Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/3 123 SonSon
23 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    7 üyeden 7 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Mektubat 4. Ders - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî


    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


    Bilgi
    DÖRDÜNCÜ SUAL: Mahbuplara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılâp ettiği gibi, acaba ekser nasta bulunan, dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılâp edebilir mi?

    Elcevap: Evet. Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fenâ çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbup arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esmâ-i İlâhiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit aşk-ı hakikîye inkılâba yüz tutar.

    Fakat bir şartla ki, kendinin zâil ve hayatıyla bağlı kararsız dünyasını haricî dünyaya iltibas etmemektir. Eğer ehl-i dalâlet ve gaflet gibi kendini unutup, âfâka dalıp, umumî dünyayı hususî dünyası zannedip ona âşık olsa, tabiat bataklığına düşer, boğulur. Meğer ki, harika olarak bir dest-i inâyet onu kurtarsın. Şu hakikati tenvir için şu temsile bak:

    Meselâ, şu güzel, ziynetli odanın dört duvarında, dördümüze ait dört endam âyinesi bulunsa, o vakit beş oda olur: biri hakikî ve umumî, dördü misalî ve hususî. Herbirimiz, kendi âyinemiz vasıtasıyla, hususî odamızın şeklini, heyetini, rengini değiştirebiliriz. Kırmızı boya vursak kırmızı, yeşil boyasak yeşil gösterir. Ve hâkezâ, âyinede tasarrufla çok vaziyetler verebiliriz. Çirkinleştirir, güzelleştirir, çok şekillere koyabiliriz. Fakat haricî ve umumî odayı ise kolaylıkla tasarruf ve tağyir edemeyiz. Hususî oda ile umumî oda hakikatte birbirinin aynı iken, ahkâmda ayrıdırlar. Sen bir parmakla odanı harap edebilirsin; ötekinin bir taşını bile kımıldatamazsın.

    İşte, dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır. Belki o hususî dünyamız ve âlemimiz bir sahifedir, hayatımız bir kalem onunla, sahife-i a’mâlimize geçecek çok şeyler yazılıyor.

    Eğer dünyamızı sevdikse, sonra gördük ki, dünyamız, hayatımız üstünde bina edildiği için, hayatımız gibi zâil, fâni, kararsızdır, hissedip bildik. Ona ait muhabbetimiz, o hususî dünyamız âyine olduğu ve temsil ettiği güzel nukuş-u esmâ-i İlâhiyeye döner, ondan cilve-i esmâya intikal eder.

    Hem o hususî dünyamız, âhiret ve Cennetin muvakkat bir fidanlığı olduğunu derk edip, ona karşı şedit hırs ve talep ve muhabbet gibi hissiyatımızı onun neticesi ve semeresi ve sümbülü olan uhrevî fevâidine çevirsek, o vakit o mecazî aşk hakikî aşka inkılâp eder.

    Yoksa 1 نَسُوا اللهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْ اُولٰۤئِكَ هُمُ الْفاَسِقُونَ sırrına mazhar olup, nefsini unutup, hayatın zevâlini düşünmeyerek hususî, kararsız dünyasını aynı umumî dünya gibi sabit bilip kendini lâyemut farz ederek dünyaya saplansa, şedit hissiyatla ona sarılsa, onda boğulur, gider. O muhabbet onun için hadsiz belâ ve azaptır.

    Çünkü, o muhabbetten yetimâne bir şefkat, meyusâne bir rikkat tevellüt eder. Bütün zîhayatlara acır, hattâ güzel ve zevâle maruz bütün mahlûkata bir rikkat ve bir firkat hisseder; elinden birşey gelmez, ye’s-i mutlak içinde elem çeker.

    Fakat gafletten kurtulan evvelki adam, o şedit şefkatin elemine karşı ulvî bir tiryak bulur ki, acıdığı bütün zîhayatların mevt ve zevâlinde bir Zât-ı Bâkînin bâki esmâsının daimî cilvelerini temsil eden âyine-i ervahları bâki görür; şefkati bir sürura inkılâp eder.

