Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/11 İlkİlk 123456 ... SonSon
110 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    Amma ikinci mesele teşekkele binefsihî'dir. Yani, "Kendi kendine teşekkül ediyor.(MEYDANA GELİYOR,VARLIK SAHASINA GELİ,YOR)" İşte bu cümlenin dahi çok muhâlâtı(İMKANSIZLIĞI) var; çok cihetle(YÖNDE) bâtıldır, muhaldir(İMKANSIZDIR,MÜMKÜN DEĞİLDİR.OLAMAZDIR). numune için, muhâlâtından üç tanesini beyan ederiz. ....-------BİRİNCİSİ:........Ey muannid (İNATÇI) münkir(İNKAR EDEN)! Senin enâniyetin(BENLİĞİN,GURRUN,KİBRİN) seni o kadar ahmaklaştırmış ki(ANLAMADIĞIN HALDE,ANLADIĞINI SANMAYA GETİRMİŞ Kİ), yüz muhali(İMKANSIZLIĞI) birden kabul etmeyi bir derece hükmediyorsun. Çünkü sen mevcutsun(VARSIN,CANLISIN). Ve basit bir madde ve câmid(CANSIZ) ve tagayyürsüz(SABİT,DEĞİŞMEZSİZ) değilsin. Belki, daima teceddüdde(YENİLENMEKTE) olarak, gayet muntazam(DÜZENLİ İŞLEYEN) bir makine ve harika ve daima tahavvülde(DEĞİŞMEKTE OLAN) bir saray gibisin. Senin vücudunda(BEDENİNDE) her vakit zerreler(ATOMLAR) çalışıyorlar. Senin vücudun(BEDENİN) kâinatla, hususan rızık münasebetiyle, hususan beka-yı nevi itibarıyla alâkadar ve alışverişi vardır. Senin vücudunda (BEDENİNDE) çalışan zerreler(ATOMLAR), o münasebâtı bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar, öylece ihtiyatla(DİKKATLE) ayaklarını atıyorlar. Güya bütün kâinata bakıyorlar, senin münasebâtını kâinatta görüp öyle vaziyet alıyorlar. Sen zâhirî(DIŞ) ve bâtınî(İÇ) duygularınla, o zerrelerin(ATOMLARIN) o harika vaziyetine göre istifade edersin.
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    Eğer sen vücudundaki(BEDENİNDEKİ) zerreleri(ATOMLARI), Kadîr-i Ezelînin(BAŞLANGICI OLMAYAN ALLAHIN KUDRETİNİN) kanunuyla hareket eden küçücük memurları veya bir ordusu veya kalem-i kaderin uçları (herbir zerre bir kalem ucu) veya kalem-i kudretin noktaları (herbir zerre bir nokta) olduğunu kabul etmezsen, o vakit senin gözünde çalışan herbir zerreye öyle bir göz lâzım ki, senin mecmu-u cesedinin(TÜM BEDENİNİN) her tarafını görmekle beraber, münasebettar olduğun bütün kâinatı dahi görecek bir gözü ve bütün senin mazi (GEÇMİŞ)ve müstakbel (GELECEK)ve nesil ve aslın ve anâsırının(ELEMENTLERİNİN) membalarını(MERKEZLERİNİ) ve rızkının madenlerini(KAYNAKLARINI) bilecek, tanıyacak, yüz dâhi kadar bir akıl vermek lâzım geliyor. Senin gibi bu meselelerde zerre kadar aklı olmayanın bir zerresine bin Eflâtun kadar bir ilim ve şuur vermek, bin derece divanece bir hurafeciliktir(MASALCILIKTIR).
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    İKİNCİ MUHAL (TESADÜFÜN YARATAMIYACAĞINA DAİR İKİNCİ İMKANSIZ DELİL):Senin vücudun bin kubbeli harika bir saraya benzer ki, her kubbesinde taşlar, direksiz birbirine baş başa verip muallâkta(ASKIDA )durdurulmuş. Belki senin vücudun(BEDENİN), bin defa bu saraydan daha aciptir. Çünkü, o saray-ı vücudun(BEDENİN), daima, kemâl-i intizamla(TAM MÜKEMMEL SİSTEMLE) tazelenmektedir. Gayet harika olan ruh, kalb ve mânevî letâiften kat-ı nazar,( DUYGULARIMIZA NAZARI VERMEYİP) yalnız cesedindeki herbir âzâ, bir kubbeli menzil hükmündedir. Zerreler,(ATOMLAR) o kubbedeki taşlar gibi birbirleriyle kemâl-i muvazene (TAM ÖLÇÜLE) ve intizamla (DÜZENLİ OLARAK) başbaşa verip, harika bir