+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
23 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Halbuki, o sarayda, o şehirde, o memlekette, o âlemde
    o derece hayret-engiz bir muvazene,
    bir mizan,
    bir tevzin hükmediyor;
    bilbedâhe ispat eder ki,

    bu hadsiz mevcudatta olan hadsiz tahavvülât ve vâridat ve masarif,
    herbir anda umum kâinatı görür,
    nazar-ı teftişinden geçirir birtek Zâtın mizanıyla ölçülür, tartılır.

    Yoksa, balıklardan bir balık, bin yumurtacıkla
    ve nebâtattan haşhaş gibi bir çiçek, yirmi bin tohumla
    ve sel gibi akan unsurların, inkılâpların hücumuyla,
    şiddetle muvazeneyi bozmaya çalışan ve istilâ etmek isteyen esbab başıboş olsalardı

    veyahut maksatsız, serseri tesadüf
    ve mizansız, kör kuvvete
    ve şuursuz, zulmetli tabiata havale edilseydi,

    o muvazene-i eşya
    ve muvazene-i kâinat öyle bozulacaktı ki,
    bir senede,
    belki bir günde herc ü merc olurdu.

    Yani, deniz karma karışık şeylerle dolacaktı, taaffün edecekti.
    Hava gazât-ı muzırra ile zehirlenecekti.
    Zemin ise bir mezbele, bir mezbaha, bir bataklığa dönecekti.
    Dünya boğulacaktı.


    Otuzuncu Lem'a

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Şu risaledeki letafete bakar mısınız ?
    Hangi sadeleştirme bu letafeti muhafaza edebilir ve burdaki zevki insana tattırabilir ?


    İşte, cesed-i hayvânînin hüceyrâtından
    ve kandaki küreyvât-ı hamrâ ve beyzâdan
    ve zerrâtın tahavvülâtından
    ve cihazat-ı bedeniyenin tenasübünden tut,

    tâ denizlerin vâridat ve masarifine,
    tâ zemin altındaki çeşmelerin gelir ve sarfiyatlarına,
    tâ hayvânat ve nebâtâtın tevellüdat ve vefiyatlarına,
    tâ güz ve baharın tahribat ve tamiratlarına,
    tâ unsurların ve yıldızların hidemat ve harekâtlarına,
    tâ mevt ve hayatın,
    ziya ve zulmetin
    ve hararet ve burudetin değişmelerine
    ve döğüşmelerine
    ve çarpışmalarına kadar,

    o derece hassas bir mizanla
    ve o kadar ince bir ölçüyle tanzim edilir ve tartılır ki,
    akl-ı beşer hiçbir yerde hakikî olarak hiçbir israf,
    hiçbir abes görmediği gibi,
    hikmet-i insaniye dahi herşeyde en mükemmel bir intizam,
    en güzel bir mevzuniyet görüyor ve gösteriyor.

    Belki, hikmet-i insaniye,
    o intizam ve mevzuniyetin bir tezahürüdür,
    bir tercümanıdır.


    Otuzuncu Lem'a
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    İşte, gel, Güneş ile muhtelif on iki seyyarenin muvazenelerine bak.
    Acaba bu muvazene, güneş gibi, Adl ve Kadîr olan Zât-ı Zülcelâli göstermiyor mu?

    Ve bilhassa, seyyarattan olan gemimiz,
    yani küre-i arz,
    bir senede yirmi dört bin senelik bir dairede gezer, seyahat eder.
    Ve o harika sür’atiyle beraber,
    zeminin yüzünde dizilmiş, istif edilmiş eşyayı dağıtmıyor,
    sarsmıyor, fezaya fırlatmıyor.

    Eğer sür’ati bir parça tezyid veya tenkis edilseydi,
    sekenesini havaya fırlatıp fezada dağıtacaktı.
    Ve bir dakika, belki bir saniye muvazenesini bozsa,
    dünyamızı bozacak, belki başkasıyla çarpışacak, bir kıyameti koparacak.

