Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
29 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Not
    Evet, bu âlem pek muhteşem bir saray veya muntazam bir fabrika veya mükemmel bir şehirdir.


    Üstad Hazretleri alemimizi üç farklı cihetten değerlendiriyor. Muhteşem bir saray, muntazam bir fabrika ve mükemmel bir şehir. Evet kainat milyarlarca galaksi ve her galaksi içinde milyarlarca yıldız içeren ihtişamıyla muhteşem bir saray gibi düşünülebilir. Zaten saray dendiğinde ilk akla gelen, ondaki görkem ve ihtişamdır. Kainatın bu görkem ve muhteşemliğine binaen, Üstad Hazretleri bir saray olarak kainatı bize tesmiye ediyor. Dünyamız o sarayın odalarından sadece bir tanesi.

    İkincisi alem muntazam bir fabrikaya benzetilmiş. Bununla da kainattaki herşeyin düzenli olarak işleyişi nazara verilmek istenmiş muhtemelen. Fabrika tezgahlardan oluşur ve her tezgahın fabrikanın çıkaracağı ürüne hizmet eden bir görevi vardır. Biri hammaddeyi alır, biri keser, biri şekillendirir, biri kontrolünü yapar vs. Bu kainatında milyarlarca tezgahları var. Dünyamız o sayısız tezgahlardan sadece birisi. Kainatın heryerinde olduğu gibi dünya fabrikamızda muntazam işliyor. Bütün çarklar mütemadiyen, en ufak bir arızaya meydan vermeden işliyor. Cemadat, hayvanat, nebatat tezgahları görevlerini hiç şaşırmadan tam zamanında yerine getiriyor.

    Üçüncüsü alem mükemmel bir şehire benzetiliyor. Bununla da muhtemelen, kainatın mükemmel düzeni ve işleyişi kastedilmiş. Mükemmel şehir deyince aklımıza ilk gelen, o şehrin belediyesinin harikulade faaliyetleri, aksatılmadan verilen hizmetleri, sakinlerinin huzuru olur. Evet kainatta herşey bir düzen ve sürekli bir işleyiş görünüyor. Ve yapılan o kadar büyük faaliyetlere rağmen içindeki sakinlerinin huzuru bozulmuyor. Her varlık şehrin dört bir yanındaki hummalı faaliyetlerden zarar görmeden huzurlu bir şekilde hayatına devam ediyor. Dünyamızda o şehrin belki bir sokağı belki bir mahallesi hükmünde. Şehirde görünen düzen ve işleyiş ve huzur aynı şekilde sokaklarında da, mahallelerinde de, semtlerinde de mevcut.

    Sübhanallah.

    Cenab-ı Hak zatında ve sıfatında ve efâlinde her türlü kusur ve noksandan münezzehtir.
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Not
    Evet şu teavün kanununa ittibaen, şems, kamer, gece ve gündüz, yaz ve kış taraflarından yapılan yardımlar sayesinde, şu hayvanların erzakını yetiştiren nebatat izn-i İlahî ile meydana gelir. Hayvanat da emr-i Rabbanî ile beşerin ihtiyacatını yerine getirir. Bal arısıyla ipek böceğinin insanlara yaptıkları yardımlar, bu davayı isbat eder.



    Yardımlaşma kanunlarına tabi olarak ; Nöbet tutan askerler gibi, güneş ve ay birbirlerini tamamlıyor.Birinin batışı ile diğerinin doğuşu gündüz ve gecenin seyrini hareketlendirerek mevsimlere iştirak ediyorlar.Böyle bir seyrangah içinde vazifeli olan tüm nebatat yetişerek hayvanat aleminin rızkı olurken,hayvanat da ilahi emirle beşerin ihtiyacını yerine getirmekte...

    Bal arısının çeşit çeşit çiçekten polen toplaması ve tozlaşma ile bitki aleminin bir nevi taşıyıcılığını üstlenmesi ve meyvelerin,sebzelerin yetişmesi , ipek böceğinden de elde edilen ipeği de buna isbattır.



