Not
“Ey hikmet! 1 Bu gördüğün insanlar, Sultan-ı Ezelînin kudretiyle, yokluk karanlıklarından, ziyadar varlık âlemine çıkarılan mahlûklardır. Sultan-ı Ezelî, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş ve emanet-i kübrâyı bize vermiştir. Biz, haşir yoluyla saadet-i ebediyeye müteveccihen hareket etmekteyiz. Dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle re’sü’l-malımız olan istidatlarımızı nemalandırmaktır. Ve şu azîm insan kervanına, bundan sonra Sultan-ı Ezelîden risalet vazifesiyle gelip riyaset eden benim. İşte o Sultan-ı Ezelînin risalet beratı olarak bana verdiği Kur’ân-ı Azîmüşşân elimdedir. Şüphen varsa al, oku!”

Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmın verdiği şu cevaplar, Kur’ân’dan muktebes ve Kur’ân lisanıyla söylenildiğinden, Kur’ân’ın anâsır-ı esasiyesinin şu dört maksatta temerküz ettiği anlaşılıyor.

S - Şu makasıd-ı erbaa, Kur’ân’ın hangi âyetlerinde bulunuyor?

C - O anâsır-ı erbaa, Kur’ân’ın hey’et-i mecmuasında bulunduğu gibi, Kur’ân’ın sûrelerinde, âyetlerinde, kelâmlarında, hattâ kelimelerinde bile sarahaten veya işareten veya remzen bulunmaktadır. Çünkü, Kur’ân’ın küllü, cüzlerinde göründüğü gibi, cüzleri de, Kur’ân’ın küllüne âyinedir. Bunun içindir ki Kur’ân, “müşahhas olduğu halde, efrad sahibi olan küllî” gibi tarif edilir.

Cevaben Hikmete, yani herkesin bilmediği gizli sebeplere deniliyor ki ;

İnsanın bulunduğu durum şu an itibariyle yokluğun karanlıklarıdır.Evet yokluktadır insan doğduğu günden itibaren...Asıl varlık Var olana varıldığında başlar.Yokluktaki karanlıklar içerisnde insan aydınlığı arar.Zulmetten kaçıp nurlara kapılmak ister.Nurlarla yolunu bulur,nurlarla Rabbini bilir ve kendini bilir.O'nu bilmeyen kendisini dahi bilemez.Her ne ilim alırsa alsın hakiki ilmin çizgisne dahil olamaz.Çünkü bir şehadet alemi vardır bir de gayb-i alem...Ardında bir Kudret Eli olmadan yaratılan ne bir eşya ne de bir mahlukat vardır.

İmtihana ve imtihanla gerçeğe yaklaşan insana emanet olarak tüm yaratılanlar arasından emanet-i kübrayı vermiştir.İnsan da bir Ayettir." Oku ! " emrine muhatab olan insan sadece çevresini değil kendisindeki emanet-i kübrayı okumakla da sorumludur.

Bu sebeple Allah'ın neden insanı seçtiğini kavrayarak,O nun yolunda en güzel insan olan Efendimiz (s.a.v) kavli ve fiili olarak izinden giderek kabiliyetlerimizi geliştirmeliyiz.Çünkü; ilah-i süreç işliyor ve manevi kabiliyetler dünya hayatına saplanmakla gelişmiyor.

Bu bakımdan Kur'an-ı Kerim gibi En Ustad bir yol göstericimiz ve O kılavuzu tarif eden Fahri Kainat Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) var iken başka yollarda aramaya gerek yok.İzinden gidip de kurtulanlardan eylesin cümlemizi Rabbim..

Amin..