Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/3 123 SonSon
24 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    4 üyeden 4 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


    Eser:
    Muhakemat/Birinci Mukaddeme
    Konu: Kur'anın Dört Esas Maksadı

    Açıklamalı risale derslerimiz devam ediyor.



    • Derslerimize herkes katılabilir.
    • Soru sorabilir veya sorulan sorulara cevap verebilir.
    • Ders anlayışımız; "biz biliyoruz, öğretiyoruz" değil, "anladığımızı paylaşıyoruz." şeklindedir.
    • Açıklamalı dersler, birkaç yöneticinin kendi tekelinde gibi algılanmamalı.
    • Yöneticiler derslerin sadece takibini ve seri olarak açma vazifelerini üstlenmekteler.
    • Bunun dışında dersin gidişatı herkese açıktır.
    • Bundan dolayı bütün kardeşlerimizin derslere iştirak etmelerini arzu ediyoruz.



    Selam ve dua ile.


    Bilgi
    Maksada uruc etmek için mukaddemelerden istimdad etmek, ehl-i tahkikin düsturlarındandır. Öyleyse, biz de on iki basamaklı bir merdiven yapacağız.

    Birinci Mukaddeme

    Takarrur etmiş usuldendir: Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.


    Hem de tahakkuk etmiş: Kur’ân’ın herbir tarafında intişar eden makasıd-ı esasiye ve anasır-ı asliye dörttür. Onlar da, ispat-ı Sâni-i Vâhid ve nübüvvet ve haşr-i cismanî ve adalettir. Yani, hikmet tarafından kâinata irad olunan suallere şöyle: “Ey kâinat, nereden ve kimin emriyle geliyorsunuz? Sultanınız kimdir? Delil ve hatibiniz kimdir? Ne edeceksiniz? Ve nereye gideceksiniz?” kat’î cevap verecek, yalnız Kur’ân’dır. Öyleyse, Kur’ân’da makasıddan başka olan kâinat bahsi istitradîdir. Tâ san’atın intizamıyla Sâni-i Zülcelâle istidlâl yolu gösterilsin.

    Evet, intizam görünür. Ve kemâl-i vuzuh ile kendini gösterir. Sâni’in vücud ve kast ve iradesine kat’iyen şehadet eden intizam-ı san’at, kâinatın her cihetinde boynunu kaldırarak her canibinden lemean eden hüsn-ü hilkati nazar-ı hikmete gösteriyor. Güya herbir masnu birer lisan olup Sâniin hikmetini tesbih ediyor. Ve herbir nev’ parmağını kaldırarak şehadet ve işaret ediyor.

    Madem maksat budur ve madem kâinatın kitabından intizama olan rumuz ve işaratını taallüm ediyoruz. Ve madem netice bir çıkar. Teşekkülât-ı kâinat, nefsülemirde nasıl olursa olsun, bize bizzat taallûk etmez. Fakat o meclis-i âlî-i Kur’ânîye girmiş olan kâinatın her ferdi, dört vazife ile muvazzaftır.

    Birincisi: İntizam ve ittifakla Sultan-ı Ezelin saltanatını ilân...

    İkincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehabı olduklarından, İslâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...

    Üçüncüsü: Herbiri birer nev’in nümunesi olduklarından, hilkatte cârî olan kavanîn ve nevâmis-i İlâhiyeye İslâmiyeti tatbik ve mutabık olduğunu ispat–tâ o nevâmis-i fıtriyenin imdadıyla İslâmiyet neşvünema bulsun. Evet, bu hâsiyetle, din-i mübin-i İslâm, sair hevâ ve heves içinde muallâk ve medetsiz, bazan ışık ve bazan zulmet veren ve çabuk tagayyüre yüz tutan dinlerden mümtaz ve serfirazdır.

    Dördüncüsü: Herbiri birer hakikatın nümunesi olduklarından, efkârı hakaik cihetine tevcih ve teşvik ve tenbih etmektir. Ezcümle: Kur’ân’da kasemle temeyyüz etmiş olan ecram-ı ulviye ve süfliyeyi tefekkürden gaflet edenleri daima ikaz ederler. Evet, kasemat-ı Kur’âniye, nevm-i gaflette dalanlara kar’u’l-asâdır.