    Ve bilhassa zeminin yüzünde,
    nebâtî ve hayvânî dört yüz bin taifenin
    tevellüdat ve vefiyatça
    ve iaşe ve yaşayışça rahîmâne muvazeneleri,
    ziya güneşi gösterdiği gibi,
    birtek Zât-ı Adl ve Rahîmi gösteriyor.


    Otuzuncu Lem'a

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Ve bilhassa o hadsiz milletlerin
    hadsiz efradından birtek ferdin âzâsı,
    cihazatı,
    duyguları
    o derece hassas bir mizanla birbiriyle münasebettar
    ve muvazenettedir ki,
    o tenasüp,
    o muvazene,
    bedâhet derecesinde bir Sâni-i Adl ve Hakîmi gösteriyor.

    Ve bilhassa her ferd-i hayvânînin bedenindeki hüceyrâtın
    ve kan mecrâlarının
    ve kandaki küreyvâtın
    ve o küreyvattaki zerrelerin
    o derece ince ve hassas ve harika muvazeneleri var;
    bilbedâhe ispat eder ki,
    herşeyin dizgini elinde
    ve herşeyin anahtarı yanında
    ve birşey birşeye mâni olmuyor,
    umum eşyayı birtek şey gibi
    kolayca idare eden birtek Hâlık-ı Adl
    ve Hakîmin mizanıyla,
    kanunuyla,
    nizamıyla
    terbiye ve idare oluyor.

    Haşrin Mahkeme-i Kübrâsında,
    mizan-ı âzam-ı adaletinde
    cin ve insin muvazene-i a’mâllerini istib’âd edip inanmayan,
    bu dünyada gözüyle gördüğü bu muvazene-i ekbere dikkat etse,
    elbette istib’âdı kalmaz.


    Otuzuncu Lem'a


    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Not
    Hem madem bütün zîhayat mahlûkların, elleri yetişmediği ve iktidarları dairesinde olmayan bütün hâcâtlarını, bütün fıtrî matlaplarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtrî ve ihtiyac-ı zarurî dilleriyle istedikleri vakitte, gayet rahîm ve işitici ve şefkatli bir dest-i gaybî tarafından verildiğinden ve ihtiyarî olan daavât-ı insaniyenin, hususan havasların ve nebîlerin dualarının on adetten altı yedisi hilâf ı âdet makbul olmasından kat’î anlaşılıyor ki, her dertlinin âhını, her muhtacın duasını işiten ve dinleyen bir Semî’ ve Mücîb perde arkasında var, bakar ki, en küçük bir zîhayatın en küçük bir ihtiyacını görür ve en gizli bir âhını işitir, şefkat eder, fiilen cevap verir, memnun eder. Elbette ve herhalde hiçbir şüphe ihtimali kalmaz ki, mahlûkların en ehemmiyetlisi olan nev-i insanın en ehemmiyetli ve umumî ve umum kâinatı ve umum esmâ ve sıfât-ı İlâhiyeyi alâkadar eden bekà-i uhreviyeye ait dualarını içine alan ve nev-i insanın güneşleri ve yıldızları ve kumandanları olan bütün peygamberleri arkasına alıp onlara duasına âmin, âmin dedirten ve ümmetinden hergün her ferd-i mütedeyyin, hiç olmazsa kaç defa ona salâvat getirmekle onun duasına âmin, âmin diyen ve belki bütün mahlûkat o duasına iştirak ederek “Evet ya Rabbenâ! İstediğini ver; biz de onun istediğini istiyoruz” diyorlar. Bütün bu reddedilmez şerait altında bekà-i uhrevî ve saadet-i ebediye için Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın, haşrin hadsiz esbâb-ı mûcibesinden yalnız tek duası, Cennetin vücuduna ve baharın icadı kadar kudretine kolay olan âhiretin icadına kâfi bir sebeptir diye, Mücîb ve Semî’ ve Rahîm isimleri bizim sualimize cevap veriyorlar.


