Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/5 İlkİlk 12345 SonSon
45 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Alıntı ASHAB-I BEDR Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]


    Yani demek istediğim ne kıymetli hayatımız varmış ki; bir okulu bile bu kadar incik cincik edip araştırıyoruz da ki sonunda da bir meslek sahibi olup yoğun işlerde çalışıtırılıp krediyle ev alıp sonumuzu hazırlıyorsak


    Aynen öyle. Kısa olan hayatımız için çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz, ebedi hayatımız içinse çok az çalışıyoruz ya da çalışmıyoruz. Aslında hep ahirete çalışmamız da istenmiyor. Hatta öyle ibadetler var ki, yapıldığında insanın diğer mübah amellerini de (yemek, içmek, uyumak gibi) bir nevi ibadet hükmüne getiriyor. Namaz gibi. Günde bir saatle kabrimizi, ahiretimizi nurlandırmak için, aklı olan herkesin canla başla yapmaya çalışacağı bir ibadettir herhalde.


    Not
    Meselâ, bu hapsin bahçesinde asmak için darağaçları konulmuş ve onların dayandıkları duvarın arkasında gayet büyük ve umum dünya iştirak etmiş bir piyango dairesi kurulmuş. Biz bu hapisteki beş yüz kişi, herhalde, hiç müstesnası yok ve kurtulmak mümkün değil, bizi birer birer o meydana çağıracaklar. Ya “Gel, idam ilânını al, darağacına çık” veya “Daimî haps-i münferit pusulasını tut, bu açık kapıya gir” veyahut “Sana müjde! Milyonlar altın bileti sana çıkmış. Gel al” diye her tarafta ilânatlar yapılıyor.



    Üstad Hazretleri burada ölümü darağacına benzetmiş. Zira ölümün zahiren görünen yüzü darağacı gibi ürkütücü ve korkutucudur. Hatta gaflette olan bir mü'min bile ölümü bir an için bitiş gibi görebiliyor. Genel manada ölümü bir darağacı, idam, adem, bitiş gibi algılama sözkonusu. Bu darağacının arkasında yani temsile göre kabrin, ölümün arkasında daha önceden orada hazırlanmış bir ceza ve mükafat yeri var. Misalen bir piyango dairesi gibi. Şimdiye kadar dünyada yaşayanlardan başka o piyangoya katılmayan kalmamış. Hepsi o piyangoya katılmış. Kimisi kazanmış ve kimisi de kaybedip hüsrana uğramış. Biz de eninde sonunda o darağacına çıkacağız. Çünkü müstesna kalan yok. Zahirde yüzü çirkin görünen o darağacı bizim için ya sonsuz bir saadet kapısı ya da hüsran, azap kapısı olacak.

    Ölüm mü'min ya da kafir ayırtetmeden herkesin başına gelecek ama bunun ardındaki sonuçlar aynı olmayacak.

    Dördüncü Söz'deki günde bir saatle 5 vakit namaz ve imanımız, sonsuz saadetin kapısını ölüm darağacıyla açan bir anahtar olacak inşaallah.
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Ölüm gelmeden yoldaşını iyi seç!
    Zamanede sana üç yoldaş vardır. Biri vefâkârdır, diğer ikisi ise gaddar :
    Biri dostların, öbürü malın-mülkün, üçüncüsü ise iyi işlerin ki, vefalı olan budur.
    Öldüğün vakit, malın seninle beraber gelmez, evden dışarı bile çıkamaz; dostun gelir, ama sadece mezarının başına kadar.
    Fakat yaptığın işler vefakârdır; onlara iyice sarıl ki mezarının içine kadar seninle gelen onlardır.
    Ama!.. Eğer amelin iyiyse, orada sana dost olur; kötüyse yılan kesilir.
    MESNEVİDEN...
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Bilgi
    Ölüm ya i'dam-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir.


    Ölüm ya bir idamdır ebedi olarak idam sürecinde olur hem de sevdiklerini,akrabalarının bu ebedi idamda eleyen bir darağacıdır.

    Ya da sonsuz bir alemin başlangıcına gidişi sağlayan gerekli bilet,vesika, kulluk vazifesiyle görevli bir asker gibi aldığı tezkeresidir.

    Bilgi
    Ve kabir ise, ya karanlıklı bir haps-i münferid ve dipsiz bir kuyudur veyahut bu zindan-ı dünyadan bâki ve nurani bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır. Bu hakikatı "Gençlik Rehberi" bir temsil ile isbat etmiş.


