Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/5 12345 SonSon
45 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Asa-yı Musa 3. Ders - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanmıyor..


    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


    Esselamün aleyküm kardeşlerim.

    Bu ayın son dersi, Üstad Hazretlerinin "elbette hayattan ziyade bir istediği var" dediği ölüm hakkında olacaktır. Ölüm bizden ne istiyor ? Dersimizi birlikte anlamaya çalışalım inşaallah. Sizleri, dersimizden anladıklarınızı paylaşmaya davet ediyoruz. Baki selam ve dua ile.


    Bilgi
    İkinci Meselenin Hülâsası

    Risale-i Nur’dan Gençlik Rehberinin güzelce izah ettiği gibi, ölüm o kadar kat’î ve zâhirdir ki, bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu hapishane nasıl ki mütemadiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misafirhanedir; öyle de, bu zemin yüzü dahi acele hareket eden kàfilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var.

    İşte bu dehşetli hakikatın muammasını Risale-i Nur hall ve keşfetmiş. Bir kısacak hülâsası şudur:

    Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkinde bir endişesi, bir meselesidir. Evet, çaresi var ve Risale-i Nur Kur’ân’ın sırrıyla o çareyi, iki kere iki dört eder derecesinde kat’î ispat etmiş. Kısacık hülâsası şudur ki:

    Ölüm ya idam-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir. Ve kabir ise, ya karanlıklı bir haps-i münferit ve dipsiz bir kuyudur. Veyahut bu zindan-ı dünyadan bâki ve nuranî bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır. Bu hakikati Gençlik Rehberi bir temsil ile ispat etmiş.

    Meselâ, bu hapsin bahçesinde asmak için darağaçları konulmuş ve onların dayandıkları duvarın arkasında gayet büyük ve umum dünya iştirak etmiş bir piyango dairesi kurulmuş. Biz bu hapisteki beş yüz kişi, herhalde, hiç müstesnası yok ve kurtulmak mümkün değil, bizi birer birer o meydana çağıracaklar. Ya “Gel, idam ilânını al, darağacına çık” veya “Daimî haps-i münferit pusulasını tut, bu açık kapıya gir” veyahut “Sana müjde! Milyonlar altın bileti sana çıkmış. Gel al” diye her tarafta ilânatlar yapılıyor.

    Biz de gözümüzle görüyoruz ki, birbiri arkasında o darağaçlarına çıkıyorlar. Bir kısmın asıldıklarını müşahede ediyoruz. Bir kısmı da, darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki piyango dairesine girdiklerini, orada büyük ve ciddî memurların kat’î haberleriyle görür gibi bildiğimiz bir sırada, bu hapishanemize iki heyet girdi.

    Bir kàfile ellerinde çalgılar, şaraplar, zâhirde gayet tatlı helvalar, baklavalar var. Bizlere yedirmeye çalıştılar. Fakat o tatlılar zehirlidir, insî şeytanlar içine zehir atmışlar.

    İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. Bize hediye veriyorlar ve bil’ittifak beraber, pek ciddî ve kat’î diyorlar ki:


    “Eğer o evvelki heyetin sizi tecrübe için verilen hediyelerini alsanız, yeseniz, bu gözümüz önündeki şu darağaçlarda başka gördükleriniz gibi asılacaksınız. Eğer bizim bu memleket hâkiminin fermanıyla getirdiğimiz hediyeleri evvelkinin yerine kabul edip ve terbiyenamelerdeki duaları ve evradları okusanız, o asılmaktan kurtulacaksınız. O piyango dairesinde ihsan-ı şâhâne olarak herbiriniz milyon altın biletini alacağınızı, görür gibi ve gündüz gibi inanınız. Eğer o haram ve şüpheli ve zehirli tatlıları yeseniz, asılmaya gittiğiniz zamana kadar dahi o zehirin sancısını çekeceğinizi, bu fermanlar ve bizler müttefikan size kat’î haber veriyoruz” diyorlar.

