Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


    Eser:
    Mektubat/Beşinci Mektup
    Konu: Hakaik-i İmaniye ve Tasavvuf

    Açıklamalı risale derslerimiz devam ediyor.


    • Derslerimize herkes katılabilir.
    • Soru sorabilir veya sorulan sorulara cevap verebilir.
    • Ders anlayışımız; "biz biliyoruz, öğretiyoruz" değil, "anladığımızı paylaşıyoruz." şeklindedir.
    • Açıklamalı dersler, birkaç yöneticinin kendi tekelinde gibi algılanmamalı.
    • Yöneticiler derslerin sadece takibini ve seri olarak açma vazifelerini üstlenmekteler.
    • Bunun dışında dersin gidişatı herkese açıktır.
    • Bundan dolayı bütün kardeşlerimizin derslere iştirak etmelerini arzu ediyoruz.


    Selam ve dua ile.


    Bilgi
    2 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 1 بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

    SİLSİLE-İ Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat’ında demiş ki: “Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim.”3

    Hem demiş ki: “Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır.”4

    Hem demiş ki: “Velâyet üç kısımdır. Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir; biri velâyet-i vustâ, biri velâyet-i kübrâdır. Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır.”5

    Hem demiş ki: “Tarîk-i Nakşîde iki kanatla sülûk edilir. Yani, hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve ferâiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez.”6

    Öyle ise, Tarîk-i Nakşînin üç perdesi var:

    Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmettir ki, İmam-ı Rabbânî de (r.a.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.

    İkincisi: Ferâiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyyeye tarîkat perdesi altında hizmettir.

    Üçüncüsü: Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vacip, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.

    Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkàdir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. İşte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur’ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar.

    Madem hakikat budur. Esrar-ı Kur’âniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasip bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım.

    Bilirsiniz ki, eğer dalâlet cehaletten gelse, izalesi kolaydır. Fakat dalâlet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşadla yola gelebilirdi. Çünkü, öyleler kendilerini beğeniyorlar. Hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenâb-ı Hak şu zamanda, i’câz-ı Kur’ân’ın mânevî lemeâtından olan malûm Sözleri, şu dalâlet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini vermiş tasavvurundayım.

    7 اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
    Said Nursî




    1 : Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.
    2 : “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
    3 : İmam-ı Rabbânî, el-Mektûbât, 1:182 (210. Mektup).
    4 : İmam-ı Rabbânî, el-Mektûbât, 1:182 (210. Mektup).
    5 : İmam-ı Rabbânî, el-Mektûbât, 1:240 (260. Mektup).
    6 : İmam-ı Rabbânî, el-Mektûbât, 1:87 (75. Mektup), 1:98 (91. Mektup) 1:99 (94. Mektup)

    7 : Bâkî olan sadece Odur.


    Mektubat



    Tavsiye
    Mektubat Dersleri: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Diğer dersler: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Benzer Konular
    Mektubat 2. Ders - Hazreti İsâ Aleyhisselâm Gelecek !
    Mektubat 2. Ders - Hazreti İsâ Aleyhisselâm Gelecek ! Es Selamün Aleyküm. Açıklamalı Risale dersleri serisine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu haftaki konumuz hemen herkesin merak konusu olan, Hazreti İsa Aleyhisselamın dü
    Mektubat 1. Ders - Hayat Mertebeleri
    Mektubat 1. Ders - Hayat Mertebeleri Bismillâhirrahmânirrahîm Elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkibetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain,alê rasulüne salevât Birinci Mektup بِس
    Risale Açıklamalı 65 - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.
    Risale Açıklamalı 65 - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır. بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    Mektubat 4. Ders - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî
    Mektubat 4. Ders - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    Üstad, Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye'de aza iken İmam-ı Rabbani'nin Mektubat'ın
    Üstad, Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye'de aza iken İmam-ı Rabbani'nin Mektubat'ın Üstad, Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye'de aza iken İmam-ı Rabbani'nin Mektubat'ını tefeül ederek açmış ve kendisini adına bir mektup çıktığını söylemektedir. Bu mektubun orijinalini yayınlayabilir misiniz? Devami...
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Her zamanın bir hükmü var. Mevsimlere göre libaslar ve ilaçlar nasıl değişiklik arzediyorsa, zamanın değişmesiyle de, dinde rağbet gören ve elzem olan bir tarz, daha belirgin bir hale geliyor. Bu dersimiz de, bu zamanda imana hizmet etmenin daha elzem olduğu hakkındadır..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    659
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 5850


