidle âhiret âlemlerine ve menzillerine çok mahsulât yetiştiren bir mezraa ve dar-ı saadet tabakalarına a’mâl-i beşeriye gibi çok hasılatıyla levazımat tedarik eden bir fabrika ve âlem-i bekàda, hususan Cennet-i Âlâdaki ehl-i temâşâya dünyadan alınma sermedî manzaraları göstermek için mütemadiyen işleyen yüz bin yüzlü sinemalı bir fotoğraf iken; şirk ise, bu çok acip ve tam mutî, hayattar ve cismanî melâikeyi câmid, ruhsuz, fâni, vazifesiz, hâlik, mânâsız hâdisatın hercümerci altında ve inkılâpların fırtınaları içinde, adem zulümatında yuvarlanan bir perişan mecmua-i vâhiyesi, hem bu çok garip ve tam muntazam, menfaattar fabrikayı mahsulâtsız, neticesiz, işsiz, muattal, karmakarışık olarak şuursuz tesadüflerin oyuncağı ve sağır tabiatın ve kör kuvvetin mel’abegâhı ve umum zîşuurun matemhanesi ve bütün zîhayatın mezbahası ve hüzüngâhı suretine çevirir. İşte 2 اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ sırrıyla, şirk birtek seyyie iken ne kadar çok ve büyük cinayetlere medar oluyor ki, Cehennemde hadsiz azaba müstehak eder. Her ne ise... Sirâcü’n-Nur’da bu ikinci meyvenin izahatı ve hüccetleri mükerreren beyan edildiğinden, o uzun kıssayı kısa bıraktık.


    1 : “Neredeyse öfkeden parçalanacak!” Mülk Sûresi, 67:8.
    2 : “Muhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür.” Lokman Sûresi, 31:13.

    Şualar



    Tavsiye
    Benzer derslerimiz: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.][Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.][Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Diğer derslerimiz: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (28-01-2013 Saat 19:37 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Mesajlar Mesajlar
    227
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 68 + 3178


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 44 - Sırr-ı Vahdetle Kâinatın Kemâlâtı Tahakkuk Ede

    Not
    Birinci Meyve Hâlik-ı Kâinat olan Zât-ı Akdese baktığı gibi, İkinci Meyve dahi kâinatın zâtına ve mahiyetine bakar.

    Evet, sırr-ı vahdetle kâinatın kemâlâtı tahakkuk eder.



    Bir işin idaresine birden fazla el karıştığında o işteki kalitenin düşeceği malumdur. Bir köye iki muhtar verilse, ikisi de ayrı telden çalar, bir köyü ya da bir mahalleyi bile idare edemezler. Çünkü iki tane olduğunda aynı yetkiye sahip olduklarından, her biri kendi keyif ve çıkarlarına ya da anlayışına göre görevini icra edecektir. Bu da anlaşmazlığı netice vereceğinden sağlıklı bir yönetim söz konusu olamaz.

    Bunun gibi hangi makamda olursa olsun, bir şirkette iki müdür, bir şehirde iki vali vs. olduğunda idarede zorluklar baş gösterecektir. İki muhtar olduğunda küçük bir köy bile yönetilemezken koca kainatın farklı ellerden çıktığı, birden fazla idarecisinin olduğu düşünülse, elbette aklı olan buna ihtimal vermeyecektir.

    Gözümüzle görüyoruz, kainatta bir mükemmellik var. Her şey yerli yerince dizilmiş. Milyarlarca yıldızları, galaksileri, ayı, dünyası, güneşi, denizi, dağları birbiri ile uyum içerisindeler. Bu uyumu Mutasarrıfı’nın bir olmasından başka bir şekilde açıklamak mümkün değildir.

    Cenab-ı Hak Celle Celalühü Enbiya Suresi 22. ayette mealen buyuruyor ki; “Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harab olup giderdi.” Ayetin ve Üstad Hazretleri’nin “Evet, sırr-ı vahdetle kâinatın kemâlâtı tahakkuk eder.” İfadesinden anladığımız, kainatta mükemmellik adına her ne var ise, tek bir İdarecisi, tek bir Müdebbiri, tek bir Mutasarrıfı olduğundandır.
    Yazar : Risale Forum
    Sana muasır bir vücut olamadığımdan dolayı müteessirim, ey Muhammed (a.s.m.)!

    Muallimi ve nâşiri olduğun bu kitap, senin değildir; o Lâhutîdir. Bu kitabın Lahutî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin butlanını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben, huzur-u mehabetinde kemal-i hürmetle eğilirim.

    (Prens Bismarck)

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222