    Hem zeval ve fenâya maruz bütün güzel mahlûkatın arkasında bir cemâl-i münezzeh ve hüsn-ü mukaddes ihsas eden bir nakış ve tahsin ve san’at ve tezyin ve ihsan ve tenvir-i daimîyi görür. O zeval ve fenâyı, tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san’at için bir tazelendirmek şeklinde görüp, lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir.

    2اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

    Said Nursî
    1 : “Onlar Allah’ı unuttular. Allah da onlara kendilerini unutturdu. Onlar yoldan çıkmış kimselerin tâ kendisidir.” Haşir Sûresi, 59:19.
    2 :
    Bâkî olan sadece Odur.


    Mektubat



    Tavsiye
    Diğer derslerimiz: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Benzer Konular
    Risale Açıklamalı 29 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî
    Risale Açıklamalı 29 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    Mecazi Mehdi Hakiki Mehdiye Götürdü..
    Mecazi Mehdi Hakiki Mehdiye Götürdü.. Mecazi Mehdi Hakiki Mehdiye Götürdü - Said Özdemir Ağabey Anlatıyor27000454
    Insanda bulunan Hisler; Hakiki ve Mecazi vecihleri...
    Insanda bulunan Hisler; Hakiki ve Mecazi vecihleri... Üstâd Bediüzzamân Hazretleri, ‘Dokuzuncu Mektûb’da şöyle der: “Tahmîn ederim ki, nâsihlerin (nasîhat edenlerin) nasîhatlari, şu zamanda te’sirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanla
    Mecazi aşktan Hakiki aşka(ilahiaşk) geçiş
    Mecazi aşktan Hakiki aşka(ilahiaşk) geçiş Çoğu gençlerimiz malesef Aşkın bir okul olduğunu bilmiyor ve sadece dünyalık görebiliyorlar halbuki Mecazi aşklar —>Hakiki aşka köprüdür… Öze inebilmek gerek, karşındaki insan sadece bir resim,asıl ressam
    Hakiki ve Mecazi Rızık
    Hakiki ve Mecazi Rızık Evet, iktisat etmeyen, zillete ve mânen dilenciliğe ve sefalete düşmeye namzettir. Bu zamanda isrâfâta medar olacak para çok pahalıdır. Mukabilinde Bazen haysiyet, namus rüşvet alınıyor. Bazen mukaddesât-ı diniye mukabil
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (28-01-2013 Saat 19:22 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    5 üyeden 5 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fenâ çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbup arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esmâ-i İlâhiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit aşk-ı hakikîye inkılâba yüz tutar.


    ASK

    "Sevgi" canli varligin, haz veren bir nesneye karsi meyil duymasidir. Söz konusu meylin pekisip güçlenmesi haline «ask» denir.
    Ask duygusu, askin sevgilisine kul olmasi ve sahip oldugu her seyi ugrunda feda etmesine yol açacagi bir dereceye varabilir.

    Züleyha'nin Hz. Yusuf'a (A.S.) karsi duydugu askin ne dereceye vardigina bir baksana, Kadinin bütün servet ve güzelligi bu ugurda gitmis. Yetmis deve yükü mücevher ve gerdanliginin var oldugu söylenir, hepsini Hz. Yusuf'un (A.S.) aski ugruna harcamis. «Bu gün Hz. Yusuf'u gördüm» diyen herkese eline geceni zengin edecek degerde bir mücevher vere vere elinde hiç bir sey kalmamis.

    Asiri askindan dolayi diger her sey aklindan çiktigi için karsilastigi her seyi «Yusuf» diye çagirir olmus, o kadar ki, basini göge kaldirdigi zaman Hz. Yusuf'un (A.S.) adini yildizlarin üzerinde yazili görürmüs.


    Rivayete göre Züleyha iman edip Hz. Yusuf (A.S.) onunla evlendikten sonra eski asigi ve yeni kocasindan ayri yasamaya yönelerek kendisini ibadete vermis, varligini tamamen Allah (C.C)'a adamis. Hz. Yusuf (A.S.) kendisini gündüz yataga cagirsa «aksama» diye savar, aksam çagirinca da «yarina» diye ertelermis.

    Nihayet bir gün Hz. Yusuf'a (A.S.) demis ki: «ben sana Allah (C.C)'i tanimadan önce asik olmustum, fakat O'nu taniyinca kendisine karsi duydugum muhabbet, diger her seyin sevgisini gönlümden giderdi. O'nun sevgisine bedel istemiyorum.»