bina, fevkalâde bir san'at, göz ve dil gibi acip birer mucize-i kudret(ALLAHIN KUDRETİNİN MUCİZESİNİ,OLAĞANÜSTÜLÜĞÜNÜ) gösteriyorlar. Eğer bu zerreler(ATOMLAR), şu âlemin ustasının emrine tâbi birer memur olmasalar, o vakit herbir zerre, umum(BÜTÜN) o cesetteki zerrelere(ATOMLARA) hem hâkim-i mutlak,(TAM HAKİM) hem herbirisine mahkûm-u mutlak(TAM MAHKUM), hem herbirisine misil(BENZER), hem hâkimiyet(HÜKÜMDARLIK,HÜKMETME) noktasında zıt, hem yalnız Vâcibü'l-Vücuda (VARLIĞI SABİT OLAN ALLAHA) mahsus olan ekser(ÇOĞU) sıfâtın masdarı(MERKEZİ), menbaı,(KAYNAĞI) hem gayet mukayyet(KAYITLI), hem gayet mutlak(SINIRSIZ) bir surette olmakla beraber, sırr-ı vahdetle(BİRLİK SIRRI İLE) yalnız bir Vâhid-i Ehadin (TEK ALLAHIN) eseri olabilen gayet muntazam (DÜZENLİ) bir masnu-u vâhidi(TEK SANATI) o hadsiz(SINIRSIZ) zerrâta(ATOMLARA) isnad etmek(ATOMLAR YAPTI DEMEK)-zerre kadar şuuru(AKLI) olan, bunun pek zâhir(AÇIK) bir muhal(ATOMLARIN YAPMASININ İMKANSIZ OLDUĞU), belki yüz muhal(YÜZ DERECE DAHA İMKANSIZ) olduğunu derk eder(ANLAR).
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    ÜÇÜNCÜ MUHAL (TESADÜFÜN YARATAMIYACAĞINA DAİR ÜÇÜNCÜ İMKANSIZ DELİL):.....Eğer senin vücudun(BEDENİN), Vâhid-i Ehad(TEK OLAN) olan Kadîr-i Ezelînin(BAŞLANGICI OLMAYAN ALLAHIN KUDRETİNİN) kalemiyle mektub olmazsa ve tabiata(DOĞAYA), esbaba (SEBEBLERE)mensup matbû(TABEDİLMİŞ) ise, o vakit senin vücudundaki(BEDENİNDEKİ) bir hüceyre-i bedenden(BEDEN HÜCRESİNDEN) tut, birbiri içinde daireler misilli, binler mürekkepler adedince tabiat kalıplarının bulunması lâzım gelir. Çünkü, meselâ bu elimizdeki kitap eğer mektub olsa, birtek kalem, kâtibinin ilmine istinad edip(DAYANIP) bütün onları yazar. Eğer o mektub olmazsa ve onun kalemine verilmezse, "Kendi kendine olmuş" denilse veya tabiata verilse, o vakit matbû(MATBAADA TABEDİLMİŞ,BASILMIŞ) kitap gibi herbir harfi için ayrı bir demir kalem lâzımdır ki, tab edilsin.(BASILSIN). Nasıl ki, matbaada hurufat(HARFLER) adedince demir harfler bulunur, sonra o harfler vücut bulur. O vakit birtek kaleme bedel, o hurufat adedince kalemler bulunması lâzım gelir. Belki o hurufat içinde-bazan olduğu gibi-küçük kalemle bir büyük harfte(ARABÇA YASİN HARFİNDE )bir sayfa(YASİN SÜRESİ) ince hatla yazılmış ise, binler kalem birtek harf için lâzım geliyor. Belki, birbirinin içine girip muntazam bir vaziyetle senin cesedin gibi bir şekil alıyorsa, o vakit herbir dairede, herbir cüz için, o mürekkebat(BİRKAÇ ŞEYDEN MEYDANA GELMİŞLER) adedince kalıplar lâzım geliyor.
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    Haydi, yüz muhal(OLMASI MÜMKÜN OLMAYAN) içinde bulunan bu tarzı mümkün desen dahi, bu muntazam san'atlı demir harfleri ve mükemmel kalıpları ve kalemleri yapmak için, yine birtek kaleme verilmezse, o kalemler, o kalıplar, o demir harflerin yapılması için, onların adetlerince yine kalemler, kalıplar ve harfler lâzım. Çünkü onlar da yapılmışlar ve onlar da muntazam san'atlıdırlar. Ve hâkezâ, müteselsilen(SİLSİLE HALİNDE) gittikçe gidecek. İşte, sen de anla, bu öyle bir fikirdir ki, senin zerrâtın adedince muhâlât ve hurafeler(MASALLAR), içinde bulunuyor. Ey muannid(İNADÇI) muattıl!(İŞE YARAMAYAN). Sen de utan, bu dalâletten(TESADÜF YAPTI DEMEKTEN) vazgeç.
    Yazar : Risale Forum