    Hepsine ilahi emri veren Cenab-ı Hak her canlının ihtiyacını mükemmel bir surette yardımlaşma (teavün ) ile de gerçekleştirerek,yine görmemiz ve yapmamız gerekenleri cüzi şekillerde örneklerle temsillere yerleştirmiştir.

    Arı yıllardır bal üretiyor,ipek böceği de ipek...Allah (C.C) onlara belirli vazifeleri vermiş ve onlar da aynen sorgusuz sualsiz bu görevlerinde itaat ediyorlar.Arının yaptığı balda teknolojik olarak bi gelişme olmadı.

    Ama insana en değerli olanı verildi Akıl ve İdrak...Akıl ile iradeye kapı açılması istendi ondan bu yönde de cüzi olarak irade verildi.Ne yönde kullanmak istediği ise onun elinde..Hayra veya şerre...

    Eğer akla irade açıldıysa insanda ve gelişen insan ise dünden farklı olarak bir arıdan...

    Öyle ise arıyı izleyip de tefekküre giden bu yardımlaşmayı gözardı etmemek şart.Yoksa gerçeği perdeler insan aklı ile...

    Perdelenen aklın cezasına ise göz şahittir ,burun şahittir,el şahittir,kulak şahittir...

    Dört şahit de yeter !...
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Dikkat
    10. (1693)- Hz. Ebu Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Güneş batarken Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte mescidde idim. Bana:

    "Ey Ebu Zerr, biliyor musun bu Güneş nereye gidiyor?" diye sordu. Ben:

    "Allah ve Resûlü daha iyi bilirler!" dedim.

    "Arş'ın altına secde yapmaya gider, bu maksadla izin ister, kendisine izin verilir.

    Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip, izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine:

    "Geldiğin yere dön!" denir. Böylece battığı yerden doğar. Bu durumu Cenâb-ı Hakk'ın şu sözü haber vermektedir.

    (Mealen):

    "Güneş, duracağı zamana doğru yürüyüp gitmektedir. Bu aziz ve alîm olan Allah'ın takdiridir"

    (Yâsin 38). [Buhârî, Tefsir Yâsin 1, Bed'u'l-Halk 4, Tevhid 22, 23; Müslim, İmân 250, (159); Tirmizî, Tefsir, Yâsin, (4225).][29]

    AÇIKLAMA:

    1- Bu hadis, ta bidayetlerden beri, insanları meşgul etmiş bulunan bir hususta açıklama yapmaktadır: "Güneş akşamları nereye gitmektedir?"

    Günümüzün insanı için bu soru ilgi çekici olmaktan çıkmıştır. Burada soruyu Ebu Zerr (radıyallâhu anh)'e Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) sormakta ve cevap vermektedir. Bazı rivayetlerde ise Ebu Zerr sormakta, cevabı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vermektedir.

    2- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın cevabı ile alâkalı ulemânın muhtelif yorumları var. Hadisi şöyle anlamamız mümkün: Kur'ân-ı Kerim, bütün mevcudâtın ibâdet yaptığını belirtirken (İsra 44) Güneş'i secde edenler arasında betahsis zikreder (Hacc 18).

    Bazı âlimler mahlukatın ibadeti nasıldır? sorusuna: "Fıtrî amelleridir, yani hangi iş ve vazife için yaratılmışsa o şeyi yaptı mı ibadet etmiş olur" demişlerdir. Şu halde, Güneş her an ışık neşretme vazifesini yerine getirmekle ibadetini yapmakta, secdede bulunmaktadır. Bize nisbetle batması, ışık neşri vazifesini bizden kesmesi demektir. Ama Dünya'nın başka kıtalarında aynı vazifeyi yapmaya (secde etmeye) gidiyor demektir.

    Arşın altında gitmesi de şöyle anlaşılabilir: Arş bütün semâvatı kuşattığına göre, zaten onun altından çıkması diye bir şey sözkonusu olamaz. Gündüzleyin, kendimize nisbetle tepemizde, ufukta gördüğümüz Güneş, gece görünmez olunca, bizden nisbî bir uzaklığı ve gaybubeti mevzubahistir. Bu halde kozmoğrafya bilgisi olmayan insanlara, onları tatmin edebilecek en doğru cevap bu olsa gerektir (Allahu a'lem).
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Not
    Evet bu gibi eşya-yı camidenin yekdiğerine yaptıkları şu yardımlar, pek aşikâr bir delildir ki; onlar kerim bir Müdebbir'in hademesi ve amelesi olup, onun emri ile, izni ile iş görürler.