    «Leylâ ile Mecnun'un Ask hikâyesini herkes duymustur» Mecnuna adin nedir diye sorarlar. «Leylâ» diye cevap verir. Bir gün yine Mecnuna "Leylâ ölmedi mi" derler. «Hayir, Leylâ kalbimde yasiyor ölmedi, Leylâ benim» diye karsilik verir.

    Yine bir gün Mecnun, Leylâ'nin evi önüne gider ve gözlerini gökyüzüne diker. Ona «ey Mecnun, gök yüzüne degil, Leylâ'nin odasinin duvarina bak, belki onu görürsün» derier. O böyle diyenlere «gölgesi Leylâ'nin evine düsen yildiz bana yeter» diye cevap verir.


    Anlatildigina göre Hallac-i Mansur'u (rehimehullahu) seksen gün hapsetmişler. imam-i Şibli (rahimehullahu) bir gün ziyaretine gitmis ve «ey Mansur. Muhabbet nedir» diye sormus. Mansur «bu soruyu bana bugün degil, yarin sor» demis. Ertesi gün olunca Mansur'u zindandan cikarirlar, ve üzerinde boynunu vurmak üzere yere yaygi yayarlar, bu sirada imam-i Sibli çika gelerek karsisinda dikilir. Bu anda Mensur ona seslenir, «ey Şibli! Sevginin başı yangin, sonu ise ölümdür.
    Hallac-i Mcnsur'un nazarinda Allah (C.C)'dan baska her seyin batil olduguna kesin kanaat gelince ve yalniz Allah (C.C)'in hak oldugunu bilince, hak isminin onun kendi adi oldugunu unutmus ve sen kimsin sorusuna muhatap olunca «ben hakkim» diye cevap vermistir.

    Anlatildigina göre sahici muhabbet, su üc davranista belli olur:

    1 — Asik, sevdiginin sözünü digerlerinin sözlerine tercih eder.

    2 — Asik, sevgilisi ile oturup kalkmayi baskalari ile birareda olmaya tercih eder.

    3 — Yine asik. sevgilisinin rizasini kazanmayi, baskalarinin hosnutlugunu elde etmeye tercih eder. (El Münteha - Nam Kitapta da böyledir.)


    Söylendigine göre «ask» perdeyi yirtmak ve sirlari kesfetmektir. «Vecd» hali ise zikrin lezzetine varildigi anda ruhun, arzunun taskinligina katlanamamasidir. Öyle ki, bu haîi yasayan kimsenin ezalarindan biri kesilse hic bir sey duymaz.

    Kalplerin Keşfi/İmam Gazali/
    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (16-07-2012 Saat 09:47 ) değiştirilmiştir.
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Not
    DÖRDÜNCÜ SUAL: Mahbuplara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılâp ettiği gibi, acaba ekser nasta bulunan, dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılâp edebilir mi?

    Elcevap: Evet. Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fenâ çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbup arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esmâ-i İlâhiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit aşk-ı hakikîye inkılâba yüz tutar.



    Esselamü Aleyküm ve Rahmatullahu ve Berakatuhu,


    Elhamdulillahi Rabbi’l Aalemin.
    Ve’s-Salatü ve’s Selamü alâ Rasulina Muhammedin ve Alihi ve Sahbihi ecmein,

    Bismillahirrahmanirrahim


    Çok güzel temsiller ve açıklamalarla açıklanan sorunun içeriği şu dur ;

    Çok sevilen birine karşı duyulan mecaz-i olan aşk ile hakiki olan aşka yani Allah (c.c) Aşkına varılıyor.


    Acaba çoğunlukla gaflet uykusunda uyumakta olan insanların maddeci,dünyaya olan aşkları dahi hakiki aşka inkılap edebilir mi ?


    Öncelikle bu soruyu tahlil edeceğiz.Sorunun içindeki muhabbet edilen tarafları bir bir karşımıza alarak muhakeme etmeye çalışacağız inşaAllah..