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    Sabah kalktığınız andan itibaren karşılaştığınız şeyleri şöyle bir düşünün... Başınızın altına koyduğunuz yastık, üzerinize örttüğünüz battaniye, sizi uyandıran çalar saat, kalkar kalmaz, temiz hava girmesi için açtığınız pencere, dolapta asılı duran kıyafetleriniz, her sabah kalktığınızda baktığınız ayna, kahvaltıda kullandığınız çatalibıçak, dışarı çıkarken yanınıza aldığınız şemsiye, bindiğiniz asansör, arabanızın kapısını açmak üzere kullandığınız anahtar, yoldaki trafik ışıkları, tabelalar, iş yerindeki masanızda duran kağıt, kalem ve diğerleri... Kuşkusuz tüm bunlar pek çok kişi tarafından üzerinde düşünülerek, emek ve vakit harcanarak, belli bir amaç gözetilerek karşınıza gelmiştir. Bu konuda hiçbir şüpheniz yoktur. Ve hiç kimse bunların sabah kalktığınızda tam olmaları gereken yerde, tesadüf eseri karşınıza çıktığını da iddia etmeyecektir. Örneğin kimse anahtarınızın tesadüf eseri tam arabanızın kapısını açacak şekilde yontulmuş olduğunu ve cebinize de tesadüfen girdiğini söylemeyecektir. Ya da yoldaki tabelaların tesadüf eseri bulundukları yerlere yerleşip ve yine tesadüf eseri saçılan boyalarla insanlar için bir anlam taşıyan yazıların oluştuğunu iddia etmeyecektir. Aynı şekilde masanızda duran ve şekillendirilmiş bir telden başka bir şey olmayan ataçın bile oraya tesadüf eseri, tam kağıtları birarada tutacak şekilde bükülüp konduğunu iddia eden kimse de çıkmayacaktır. Çünkü bunların her biri, boyutları, şekilleri, işlevleri ve daha pek çok detaylarıyla birer tasarım örneğidir. Sizin rahatınız için, ihtiyacınızı karşılayacak şekilde, bilgi kullanılarak bilinçli yöntemlerle üretilmişlerdir. Ve her birinin çevrenizde bulunmasının özel bir sebebi, belli bir amacı vardır.-harunyahya-
    Yazar : Risale Forum