    Kabir alemi ise ; ya tek başına içinde olduğun bir hapishane ve karanlık dipsiz kuyudur. Veya ebedi aleme nurani bir aleme açılan kapıdır.


    İlkinde verilen misallere dikkat edecek olursak;

    Birinci misallerde ; Kötü,ürtkütücü,karanlık,boğucu aklın alabileceği her türlü sıkıntıyı sıralamak mümkün.Fakat burada önemli olan insanın ölüme ve sonrasına yaklaşımıdır.

    Şayet zahiri olarak bakılırsa hakikaten ölüm zor gelir,ağır görünür.Fakat zahiri bakan gözün biraz da batına bakması gerek.

    Oysa ikinci misallerde;

    Bizlere amellerimizin karşılığını göreceğimiz ebedi bir alemin davetçilerini takip edilen yol gösterilmekte...

    Ölümün varlığı kadar önemli olan bir diğer husus da iman ettiklerimizdir.İman ettiğimiz Ahiret..İman ettiğimiz kader..İman ettiğimiz Hakk'a imani noktalardan sarılmadığımız sürece ölüme birinci misallerden bakarız.




    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Not
    Biz de gözümüzle görüyoruz ki, birbiri arkasında o darağaçlarına çıkıyorlar. Bir kısmın asıldıklarını müşahede ediyoruz. Bir kısmı da, darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki piyango dairesine girdiklerini, orada büyük ve ciddî memurların kat’î haberleriyle görür gibi bildiğimiz bir sırada, bu hapishanemize iki heyet girdi.

    Bir kàfile ellerinde çalgılar, şaraplar, zâhirde gayet tatlı helvalar, baklavalar var. Bizlere yedirmeye çalıştılar. Fakat o tatlılar zehirlidir, insî şeytanlar içine zehir atmışlar.


    İstisnasız herkes ölüm akıbeti ile karşılaşıyor. Hayatımız boyunca bunun belki binlercesine şahit oluyoruz. Burada asılanlar kısmı, sefahette olanları ya da inançsızları temsil ediyor. İkinci kısım darağacını basamak yapanlar ise, Kur'an, Enbiyalar, evliyalar, muhakkikler, alimler, müçtehidler gibi çok ciddi zatların kesin ve delilli olarak haber verdikleri saadete mazhar olan kısmı temsil ediyor.

    Bizimle her daim alakadar olan iki taife var. Bunlardan birinci taife nefis ve şeytan. Dünya ve ahiret hayatımıza büyük zararlar verebilecek bu ikili, her an iş başında. Sürekli fitnelerini, hilelerini yutturma peşindeler. Öyle ki bir ölüm hadisesi nefis ve şeytanın elinde koz. Ölüme isyan ettirmek için şeytan bütün gayretlerini sarfediyor. Bunu beceremezse, ölümü unutturup, insanın yüzünü dünyanın aldatıcı zevklerine çevirmeye çalışıyor.
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    3 üyeden 3 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    BEDEN VE RUHLA ALÂKALI CENNET VE CEHENNEM

    Ölümün hakikati bilinmeyince âhiretin hakikatini kimse bilemez. Hayatın hakikatini bilemeyince, ölümün hakikatini bilemez. Ruhun hakikatini bilmeyince de, hayatın hakikatini bilemez. Ruhun hakikatini bilmek de, kendi nefsini bilmektir.

    İnsan, biri ruh, diğeri beden olan iki asıldan meydana gelmiştir. Ruh süvari gibi, beden de binek hayvanı gibidir. Âhirette bu ruhun beden vasıtası ile bir hâli, bir Cenneti ve Cehennemi vardır. Kendi zâti sebebi ile bedenin ortak olmadığı başka bir hâli de vardır. Beden sebebiyle de onun [insanın] bir Cenneti veya Cehennemi yahut saadeti veya şekaveti vardır. Araya beden girmeksizin olan kalbin nimet ve lezzetlerine, «Rûhanî Cennet», diyoruz. Yine beden araya girmeden olan sıkıntı, elem ve şakiliğine «Rûhani Cehennem» diyoruz.