    İşte bu temsil gibi, her vakit gördüğümüz ecel darağacının arkasında, mukadderat-ı nev-i beşer piyangosundan ehl-i iman ve tâat için—hüsn-ü hâtime şartıyla—ebedî ve tükenmez bir hazinenin bileti çıkacağını yüzde yüz ihtimalle; sefahet ve haram ve itikatsızlık ve fıskta devam edenler—tevbe etmemek şartıyla—ya idam-ı ebedî (âhirete inanmayanlara) veya daimî ve karanlık haps-i münferit (bekà-i ruha inanan ve sefahette gidenlere) ve şekavet-i ebediye ilâmını alacaklarını yüzde doksan dokuz ihtimalle kat’î haber veren, başta ellerinde nişane-i tasdik olan hadsiz mu’cizeler bulunan yüz yirmi dört bin peygamberler 1 ve onların verdikleri haberlerin izlerini ve sinemada gibi gölgelerini, keşfle, zevk ile görüp tasdik ederek imza basan yüz yirmi dört milyondan ziyade evliyalar (kaddesallahü esrârehüm) ve o iki kısım meşâhir-i insaniyenin haberlerini aklen kat’î burhanlarla ve kuvvetli hüccetlerle, fikren ve mantıkan yakînî bir sûrette ispat ederek tasdik edip imza basan milyarlar gelen geçen muhakkikler, (HAŞİYE) müçtehidler ve sıddîkînler, bil’icmâ, mütevatiren nev-i insanın güneşleri, kamerleri, yıldızları olan bu üç cemaat-i azîme ve bu üç taife-i ehl-i hakikat ve beşerin kudsî kumandanları olan bu üç büyük ve âlî heyetlerin fermanlarıyla verdikleri haberleri dinlemeyen, ve saadet-i ebediyeye giden onların gösterdikleri yol olan sırat-ı müstakimde gitmeyenler, yüzde doksan dokuz dehşetli tehlike ihtimalini nazara almayan ve birtek muhbirin bir yolda tehlike var demesiyle o yolu bırakan, başka uzun yolda hareket eden bir adam, elbette ve elbette vaziyeti şudur ki:

    İki yolun—hadsiz muhbirlerin kat’î ihbarları ile—en kısa ve kolayı ve yüzde yüz Cennet ve saadet-i ebediyeyi kazandıranı bırakıp en dağdağalı ve uzun ve sıkıntılı ve yüzde doksan dokuz Cehennem hapsini ve şekavet-i daimeyi netice veren yolunu ihtiyar ettiği halde, dünyada iki yolun, birtek muhbirin yalan olabilir haberiyle yüzde birtek ihtimal-i tehlike ve bir ay hapis imkânı bulunan kısa yolu bırakıp, menfaatsiz—yalnız zararsız olduğu için—uzun yolu ihtiyar eden bedbaht, sarhoş divaneler gibi, dehşetli ve uzakta görünen ve ona musallat olan ejderhalara ehemmiyet vermez, sineklerle uğraşıyor, yalnız onlara ehemmiyet verir derecede aklını, kalbini, ruhunu, insaniyetini kaybetmiş oluyor.

    Madem hakikat-i hal budur. Biz mahpuslar, bu hapis musibetinden intikamımızı tam almak için, o mübarek ikinci heyetin hediyelerini kabul etmeliyiz. Yani, nasıl ki bir dakika intikam lezzeti ve birkaç dakika veya bir iki saat sefahet lezzetleriyle, bu musibet bizi on beş ve beş ve on ve iki üç sene bu hapse soktu, dünyamızı bize zindan eyledi; biz dahi bu musibetin rağmına ve inadına, bir iki saat müddet-i hapsi bir iki gün ibadete ve iki üç sene cezamızı, mübarek kàfilenin hediyeleriyle yirmi otuz sene bâki bir ömre ve on ve yirmi sene hapiste cezamızı milyonlar sene Cehennem hapsinden affımıza vesile edip, fâni dünyamızın ağlamasına mukàbil, bâki hayatımızı güldürerek bu musibetten tam intikamımızı almalıyız. Hapishaneyi terbiyehane gösterip, vatanımıza ve milletimize birer terbiyeli, emniyetli, menfaatli adam olmaya çalışmalıyız. Ve hapishane memurları ve müdürleri ve müdebbirleri dahi, câni ve eşkiya ve serseri ve katil ve sefahetçi ve vatana muzır zannettikleri adamları, bir mübarek dershanede çalışan talebeler görsünler ve müftehirâne Allah’a şükretsinler.