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Bilgi
    SİLSİLE-İ Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat’ında demiş ki: “Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim.”3




    İman hakikatlerini tebliğ etmek ile keramet gibi lezzetleri iki ayrı mesele olarak düşünürsek. İman hakikatleri kişide lezzetleri ise Allah'ın lütfundan düşünmemiz iktiza edecektir. Bir ufak parantez içinde lakin her ikisde hakikatte Allah'tan olduğu mutlakdır. Ancak meselenin anlaşılması için arka plandan ziyada zahire bakacak olursak;

    İlimde farzdır namazda farzdır. Mesela küçükken babalarımız elimizden tutar bizi camiye namaza götürürdü bir süre sonra belirli bir kemale eriştiğimizde ise haydi oğlum git namazını kıl demeye başlardı. İşte manevi olarak baktığımızda keramet gibi manevi lezzetler Allah'ın bizim kalbimizden tutması olarak ele alabiliriz, belirli bir kemale eriştiğimizde ise haydi artık kendi başına yap demektedir. İşte bu lezzet meselesi kişinin kabiliyet ve istidadından ileri gelmemektedir. Allahın bir lütuf ve rahmetidir. Ancak iman hakikatlerine ait meseleler böyle ele alamayız. Mesela Allah'a inanmayan birine Allah'a iman etmesi için gerekli hakikatleri göstermek ilimden gelmektedir bunun neticeleri Allah'ın bize verdiği o cüzü lezzetlerden daha azimdir. Nitekim o lezzetler şimşek gibidir ne zaman çakacağı belli olmaz ama iman hakikatlerinin inkişafı güneş gibi her zaman doğacaktır.. Neticesi ise şimşek bir anlık sadece o bölgeye ait bir aydınlık verir ancak güneşin doğması ve dünyayı aydınlatması daha geniştir. Elbette ortaya çıkan manzarada diğerinden daha lezzetli olması mutlakdır.

    Yine bununla beraber; tarikata gireyim keramet sahibi ilimlere mazhar olayım niyeti ile girmek ameli ifsad eder. Ancak iman hakikatlerinde böyle değildir. İman hakikatlerini anlatayım bu hakikatler bilinsin demek ameli bozmaz hatta pek çok faydaları vardır..
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  4. #4
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Not
    SİLSİLE-İ Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat’ında demiş ki: “Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim.”3


    İmam-ı Rabbaninin bu sözünden, iman hakikatlerinden bir meselenin inkişaf etmesi, binlerce zevk ve heyecanlardan ve kerametlerden daha üstün ya da daha gerekli olduğunu anlıyoruz. Mesela haşre imanla ilgili bir meseleyi tefekkürle tam kavramak direkt imana kuvvet verdiğinden, ve iman bilhassa şu zamanda, hem dünyada, hem sekeratta, hem kabirde ve hem de ahirette insana en lüzumlu şey olduğundan kerametlere ve zevklere, istiğrak hallerine tercih edilir.

    Not
    Hem demiş ki: “Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır.”4


    Hem bütün yolların varış noktası, iman hakikatlerinin inkişafı ve ortaya çıkmasıdır.

    Tavsiye
    zâhirden hakikate geçmek iki suretledir: Biri, doğrudan doğruya hakikatin incizabına kapılıp, tarikat berzahına girmeden, hakikati ayn-ı zâhir içinde bulmaktır. İkincisi, çok merâtipten seyr ü sülûk suretiyle geçmektir.

    Sözler



    Risale-i Nur birinci yolu tutuyor..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #5
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Hem demiş ki: “Velâyet üç kısımdır. Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir; biri velâyet-i vustâ, biri velâyet-i kübrâdır. Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır.”