    Rabbimizin Mücîb ve Semî’ ve Rahîm isimleri de ahiretin varlığını iktiza ediyor.

    Mücîb: İcabet eden. Cevap veren. Sebeb kabul eden. İstenileni kabul eden, duâya cevap veren (Allah C.C.)

    Semî’: İnsanlar gibi zamana, âlete muhtaç olmayarak her şeyi işiten ve duyan Allah (C.C.)

    Rahîm: Rahmet edici, merhamet eyleyen. Rahmet ve merhamet sahibi, şefkat eden, gufran sahibi.

    Bu isimlerin kısa manalarına baktıktan sonra yeryüzündeki bazı tecellilerine bakalım.

    Yeryüzündeki bütün canlılar rızka muhtaç yaratılmış, görüyoruz. Bu canlılar bütün her yeri istila etmiş. Şarktan garba, şimalden cenuba kadar her yer zihayat mahluklarla dolu. Yerin altı, üstü, gökler vs..Ve yine görüyoruz ki insan haricindeki bu canlıların insan gibi "ver Allahım" diyen dilleri yok. Onlar lisan-ı halleriyle ihtiyaçlarını arzediyorlar. Ve ihtiyaçları tam o anda ummadıkları yerden onlara veriliyor. Demek bir karıncanın da, pirenin de, devekuşunun da, filin de midesindeki ihtiyaçlar biliniyor ve onlara gönderiliyor. Bu da Rabbimizin bütün lisan-ı halle ve kalle yapılan fiili ve kavli duaları işittiği onlara icabet ettiğini gösteriyor. Ve bu rızıklandırma faaliyeti Rabbimizin şefkatini dahi gösteriyor. Sadece ihtiyacı bilse ve işitse ve fakat Rahmeti olmasa, yeryüzünde tek bir canlı yaşamazdı.

    İradesi olmayan, aklı olmayan zihayatlarda bile bu İsimler bu şekilde tecelli ederken, onlara şefkat gösterilirken, dualarına icabet edilirken, insan gibi iradesi olan ve kainat onun için yaratılan bir hayat sahibinin duası elbette o canlılardan daha ehemmiyetlidir.

    Burada Peygamberimizin (a.s.m.) duasıyla bu isimler arasındaki irtibat nazara veriliyor. Zira Onun duası Allah'ın bütün esma ve sıfatlarını içine alıyor. Ve Onun duası bütün nebilerin (a.s.) de dualarını içine alıyor. Ve Onun duası insanların en meşhurları olan başta sahabeler (r.a.ecmain) ve kutuplar (r.a.) alimler, evliyalar, şühedaların da dualarını içine alıyor. Ve bugün Efendimiz aleyhissalatü vesselamın dualarına, getirdikleri salavatlarla günde en az 5 defa, yüzmilyonlarca dil ile amin, amin diyorlar. Elbette bu kadar kabul şartlarının bir arada olduğu dua kabul edilecektir. Sadece bir karıncanın tek dille yaptığı duayı işiten, ona şefkat eden ve duasına icabet eden Allah'ın c.c; böyle milyarlarca makbul insanların duasını içine alan bir duayı işitmemesi, o duayı edene ve ona amin diyenlere şefkat etmemesi ve o duaya icabet etmemesi mümkün müdür ? Başla hiçbir sebeb dahi olmasa kainat, hürmetine yaratılan Efendimiz aleyhissalatü vesselamın tek duası ahiretin yaratılması için kafi bir sebebtir. Çünkü o beka istiyor. Ve ahrieti getirmek Allah için ahireti getirmekte zorluk yoktur. Zira her yılda haşir ve neşrin en az bri misalinin gözlere gösteriyor. Bütün zamanları düşündüğümüzde sayısız haşir ve neşirleri yapmış Allah cc. için, bir defaya mahsuz bunu yapamaz denir mi ?
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #16
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Acaba, bütün benî Âdemi arkasına alıp, şu arz üstünde durup, Arş-ı Âzama müteveccihen el kaldırıp, nev-i beşerin hülâsa-ı ubûdiyetini cami’ hakikat-i ubûdiyet-i Ahmediye (a.s.m.) içinde dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferîd-i kevn ü zaman olan Fahr-i Kâinat ne istiyor, dinleyelim.

