Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
24 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Fakat o meclis-i âlî-i Kur’ânîye girmiş olan kâinatın her ferdi, dört vazife ile muvazzaftır.



    Kur'an'a istidradi olarak giren yani birinci derecede mevzu bahis olunmayan, kainatın her bir ferdinin de dört vazifesi vardır.


    Not
    Birincisi: İntizam ve ittifakla Sultan-ı Ezelin saltanatını ilân...



    Nizam ve intizam içinde olmaları ve herbiri birbiriyle alakadar, sanki ittifak etmiş gibi vazife görmeleri cihetiyle, Sultan-ı Ezeli'nin saltanatını ilan ediyorlar. Evet bir seyyare yörüngesinden çıksa, kainatı hercümerc etmeye kafi gelebilir. Kainattaki gezegenlerin, galaksilerin, yıldızların sayıları, sayılamayacak kadar fazla. Demek bir intizam var ve hepsi bir elden idare ediliyor. Bundandır ki, sür'atle seyahatleri esnasında bir arıza meydana gelmiyor. Hepsi de kendilerine tayin edilen rotada, yollarına devam ediyorlar.


    Not
    İkincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehabı olduklarından, İslâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...



    Kainattaki her teşekkülat hakiki fennin temelini oluşturduğunu, belki fenlerin gelebileceği son noktaları gösterdiğini göstermek. Mesela Hazreti Musa aleyhisselamın asasını taşa vurup su çıkartması gibi. Yahut Hazreti İsa aleyhisselamın ölüleri diriltmesi gibi. Yani öyle bir cihaz yapılabilir ki, bir yere dokunduğunda ordan su çıkar ya da suyun olduğu yeri gösterir. Ve ölüme geçici bir hayat rengi verilebilir.

    Her bir mevcud, bir fennin ilgi alanına giriyor. Kur'an'ın indiği dönemde, henüz mevzu bile olmayan ve anlaşılmayan birçok şeyden bahsederek, her ilmin Üstadı olduğunu nazara veriyor. Mesela Nur Suresinde nurdan bahsediliyor. “Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, tıpkı içinde lamba bulunan bir kandile benzer. O lamba bir cam fanus/cam sırça içindedir. Cam fanus ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Bu lamba ne doğuya ne de batıya mensup olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulur. Bu öyle bir ağaç ki, neredeyse ateş değmeden de yağ ışık verir. Nur üstüne nurdur/pırıl pırıldır. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah -gerçeği anlamaları için- insanlara misâller verir. Allah her şeyi bilir.” (Nur, 24/35)

    Ayette görüldüğü gibi, bugünkü lambanın tarifine benzer bir tarif görüyoruz. Lambayı bulan ister Kur'an yoluyla bulsun, ister başka şekilde bulsun; neticede Kur'an bu bahsi, tarif edilen şekildelambanın, olmadığı bir zamanda zikrediyor. Ve bu cihetle ışıkla ilgili fende üstad olduğunu izhar ediyor. Bunun gibi fen ilimlerinin daha yeni yeni bulduğu sayısız keşifleri, gerçek vücutları daha ortada yokken zikrediyor. Mesela bulutların, dağların, yağmurun, kamerin vazifelerini. Bebeğin anne karnında geçirdiği evreleri vs.




    Not
    Üçüncüsü: Herbiri birer nev’in nümunesi olduklarından, hilkatte cârî olan kavanîn ve nevâmis-i İlâhiyeye İslâmiyeti tatbik ve mutabık olduğunu ispat–tâ o nevâmis-i fıtriyenin imdadıyla İslâmiyet neşvünema bulsun. Evet, bu hâsiyetle, din-i mübin-i İslâm, sair hevâ ve heves içinde muallâk ve medetsiz, bazan ışık ve bazan zulmet veren ve çabuk tagayyüre yüz tutan dinlerden mümtaz ve serfirazdır.



    Kur'an varlıklardan bahsederken, onlardaki bazı kanunlara da işaret ediyor. Mesela kuşlardan bahseden bir ayet, uçma kanununa işaret ediyor. Şöyle ki: "Göğün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilerek uçuşan kuşlara bakmadılar mı? Şüphesiz bunda inanan bir toplum için âyetler (ibretler) vardır." Nahl Suresi


    Buna benzer misalleri bu konuda bilgisi olan kardeşlerimiz paylaşırlarsa daha çok istifade ederiz Allah'ın cc. izniyle.