    Tavsiye
    Velâyet-i Kübra; daha çok sahabelerin ve onların yolunda gidenlerin mesleğidir. Bu yol, cadde-i kübrâdır; Allah’ın kula yakınlığından inkişâf eden külli ve feyizli bir meslektir. Mezhep imamları, müçtehitler ve tarikat aktapları buna örnek olarak verilebilir.


    Velâyet-i Vusta; sünnet-i seniyyeye ittibâ etmeyi esas alarak imana ve Kur’ân'a hizmet eden büyük mürşitlerin, asfiyaların ve ülemânın yoludur. Bu sıfatları hâiz olan her zat velâyet-i vustaya mazhardır.


    Velâyet-i Suğra ise; bildiğimiz normal tarikat ve tasavvuf ehlinin gittiği yoldur.


    Sorularla Risale

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #6
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Not
    Öyle ise, Tarîk-i Nakşînin üç perdesi var:

    Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmettir ki, İmam-ı Rabbânî de (r.a.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.

    İkincisi: Ferâiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyyeye tarîkat perdesi altında hizmettir.

    Üçüncüsü: Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vacip, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.


    Yani Nakşi tarikatının üç tarzı var. Bir önceki mesajdan bakılabilir. Birisi ve en birincisi ve en büyüğü ve İmam-ı Rabbani r.a. hazretlerinin son zamanlarında süluk ettiği Velayet-i Kübra yoludur.

    İkincisi dinin farzlarına ve sünnet-i seniyyeye tarikat perdesi altında hizmet etmektir ki bu velayet-i vustadır. Birinci cümlede "doğrudan doğruya", ikinci cümlede ise "perde" ifadesinin kullanılması ilgi çekicidir. Diyebiliriz ki; velayet-i kübra yolu perdesizdir ve velayet-i vusta yolu perdelidir. Yani iki yol düşünelim, birinde engeller var hedefe varmak için (yani imani meselelerin inkişafından kinaye), diğerinde ise en ufak bir engel yok.

    Üçüncüsü ise, tasavvuf yoluyla, kalbin marazlarını izaleye çalışmak, yani zikirlerle, virdlerle vs. kalbi tertemiz yapmak ve kalp ayağıyla ilerlemek. Bu yolda velayet-i suğra oluyor. Görüldüğü gibi bu yolda da kalp yalnız kalıyor. Kalben hiçbir sorun yok ama sadece kalbin marazlardan arınması, tek başına bu zamanın fitnelerine karşı koymaya yeterli midir ? Akıl da lazım gelmez mi ?
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (22-05-2013 Saat 17:58 ) değiştirilmiştir.

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #7
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Not
    Birincisi farz, ikincisi vacip, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.



    Birincisi farz; Yani doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmet etmek..

    ikincisi vacip;
    Ferâiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyyeye tarîkat perdesi altında hizmettir.

    üçüncüsü ise sünnet hükmündedir;
    Bu da Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir.


    Buradaki farz, vacip ve sünnet ifadeleri, yolların önem sırasına binaendir. Yani imansız ebedi hayatın kurtulması mümkün değildir. O halde önem sırasına göre en mühimi iman hakikatlerine hizmet etmektir. Zira zerre kadar da olsa imanı olan eninde sonunda cennete gidecektir.

    İkincisi dinin farzlarını yerine getirmek ve sünneti seniyyeye ittiba vacip hükmündedir ve imana hizmet etmekten sonra gelir.

    Tasavvuf yoluyla ve kalp ayağıyla süluk etmek ise farzlar ve sünnete ittibadan da sonra gelir. Yani sünnet gibidir.

    Şöyle de diyebiliriz. Mesela farz, vacip ve sünnet namazlarımız var kılmamız gereken. Bunlardan hangisini öne koyacağımız bellidir. Önce farz namazımızı, zaman kalırsa vacip olanları, daha da zaman ve şartlar uygun olursa sünnet namazlarını kılarız. İşte yukarıdaki sıralamada önem sırasına göre bunun gibidir.
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (23-05-2013 Saat 17:52 ) değiştirilmiştir.