    1 : Müsned: 5:178, 179, 246; Zâdü’l-Meâd: 1:43-44.
    (HAŞİYE) : HAŞİYE O muhakkiklerden tek birisi Risale-i Nur’dur. Yirmi senedir en muannid feylesofları ve mütemerrid zındıkları susturan eczaları meydandadır. Herkes okuyabilir ve kimse itiraz etmez.



    Asa-yı Musa



    Tavsiye
    Konu ile ilgili derslerimiz: [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Diğer derslerimiz için:
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Benzer Konular
    Mektubat 9. Ders - Madem ben garibim ve gurbetteyim..
    Mektubat 9. Ders - Madem ben garibim ve gurbetteyim.. بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    "Kabir tam mânâsıyla, ölüm bütün çıplaklığıyla ve zeval ve fenâ ağlattırıcı levh
    "Kabir tam mânâsıyla, ölüm bütün çıplaklığıyla ve zeval ve fenâ ağlattırıcı levh Devami...
    Risale Açıklamalı 23 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanmıyor..
    Risale Açıklamalı 23 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanmıyor.. بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    Mektubat 3. Ders - Ölüm Son Değildir, Ölüm Nimettir..!
    Mektubat 3. Ders - Ölüm Son Değildir, Ölüm Nimettir..! بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    Ey kardeşim, kabir kapısı açık
    Ey kardeşim, kabir kapısı açık Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN’ın rahmet nazarından uzak kılar. Sakın
    Yazar : Risale Forum
    Konu Huseyni tarafından (28-01-2013 Saat 20:25 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 517 + 29609


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Ve Aleyküm Selam,

    Asa-yı Musa; Ustad Hazretlerinin de ifade ettiği gibi;

    Not
    [Zındıka ve küfr-ü mutlaka karşı Risale-i Nur'un bir müdafaanamesidir. Ve bu hapsimizde hakikî müdafaanamemiz dahi budur. Çünki, yalnız buna çalışıyoruz.


    Bu risale, Denizli hapishanesinin bir meyvesi ve bir hatırası ve iki cuma gününün mahsulüdür.]


    Said Nursî

    Not

    Risale-i Nur'dan Gençlik Rehberi'nin güzelce izah ettiği gibi, ölüm o kadar kat'î ve zahirdir ki; bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu hapishane nasılki mütemadiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misafirhanedir.


    "Külli nefsin zâikatü'l-mevt",

    yani

    "Her nefis ölümü tadacaktır."


    meâlindeki âyet Kur'ân'da üç sûrede geçmektedir.

    (bk. Âl-i İmran, 3/185; Enbiyâ: 21/35; Ankebut, 29/57)

    Bu pasajda dikkatimi en çok çeken ve en çok hoşuma giden benzetme Ustadın dünyayı hapishaneye benzetmesi oldu.

    Hapishane evet lakin Ustadın penceresinden hapishane bile bir misafirhane ve o hapishane de bir nevi Medrese-i Yusufiye olur. O her olaya başka bir pencereden bakıyor.

    Ve biliyor ki dönüş ancak O'na'dır.

    Her kışın sonunda nasıl bir bahar geliyor ise;aynen yeryüzünün defalarca yenilenmesine tanık oluyorsak bizlere de birgün uğrayacağı gerçeğinden uzak kalamayız.Fakat mü'min için ölüm dostu dosta kavuşturan bir köprü olmalı..

    Allah selametle,layığıyla ve O'nun Rızasına uygun yaşayıp emaneti teslim etmeyi nasip eyler inşaAllah...

    Dikkat
    Hüseyin Ağabeyime Not : Abi kaç derstir ölümü işliyoruz .Allah Senden Ebeden Razı Olsun.Hz.Ömer (r.a ) Ve ona ölümü hatırlatması için vazifelendirdiği arkadaşı aklıma geldi.