    Şimdi tahakkuk etmiş, şu şöyledir. Öyleyse, şek ve şüphe etmemek lâzımdır ki, mu’ciz ve en yüksek derece-i belâgatte olan Kur’ân-ı mürşid, esâlib-i Araba en muvafıkı ve tarik-i istidlâlin en müstakîm ve en vâzıhı ve en kısasını ihtiyar edecektir. Demek, hissiyat-ı âmmeyi tefhim ve irşad için bir derece ihtiram edecektir. Demek, delil olan intizam-ı kâinatı öyle bir vech ile zikredecek ki, onlarca mâruf ve akıllarına me’nûs ola. Yoksa delil, müddeâdan daha hafî olmuş olur.

    Bu ise, tarik-i irşada ve meslek-i belâgata ve mezheb-i i’câza muhaliftir. Meselâ, eğer Kur’ân deseydi, “Yâ eyyühennas! Fezada uçan meczup ve misafir ve müteharrik olan küre-i zemine ve cereyanıyla beraber müstakarrında istikrar eden şemse ve ecram-ı ulviyeyi birbiriyle bağlayan cazibe-i umumiyeye ve feza-yı gayr-ı mütenahîde dal ve budakları münteşir olan şecere-i hilkatten, anasır-ı kesireden olan münasebat-ı kimyeviyeye nazar ve tedebbür ediniz-tâ Sâni-i Âlemin azametini tasavvur edesiniz.” Veyahut, “O kadar küçüklüğüyle beraber bir âlem-i hayvanat-ı hurdebiniyeyi istiab eden bir katre suya, aklın hurdebiniyle temaşa ediniz-tâ Sâni-i Kâinatın herşeye kâdir olduğunu tasdik edesiniz.” Acaba, o halde delil müddeâdan daha hafî ve daha muhtac-ı izah olmaz mıydı? Hem de onlarca muzlim bir şeyle, hakikatı tenvir etmek veyahut onların bedahet-i hislerine karşı mugalâta-i nefis gibi bir emr-i gayr-ı mâkule teklif olmaz mıydı? Halbuki i’câz-ı Kur’ân pek yüksek ve pek münezzehtir ki, onun safî ve parlak dâmenine ihlâl-i ifham olan gubar konabilsin.

    Bununla beraber Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, âyât-ı beyyinatın telâfifinde maksad-ı hakikîye telvih ve işaret ettiği gibi, bazı zevahir-i âyâtı—kinayede olduğu gibi—maksada menâr etmiştir.

    Hem de usul-ü mukarreredendir: Sıdk ve kizb, yahut tasdik ve tekzip, kinayât ve emsallerinde, fenn-i beyanda “maânî-i ûlâ” tâbir olunan suret-i mânâya raci değildirler. Ancak “maânî-i sânevî” ile tabir olunan maksat ve garaza teveccüh ederler. Mesela: “Filânın kılıncının bendi uzundur” denilse, kılıncı olmazsa da, fakat kameti uzun olursa, yine hüküm doğrudur, yalan değildir. Hem de, nasıl kelâmda bir kelime, istiâreye karine-i mecazdır. Öyle de, kelime-i vahid hükmünde olan kelâmullahın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnümâ ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.

    Elhasıl: Bu hakikati pîş-i nazara getiremeyen ve âyetleri muvazene ve doğru muhakeme edemeyen, meşhur Bektaşî gibi—ki, namazın terkinde taallül yolunda demiş: “Kur’ân diyor 1 لاَ تَقْرَبُوا الصَّلاَةَ ilerisine de hafız değilim”—nazar-ı hakikate karşı maskara olacaktır.


    Dipnot-1 “... namaza yaklaşmayın.” Nisâ Sûresi, 4:43.