    İzn-i İlahinin emri olmadan tek bir yağmur damlası dahi indirilmiyor.İbadetleri olan ameli itaatleri ile Allah'ın iradesinden bir saniye bile çıkmıyorlar ve kendi hallerinde bir vazife de görmüyorlar.Aralarındaki teavün ile kainatın ihtiyaçları, bir işbirliği halinde Allah'ın Rahmetiyle karşılanıyor.


    Dikkat
    3. (5771)- Zeyd İbnu Halid (radıyallahu anh) anlatıyor:

    "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hudeybiye'de, bize geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazı kıldırmıştı. Namazı bitirince cemaatın önüne geçti ve:


    "Rabbiniz ne dedi biliyor musunuz?" buyurdu. Cemaat: "Allah ve Resulü bilir!" dediler.

    "Allah Teala hazretleri: "Kullarımdan bir kısmı bana mü'min, bir kısmı da kâfir olarak sabahladı. "Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı" diyen bana mü'min, yıldızları da inkar edici olarak sabahladı.

    Kim de: "Falanca falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı" dediyse o da bana kâfir, yıldıza mü'min olarak sabaha erdi" dedi!" buyurdular."

    [Buharî, Ezan 156, İstiska 28, Megazi 35, Tevhid 35; Müslim, İman 125, (71); Muvatta, İstiska 4, (1, 192); Ebu Davud, Tıbb 22, (3906); Nesâî, İstiska 16, (3, 165).][4]

    AÇIKLAMA:

    1- Hadiste, yağmurun yıldızların tesiriyle yağdığı inancına düşenler küfre nisbet edilmektedir. Bu hüküm sadece yağmurla sınırlı olmamalıdır. Kişi, maruz kaldığı nimetleri veya müşahede ettiği hadiseleri Allah'tan başka birşeyle açıkladığı takdirde küfre nisbet edilebilecektir.

    Alimler buradaki küfürle iki ayrı küfrün kastedilmiş olabileceğini belirtirler.

    * Şirk koşma küfrü, İmanla mukayese yapılmış olması bu ihtimale bir karîne olmaktadır.

    * Nimete karşı küfr; buna küfân-ı nimet veya nankörlük de diyoruz. Bu ihtimalin verilmesine hadisin bir başka veçhinde gelen: "Kim, suyuvermiş olmamıza karşı bana hamd ü senada bulunursa, işte bu bana iman etmiştir" ibaresidir

    . Keza bir başka rivayette de: "...Bana veya nimetime küfretmiş olur" ibaresinin gelmiş olmasıdır. İbnu Abbas'tan gelen bir rivayette de: "...onlardan bir kısmı kâfir, bir kısmı şakir olarak sabaha ermiştir" ibaresi vardır. Şu halde, hadiste geçen "küfür"den maksadın imanî küfür olmayıp nimete nankörlük" olduğunu anlamayı haklı çıkaracak karineler mevcuttur.

    O halde hadisin değerlendirilmesinde her iki muhtemel mananın nazar-ı dikkate alınması gerekir. Mü'min, zaten şiddetle tahzir edildiği şirk-i hafiye düşmemek için, hayır ve şer her şeyin yaratılış cihetiyle Allah'tan geldiğini bilecektir. Hele hayır, nimet, saadet gibi hoş şeylerin Allah'ın hem iradî olarak takdiri hem de yaratması olarak bilip hamdini, şükrünü eda etmesi gerekir. Belirtilen yanlış inançlara başkasında rastlandığı zaman, bu inancın küfran-ı nimet olabilme ihtimalini gözönüne alarak tekfir etme cihetine gitmemesi uygun olur.