    Bu gibi ayetler, kainattaki karşılığının doğru çıkmasıyla, diğer tahrif olmuş dinlere her zaman galebe çalıyor. Ve bu da her geçen gün,
    İslamiyete tabi olanların sayısını arttırıyor elhamdülillah. Tevrat ve İncil'de veyahut kendileri uydurarak kitap yazanların kitaplarında, hurafata inkılab ettiklerinden ve bu tür isabetli tesbitler olmadığından, İslamiyetin aksine, her geçen gün tabi olanları eksiliyor.


    Not
    Dördüncüsü: Herbiri birer hakikatın nümunesi olduklarından, efkârı hakaik cihetine tevcih ve teşvik ve tenbih etmektir. Ezcümle: Kur’ân’da kasemle temeyyüz etmiş olan ecram-ı ulviye ve süfliyeyi tefekkürden gaflet edenleri daima ikaz ederler. Evet, kasemat-ı Kur’âniye, nevm-i gaflette dalanlara kar’u’l-asâdır.



    Kur'an İnsanları sürekli olarak hakikat cihetine yönlendiriyor ve teşvik ediyor. Çünkü insan çoğu zaman gaflet ediyor. Aşina olduğu şeyleri zihninde sıradanlaştırıyor. Bir çok olayları tabiata havale ediyor. Sanki kendi kendine, tesadüfler ya da sebeplerle oluyormuş gibi gaflete düşüyor. Hakikati hatıra getirmiyor. Mesela Kur'an incire yemin ediyor, yıldızlara yemin ediyor ve daha bir çok şeye yemin ediyor. Bu yeminlerdeki hikmetlerden birisi de, insanları en çok gaflet ettikleri şeylerde ikaz etmek. Mesela yıldızlar aşina olduğumuzdan çok sıradan geliyor. Ama Kur'an ona yemin ederek bu sıradanlığı kaldırıyor. Yine incir sıradan bir gıdaymış gibi, insanlar ondan gaflet edebiliyor. Kur'an ona yemin ederek, incirin gaflet ettiğimiz gibi sıradan olmadığını ikaz ediyor.

    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (04-02-2013 Saat 20:43 ) değiştirilmiştir.

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 239 + 16429


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Vaktiyle bir dehri (yani her şeyi tabiattan bilen bir adam) İmam-ı Azam'ın bulunduğu şehre gelmiş. Allah'ın varlığını inkar ederek, her şeyin tabiattan olduğunu kabul etmiştir. En aliminizi getirin diyerek inkarını açıklar. Durum İmam-ı Azama haber verilir .Belli bir saatte münazara etmeleri kararlaştırılır. imam-ı Azam'ın evi Dicle nehrinin öbür yakasında bulunmaktadır. Toplanma yerine imam-ı Azam kasten geç gelir. Dehri; bizi niçin beklettin? diye sorunca İmam-ı Azami dağdan ağaçlar kesildi, geldi, biçildi, tahta oldu. kendi kendine bir araya gelip kayık oldu. Bende bindim geldim, bunun için geciktim. Cevabını vermiştir. Dehri dağdaki ağaçlar hiç kendi kendine kayık olur mu? deyince de imam-ı Azam, bir kayık kendi kendine olamazsa hesapsız yıldızlar, ay, güneş, dünya, dağlar, ovalar bunca İnsanlar kendi kendine nasıl olur? deyince natüralist kişi çaresiz kalmıştır.
    Kâinatın varlığı yaratanın varlığına, kâinattaki nizam ve intizamda yaratanın birliğine delildir...

    Cenab-u Allah Cümle Ümmet-i Muhammede İnançlarından süreklilik nasip etsin.(alıntı)
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 239 + 16429