  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    Peki ya yolda yürürken gördüğünüz insanlar, yanından geçtiğiniz ağaçlar, önünüze çıkan köpek, çatınızın saçaklarına yuva kuran güvercin, masanızda duran çiçekler, yukarı baktığınızda gördüğünüz gökyüzü? Sizce onların varlığının sebebi tesadüfler olabilir mi?


    Kuşkusuz böyle bir ihtimal üzerinde düşünmek bile son derece akıldışıdır... Çünkü çevrenizi saran canlı ve cansız tüm varlıklar, biraz önce saydığımız çevrenizdeki insan yapımı eşyalarla kıyas edilemeyecek, tesadüflere asla ihtimal bırakmayacak mükemmelliktedir. Bunların her biri üstün bilgi ve akıl gerektiren bilinçli bir yaratılışın örnekleridir. Tek bir ataçın, bir telin tesadüfen düzgünce bükülmesiyle masasına gelmesini mantıksız bulan her insan, insanların, kedilerin, kuşların, ağaçların ve tüm evrenin de tesadüfen meydana gelmesinin bunlarla kıyas edilemeyecek kadar imkansız olduğunu elbette ki görebilir. -harunyahya-
    Yazar : Risale Forum

  8. #18
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    Tesadüflerin yaratıcı gücü olduğuna inanan evrimciler, çok büyük variller alsalar. Bu varillerin içine, bir canlıyı oluşturmak için gerektiğini düşündükleri ne kadar madde varsa koysalar. Örneğin bu varile, canlılığı oluşturan tüm amino asitleri, proteinleri, lipidleri, karbon, fosfor, kalsiyum, karoten gibi elementlerin hepsini koysalar. Daha sonra bu karışıma dışarıdan ne etki vermek istiyorlarsa verseler. Örneğin varili ısıtsalar, soğutsalar, üzerine yıldırımlar düşürseler, elektrik verseler. Varile koydukları maddeleri istedikleri gelişmiş cihazlarla karıştırsalar. Ayrıca bu karışımın başında milyarlarca hatta trilyonlarca sene, birbirlerine babadan oğula vasiyet ederek nöbet tutsalar. Ve hiçbir şeyi tesadüflere bırakmadan, karışımın her anını kontrol ederek, birbirlerine danışıp, dünyanın en önde gelen biyologlarından, genetikçilerinden, fizikçilerinden, evrim uzmanlarından görüşler alsalar. Bir canlının oluşması için hangi şartların var olması gerektiğine inanıyorlarsa hepsini kullanmakta serbest olsalar...Tüm bu bilinçli ve ciddi çabalara rağmen bu varilden canlılığa dair bir şey asla çıkaramazlar. Ne yaparlarsa yapsalar yine de bu varilin içinden, bu kitap boyunca resimlerini göreceğiniz tavus kuşlarını, serçeleri, tavşanları, muhabbet kuşlarını, atları, gergedanları, karpuzu, mandalinayı, gülleri, yaseminleri, ıhlamur ağaçlarını, kirazları, çileği, muzları, hindistan cevizini, pamuğu, kestaneyi, mısırı, hurmayı, inciri, zeytini, limonu, üzümleri, kayısıyı, sincapları, baykuşları, karıncaları, balarılarını v.s. çıkaramazlar.-harunyahya-
    Yazar : Risale Forum

  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    Ne işlem yaparlarsa yapsınlar bu varilin içindeki atomlar; Einstein, Newton gibi karmaşık problemler çözen dahi bilim adamlarını; Picasso, Michalengelo gibi sanat ve estetik yönünden harikalar meydana getiren sanatçıları; Beethoven, Mozart gibi insan ruhuna zevk veren melodiler besteleyen müzisyenleri; buluşlar yapan, kendisini meydana getiren atomları mikroskop altında inceleyen bilim adamlarını; Humphrey Bogart, Charlton Heston gibi rol yeteneği olan aktörleri; Britney Spears, Ricky Martin, Michael Jackson gibi sanatçıları; dans eden, şarkı söyleyen, simetriden, estetikten, renklerin uyumundan zevk alan, araba tasarımı yapan, kitap yazan, kitap okuyan, öğrenen, öğrendiklerini hafızasında tutan, düşünen, akleden, muhakeme eden, heyecanlanan, sevinen, sevgi, merhamet ve şefkat duyan, özleyen, fırındaki kekin kokusunu duyunca iştahlanan, yediği yemeğin tadından zevk alan, komik bir olaya gülen, dostları ile neşelenen, bir fikri savunan, müzakere eden insan zekasını kesinlikle meydana getiremezler.
    Yazar : Risale Forum