    Nitekim bazı şarihler, Resulullah yıldızlar bahsinde şiddet göstermiştir. Çünkü Arapların hadisatı onlara nisbet etme âdetleri vardı. Ama, yağmuru Allah'tan bilen bir kimsenin o yıldızın doğduğu vakti kastederek: "Falanca yıldızda yağmura kavuştuk" demesi caizdir, demişlerdir.[5]






    Yazar : Risale Forum
    Konu ASHAB-I BEDR tarafından (04-06-2012 Saat 14:03 ) değiştirilmiştir.


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 239 + 16429


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    İzahatınız güzel olmuş vesselam.

    "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbîhini anlamazsınız..." (el-İsrâ, 44)

    Rabbimiz, "el-Hay" ism-i şerîfinin tecellîsi ile, yarattığı bütün varlıklara hayat nasîb etmiştir. Kâinatta esâsen "cansız" denilebilecek hiçbir varlık yoktur. Bitki, hayvan, insan gibi canlıları dikkate alarak, canlılık, yalnız onlara mahsus görülürse de, bir atomun içindeki maddelerin cümbüşünü ilâhî muhabbet gözlüğüyle temâşâ edersek, cansız zannedilen bir maddenin aslında sâhip bulunduğu müthiş canlılığın hayranlığı ve dehşeti içinde kalırız. Bu dehşet, mikro varlıklardan makro varlıklara doğru mütemâdiyen artarak tezâhür eder.

    Cenâb-ı Hak yarattığı canlı-cansız bütün mahlukâtına kendini tanıtmış ve onları dâimî bir sûrette zikir ile vazifelendirmiştir. Bu sebeple bütün varlıklar, yaradılışları muktezâsınca kendi hâllerine mahsus bir sûretle Rablerini tanırlar ve O'nu zikrederler.

    Cemâdât, nebâtât ve hayvânât, aynı zamanda Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'i ve diğer peygamberleri de tanırlar. Bu hâl nebevî mûcizelerde mütemâdiyen görülür. Onlar yeri geldiğinde taşa, asâya ve benzeri cansız varlıklara Allâh'ın lutfuyla âdetâ ruh verirler. Bu sebepledir ki Ebû Cehl'in elindeki taşlar, Peygamberimizin mûcizesi olarak lisâna gelmiş, O'nun doğruluğunu tasdîk etmiş ve Hakk'ı zikretmiştir. Hazret-i Mûsâ'nın elindeki asâ ise yine Allâh'ın lutfuyla ejderhâya dönüşmüş, Firavun'u korkutmuştur. Yine bir zamanlar Kızıldeniz, ilâhî emre boyun eğerek Hazret-i Mûsâ ve ashâbına yol olmuş, buna mukâbil sıra Firavun ve askerlerine geldiğinde ise, onları tanıyıp helâk etmiştir. Mescid-i Nebevîdeki hurma kütüğü, Rasûlullâh'a firak ve hasretinden inleyerek ağlamıştır. Ayrıca bir çok hayvan da, kendilerine zulmeden sahiplerini, yine o Varlık Nûru'na şikâyet etmişlerdir.
    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (04-06-2012 Saat 14:37 ) değiştirilmiştir.
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  6. #16
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Not
    Bu fabrika-i kâinatın eczası, efradı ve envâı, âlât ve edevatı arasında hakîmâne bir muarefe ve tanışmak ve dostâne bir mükâleme ve konuşmak ve pek kerîmâne bir muavenet ve yardımlaşmak vardır ki, kemâl-i sür’atle pek uzun mesafelerden birbirinin savtını işitir ve ihtiyacını görür gibi derhal imdadına yetişir, ihtiyacını def eder. Evet, semadaki ecram ve yıldızların birbirine ve arza verdikleri ziya, hararet, bilhassa arza yaptıkları sair yardımlarını görüyorsunuz. Ve keza, bulutla arz arasında cereyan eden su alışverişine bakınız ki, arz, suyu buhar şeklinde buluta veriyor, bulut da kendi fabrikalarında lâzım gelen ameliyatı yaptıktan sonra buz, kar, yağmur şeklinde iade ediyor. Sanki o camid cirimler, lisan-ı halleriyle telsiz telgraf gibi birbiriyle konuşur ve yekdiğerine arz-ı ihtiyaç ediyorlar. Bilhassa bütün o ecram âdeta el ele vermiş gibi, kemâl-i ciddiyetle zevilhayata lâzım olan şeyleri tedarik etmek hizmetinde sa’y ediyorlar ve bir Müdebbirin emrine bağlı olup bir gayeye teveccüh ediyorlar.