    Tavsiye
    Diğer Muhakemat dersleri: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Diğer açıklamalı dersler: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]


    Benzer Konular
    Risale Açıklamalı 45 - Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad
    Risale Açıklamalı 45 - Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    İşaratü'l-İ'caz 3. Ders - Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad
    İşaratü'l-İ'caz 3. Ders - Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    Muhâkemat Dersleri: 44 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad
    Muhâkemat Dersleri: 44 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Eğer desen: Dibacede demiştin: Kelime-i şehadetin ikinci kelâmı birincisine şahit ve meşhuddur." Yer: Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsur'u-l Akide), İkinci Maksad
    Muhâkemat Dersleri: 38 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad
    Muhâkemat Dersleri: 38 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Cemi’ zerrat-ı kâinat, birer birer zât ve sıfât ve sair vücuh ile gayr-ı mahdude olan imkânat mabeyninde mütereddit iken, bir ciheti takip, hayretbahşâ mesâlihi i
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (02-02-2013 Saat 05:48 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Maksada uruc etmek için mukaddemelerden istimdad etmek, ehl-i tahkikin düsturlarındandır. Öyleyse, biz de on iki basamaklı bir merdiven yapacağız.



    Her kitabın ya da makalenin bir girişi, önsözü, mukaddemesi olur. Mukaddemeden maksad, kitabın ya da makalenin muhteviyatına dair bilgi vermektir. Üstad Hazretleri Muhakemat adlı eserindeki, asıl konuya girmeden önce, on iki mukaddeme ve sekiz mesele zikrediyor. Mukaddemelerin birincisinden başlıyoruz Allah'ın cc. izniyle. Cenab-ı Hak cc. iz'anımıza kuvvet ve azami ihlas nasib eylesin, amin.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #3
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Bilgi
    Birinci Mukaddeme

    Takarrur etmiş usuldendir: Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.



    Akıl ve nakil birbiri ile çatıştığı vakit, aslen akla itibar edilir, nakil ise tevil edilir yani yorumlanır. Bir şartla ki akıl akıl olacak. Mesela Efendimiz aleyhissalatü vesselamın hadislerinden bir tanesi olan "dünya, öküzle balık üzerindedir." hadisine manası itibariyle baktığımızda, dünyanın öküz ve balık üzerinde olmadığını görüyoruz. Hadis sağlam bir kaynağa dayanıyorsa, sırf manası hakikate uygun gelmiyor diye inkar etmenin, dinden çıkma gibi bir riski bulunuyor. O halde ne hadisi inkar edeceğiz, ne de zahiri manasını kabul edeceğiz. Hadis kabul edilecek, amma manası tevil edilecek. Bunu yapacak kişiler şüphesiz ki ulemalardır. Üstad Hazretleri zikrettiğimiz hadisle birlikte, Risale-i Nur'larda, zahiri manası akılla çelişen birçok hadisi tevil etmiştir.
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (03-02-2013 Saat 19:11 ) değiştirilmiştir.

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #4
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Hem de tahakkuk etmiş: Kur’ân’ın herbir tarafında intişar eden makasıd-ı esasiye ve anasır-ı asliye dörttür. Onlar da, ispat-ı Sâni-i Vâhid ve nübüvvet ve haşr-i cismanî ve adalettir.


    Kur'anın takip ettiği dört maksat:

    1. Allah'ın birliğinin ispatı

    2. Nübüvvet

    3. Haşir (Yeniden diriliş)

    4. Adalet


    Bu dördünün haricindeki bahisler, bu dört maksada delil getirmek adına Kur'ana girmiştir.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #5
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Yani, hikmet tarafından kâinata irad olunan suallere şöyle: “Ey kâinat, nereden ve kimin emriyle geliyorsunuz? Sultanınız kimdir? Delil ve hatibiniz kimdir? Ne edeceksiniz? Ve nereye gideceksiniz?” kat’î cevap verecek, yalnız Kur’ân’dır. Öyleyse, Kur’ân’da makasıddan başka olan kâinat bahsi istitradîdir. Tâ san’atın intizamıyla Sâni-i Zülcelâle istidlâl yolu gösterilsin.