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Kur’ân-ı Kerîm, mutlaka Allah Teâlâ’nın sözüdür. Kıyamete kadar Cenâb-ı Hakk’ın teminatı altındadır. Senelerce dînin yasak edildiği ateist memleketlerde dahi bir harfinde bile değişiklik yapılamamıştır.
    Kur’ân-ı Kerîm bizlere hidâyet rehberi olarak ihsân ve ikrâm edilen büyük bir mûcizedir.
    Kur’ân-ı Kerîm’in pek çok mûcizevî yönünü görmeyen insanların hâli, Güneş’e karşı gözünü kapatarak onu inkâr eden ve gündüzü kendine gece yapan ahmakların hâline benzemektedir.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Şimdi tahakkuk etmiş, şu şöyledir. Öyleyse, şek ve şüphe etmemek lâzımdır ki, mu’ciz ve en yüksek derece-i belâgatte olan Kur’ân-ı mürşid, esâlib-i Araba en muvafıkı ve tarik-i istidlâlin en müstakîm ve en vâzıhı ve en kısasını ihtiyar edecektir. Demek, hissiyat-ı âmmeyi tefhim ve irşad için bir derece ihtiram edecektir. Demek, delil olan intizam-ı kâinatı öyle bir vech ile zikredecek ki, onlarca mâruf ve akıllarına me’nûs ola. Yoksa delil, müddeâdan daha hafî olmuş olur.



    Kur'an, kainatın teşekkülatında var olan mevcudattan, unsurlardan, onları tanıtmak için bahsetmiyor. Onları, Allah'ın varlığına ve birliğine delil olması için mevzu yapıyor. Aksi takdirde, insanlarca malum olmayan bir çok şeyin teferruatına inmek, delil olunanı yani Cenab-ı Hakkın cc. varlığını ve birliğini unuttururdu.


    Not
    Bu ise, tarik-i irşada ve meslek-i belâgata ve mezheb-i i’câza muhaliftir. Meselâ, eğer Kur’ân deseydi, “Yâ eyyühennas! Fezada uçan meczup ve misafir ve müteharrik olan küre-i zemine ve cereyanıyla beraber müstakarrında istikrar eden şemse ve ecram-ı ulviyeyi birbiriyle bağlayan cazibe-i umumiyeye ve feza-yı gayr-ı mütenahîde dal ve budakları münteşir olan şecere-i hilkatten, anasır-ı kesireden olan münasebat-ı kimyeviyeye nazar ve tedebbür ediniz-tâ Sâni-i Âlemin azametini tasavvur edesiniz.” Veyahut, “O kadar küçüklüğüyle beraber bir âlem-i hayvanat-ı hurdebiniyeyi istiab eden bir katre suya, aklın hurdebiniyle temaşa ediniz-tâ Sâni-i Kâinatın herşeye kâdir olduğunu tasdik edesiniz.” Acaba, o halde delil müddeâdan daha hafî ve daha muhtac-ı izah olmaz mıydı? Hem de onlarca muzlim bir şeyle, hakikatı tenvir etmek veyahut onların bedahet-i hislerine karşı mugalâta-i nefis gibi bir emr-i gayr-ı mâkule teklif olmaz mıydı? Halbuki i’câz-ı Kur’ân pek yüksek ve pek münezzehtir ki, onun safî ve parlak dâmenine ihlâl-i ifham olan gubar konabilsin.



    Mesela güneşin içinde yanan ateşin derecesinden, güneşin çapından, ağırlığından, yakıtının ne olduğundan, bize olan uzaklığından, dönüyor mu dönmüyor mu gibi meselelerinden bahsetseydi, bu bahis Allah'ı unutturur ve güneş, Allahın kudretine delil olmaktan çıkardı. Veya gözle görünmeyen mikroplardan, bakterilerden ayrıntılı bir şekilde bahsetseydi ya da atomlardan, hücrelerden bahsetseydi, henüz bunların ortaya çıkmadığı ve teknolojinin o kadar gelişmediği dönemdeki insanlar, bunları akıllarına sığıştıramazlardı. Ve bu şekilde her bir mevcud için, belki bir Kur'an yazmak icab ederdi.


    Kur'an ise mürşiddir, irşad edicidir. Muhatabı ise bütün insanlardır. O halde bütün insanlara hitap edecek özelliği olmalıdır. Mesela bir sohbet yapılsa ve sohbette her sınıftan insan olsa, sohbeti yapan kişi ortamda bulunan bir kaç ilim ehline göre konuşup, diğerlerinin seviyesine inmese, sohbet manasız olur. Kur'an'ın ekser muhatabı avamdır ve onların anlıyabileceği şekilde bir üslubu vardır. En avamdan en havassa kadar her insanın, Kur'an'ın her ayetinden, kendine mahsus istifadesi vardır.


    Tavsiye
    Eğer desen: “Acaba neden Kur’ân-ı Hakîm, felsefenin mevcudattan bahsettiği gibi etmiyor? Bazı mesâili mücmel bırakır; bazısını, nazar-ı umumîyi okşayacak, hiss-i âmmeyi rencide etmeyecek, fikr-i avâmı tâciz edip yormayacak bir suret-i basitâne-i zahirânede söylüyor.”