    Yukarıdaki benzetmelerden yola çıkarak bir saray muhteşem bir saray düşünüyoruz. Sarayın muhteşem olabilmesi için, gösterişinden başka, saraya ait işlerin kusursuz ve aralıksız yürümesi lazım. Bunun için saray çalışanlarının birbirini tanıması lazım. Bununla da kalmayıp hem yekdiğerine yardımda bulunması hem de onların herbirinden yardım görmesi lazım. Ve bu yardımın olabilmesi için yardım edenlerde akıl, irade, kudret, basar, sem, hayat, ilim, merhamet gibi hasletler olması lazım. Bir saray çalışanlarında bu özellikleri bulmak mümkün ancak kainat sarayındaki ya da fabrikasındaki ya da şehrindeki birbirine hizmet eden her ne varsa bu saydıklarımızın neredeyse hiçbiri yok.

    Güneşte ilim yok, irade yok, merhamet yok, görmez ve işitmez bir cisimden ibaret. Bulutlarda da, yağmurda da bahsettiğimiz özelliklerin hiçbirisi yok. Oysa görüyoruz ki güneş milyonlarca km ileriden sanki bizi görüyor gibi dünyamıza ısısını ve ışığını veriyor. Güneş sanki insanı tanıyor, insanın ihtiyacını biliyor, insana yardım etmeyi irade ediyor, insana yardım etmesini gerektiren bir şefkati var. Eğer ilk başta bahsettiğimiz tevhid hakikatından ayrı olarak, güneşin bizim yardımımıza koştuğunu farzedersek bu saydığımız hasletleri onda aynen kabul etmemiz gerekir. Halbuki dünyanın akıllı ve merhametli, iradeli, gören ve işiten insanları bile birbirinin yardımına bu derece koşmuyor ki, güneş gibi camid bir cisimden böyle birşey beklensin. Demek güneş bir neferdir, kumandanının emriyle hareket eder.

    Bunun gibi bulut, yıldızlar, galaksiler, yağmur ve daha sayamayacağımız, bu büyük fabrikanın belki milyarlarca çarkları birbirini tanır, bilir, merhamet eder tarzda birbirinin yardımına koşuyor, muavenet ediyor. Bu yardımlaşmanın maksadı hayat olduğu çok risalelerde belirtilmiş. Allah cc. kainattaki herşeyi hayata hizmetkar ediyor bu surette.
    Yazar : Risale Forum

  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Not
    SEKİZİNCİ LEM'A: Gıda olarak mahlukata, bilhâssa hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lâzımdır ki, bu rızık vakt-i muayyeninde yetişir, vakt-i ihtiyaçta sevkedilir. Ve derece-i ihtiyaç nisbetinde yapılan sevkiyatta büyük bir intizam vardır. İşte, bu umumî rızık hakkında görünen geniş ve muntazam rahmet ve inayetler, ancak her şeyin mürebbisi ve her şeyin müdebbiri ve her şey yed-i teshirinde bulunan bir zâtın hâtem-i hassı olabilir.


    Mahlukatın ihtiyacı hususunda gerekli olan rızkın gereği miktarı ve tayin edileceği zamanını yine Cenab-ı Hak bilmekte ve İlmi ile tasarruf etmektedir.Öyle bir ihtiyacı ancak yine O bilebilir ve karşılayabilir.İnsan fıtraten rızkın binbir çeşitlerinden sadece kendi metabolizmasına uygun olanları çeşitli nimetler içerisinden seçebilir.

    Peki bu uygunluğu tayin eden kimdir sorusuna elbette yeri ve göğü ile onun arasındakileri yaratan Allah 'tır.