    Aklı ve vicdanı bozulmamış her insanın merakı olan bu sorulara, Kur'an-ı Kerim net ve kesin cevaplar veriyor. İlahımızı ve vasıfları ne olduğunu, her yönüyle rehber olan Kur'an-ı Azimüşşan'dan öğreniyoruz. Kimin ümmeti olduğumuzu, daha önceki peygamberleri ve nübüvvetin gerekliliğini yine Ondan öğreniyoruz. Sonra imtihan için gönderildiğimiz şu dünya aleminde "ölçümüz ne olacak, nasıl hareket edeceğiz" gibi sorulara adalet çizgisinde en net cevapları, yine Ondan alıyoruz. Ve nihayetinde "bu dağdağalı hayatın neticesi nedir, ölüm bir bitiş mi, ahiri var mı," gibi sorulara da, haşri anlatan ayetleriyle en kat'i ve kesin cevapları yine Ondan alıyoruz.

    Bunların haricinde Kur'an da şemsten, kamerden, geceden, gündüzden, sinekten, arıdan, yıldızlardan vs. bahsediliyor. Bu bahisler onların mahiyetini bildirmek maksadıyla değil, nizam-ı ilahiyeye delil olması açısından Kur'anın meseleleri arasına girmiştir. Mesela arıdan, arının zatı için bahsetmiyor. Belki onun Halıkının cc. vasıflarını ve isimlerinin tecellilerini, o küçücük varlığın üzerinde okumaya teşvik ediyor, tefekküre sevkediyor. Bir arıda görünen ehadiyet delillerinin, tüm arılarda da aynı şekilde görünmesiyle o arı, küçüklüğüne rağmen, vahdetin büyük bir delili hükmüne geçiyor.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #6
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Yani, hikmet tarafından kâinata irad olunan suallere şöyle: “Ey kâinat, nereden ve kimin emriyle geliyorsunuz? Sultanınız kimdir? Delil ve hatibiniz kimdir? Ne edeceksiniz? Ve nereye gideceksiniz?” kat’î cevap verecek, yalnız Kur’ân’dır. Öyleyse, Kur’ân’da makasıddan başka olan kâinat bahsi istitradîdir. Tâ san’atın intizamıyla Sâni-i Zülcelâle istidlâl yolu gösterilsin.




    Tavsiye
    Bu suale, benî Âdem namına, emsali olan büyük peygamberler gibi, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, nev-i beşere vekâleten karşısına çıkarak şöyle cevapta bulundu:

    “Ey hikmet! 1 Bu gördüğün insanlar, Sultan-ı Ezelînin kudretiyle, yokluk karanlıklarından, ziyadar varlık âlemine çıkarılan mahlûklardır. Sultan-ı Ezelî, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş ve emanet-i kübrâyı bize vermiştir. Biz, haşir yoluyla saadet-i ebediyeye müteveccihen hareket etmekteyiz. Dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle re’sü’l-malımız olan istidatlarımızı nemalandırmaktır. Ve şu azîm insan kervanına, bundan sonra Sultan-ı Ezelîden risalet vazifesiyle gelip riyaset eden benim. İşte o Sultan-ı Ezelînin risalet beratı olarak bana verdiği Kur’ân-ı Azîmüşşân elimdedir. Şüphen varsa al, oku!”

    Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmın verdiği şu cevaplar, Kur’ân’dan muktebes ve Kur’ân lisanıyla söylenildiğinden, Kur’ân’ın anâsır-ı esasiyesinin şu dört maksatta temerküz ettiği anlaşılıyor.


    1 : Buradaki “Ey hikmet” tabiri, “Ey hikmet diye isimlendirilen fen” şeklinde takdir olunabilir. Veya diğer bir ifadeyle, “Ey, varlıkların hakikatlerini varlık âlemindeki keyfiyetlerine göre araştıran ilim.” Zira, fen, her ilim için kullanılan bir tabirdir. Hikmet ise, eşyanın hakikatlerini varlık âlemindeki keyfiyetlerine göre araştıran nazarî ilme denir (Seyyid Şerif Cürcânî, Tarifat).


