ÜÇÜNCÜ NÜKTE

  • Bu fakir Said,Eski Saidden çıkmaya çalıştığı bir zamanda,rehbersizlikten ve nefsi emmarenin gururundan gayet müthiş ve manevi bir fırtına içinde akıl ve kalbim hakaik içerisinde yuvarlandılar.Kah süreyyadan seraya,kah seradan süreyaya kadar bir sukut ve suud içerisinde çalkalanıyorlardı.


(açıklama:insanda önemli olan iki cihazat vardır akıl ve kalp bunlar istikametli ise insan istikametli olur.akıl kalbin gözüdür.akıl kötü bakarsa kalpte sukut eder.akıl sünnete uyarsa kalpte rahat eder,sürur bulur)


  • İşte o zaman müşahede ettim ki sünneti seniyenin meseleleri,hatta küçük adapları,gemilerde hattı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi hadsiz zararlı,zulumatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum.


(açıklama:süneti seniyye karanlığı aydınlatan birer düğme misalidir bize yol gösterir)


  • Hem o seyahati ruhiyede çok tazyikat altında gayet ağır yükler yüklenmiş bir vaziyette kendimi gördüğüm zamanda,sünneti seniyyenin o vaziyete temas eden meselelerine ittiba ettikçe,benim bütün ağırlıklarımı alıyor gibi bir hiffet buluyorum.Bir teslimiyetle tereddütlerden ve vesveselerden,yani "Acaba böyle hareket hak mıdır,maslahat mıdır?" diye endişelerden kurtuluyordum

...................................
(açıklama:insanın yalnız başına ruhun mertebelerinde dolaşması zordur.Kendini manen yalnız hisseden insan sünnete yapışırsa öndersiz kalması düşünülemez evet kendine rehber bulamayan sünnete yapışmalı.)