    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    4 üyeden 4 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Dünyalık

    Bir gün Rasulullah dışarı çıktı ve ashabına "Sizden baktığı halde görmeyip
    ama olmak isteyen kimse var mıdır?" buyurdu.
    "Kim is ter ki Ya Rasulallah?" dediler.
    Şöyle buyurdu:
    "Yüce Allah dünyaya ilgi gösteren,ona gönül bağlayan kimseyi kör etmiştir. Dünyadan ümidini kesip, uzun emelden el çekene de kimseden öğrenmeksizin ilim vermiş , yol göstericisi olmadan ona doğru yolu göstermiştir."

    "Sabahleyin kalkınca niyet inin çoğu Allah için değil de dünya için olan
    kimse, Allah 'ın sevgili kullarından olamaz. Öyle bir insanın kalbinde şu
    dört şey eksilmez:
    1- Devamlı üzüntü,
    2- Sürekli meşguliyet ,
    3- Zenginliğe ulaşmayan fakirlik,
    4- Sonsuz emel."

    Kimya-yı Saadet
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    5 üyeden 5 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Öncelikle aşk-ı mecazi dairelerini ve asıl olan hakik-i aşk-ı ( ehl-i aşk ) anlamaya çalışacağız.

    Mecazi olarak bilinen aşklar sadece bir insanın birine duyduğu muhabbetten tekil değildir.

    Bunları kısaca sıralayacak olursak şayet; şahsi duyulan mecaz-i aşk,mal-mülk aşkı,makam aşkı,dünyada ebedi yaşayacakmış gibi dünyaya olan duyulan aşırı muhabbetler...


    Aslında her ne tarafa bakılırsa bakılsın mecaz-iolan aşkların hepsinde Allah'ın Hakiki Aşk-ı başta perdeli gibi görünen insana sonraları en ufak sendelemede,hastalıkta,kazada veya başka sıkıntılarda anlatmaya,muhatabına konuşmaya başlar.

    Başlanıçta duyulamayan.görülemeyen bu sonsuz Tevhidsesleri sonrasında insanın dikkatini cezb etmeye başlar.

    Bir Hadis-i Şerifte bildiriliyor ki;

    Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân isminitamamıyla gösterir bir sûrette yaratmıştır.

    (Buhârî, İstizân: 1. Bâb; Müslim, Birr: 115,Cennet: 28, Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519.)



    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2012
    Mesajlar Mesajlar
    1.605
    Blog Blog Girişleri
    44
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16732


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Aleykümselam ve Rahmetullah ebeden daimen...

    Yorumları merakla bekliyoruz.
    Yazar : Risale Forum
    İnsanlar içinde kurtulması en ümitli olan, kendisinin akıbeti hakkında en çok korkandır.

    Süfyan-ı Sevrî

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 495 + 34720


    5 üyeden 5 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Allah'tan başka neye olursa olsun gönül vermek, onu sevmek, aşık olmak mecazi aşk olarak bilinir..kişinin, mala mülke, eşe, çoluk cocuğa olan şiddetli muhabbeti de bir nevi aşk sayılır. Eğer bunlar Allah namına ise zararı yoktur ama değilse Allah namına olmayan herşey kişiye sıkıntı ve hem dünyevi hem de uhrevı rahatszlıklar verır ..insan aşk-ı mecaziden aşk-ı hakikiye yüzünü dönerse, kalbi ve hakiki rahata kavuşur .. Çünkü Cenabı Hak, kalbi kendisini bilip, sevmemiz için yaratmıştır. .. Mecazı aşkta nefsı hesabına olduğundan karşılık , menfaat düşünülürken , İlahi aşkta Allahın rızası gözetildiğinden hiç bi çıkar göz önünde bulundurulmaz .. Allah için sevmek , Allah için vermek ve Allah hesabına yapmak hakiki aşktır ..


    "Hem dahi, ey bedbaht ehl-i dalâlet ve gaflet! “Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir” kaidesi sırrınca, siz, fıtratınızdaki Cenâb‑ı Hakkın zât ve sıfât ve esmâsına sarf edilecek muhabbet ve marifet istidadını ve şükür ve ibâdât cihâzâtını nefsinize ve dünyaya gayr-ı meşru bir surette sarf ettiğinizden, bil’istihkak cezasını çekiyorsunuz. Çünkü Cenâb-ı Hakka ait muhabbeti nefsinize verdiniz; mahbubunuz olan nefsinizin hadsiz belâsını çekiyorsunuz. Çünkü hakikî bir rahatı, o mahbubunuza vermiyorsunuz. Hem onu, hakikî mahbub olan Kadîr-i Mutlaka tevekkül ile teslim etmiyorsunuz, daima elem çekiyorsunuz.