    İşaratü'l-İ'caz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 115 + 5850


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Yani, hikmet tarafından kâinata irad olunan suallere şöyle: “Ey kâinat, nereden ve kimin emriyle geliyorsunuz? Sultanınız kimdir? Delil ve hatibiniz kimdir? Ne edeceksiniz? Ve nereye gideceksiniz?” kat’î cevap verecek, yalnız Kur’ân’dır. Öyleyse, Kur’ân’da makasıddan başka olan kâinat bahsi istitradîdir. Tâ san’atın intizamıyla Sâni-i Zülcelâle istidlâl yolu gösterilsin.
    Burada hikmet bilim dalları olarak düşünebiliriz. Çünkü bilim her maddede bir maslahat aramakta. Oluşan bütün bilim dallarına baktığımızda hep bir sebeb aramakta. Yani bu madde varsa bir nedeni vardır demekte. İşte burada örnek olarak Kainat ele alınırken bütün mevcudat olarak düşünebiliriz ve bilim bu sordukları sorularının tam cevabını ancak Kur'andan alabilecektir. Çünkü eseri yaratan Halık onun fihristesi ve rehberi olarak Kur'anı göndermiştir. Elbette cevaplar orada olacaktır.

    Burada sorular Kainata soruluyor ancak kainat mevcud olduğundan ona sorulara cevaplara Kuran cevap verecektir denilmekte. Kurandan bahsederken Kainattanda bahsetmekte ve eserden müessire, müessirden esere bir yol olduğunu göstermekte.

    S: Ulvî ve süflî ecramın mahiyetleri, şekilleri, hareketleri hakkında fennin verdiği beyanat gibi beyan lâzım iken, mübhem bırakılmıştır?

    C: Bu gibi mes'elelerde ibham daha mühimdir. Ve icmal daha cemil ve güzeldir. Çünki Kur'an, istitradî ve tebaî olarak Cenab-ı Hakk'ın zâtına, sıfâtına istidlal için kâinattan bahsediyor. İstidlalin birinci şartı, delilin neticeden daha zahir ve malûm olması lâzımdır. Eğer fencilerin iştihası gibi "Şemsin sükûnuna, arzın hareketine bakmakla Allah'ın azametini anlayınız." demiş olsaydı, delil müddeadan daha hafî olurdu. Ve insanların ekserisi, ekser zamanlarda fehmedemediklerinden inkâra zehab ederlerdi. Halbuki, irşad ve hidayet zamanlarında cumhurun derece-i fehimleri nazara alınarak ona göre söz söylemek îcabeder. Maahaza ekseriyete yapılan müraattan, ekalliyette kalanın mahrumiyeti neş'et etmez. Çünki onlar da istifade ediyorlar. Amma mes'ele makuse olursa, ekseriyet mahrum kalır, istifade edemez. Çünki fehimleri kasırdır.
    Mesnevi-i Nuriye ( 232 )
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  8. #8
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Üstad Hazretleri, Kur'an'ın temel olarak aldığı, bu dört maksadın, Kur'an'ın tamamında bulunduğu gibi, cüzlerinde, surelerinde, ayetlerinde ve kelimelerinde dahi bulunduğunu, bir misal vererek izah ediyor.

    Bilinmeyen kelimelerin üzerine çift tıklandığında kelimenin anlamını verecektir. Ya da [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] bu linkten lugatı ile birlikte okunabilir.

    Tavsiye
    S - Şu makasıd-ı erbaa, Kur’ân’ın hangi âyetlerinde bulunuyor?

    C - O anâsır-ı erbaa, Kur’ân’ın hey’et-i mecmuasında bulunduğu gibi, Kur’ân’ın sûrelerinde, âyetlerinde, kelâmlarında, hattâ kelimelerinde bile sarahaten veya işareten veya remzen bulunmaktadır. Çünkü, Kur’ân’ın küllü, cüzlerinde göründüğü gibi, cüzleri de, Kur’ân’ın küllüne âyinedir. Bunun içindir ki Kur’ân, “müşahhas olduğu halde, efrad sahibi olan küllî” gibi tarif edilir.

    S - 1 بِسْمِ اللهِ ve 2 اَلْحَمْدُ ِللهِ gibi âyetlerde makasıd-ı erbaaya işaretler var mıdır?