    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 517 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Tavsiye
    Biri de, sen burada misafirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce götüremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fâni dünyadan da çıkacaksın.

    Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Vücudunu Mûcidine feda et. Mukabilinde büyük bir fiat alacaksın.

    Çünki feda etmediğin takdirde, ya bâd-i heva zâil olur, gider; veya Onun malı olduğundan yine Ona rücu eder.


    Eğer vücuduna itimad edersen, ademe düşersin. Çünki ancak vücudun terkiyle vücud bulunabilir. Ve keza vücuduna kıymet vermek fikrinde isen, o vücuddan senin elinde ancak bir nokta kalabilir. Bütün vücudun cihat-ı erbaasıyla ademler içerisinde kalır.

    Amma o noktayı da elinden atarsan, vücudun tam manasıyla nurlar içinde kalır.


    Mesnevi-i Nuriye


    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 517 + 29609


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Not
    öyle de, bu zemin yüzü dahi acele hareket eden kàfilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var.



    Misafirhane olan yerlerde gidiş günü gerçeği yolcuyu hazırlıklı olmaya sevk eder.Zaruri olan ihtiyaçları harici yanına fazla yük de almak istemez aklı başında olan yolcu..Bu yükler madde olarak değil de maddi alemin hırsıyla kendine manevi alemine yük almayı dert edinen kafilelerdir.Dünyanın ne tozuna ne balına bulaşmadan ubudiyet bilinciyle bir abd olarak yaşayıp ebedi abad yoluna tebdil edileceğimiz unutulmamalıdır.

    Ölüm varsa haşr de vardır.Hesap günü...Hesap olan yere gidilirken her insan dünya aleminde dahi korkuyu barındırırken,akla gelen herşeyin kaydını tutan mahkeme-i kübraya da dünyanın küçük mahkemelerindeki korkularından kat ve kat daha fazla çekinmeliyiz ve hazırlanmalıyız.Savunma haklarımız o gün bizim dünyadan yanımızda götürdüklerimiz olacak zira...

    Bir trafik cezasından çekinen insan mobesa kameralarının 7/24 çekiminde ise, daha kutsi vazifelerle görevlendirilmiş melaiker de her an bizlerle dahası Allah (c.c) herşeyi görüyor.


    Bir şehirde veya bir yerde büyük tesisatlar,büyük yemek masaları vs.hazırlıklar gördüğümüz zaman burada kesin büyük bir organizasyon olacak diye düşünüyoruz.Buradaki organizasyondan insanlara verilmesi istenen mesaj nedir acaba diye de takip ederiz bazen...

    İşte yeryüzüne bakalım bir de ...Çok özel yerler her an karşımızda,heryerde Cenab-ı Hak mükemmel sofralarını kurmamış mı ?

    Kimin Kudreti yeter Allah 'tan başka akın akın her mevsim bitmek bilmez bir meyve,sebze tezgahı...

    Yağmurları Rahmetin cismani şekliyle indiren...

    Gecenin ardından gündüzün aydınlığıyla geceyi bir dinlenme vakti yapan ve selamete çıkartan...

    Sayamayacağımız kadar alemin ihtiyacını tek bir zorlanma dahi yaşamadan " Kün " emriyle gerçekleştiren,

    bizden de elbet bunun karşılığında " zikir-fikir-şükür " yani düşünüp Allah'ın Celaline karşı " Subhanallah " şükredip " Elhamdülillah " demek bizler için kurtarıcı olacaktır inşaAllah.Hepsini kalpten ihlasla demek de gönül gözünün " Allahu ekberi " olsun.

    Ölüm de bizden ; bizi kendi vatanımıza götürüp kendi vatanımızda sorgulamayı elbette hak ediyor.






    Yazar : Risale Forum
    Konu ASHAB-I BEDR tarafından (21-05-2012 Saat 10:08 ) değiştirilmiştir.