    Cevaben deriz ki: Felsefe hakikatin yolunu şaşırmış; onun için... Hem geçmiş derslerden ve Sözlerden elbette anlamışsın ki, Kur’ân-ı Hakîm şu kâinattan bahsediyor, tâ Zât ve sıfât ve esmâ-i İlâhiyeyi bildirsin. Yani, bu kitab-ı kâinatın maânîsini anlattırıp, tâ Hâlıkını tanıttırsın. Demek, mevcudata kendileri için değil, belki Mûcidleri için bakıyor. Hem umuma hitap ediyor. İlm-i hikmet ise mevcudata mevcudat için bakıyor. Hem hususan ehl-i fenne hitap ediyor.


    Öyle ise, madem ki Kur’ân-ı Hakîm mevcudatı delil yapıyor, burhan yapıyor; delil zahirî olmak, nazar-ı umuma çabuk anlaşılmak gerektir. Hem madem ki Kur’ân-ı Mürşid bütün tabakat-ı beşere hitap eder. Kesretli tabaka ise tabaka-i avamdır. Elbette, irşad ister ki, lüzumsuz şeyleri ipham ile icmal etsin; ve dakik şeyleri temsil ile takrib etsin; ve muğâlatalara düşürmemek için, zahirî nazarlarında bedihî olan şeyleri lüzumsuz, belki zararlı bir surette tağyir etmemektir.


    Meselâ güneşe der, “Döner bir siracdır, bir lâmbadır.” Zira, güneşten, güneş için, mahiyeti için bahsetmiyor. Belki bir nevi intizamın zembereği ve nizamın merkezi olduğundan, intizam ve nizam ise Sâniin âyine-i marifeti olduğundan bahsediyor.


    Evet, der: اَلشَّمْسُ تَجْرِى 1 “Güneş döner.” Bu “döner” tabiriyle, kış-yaz, gece-gündüzün deverânındaki muntazam tasarrufât-ı kudreti ihtar ile azamet-i Sânii ifham eder. İşte, bu “dönmek” hakikati ne olursa olsun, maksud olan ve hem mensuc, hem meşhud olan intizama tesir etmez.


    Hem der: وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِراَجاً 2 Şu “sirac” tabiriyle, âlemi bir kasır suretinde, içinde olan eşya ise insana ve zîhayata ihzar edilmiş müzeyyenat ve mat’ûmat ve levazımat olduğunu ve güneş dahi musahhar bir mumdar olduğunu ihtar ile, rahmet ve ihsan-ı Hâlıkı ifham eder.


    Şimdi bak, şu sersem ve geveze felsefe ne der? Bak, diyor ki: “Güneş bir kütle-i azîme-i mâyia-i nâriyedir. Ondan fırlamış olan seyyârâtı etrafında döndürüp, cesâmeti bu kadar, mahiyeti böyledir, şöyledir...” Mûhiş bir dehşetten, müthiş bir hayretten başka, ruha bir kemâl-i ilmî vermiyor. Bahs-i Kur’ân gibi etmiyor.


    Buna kıyasen, bâtınen kof, zâhiren mutantan felsefî meselelerin ne kıymette olduğunu anlarsın. Onun şaşaa-i surisine aldanıp Kur’ân’ın gayet mu’ciznümâ beyanına karşı hürmetsizlik etme.


    1 : Yâsin Sûresi, 36:38.
    2 : “Güneşi bir kandil yaptı.” Nuh Sûresi, 71:16.


    On Dokuzuncu Söz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Not
    Bununla beraber Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, âyât-ı beyyinatın telâfifinde maksad-ı hakikîye telvih ve işaret ettiği gibi, bazı zevahir-i âyâtı—kinayede olduğu gibi—maksada menâr etmiştir.



    Yaş ve kuru ne varsa Kur'an da olduğunu yine Kur'an dan öğreniyoruz. Yani ilim olarak ne varsa, mevcud olarak ne varsa hepsi Kur'an da vardır. Bu bazı ayetlerde açıkça görünür, bazılarında ise işaret şeklinde, üstü örtülü olarak vardır.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar Mesajlar
    261
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 99 + 5560


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Kuranda Tarihi olayları da görebilir miyiz peki? gerek bariz şekilde gerek işaretler nevinden.
    Yazar : Risale Forum
    Çekil ey nefsim, çekil..Hakikate perdesin..