    Mideyi yaratan yine o midenin nelere hassasiyeti olduğunu bilendir ve nelere ihtiyaç olduğunu da bilendir.

    İhtiyaç kadarıyla yani hayatlarını sürdürebilecek ölçülerde Rahmetiyle belli aralıklarda sevkiyata benzetilerek rızkı tayin ettiği belirtilmektedir.

    İnsan ile karıncanın midesini yaratan rızkını da ona göre yaratacak ilme sahiptir.

    Kainatın içinde sadece canlı olarak insan hayat sahibi değildir.Milyarlarca canlının ihtiyacını tek tek bilen (ehadiyeti ile Rahmeti ) Milyarlarca canlıya da bir anda tayin ettiği zamanlarda rızkını vermekte ve sevk ettirmekte zorlanmaz.

    O'nun kudreti herşeye yeter.Ayette de belirtildiği üzere Allah her canlının rızkını taahhüt altına almıştır.

    Dikkat
    Rızık taahhüt altına alınmıştır

    Nükte
    "Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah'a ait olmasın."

    (Hud Sûresi, 11: 6.)

    âyet-i kerimesiyle, rızık taahhüt altına alınmıştır.

    Fakat, rızık dediğimiz iki kısımdır: Hakikî rızık, mecâzî rızık. Yani zarurî var, gayr-ı zarurî var.
    Âyetle taahhüt altına alınan, zarurî kısmıdır. Evet, hayatı koruyacak derecede gıda veriliyor.

    Cisim ve bedenin semizliği ve zaafiyeti, rızkın çok ve az olduğuna bakmaz. Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir. Mecâzî olan rızık ise, âyetin taahhüdü altında değildir.

    Ancak sa'y ve kisbe bağlıdır.

    Nokta

    Arkadaş! Mâsum bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, beşer fehminin anlayamadığı bazı esbab ve hikmetler vardır.

    Yalnız, meşiet-i İlâhiyenin düsturlarını hâvi şeriat-ı fıtriye ahkâmı, aklın vücuduna tâbi değildir ki, aklı olmayan birşeye tatbik edilmesin. O şeriatın hikmetleri kalb, his, istidada bakar. Bunlardan husûle gelen fiillere, o şeriatın hükümleri tatbikle tecziye edilir.

    Meselâ, bir çocuk, eline aldığı bir kuş veya bir sineği öldürse, şeriat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur. İşte bu muhalefetten dolayı düşüp başı kırılırsa müstahak olur.

    Çünkü, bu musibet o muhalefete cezadır. Veya dişi bir kaplan, öz evlâtlarına olan şiddet-i şefkat ve himâyeyi nazara almayarak, zavallı ceylânın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapar.

    Sonra, bir avcı tarafından öldürülür. İşte, hiss-i şefkat ve himâyeye muhalefet ettiğinden, ceylâna yaptığı aynı musibete mâruz kalır.

    İHTAR: Kaplan gibi hayvanların helâl rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriat-ı fıtriyece haramdır.


    Mesnevî-i Nuriye, s. 64
    Yazar : Risale Forum
    Konu ASHAB-I BEDR tarafından (05-06-2012 Saat 02:34 ) değiştirilmiştir.


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  8. #18
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Not
    DOKUZUNCU LEM'A: Bakınız! Âlem-i arz ve bütün cüz'iyat üstünde hâtem-i ehadiyet bulunduğu gibi, dağınık neviler ve muhit unsurlar üstünde de aynen o hâtem-i ehadiyet bulunur.





    Yeryüzünde çeşit çeşit mahlukatın üzerinde nasıl bir hatem-i ehadiyet var ise bütünlüğünde,dağılmış olarak görünenlerde de aynı ehadiyeti mevcuttur.

    Çiçeklerin bin bir çeşidinin olması ve her çeşidine ayrı ayrı Rahmetinin tecelli ettiği hayatta olmasıyla görülmekte...Papatya da bir çiçek...Gül de bir çiçek..Menekşe de bir çiçek..