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  5. #5
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm


    Abi kaç derstir ölümü işliyoruz .Allah Senden Ebeden Razı Olsun.Hz.Ömer (r.a ) Ve ona ölümü hatırlatması için vazifelendirdiği arkadaşı aklıma geldi.


    اَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَّذَّاتِ
    “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” Tirmizî, Zühd: 4, Kıyâmet: 26; Nesâî, Cenâiz: 3; İbni Mâce, Zühd: 31; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:321.


    Ecmain olsun inşaallah Ashab kardeşim.

    Ölümün adını duymak, onu düşünmek, zikretmek hayattan aldığımız lezzetleri cidden acılaştırıyor. Ölüm bir de yakınlarımızdan birilerinin başına gelmişse, acılar kat kat artıyor. Ölüm en büyük nasihatlerden olduğunu Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselamdan öğrendiğimiz gibi, ölümün insanın üzerinde bıraktığı tesirle de bizzat öğreniyoruz. Bu yüzden ölümü çok zikretmekte fayda var inşaallah.


    Not
    Risale-i Nur’dan Gençlik Rehberinin güzelce izah ettiği gibi, ölüm o kadar kat’î ve zâhirdir ki, bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu hapishane nasıl ki mütemadiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misafirhanedir; öyle de, bu zemin yüzü dahi acele hareket eden kàfilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var.


    Üstad Hazretleri risalelerin çok yerlerinde ölüm gerçeği ile muhakkak karşılaşacağımızı aklı ikna edecek tarzda misallerle anlatıyor. Gecenin gündüze değişmesi, her bir mevsimin bir başka mevsime değişmesi, sürekli birilerinin dünyaya gelip bir yandan da gitmesi gibi misalleri oldukça sık zikrettiğini görüyoruz.

    Kainatın her alanında sürekli bir yenilenme, sürekli bir gelip gitme var. Durağan bir hayat sözkonusu değil. Bu değişimler elbetteki çok hikmetleri barındırıyor. İnsana sürekli bu diyarın ebedi konaklama yeri olmadığını ihtar ediyor. Bir yaprak sonbaharda nasıl dalını terkediyorsa insanda tutunduğu hayat dalını hayatının sonbaharında terkedecek.

    Her ne kadar ölüm en büyük nasihat olma hususiyetini barındırıyorsa da, insanlar olarak çok çabuk unutuyoruz. Ölüm haktır ve gerçektir. Bizden 150-200 yıl önce de insanlar vardı dünyada hiç tanımadığımız ama şu an hiçbiri yok, hepsi geldiği gibi gitmiş. Bugün nasıl onlar unutulup toprağa terkedilmişse, aynı ölüm bizimde başımıza gelecek ve bir asır sonra bizi de hatırlayan olmayacak muhtemelen.

    Dünya tarihinin ilk gününden bugüne kadar geçen bütün asırlardaki insanların öldüklerini düşünelim. Sadece bir İstanbulda her asırda milyonlarca insan ölmüş. İşte insana ölümü ihtar eden bu kadar büyük bir delille karşı kaşıyayız. Buna rağmen insan hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya dalabiliyor, bunları görmüyor ya da kafasını kuma sokup görmek istemiyor. Bu sebeple de ölümü hatırlatan vesilelere yakın durmak, amellerimizi güzelleştirme açısından yerinde olacaktır.
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.903
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2612 + 209808


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Not
    İşte bu dehşetli hakikatın muammasını Risale-i Nur hall ve keşfetmiş. Bir kısacak hülâsası şudur:

    Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkinde bir endişesi, bir meselesidir. Evet, çaresi var ve Risale-i Nur Kur’ân’ın sırrıyla o çareyi, iki kere iki dört eder derecesinde kat’î ispat etmiş. Kısacık hülâsası şudur ki:


    Ölüm er ya da geç muhakkak başımıza gelecek. Bu gerçeği yok etmek gibi bir gücümüz kuvvetimiz yok. O zaman düşünmek gerek. Madem er ya da geç öleceğiz, o halde ölümün bizden ne istediğini öğrenmek yerinde olacaktır.