    C - Evet, قُلْ kelimesi, Kur’ân’ın çok yerlerinde mezkûr veya mukadderdir. Bu mezkûr ve mukadder olan قُلْ kelimelerine esas olmak üzere بِسْمِ اللهِ tan evvel قُلْ kelimesi mukadderdir. Yani, “Ya Muhammed! Bu cümleyi insanlara söyle ve tâlim et.” Demek besmelede İlâhî ve zımnî bir emir var. Binaenaleyh, şu mukadder olan قُلْ emri, risalet ve nübüvvete işarettir. Çünkü resul olmasaydı, tebliğ ve tâlime memur olmazdı. Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır.

    Ve keza, 3 اَلرَّحْمٰنِ nizam ve adâlete, 4 اَلرَّحِيمِ de haşre delâlet eder.

    Ve keza اَلْحَمْدُ ِللهِ ’taki ل ihtisası ifade ettiğinden tevhide işarettir.

    5رَبِّ الْعَالَمِينَ adaletle nübüvvete remizdir. Çünkü terbiye, resuller vasıtasıyla olur. 6 مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ zaten sarahaten haşir ve kıyamete delâlet eder.


    1 : Allah’ın adıyla.
    2 : “Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü Allah’a mahsustur.” Fatiha Sûresi, 1:2.
    3 : “Kullarına karşı çok merhametli olan ve şefkat eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah.” Fatiha Sûresi, 1:3.
    4 : “Rahmeti herşeyi kuşatmakla birlikte, dilediği varlıklara çok özel ihsanı ve hususî rahmet tecelîsi olan Allah.” Fatiha Sûresi, 1:3.
    5 : “Bütün âlemlerin Rabbi; Her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye eden; tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulunduran Allah.” Fatiha Sûresi, 1:2.
    6 : “Hesap gününün yegane sahibi, yöneticisi ve hakimi olan Allah.” Fatiha Sûresi, 1:4.



    İşaratü'l-İ'caz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #9
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Evet, intizam görünür. Ve kemâl-i vuzuh ile kendini gösterir. Sâni’in vücud ve kast ve iradesine kat’iyen şehadet eden intizam-ı san’at, kâinatın her cihetinde boynunu kaldırarak her canibinden lemean eden hüsn-ü hilkati nazar-ı hikmete gösteriyor. Güya herbir masnu birer lisan olup Sâniin hikmetini tesbih ediyor. Ve herbir nev’ parmağını kaldırarak şehadet ve işaret ediyor.



    Evet, kainatta makro alemden mikro aleme, şedit bir intizam, apaçık bir şekilde kendini gösteriyor. Ve her biri bir sanat harikası olan varlıklar, kainatın her tarafında, Sâni'leri tarafından, kasten ve irade edilerek yapıldıklarını ve yaratılışlarındaki güzellikleri, lisan-ı halleriyle, fen ve felsefenin nazarlarına gösteriyor. Sanki her bir sanatlı mevcud, bir lisan olmuş, herşeyi, sanatın en nihayetiyle yaratan Rabbini tesbih ediyor. "Sübhanallah" dedirtiyor. وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ "Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin" İsrâ Sûresi, 17:44.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #10
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.941
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 209878


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Madem maksat budur ve madem kâinatın kitabından intizama olan rumuz ve işaratını taallüm ediyoruz. Ve madem netice bir çıkar. Teşekkülât-ı kâinat, nefsülemirde nasıl olursa olsun, bize bizzat taallûk etmez.



    Kur'an'ın kainat kitabından bahsi Allah'ın cc. varlığına ve birliğine delil getirmek içindir. Kainattaki nizam ve intizam bunun en bariz ispatlarından. Yoksa birinci derecede bahis maksadıyla Kur'an'a girmemişler. Madem böyledir, o halde kainatın teşekkülü her ne şekilde olursa olsun, misal, ister güneş dünyanın, ister dünya güneşin etrafında dönsün, bizi direkt olarak alakadar etmiyor. Güneşten bahis, Cenab-ı Hakkın cc. Vahdetini ve Kudretini gösteren bir delil olduğu cihetiyle, bizi en başta, güneşin Allah'a cc. delil olması yönü ilgilendiriyor.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222