    Çeşitlilik içerisinde çeşitliliğe sınır tanımayan Allah sanatının en ala mertebede versiyonlarını birer kartela gibi yeryüzüne bezemiştir.SubhanAllah ile Kudretine ,Elhamdülillah ile Cemaline fikri zikir etmek düşer inşaAllah bizim de ruhaniyetimize ki terakkiyette adımlar artsın.


    Dikkat
    Ve heyet-i mecmuasındaki vahdet-i tedbir ve vahdet-i idare ve vahdet-i nev'iye ve vahdet-i cinsiye ve

    umumun yüzlerinde göz, kulak, ağız gibi noktalarda ittifak cihetinde müşahede edilen sikke-i fıtratta birlik

    ve herbir nev'in efradı sîmalarında görülen sikke-i hikmette ittihad ve iaşede ve icadda beraberlik ve

    birbirinin içinde bulunmak gibi keyfiyetlerinden hiçbirisi yoktur ki, senin vahdetine kat'î şehadette

    bulunmasın!

    Ve herbir ferdinde, kâinata bakan bütün isimlerin cilveleri bulunmakla, vâhidiyet içinde senin ehadiyetine

    işareti olmasın.



    Asa-yı Musa



    Yazar : Risale Forum
    Konu ASHAB-I BEDR tarafından (05-06-2012 Saat 15:50 ) değiştirilmiştir.


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Allah (c.c) yaratmış olduğu mahlukat ile kullarına kendisini tanıttırmak ve O yarattıklarının dillerinden çekilen zikirleri tefekkür gözüyle görmemizi istiyor.

    Dikkat
    Hem meselâ küre-i arz, küre-i arzın nevileri adedince başlar ve o nevilerin ferdleri sayısınca diller

    ve o ferdlerin a'za ve yaprak ve meyveleri mikdarınca tesbihatlar yaptığı için elbette o haşmetli ve şuursuz

    ubudiyet-i fıtriyeyi bilerek, şuurdarane temsil edip dergâh-ı İlahiyeye takdim etmek için kırkbin başlı ve her

    başı kırkbin dil ile ve herbir dil ile kırkbin tesbihat yapan bir melek-i müekkeli bulunacak ki, ayn-ı hakikat

    olarak Muhbir-i Sadık haber vermiş.


    Asa-yı Musa





    Dikkat
    Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş ve ey kibriya-yı azametinden tesettür etmiş olan

    Sâni'-i Hakîm ve Hâlık-ı Rahîm!

    Bütün eşcar ve nebatatın, bütün yaprak ve çiçek ve meyvelerin dilleriyle ve adediyle;

    seni kusurdan, aczden, şerikten takdis ederek hamd ü sena ederim.


    Asa-yı Musa
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri - 36 - Yardımlaşma Kanunu ve Rızkın Anında Yetişmes

    Dikkat
    ÜÇÜNCÜ LEM'A: Cenab-ı Hakk'ın canlı mahlukata bastığı hayat hâteminin gayr-ı mütenahî nakış ve keyfiyetlerinden bir nümuneyi göstereceğiz.

    Şöyle ki:



    Nasıl ki suyun katrelerinden, şişenin parçalarından tut, seyyar yıldızlara kadar şeffaf veya şeffaf gibi her şeyde şemsin cilvelerinden şemse mahsus bir turra, bir cilve bulunur.

    Kezalik Şems-i Ezelî'nin de bütün canlı mahlukatta "ihya ve nefh-i hayat" cihetiyle bir tecelli-i ehadiyeti vardır ki, bütün esbab iktidar ve ihtiyar sahibi oldukları farz edilse dahi, o sikkenin ne mislini ve ne taklidini, ne münferiden ve ne müçtemian yapmaktan âcizdirler.

    Buna binaen şeffaf şeylerde görünen o timsaller şemsin timsali olup, şemsten o şeffaf şeylere in'ikas etmiş olduklarına hükmedilmediği takdirde, o sayısız katrelerde ve zerrelerde her birisinde hakikî bir şemsin maddesiyle mevcud bulunduğuna hükmetmek lâzım gelir.


    Mesnevi-i Nuriye
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222