    Hakikat başka yerde, sen bambaşka yerdesin..

  7. #17
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Alıntı elfaz Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Kuranda Tarihi olayları da görebilir miyiz peki? gerek bariz şekilde gerek işaretler nevinden.
    Risale-i Nur da birçok ayeti bu şekilde tefsir etmiş Üstad Hazretleri. Mesela başlarına gelen musibetlerin, o dönemde olan büyük değişimlerin tarihlerine işaretler var. Kur'an Ezeli olan Cenab-ı Hakkın kelamıdır. Bundan dolayı her zamanla alakadarlığı vardır. Hatta bazen olur ki, okuyan insan diyebilir "bu ayet bana işaret ediyor" Ayetten asıl maksad o olmasa bile, bir cihette şahsa özel bir manası dahi bulunabilir. Bu ayetin asıl manasından bir şey eksiltmez ve ayetin ne kadar kapsamlı bir kelam olduğunu gösterir.

    Bir ara Kur'andaki mucizelerle ilgili bir kitap okumuştum. Ebced ve cifir hesaplarıyla dolu bir kitaptı. Bir şey tesadüf olsa bir ya da bir kaç defa isabet eder, -ki tesadüf diye birşey yoktur- O kitapta o kadar çok ayetlerin isabet ettiği olaylar vs. vardı ki, tesadüf olmasına imkan yok.


    Risale-i Nur'da geçen kısımları, müsait bir zamanda yerlerini bulup buraya taşırım inşaallah.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #18
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar Mesajlar
    261
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 99 + 5560


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Anladım abi.. peki bir soru da sorsam; bazen ruh halim daraldığı zaman Kuranı kerimden tefeül çekiyorum. zahiri anlamını direkt mealden okuduğum zaman genelde olumsuz anlamı ihtiva eden ayetler denk geliyor. bunları sübjektif algılayıp önemsememek mi gerekir yoksa işaret midir bu ayetler de..bazıları kurandan tefeül yapmayı caiz görmemiş ama tam kaynak olarak bilemiyorum
    Yazar : Risale Forum
    Çekil ey nefsim, çekil..Hakikate perdesin..

    Hakikat başka yerde, sen bambaşka yerdesin..

  9. #19
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Alıntı elfaz Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Anladım abi.. peki bir soru da sorsam; bazen ruh halim daraldığı zaman Kuranı kerimden tefeül çekiyorum. zahiri anlamını direkt mealden okuduğum zaman genelde olumsuz anlamı ihtiva eden ayetler denk geliyor. bunları sübjektif algılayıp önemsememek mi gerekir yoksa işaret midir bu ayetler de..bazıları kurandan tefeül yapmayı caiz görmemiş ama tam kaynak olarak bilemiyorum
    "Kur’ân ile tefe’üle ve rüyaya itimada ehl-i hakikat taraftar değiller. Çünkü, Kur’ân-ı Hakîm, ehl-i küfrü kesretle ve şiddetli bir tarzda vuruyor. Tefe’ülde, kâfire ait şiddeti, tefe’ül eden insana çıktığı vakit yeis veriyor, kalbi müşevveş ediyor." Yirmi Sekizinci Mektup

    Kur'an dan var mı bilmiyorum ama mesela İmam-ı Gazali'nin r.a. eserinden Üstad Hazretleri de tefeül çekiyor. Kur'an la tefeülün caiz görülmeyişi yukarıda izah edilmiş. Çünkü Kur'an da kafirlere azap tehdidi çok fazla. Bir müslümanın bunlara isabet etmesi yüksek ihtimal olduğundan, ümitsizliğe düşmemesi için uygun görülmemiş. Ama madem çekilmiş ve madem olumsuz netice var, yine de kendini kusurlu görüp, hatalarını aza indirmek için bir vesile olabilir. "Kesin buna muhatabım" diye ümitsizliğe düşecek şekilde ileri gitmemek lazım. O dereceye varmaktansa, tefeül yapmamak daha doğru olur.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #20
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Muhakemat 5. Ders: Kur'an'ın Takip Ettiği Dört Maksad

    Alıntı elfaz Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Kuranda Tarihi olayları da görebilir miyiz peki? gerek bariz şekilde gerek işaretler nevinden.

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] Çok uzun olduğu için alıntı yapmadım. Dileyen kardeşlerimiz linkten bakabilirler.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222