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #8
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Not
    Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkàdir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir.



    Üstad burada hemen herkesin tanıdığı büyük Zatların r.a. ismini veriyor ve zamanın önemine dikkat çekiyor. "BU ZAMANDA OLSAYDILAR" "BÜTÜN HİMMETLERİNİ" iman hakikatlerinin ve İslam inancının takviyesine sarfedeceklerini söylüyor. O zaman akla "bu zamanın o büyük Zatların r.a. geldiği zamandan farkı nedir ?" sorusu geliyor. Hemen bu satırların devamında olduğu gibi Risale-i Nurların çok yerlerinde bu sorunun cevabını bulmak mümkün. Zaten Risale-i Nur baştan başa bu zamanın ihtiyacına binaen yazılmış. Şeyh Abdülkàdir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve daha birçok büyük Zatların r.a. yaşadığı dönemler İslam tarihinin bahar ayları mahiyetindeydi. Şimdi ise kış hakim. Bahar ayında giyilen elbise nasıl kışın giyilmezse ya da en azından o elbise ile dışarı çıkılmazsa, bugünkü şartlarda da sadece tasavvuf başlı başına bir insana kafi gelmez ve sadece "farzlarımı yerine getiriyorum, sünnetlere dikkat ediyorum" demekle bu ağır şartlara karşı konulamaz..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #9
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Not
    Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir.


    Yani insana ebedi saadeti kazandıracak olan iman hakikatleri ve İslam inancıyla ilgili olan şeylerdir. İman kavi değilse, insanın yaptığı ibadetler boşa gidebilir. Şeytan son nefeste aldatabilir..Hem imanın kamil olması ibadetlerde titizliği arttırır ve amellerde ihlasa vesile olur. Mesela Allahın varlığına tam inanmış bir insan, namazını kılarken ya da orucunu tutarken, yahut zekatını verirken, kibir yapmaz, gösterişe tenezzül etmez, gaflet halinde bulunmaz. İman ne derece sağlamsa, ibadetlerde o derece makbul hale gelir..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #10
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2614 + 209828


    Cevap: Mektubat 8. Ders - Tasavvuf Meyvedir, Hakaik-i İslâmiye Gıdadır.

    Not
    İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır.



    Buradaki tesbitler çoğu zaman tenkide maruz kalıyor. Ortada sanki tasavvuf düşmanlığı varmış gibi algılanıyor. Hatta bu kısmı ve bu konuyla ilgili olan, Risale-i Nurdan başka kısımları okuyup, tasavvufa cephe alanlar da var. Halbuki Üstad Hazretleri Risale-i Nurun hiçbiryerinde, tarikat ve tasavvufu kötü tasvip etmemiştir. Gerek bu kısımda olsun, gerekse sair risalelerde bununla ilgili bahisler olsun, anlatılmak istenen, tasavvufun bu zamanın şartlarında genel olarak kafi gelmeyeceği, hem ondan daha kısa olan ve aynı yolu insana katettirecek bir yolun olduğunu ve bu yolda çalışmanın, bu zamanda en mühim vazifelerin başında olduğu anlatılıyor. İman cennetin ve saadeti ebediyyenin olmazsa olmazlarındandır. İslamın hakikatleri hayatın devamı için gerekli olan ekmek gibi, su gibidir. Tasavvuf meyve gibidir, insan meyve yemeden yaşayabilir. Ancak burda dikkat edilmesi gereken ince bir nokta var o da şu: İnsan tasavvufsuz yani teşbihe göre meyvesiz yaşayabilir. Üstad bunu iman hizmetine teşvik etmek için anlatıyor. Yoksa hem meyve yeme, hem meyve yiyene düşmanlık et, hem de ekmekten, gıdadan da uzak dur şeklinde anlamamak lazım. Çünkü bu konuda tartışmaya girenlere rast geldiğimizde, her iki tarafta da bir istikrarı olmadığını görüyoruz genellikle..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222