    Hem Cenâb-ı Hakkın esmâ ve sıfâtına ait muhabbeti dünyaya verdiniz ve âsâr-ı san’atını, âlemin esbabına taksim ettiniz; belâsını çekiyorsunuz. Çünkü, o hadsiz mahbuplarınızın bir kısmı size Allahaısmarladık demeyip, size arkasını çevirip, bırakıp gidiyor. Bir kısmı sizi hiç tanımıyor, tanısa da sizi sevmiyor, sevse de size bir faide vermiyor. Daima hadsiz firaklardan ve ümitsiz, dönmemek üzere zevâllerden azap çekiyorsunuz..." 32.Söz 3.Mevkıf
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    "Gölge Güneşten nişan verse de Güneş her an¸ can nurunu neşreder."

    Mevlâna bu beyitlerle¸ mecâzî aşkın hakikî aşk ile bir tutulamayacağına dikkat çekmektedir. Zira¸ gölge güneşin varlığına bir işaretse de¸ güneşin kendisi¸ her an bir hayat ışığıdır. Bunun gibi gölge misalinde olan ve cismânî suretlerden kaynaklanan aşk-ı mecâzî de aşk-ı hakikînin varlığından nişan vermekle birlikte güneş mesabesinde olan Zât-ı Hak'a olan aşk gibi değildir. Zira bu aşk¸ ruha nur verir.

    "Ay'ın ikiye yarılması mucizesi Güneş gibi zuhura gelince¸ gölge sana masal gibi uyku getirir.
    Güneş doğuverince Ay yarılır¸ yani nuru görünmez olur."mısrası ise aşkı¸ şakku'l-kamer mucizesine benzetmektedir.

    Not:
    Şakku'l Kamer Olayı


    AY MUCİZESİ

    Fahr-ı Kâinat Efendimizin (S.A.V.) gösterdiği BİN'e yakın mucize, insanlık âleminin ayları ve yıldızlan hük*münde parlayan sahabelerin gözü önünde cereyan etmiş ve yalan üzerine ittifak etmeleri imkânsız olan bu nuranî cemaat tarafından bütün teferruatıyla gelecek nesillere aktarılmıştır. "Benden bilerek yalan bir şey haber veren, Ce*hennem ateşinden yerini hazırlasın" mealindeki hadîs-i şerifin ikazına karşı bütün zerreleriyle titreyip herkesten fazla titizlik gösteren ve yalan bir haber karşısında susmaları mümkün olmayan o iman kahramanlarından bize ulaşan hadîs ve mucizeler, bugün modern ilim tarafından da tek tek tasdik edilmektedir. İslâmî kaynaklarda “Şakk-ı Kamer” veya "İnşikak-ı Kamer" olarak geçen"Ay'ın ikiye yarılma mucizesi" de bunlardan birisidir.

    Şakk-ı Kamer Mucizesi, Efendimiz (S.A.V.) peygamberlikle vazifeli kılındıktan sekiz sene sonra vuku buldu. Kureyş Kabilesi'nin ileri gelen müşrikleri bir araya toplanmışlar ve Allah Resûlünden, peygamberliğini ispatlayacak bir mucize istemeye karar vermişlerdi. Hep birlikte O'nun bulunduğu yere doğru ilerlerken gecenin ilk saatleri yaşanıyor ve Efendimiz (S.A.V.) parıl parıl parlayan ay ışığı altında Hazret-i Ali, Huzeyfe İbn-i Yemân, Abdullah Ibn-i Mes'ud, Enes İbn-i Mâlik, Abdullah Ibn-i Abbas, Cübeyr ibn-i Mut'im ve Abdullah İbn-i Ömer gibi büyük sahabelerle sohbet ediyordu. O nur halkasını çevreleyen müşriklerin mucize görme konusundaki ısrarları had safhaya varıp sabır sınırlarını zorladığında, Fahr-i Kâinat Efendimiz (S.A.V.) yerinden doğruldu ve mübarek elini, gökyüzünde bir altın tabak gibi ışıldayan Ay'a doğru celâlle kaldırdı. Yaratıldığı günden beri vazifesinden şaşmamış olan Ay, hürmetine koca bir kâinatın yaratıldığı O Zat'in (S.A.V.) bu işaretiyle bir anda ikiye ayrılmış ve gerideki Mina Dağı, Ay'ın İki parçası arasında kalarak muhteşem ve tüyler ürpertici bir manzara teşkil etmişti.