    Bak: Kendine ve ümmetine saadet-i ebediye istiyor. Bekà istiyor. Cennet istiyor. Hem, mevcudat âyinelerinde cemâllerini gösteren bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiye ile beraber istiyor. O esmâdan şefaat talep ediyor, görüyorsun. Eğer âhiretin hesapsız esbab-ı mucibesi, delâil-i vücudu olmasaydı, yalnız şu zâtın tek duası, baharımızın icadı kadar Hâlık-ı Rahîmin kudretine hafif gelen şu Cennetin binasına sebebiyet verecekti. HAŞİYE

    Evet, baharımızda yeryüzünü bir mahşer eden, yüz bin haşir nümunelerini icad eden Kadîr-i Mutlaka, Cennetin icadı nasıl ağır olabilir? Demek, nasıl ki onun risaleti şu dar-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi, لَوْلاٰكَ لَوْلاٰكَ لَمٰا خَلَقْتُ اْلاَفْلاٰكَ 1 sırrına mazhar oldu. Onun gibi, ubûdiyeti dahi, öteki dar-ı saadetin açılmasına sebebiyet verdi. Acaba hiç mümkün müdür ki, bütün akılları hayrette bırakan şu intizam-ı âlem ve geniş rahmet içinde kusursuz hüsn-ü san’at, misilsiz cemâl-i rububiyet, o duaya icabet etmemekle böyle bir çirkinliği, böyle bir merhametsizliği, böyle bir intizamsızlığı kabul etsin?


    HAŞİYE : Evet, âhirete nisbeten gayet dar bir sahife hükmünde olan rû-yi zeminde had ve hesaba gelmeyen harika san’at nümunelerini ve haşir ve kıyametin misallerini göstermek ve üç yüz bin kitap hükmünde olan muntazam envâ-ı masnuatı o tek sahifede kemâl-i intizamla yazıp derc etmek; elbette geniş olan âlem-i âhirette lâtif ve muntazam Cennetin binasından ve icadından daha müşküldür. Evet, Cennet bahardan ne kadar yüksek ise, o derece bahar bahçelerinin hilkati, o Cennetten daha müşküldür ve hayretfezâdır denilebilir.

    1 : “Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım.” Ali el-Kâri, Şerhü’ş-Şifâ: 1:6; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 2:164. Ayrıca el-Hâkim’in el-Müstedrek’inde bu mânâyı teyit eden şu sahih hadis naklediliyor: “Peygamber Efendimiz buyurdu: Allah İsâ’ya (a.s.) şöyle vahyetti, ‘Ey İsâ, Muhammed’e iman et. Ümmetine de emret ki onlardan ona ulaşanlar da iman etsinler. Muhammed olmasaydı Âdem’i yaratmazdım. Muhammed olmasaydı Cennet ve Cehennemi yaratmazdım. Su üzerinde Arşı yarattığımda arş çırpındı. Üzerine Lâ ilâhe İllallah Muhammedun Resûlullah yazdım, sakinleşti.” (el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:615) Ayrıca bk. et-Taberâni, El-Mu’cemü’l-Evsât, 6:314; et-Taberânî, El-Mu’cemü’s-Sağîr, 2:182; El-Hallâl, es-Sünne, 1:237; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 5:489.