    Ölümün hemen arkasından gireceğimiz kabir alemi nasıl bir alemdir ?

    Sonrasında yeniden dirileceğimiz gün nasıl bir gündür ?

    Sırat köprüsü nedir ?

    Cehennem nasıl bir yerdir ?


    Muhakkak ki ölmeye aday olan insanlar için, bu sorular, hayatlarında kendilerine sormaları gereken en mühim suallerdir. Ve insanın kabirdeki azaptan, mahşer gününün dehşetinden, sırat köprüsünün sıkıntılarından ve dahi cehennem azabından kendini kurtarma planı yapması, buna göre davranması hayatında üzerinde durduğu en ciddi mesele olmalıdır. Çünkü bu gidişin ikinci bir dönüşü yok. Tek yönlü bilet almışız gibi, bu yolculuğa geriye dönmemek üzere çıktık. Yolculuk bittiğinde kimsenin gücü geriye dönmeye yetmeyecek.

    Üstad Hazretleri, ölümle birlikte karşılaşacağımız zorlukları yaşamamak adına bu dersi veriyor. Kur'an'dan süzülen hakikatleri, derdimize deva mahiyetinde bizlere sunuyor. İnşaallah anlayıp, hazmedenlerden ve hayatını buna göre tanzim edenlerden oluruz. Amin.


    Not
    Ölüm ya idam-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir. Ve kabir ise, ya karanlıklı bir haps-i münferit ve dipsiz bir kuyudur. Veyahut bu zindan-ı dünyadan bâki ve nuranî bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır. Bu hakikati Gençlik Rehberi bir temsil ile ispat etmiş.


    Ölüm ya ebediyyen dirilmemek üzere bir bitiştir, yokluktur ki; bu anlayışa göre ölen tüm insanlar, dostlar ve akrabaların hiçbir şekilde geri dönüşü yoktur. Yahut başka bir aleme gitmek ve iman vesilesiyle ebedi saadet saraylarına girmek için bir teskere hükmündedir. Gerek Kur'an-ı Kerim, gerekse hadisler ve Onun tefsirleri birinci anlayışı şiddetler reddediyor. Onuncu Söz (Haşir Risalesi), öldükten sonra dirilmeyi, bir çocuğun bile anlayabileceği tarzda anlatıyor. Demek ölüm son değil, yokluk değil, hiçlik değil. Ölüm bir terhis, darü'l-hizmetten darü'l-ücrete geçiş kapısı, vazifelerin bitişi, ahbablara, akrabalara kavuşturacak bir vesile, ruhun serbest kalmasıdır.

    Ve kabir bir anlayışa göre karanlık, haşerelerin vatan tuttuğu, tek başına kalınacak bir yerdir. Ki bu anlayışın sahipleri inandıkları şekilde muamele göreceklerdir. Dersin ilerleyen bölümlerinde göreceğiz inşaallah. Yahut ölüm dünya zindanından - Dünya, müminin zindanı, kâfirin cennetidir. Ebû Hureyre radıy u anh. Müslim. - baki ve sonsuza kadar kalacağı manzaraların gösterildiği bir kapı hükmündedir. İnsan gideceği ebedi saadet alemlerini, o kapıdan bakarak müşahede eder ve kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olur.
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 239 + 16429


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    ALLAH ile olduktan sonra,

    Ölüm de Ömür de Hoştur....

    ALLAHIM;

    Atmasına izin verdiğin şu kalbimiz,

    Aşkınla atsın,

    Aşkınla dolsun,

    Aşkınla dursun...


    (Alıntı)
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 517 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Alıntı HuSeYni Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Ölümün hemen arkasından gireceğimiz kabir alemi nasıl bir alemdir ?

    Sonrasında yeniden dirileceğimiz gün nasıl bir gündür ?

    Sırat köprüsü nedir ?

    Cehennem nasıl bir yerdir ?


    Abim Sen şimdi böyle sıralayınca ; şimdi okullarda sürekli sınavlar yapılmakta.Velhasıl en sonda temel bir sınav ile öğrenciler hayallerindeki mesleklere ve okullara gidiyorlar ya da erteliyorlar başka zamanlara...Hep daha iyisini kazanabilmek adına...Ve bu aşamalarda öğrenciler arasında bir iletişim gelişiyor.