  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 186 + 11440


    Cevap: Yirmiüçüncü Lema-Tabiat Risalesi.

    İngiliz fizikçi ve matematikçi olan Sir James Jeans evrendeki kusursuz düzeni şu şekilde ifade etmiştir:"Evren hakkında yapılan bilimsel bir araştırmanın sonucu tek bir cümleyle özetlenebilir: Evren, matematik bilgisi sonsuz bir varlık tarafından dizayn edilmiş olarak görülüyor." (Sir James Jeans, The Mysterious Universe, Cambridge University Press, 1932, s. 140)
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 140, 146, 163, abdini, abese, açacak, acip, adedince, ahenk, aklı, akıldan, aldatan, âliyesi, allah, alınmış, amerikalı, andan, arz, asi, aya, aynen, ağzı, baskı, battaniye, başlayan, bediüzzaman, beslemek, bildirir, bilimi, bilmede, bilmesi, birdir, biri, birlik, books, budur, bulunmak, buna, caba, cevap, cezbedici, çok, dadır, daire, dayanıyor, dağlar, dedikleri, delalet, demişler, denilmez, derece, değerlendirmeliyiz, değiller, dikkatle, dile, dilediğini, dine, dinen, disiplini, diyoruz, düzenli, düğü, düşünüyorum, dış, dışında, edendir, edilsin, ediyorlar, ediyorsun, elementlerden, emrini, enam, etmemiz, etsek, ettiklerini, ettirir, ettiğimiz, eyleme, ezeliyesi, eğilir, eşsiz, farklı, fikirleri, fikrini, gelmiyor, gelmiş, gerçeğini, gerekiyor, getirip, giremezsin, gökteki, göremiyorlar, görünüşü, güzelliği, hakikatine, harflerinin, hayalen, hayrette, hazretlerini, herşeye, herşeyin, hicr, hücum, ibarettir, icadı, ihata, ihtilafı, ilimsiz, ilişkisi, indirdi, isen, isimli, işaret, işlere, işlevleri, jpg, kainatta, kalacak, kanunları, kardeşleri, karışması, kavramı, kağı, kinaye, kitabını, kontrolü, korunması, koyan, kudretine, kısmı, lam, lem'alar, lema, maddeten, mahlukat, mahlûktur, malzemeleri, marangoz, mecbur, memlekete, menbaı, meselâ, metre, mevcudat, milleti, muazzam, muhaldir, nihayet, nüfuz, numunesi, olduğuna, olduğundan, olgun, olmadığı, olmayanı, olsalar, olsun, onlardan, oradan, orga, özellikle, özgü, rabbinin, rahatı, rahm, razı, risalei nur, risalesinde, risalesini, rububiyeti, saçılan, sahibidir, sahnesi, said nursi, sakı, sanatlara, senâ, sera, sergilemek, seviyesi, somut, süre, suretle, surlar, sürü, tabiat, tahrip, takdiri, taksim, tanımayan, tapan, tasavvur, taşları, temasları, ters, toplamak, uluhiyet, uluhiyeti, umum, üstü, uyum, varlığının, vazgeç, vazifeli, verdiği, verilmiş, veyahut, yapması, yapılmıyor, yapıyorlar, yaratılışında, yasağı, yayı, yazılan, yazıldığı, yerden, yirmiüçüncü lema, yüzleri, ışık, ışıkları, zamanla, zannediyorlar, zarif, zerrelerin, zira, zulmü, zıttı, şartları, şayet, şeye, şeylerle, şirke, şirkin

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222