    Onuncu Söz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #17
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Bak, bu işler içinde görünüyor ki, o misilsiz zâtın pek büyük bir şefkati vardır.
    Çünkü her musibetzedenin imdadına koşturuyor.
    Her suale ve matluba cevap veriyor.
    Hattâ, bak, en ednâ bir hacet, en ednâ bir raiyetten görse, şefkatle kaza ediyor.
    Bir çobanın bir koyunu bir ayağı incinse, ya merhem, ya baytar gönderiyor.

    Şimdi gel, gidelim; şu adada büyük bir içtima var.
    Bütün memleket eşrafı orada toplanmışlar.
    Bak, pek büyük bir nişanı taşıyan bir yâver-i ekrem bir nutuk okuyor.
    O şefkatli padişahından birşeyler istiyor.
    Bütün ahali, “Evet, evet, biz de istiyoruz” diyorlar, onu tasdik ve teyid ediyorlar.
    Şimdi dinle; bu padişahın sevgilisi diyor ki:

    “Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız!
    Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster.
    Ve bizi makarr-ı saltanatına celb et.
    Bizi bu çöllerde mahvettirme.
    Bizi huzuruna al.
    Bize merhamet et.
    Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir.
    Bizi zevâl ve teb’îd ile tazib etme.
    Sana müştak ve müteşekkir şu muti’ raiyetini başıboş bırakıp idam etme”
    diyor ve pek çok yalvarıyor.
    Sen de işitiyorsun.

    Acaba bu kadar şefkatli ve kudretli bir padişah, hiç mümkün müdür ki,
    en ednâ bir adamın en ednâ bir meramını ehemmiyetle yerine getirsin;
    en sevgili bir yâver-i ekreminin en güzel bir maksudunu yerine getirmesin?

    Halbuki, o sevgilinin maksudu, umumun da maksududur.
    Hem padişahın marzîsi, hem merhamet ve adaletinin muktezasıdır.
    Hem ona rahattır, ağır değil.
    Bu misafirhanelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez.

    Madem nümunelerini göstermek için,
    beş altı gün seyrangâhlara bu kadar masraf ediyor,
    bu memleketi kurdu.

    Elbette, hakikî hazinelerini, kemâlâtını,
    hünerlerini makarr-ı saltanatında öyle bir tarzda gösterecek,
    öyle seyrangâhlar açacak ki, akılları hayrette bırakacak.

    Demek bu meydan-ı imtihanda olanlar başıboş değiller.
    Saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar.



    Onuncu Söz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #18
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Acaba bütün efâzıl-ı benî Âdemi arkasına alıp,
    arz üstünde durup,
    Arş-ı Âzama müteveccihen el kaldırıp dua eden
    şu şeref-i nev-i insan
    ve ferîd-i kevn ü zaman
    ve bihakkın fahr-i kâinat
    ne istiyor?

    Bak, dinle:
    Saadet-i ebediye istiyor.
    Bekà istiyor.
    Lika istiyor.
    Cennet istiyor.

    Hem, merâyâ-yı mevcudatta ahkâmını
    ve cemâllerini gösteren bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiye ile beraber istiyor.
    Hattâ, eğer rahmet, inâyet, hikmet, adalet gibi
    hesapsız o matlubun esbab-ı mucibesi olmasaydı,
    şu zâtın tek duası, baharımızın icadı kadar kudretine hafif gelen
    şu Cennetin binasına sebebiyet verecekti.

    Evet, nasıl ki onun risaleti şu dâr-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi.
    Öyle de, onun ubûdiyeti dahi öteki dârın açılmasına sebeptir.
    Acaba ehl-i akıl ve tahkike لَيْسَ فِى اْلاِمْكَانِ اَبْدَعُ مِمَّا كَانَ 1 dedirten
    şu meşhud intizam-ı fâik,
    şu rahmet içinde kusursuz hüsn-ü san’at ve misilsiz cemâl-i Rububiyet,
    hiç böyle bir çirkinliği,
    böyle bir merhametsizliği,
    böyle bir intizamsızlığı kabul eder mi ki,
    en cüz’î, en ehemmiyetsiz arzuları, sesleri ehemmiyetle işitip ifa etsin;
    en ehemmiyetli, en lüzumlu arzuları ehemmiyetsiz görüp işitmesin, anlamasın, yapmasın?