    Okulların yerleşim planlarından kampüsüne,yemekhanesinden,yurduna,hocalarından sınıflarına ve ilerisi için daha da evrensel boyuttaki çalışmalarına...

    Yani demek istediğim ne kıymetli hayatımız varmış ki; bir okulu bile bu kadar incik cincik edip araştırıyoruz da ki sonunda da bir meslek sahibi olup yoğun işlerde çalışıtırılıp krediyle ev alıp sonumuzu hazırlıyorsak Genelde diyelim bu mevzuya tabi ama heryerde yoğun bir bunaltıcı program gibi anlatılıyor çay sohbetlerine kadar ilerledi yani durum...

    Neyse dağıtmayım konuyu abim

    Oysa Sahabeler bu dünyada ne bir birikim yapmışlar ne de böyle yoğun emelleri olmuş.Onlara bu yönde soru soranlara " Biz neyimiz var neyimiz yok hepsini evimize yolladık " diyerek muhteşem bir bakış değil muhteşem bir hayat örneği sergilemişler.


    Yaşadığımız her an imtihandayız.Bitiş süresi belli değil.Kurallar,gerekli yol gösterici alimler,enbiyalar ,evliyalar ve Kainata Tercüman olan Efendimiz (Asm) eksiksiz halde vardır.

    Bir yıkılacak binanın hesabına yıllarca kafa yoracağımıza gideceğimiz ebedi yıkılmaycak evlerimize yatırım yapmaya başlasak iyi olacak inşaAllah...
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 517 + 29609


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Not

    İ'lem Eyyühel-Aziz! Kabir, âlem-i âhirete açılmış bir kapıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azabdır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka cihetinde duruyorlar.

    Senin de onlara iltihak zamanın gelmedi mi? Ve onlara gidip onları ziyaret etmeğe iştiyakın yok mudur?

    Evet vakit yaklaştı.

    Dünya kazuratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır. Yoksa onlar istikzar ile ikrah edeceklerdir.


    Mesnevi-i Nuriye




    Bilgi
    İşte bu dehşetli hakikatın muammasını Risale-i Nur hall ve keşfetmiş. Bir kısacık hülâsası şudur:



    Dehşetli gibi görünen gerçek bizim hazırlıklısızlığımızdır.Ölümün gerçekliğini yanımıza gelmeyene kadar hissetmeyişimiz bir zaman sonra tekrar gaflet ile geçiştirerek ciddiyetini gölgelememizdir.Oysa Ustadı Cenab-ı Kur'an Olan Risale-i Nurlar bunu keşfetmiş ve o dürbünden bize de anlatıyor Allah'ın izniyle...


    Bilgi
    Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; elbette bu ecel celladının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkinde bir endişesi, bir mes'elesidir. Evet çaresi var ve Risale-i Nur Kur'anın sırrıyla o çareyi iki kerre iki dört eder derecesinde kat'î isbat etmiş. Kısacık hülâsası şudur ki:






    Tek endişemiz Rıza Makamının rızasında yaşayabilecek saatleri Allah yolunda feda edebilmektir.Kurtuluş çaresi sadece dünyanın misafirliğinden başka bir misafirhaneye gittiği yeri hapishane değil aksine özgürlüğün adresi olan evine kavuşmasının rahatlığına teslim olan amellerini temiz tutmasıdır.

    Çareleri ve tekrarla okuman gereken formüller de Cenab-ı Kur'an ve Sünnet yolundan ayrılmadan tazelenmekle mümkündür.Risaleler de bu hususta yardımcıdır.


    Bilgi
    Ölüm ya i'dam-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir.


    İki taraftan bakabilirsin ölüme ; aslında bu bi bakıma bakış değildir yaşayıştır.Çünkü insanlar baktıkları gibi yaşarlar çoğunlukla..