    Efendimiz (S.A.V.) etrafındaki sahabelerine "Şahit olun, şahit olun" diye tekrarlarken, Kureyş kâfirleri şaşkınlıkla birbirine bakmıyor ve "Bize büyü yaptı" diyorlardı.

    Bir başka Kureyşli de, "Muhammed (S.A.V.) sadece bize büyü yapmış ve Ay'ı iki parça olarak göstermiş olmalı" diyerek, bu hâdisenin civar beldelerden gelen kafile ve kervanlara sorulmasını istiyordu. Bu teklif, diğerleri tarafından da ister istemez benimsendi ve ertesi sabah Yemen ve başka taraflardan gelen kervanlar soru yağmuruna tutuldu. Hepsi de gece seyahat ettikleri için Ay'ın ikiye varıldığına şahit olmuşlardı. Bunun üzerine Mekke'li Müşrikler. "Ebû Tâlib'in yetîmindeki sihir, semaya da tesir etti" diyerek inatlarını sürdürdüler. Ve Efendimizin (S.A.V.) yanında olmamalarına rağmen bu mucizeyi gören diğer müşrikler gibi, küfürlerinde sabit kaldılar.

    Hemen arkasından Allah kelâmı nazil oldu:

    "ONLAR BÎR MUCİZE GÖRSELER, ONDAN YÜZ ÇEVİRİP "NORMAL BİR SİHÎR" DERLER, YALAN SÖYLERLER. NEFİSLERİNE UYARLAR." (Kamer Sûresi, 3. Âyet)

    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (16-07-2012 Saat 21:53 ) değiştirilmiştir.
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Yunus Emre¸ kendi lisanından Mecnun'un sonunda Leylâ'ya olan aşkına şöyle yorum getirir;

    Yürü Leylâ ki ben¸ Mevlâ'yı buldum¸
    Leylâ Leylâ derken¸ Allah'ı buldum.


    Zahiri sevenlerin aşkına hakikî¸ mazharı sevenlerin aşkına mecâzî aşk adı verilir. Allah yolunda ilerlemek isteyen kimsenin her şeyden önce kendisine ayak bağı olacak kayıtlardan kurtulması¸ kalbinde bağlılık adına zerre kadar bir şey bulunmaması gerekir. Belirli bir sevgilisi olmayan kişinin "Düğünde zurnaya¸ hamamda kurnaya âşık" kabilinden her şeye bir bağlılığı vardır. Mecâzî de olsa birini seven kişi ise dünyayı ve ötesini kalbinden çıkarmış¸ yalnız dîdarına gönül vermiş ve düşüncesini hasretmiştir. Her şeyden kurtulmuş ama bir rabıtayla bağlı kalmıştır. İnce kalın¸ yüzlerce binlerce kördüğüm olmuş bağlardan kurtulmak kolay değildir ama tek bağdan kurtulmak mümkündür. O tek bağ da mürşid-i kâmilin himmeti ile çözülür.

    Mecaz-i Aşk ; Ay'ın suya aksetmesi der isek,Hakiki aşk da gökyüzündeki Ayın ta kendisidir.Tabi, Şems'in dediği gibi ;'Boynunda çıban varsa sudaki akse dalar gidersin,hakikisine bakmak için boynunu çevirip,kafanı kaldırıp gökyüzüne bakmayı akıl edemezsin...'
    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (16-07-2012 Saat 21:37 ) değiştirilmiştir.
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 42 - Aşk-ı Mecazî - Aşk-ı Hakikî

    Ve aşka dair başka bir yorum...

    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222