    Hâşâ ve kellâ!.
    Yüz bin defa hâşâ!
    Böyle bir cemâl, böyle bir çirkinliği kabul etmez, çirkin olmaz.


    1 : “İmkân dairesinde, şu varlık âleminden daha mükemmeli, daha üstünü yoktur.” İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn 4:258; İbni Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, 1:53, 4:154.


    On Dokuzuncu Söz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #19
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Not
    Hem madem, gündüz bedahetle güneşi gösterdiği gibi,
    zemin yüzünde, mevsimlerin tebeddülünde küllî ölmek ve dirilmekte,
    perde arkasında bir Mutasarrıf,
    gayet intizamla koca küre-i arzı bir bahçe,
    belki bir ağaç kolaylığında ve intizamında
    ve azametli baharı bir çiçek suhuletinde ve mîzanlı ziynetinde
    ve zemin sahifesinde üç yüz bin haşir ve neşrin nümune ve misallerini gösteren
    üç yüz bin kitap hükmündeki nebatat ve hayvanat taifelerini onda yazar,
    beraber ve birbiri içinde şaşırmayarak,
    karışık iken karıştırmayarak,
    birbirine benzemekle beraber iltibassız, sehivsiz, hatasız,
    mükemmel, muntazam, mânidar yazan bir kalem-i kudret,
    bu azameti içinde hadsiz bir rahmet, nihayetsiz bir hikmetle işlediği gibi;
    koca kâinatı bir hanesi misillü insana musahhar ve müzeyyen ve tefriş etmek
    ve o insanı halife-i zemin ederek
    ve dağ ve gök ve yer tahammülünden çekindikleri emanet-i kübrâyı ona vermesi
    ve sair zîhayatlara bir derece zabitlik mertebesiyle mükerrem etmesi
    ve hitâbât-ı Sübhâniyesine ve sohbetine müşerref eylemesiyle fevkalâde bir makam verdiği
    ve bütün semâvî fermanlarda ona saadet-i ebediyeyi
    ve bekà-i uhreviyeyi kat’î vaad ve ahdettiği halde,
    elbette ve hiçbir şüphe olmaz ki,
    bahar kadar kudretine kolay gelen dâr-ı saadeti
    o mükerrem ve müşerref insanlar için açacak ve yapacak
    ve haşir ve kıyameti getirecek diye,
    Muhyî ve Mümît ve Hayy ve Kayyûm ve Kadîr ve Alîm isimleri, Hâlıkımızdan sormamıza cevap veriyorlar.

    Evet, her baharda bütün ağaçları ve otların köklerini aynen ihya
    ve nebatî ve hayvanî üç yüz bin nevi haşrin ve neşrin nümunelerini icad eden bir kudret,
    Muhammed ve Mûsâ Aleyhimesselâtü Vesselâmların herbirinin
    ümmetinin geçirdiği bin senelik zaman, karşı karşıya hayalen getirilip bakılsa,
    haşrin ve neşrin bin misalini ve bin delilini iki bin baharda (HAŞİYE) gösterdiği görülecek.
    Ve, böyle bir kudretten haşr-i cismânîyi uzak görmek, bin derece körlük ve akılsızlıktır.


    HAŞİYE Sabık herbir bahar, kıyameti kopmuş, ölmüş ve karşısındaki bahar onun haşri hükmündedir.



    Cenab-ı Hakkın Muhyî ve Mümît ve Hayy ve Kayyûm ve Kadîr ve Alîm isimleri, de ahiretin varlığından haber veriyor.