    Ölüme ya idam sehpası gibi bakarsın seni bu dünyadan koparan ve sevdiklerinden ayıran..Ki böyle bakmak demek senin dünyaya ne kadar bağlandığını gösterir.Oysa gidecek,bitecek bir hayata bırakacağın şeyi sevdiğin kadar sevmeliydin.

    İkincisi ise ebedi bir hayata giriş kapısında olduğunu bilmek...Bunu düşünen ve yaşayan mümin ecelin saatlerinde kelime-i tevhid ve şehadeti getirmenin onu o saraya götüreceğini bildiğinden diline de döker.

    Rabbim bizleri de en sevdiği halde, en sevdiği zamanda alsın inşaAllah katına...

    Amin..
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 517 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Tavsiye
    Kezalik mevcudat, vücuduyla "Vâcib-ül Vücud'un vücub-u vücuduna ve ölüm ve zevaliyle, teceddüdî bir teselsül ile yerlerine gelen emsali, Sâni'in ezelî ve ebedî vâhidiyetine şehadet ediyorlar.


    Mesnevi-i Nuriye
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 9 kullanıcı var. (0 üye ve 9 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

119, 120, 142, 143, 144, 148, 151, 157, 159, 160, 161, 600, ahiretteki, aklı, alanında, aleme, âlemleri, alınmış, alıntı, amelin, amellerin, andan, araf, arkadaşı, asa-yı musa, atmak, ağzı, başlayan, başıboş, bertaraf, beşer, bilmede, bilmesi, binaen, birebir, birlik, bitti, bizimle, bizleri, budur, buldum, bütün, çaresizim, çavuş, çekiyor, cesedlerin, ciddî, cümlemizi, cümleyi, çıplak, dadır, daimî, delildir, derece, dersimizi, dersler, derstir, değilim, dikkatle, dile, diyoruz, doğrular, doğruları, dünyadan, dünyamızın, dünyasına, düğü, edenleri, ediyorlar, ehemmiyetlidir, ejderha, eksiksiz, ellerinde, etmektedirler, etmemesi, etmemiz, etmiyoruz, ettiğimiz, evden, eşkiya, fâni, fare, ferit, gaflete, gayret, geçiş, gelmiş, gerçeğini, gerekiyor, getirmenin, gidiyoruz, gitmiş, gitti, gizlidir, gördüğünü, gözümüzle, günahtan, güzelliklere, güzelliği, hakikatten, hâkimi, haktan, halka, hapisteki, hayalen, hayalleri, hazretlerini, haşirde, helâl, herşeye, herşeyin, hevesi, hitaben, hücum, huylu, ibarettir, icadı, içine, ikincisi, ilham, ilimlerde, insanlığı, inşaallah, isbat, isen, istediğini, istekleri, istemeye, izale, işaret, işlememek, işlere, iştir, iştiyak, kabirdeki, kabre, kabrin, kafasını, kâfiri, kalbinin, kalmamış, kardeşi, kardeşlerimden, kavuşmuş, kendisinde, kimsede, kitabını, korkudan, korkunun, küfr, küfrü, kullar, kurar, kurtarıcı, kısmen, kısmı, lezzetlerin, mahkeme, mecbur, medrese, mertebesini, meselâ, mevcudat, mezaristana, misafirsin, müçtehidler, muhakkak, mükellefiz, müstehak, müş, nasılki, nefret, nurdur, olduk, olduğuna, olduğundan, olmaktan, olmayı, olmazlar, onbeş, onlardan, oradan, orga, öyledir, planı, pusula, rabbinin, rezil, risale-i nur, risalei nur, rivayette, sahibidir, sakı, sizde, sordukları, sordular, sözlerde, susuz, süzülen, sıhhat, sırra, sığı, tahrip, tebâiyet, terakki, tükenmez, ücretleri, umum, üstü, uyum, verdiği, vermenin, veyahut, yapanlar, yapması, yaradan, yayı, yaşamada, yolcusu, yolcusun, yurduna, yüzleri, yıldızları, ışık, zahmet, zamanla, zira, ziyade, zulmü, şartları, şayet, şeye, şeylerle, şeytandan, şeytanı, şüpheli

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222