Not
Binaenaleyh, kubuh ve şerde şer varsa da kalildir. Malûmdur ki, şerr-i kalil için hayr-ı kesir terk edilmez. Terk edilirse, şerr-i kesir olur; zekât ve cihadda olduğu gibi.


Şerlerin yaratılmasında murad bizzat şer değildir. Hayra hizmet etmesi için şerler yaratılmıştır. Bir şerrin şer yönü bir ise maslahat yönü çok daha fazladır, belki bindir. Mesela zekat Allahın bir emridir. Nefis taşıyan insana kazandığından kırkta bir vermek zordur. Verdiği zaman kaybettiği sermayesinin sadece 40 ta biridir. O da esasen bir kayıp değil, kazançtır. Çünkü Allahın emrine itaat etmek, dünyada kirlenmiş sermayesini temize çıkarmak, ahirette mükafatına nail olmak gibi çok hayır yönleri vardır. Ayrıca zekat terkedildiğinde, fukara kısmından zengin kısmına bir nefret ve kin duyulmasına, zenginden de fukaraya zulmetme gibi neticeler ortaya çıkar.

Yine cihad etmekte, en fazla bir hayatın bitmesi sözkonusudur. O da şehitlik mertebesi gibi nimetlere mazhariyete sebeb olduğundan, fani bir hayatın son bulmasının hiçbir ehemmiyeti yoktur. Terkedildiğinde ise, bütün camiayı etkileyen menfi sonuçları vardır.

İşte kainattaki bütün şer gibi görülen şeyler de böyledir. Şer yönü bir ise, hayır yönü bindir.

Tavsiye
Nasıl ki, beyaz, güzel güneşin ziyasından bazı maddeler siyahlık ve taaffün alır. O siyahlık, onun istidadına aittir. Fakat o seyyiâtı, çok mesâlihi tazammun eden bir kanun-u İlâhî ile icad eden yine Haktır. Demek, sebebiyet ve sual nefistendir ki, mes’uliyeti o çeker. Hakka ait olan halk ve icad ise, daha başka güzel netice ve meyveleri olduğu için güzeldir, hayırdır.

İşte, şu sırdandır ki: Kesb-i şer, şerdir; halk-ı şer, şer değildir. Nasıl ki, pek çok mesâlihi tazammun eden bir yağmurdan zarar gören tembel bir adam diyemez, “Yağmur rahmet değil.” Evet, halk ve icadda bir şerr-i cüz’î ile beraber hayr-ı kesir vardır. Bir şerr-i cüz’î için hayr-ı kesiri terk etmek, şerr-i kesir olur. Onun için, o şerr-i cüz’î, hayır hükmüne geçer. İcad-ı İlâhîde şer ve çirkinlik yoktur; belki abdin kisbine ve istidadına aittir.

Sözler