    Muhyî: Bütün canlılara hayat veren Allah

    Mümît: Ölümü yaratan, ölümü veren, imâte eden, helâk eden Allah

    Hayy: Diri ve devamlı hayat sâhibi. Zâtî hayat ile münferid, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Allah (C.C.)

    Kayyûm: Başlangıç, nihayet ve yeniden oluş gibi hallerden münezzeh ve ezelden ebede kaim, dâim ve var olan Allah (C.C.)

    Kadîr: Bir işi yapmaya gücü yeten. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. (Allah C.C.)

    Alîm: Bilen. İlmi, ebedi ve ezeli olan Cenab-ı Hak.


    Allahın bütün isimleri haşri iktiza ediyor. O zaman "Yeniden dirilmek mümkün mü ?" sorusunun cevabını bulmak kalıyor. Yukarıdaki satırlarda haşrin, gözümüz önünde cereyan eden binlerce numunesinden bahsedilmiş. Sadece bir bahar başlangıcında çok kısa bir sürede, belki birkaç günde bütün bahar mevsiminin olduğu yerleri, binlerce tür bitkilerle, çiçeklerle, sayısız hayvan türleriyle yeniden inşa ediyor Cenab-ı Hak. Sadece bir kaç metrelik alanda bile kaç tane bitki türü, börtü böceğiyle kaç tane hayvan türü ve ferdi olduğunu bir düşünelim ve bir de bunun bahar mevsimi olan bütün zemin yüzündeki sayılarını düşünelim. Hiç birbiri ile karıştırılmıyor, şaşırılmıyor, bütün zihayat ihtiyaç duyduğu rızkı etrafında haşrediliyor, bütün bitkiler iç içe iken bir diğerinden çok kolay bir şekilde ayırdedilebiliyor, yani hatasız, kusursuz bir mükemmellik ve yeniden diriltme manzarası, birkaç gün kadar kısa bir zaman içerisinde gözümüz önünde cereyan ediyor..

    Onuncu Söz de bu kısmı izah eden oldukça ikna edici temsiller var..Onları da yeri gelmişken paylaşalım inşaallah..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #20
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.905
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2615 + 209828


    Cevap: Asa-yı Musa 8. Ders - Âhireti Allah'tan Soruyoruz.

    Bâb-ı İhyâ ve İmâtedir. İsm-i Hayy-ı Kayyûmun, Muhyî ve Mümîtin cilvesidir.

    Hiç mümkün müdür ki, ölmüş, kurumuş koca arzı ihyâ eden;
    ve o ihyâ içinde, herbiri beşer haşri gibi acip,
    üç yüz binden ziyade envâ-ı mahlûkatı haşir ve neşredip kudretini gösteren;
    ve o haşir ve neşir içinde, nihayet derecede karışık
    ve ihtilât içinde nihayet derecede imtiyaz ve tefrik ile ihata-i ilmiyesini gösteren;
    ve bütün semavî fermanlarıyla beşerin haşrini vaad etmekle
    bütün ibâdının enzârını saadet-i ebediyeye çeviren;
    ve bütün mevcudatı baş başa, omuz omuza, el ele verdirip,
    emir ve iradesi dairesinde döndürüp birbirine yardımcı ve musahhar kılmakla
    azamet-i Rububiyetini gösteren;
    ve beşeri, şecere-i kâinatın en cami’
    ve en nazik ve en nazenin, en nazdar, en niyazdar
    bir meyvesi yaratıp kendine muhatap ittihaz ederek herşeyi ona musahhar kılmakla,
    insana bu kadar ehemmiyet verdiğini gösteren bir Kadîr-i Rahîm, bir Alîm-i Hakîm,
    kıyameti getirmesin, haşri yapmasın ve yapamasın,
    beşeri ihyâ etmesin veya edemesin,
    Mahkeme-i Kübrâyı açamasın, Cennet ve Cehennemi yaratamasın?

    Hâşâ ve kellâ!


    Onuncu Söz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222