    Bedenin de beraber bulunduğu Cennet ve Cehennem zaten bellidir. Orada, ağaçlar, nehirler, huriler, köşkler, yiyecekler, çiçekler ve buna benzer şeyler vardır. Her ikisinin de vasfı, Kur'ân-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. Herkes bunu anlayabilir.
    Hadis-i Kudsî'de, «İyi ameller yapan kullar için, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve hiç kimsenin kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım» buyurulanlar, ruhanî Cennettedir. Kalbin içinden melekût âlemine bu mânânın aşikâr olduğunu, hiç şüphe kalmadığını gösteren bir pencere açılır.

    Bu yola kavuşan kimsede, âhiretin Cennet ve Cehennemine taklid ve işitme ile olmayıp parlak bir yakîn hâsıl olur [kendisinde şüphe olmayan kesin bilgi meydana gelir]. Bilâkis basiret ve müşahede ile olur. Hekimin, bu dünyada bedene ait iyilik ve kötülüğü bilmesi ve buna sıhhat ve hastalık demesi; bunun sebepleri olan ilâç kullanmak ve perhiz etmek, hastalığın ise çok yemek ve perhiz etmemekten ileri geldiğini söylemesi gibi; bu müşahede ile de kalbin yâni ruhun saadet ve şekaveti; ibadet ve marifetin bu saadetin ilâcı, cahillik ve günahın bu saadetin zehiri olduğu anlaşılır. Bu, çok kıymetli ve yüksek bir ilimdir.

    Birçok âlim denen kimseler, bunu bilmezler. Hattâ bunu inkâr ederler. Bedenî olan Cennet ve Cehennemden ileri geçip söz söylemezler. Âhireti bilme hususunda işitme ve taklidden başka bir yol bilmezler. Bizim ise bunun hakikati hakkında delilli uzun kitabımız vardır. Bu kitap Arabidir [Arabcadır]. Burada ise bu kadar anlattık. Zeki ve kalbi inad ve taklid bulaşıklığından temizlenmiş olanlar, bunu idrak ederler ve âhiret işi kalblerinde sabit ve kuvvetli olur. Bunun için birçok kimselerin âhirette imanı zayıf ve sallantıda olur.
    KİMYA-YI SAADET
    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (23-05-2012 Saat 13:51 ) değiştirilmiştir.

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Not
    Meselâ:


    Bu hapsin bahçesinde asmak için darağaçları konulmuş ve onların dayandıkları duvarın arkasında gayet büyük ve umum dünya iştirak etmiş bir piyango dairesi kurulmuş. Biz bu hapisteki beşyüz kişi, her halde hiç müstesnası yok ve kurtulmak mümkün değil, bizi birer birer o meydana çağıracaklar: Ya "Gel i'dam ilânını al, darağacına çık" veya "Daimî haps-i münferid puslasını tut, bu açık kapıya gir." veyahut "Sana müjde! Milyonlar altun bileti sana çıkmış, gel al." diye her tarafta ilânatlar yapılıyor.


    Öyle bir dünya hayal edelimki; hırslarıyla dünyaya bağlanmış ona o kadar yaslanmış ki bütün sebepler ile ömrü hayatını dünyaya feda etmiş.

    Yaş ilerleyip hastalıklar birer birer ortaya çıkınca birşeyler sürekli gözümüze sokulurcasına yaklaşan veya yakındır diye gelen tüm uyarılara gözünü,gönlünü kapayan bir insanlık tüm dayanağını aynen yukarıda ustadın da dediği gibi o dünyanın duvarına yaslanmış bir bahçedir bu denli görünen ölüm.

    Evet dünya gerçekten kendisinde saklı bahçeleri barındırıyor.Hakiki bahçelerin gölgelerini bu dünyada imtihan edip ahiretteki gerçek bahçeleri saklıyor.Bu durumda buradaki dünya sevgimiz hırs ile bağlanılacak bir sevgi ile olmamalı...

    Yaslandığımız duvar dünya ise şayet o da yıkılacaktır.Bahçesine aldanmamak lazım.Bahçelere seyr etmek için geldiğimizi ve seyirle sacid eylemk için geldiğimizi kavramak zamanıdır.Bu idrakle ile yaşadığımız her an bizlere ölümü asla perişan gösteremez.Perişanlıklarımız hallerimizde gizlidir.Şükrümüzde,secdemizde,ihlasla varılan vucud alemimizin binler dillerinde gizlidir.

    Bu bakımdan bir kaç açıdan vasıflandırmış Ustad Hazretleri de ;

    - Ya dünyaya yaslanırsın bahçesinde bir darağacının kurulduğu sırayla idam edileceği bir hapisin bitişi...

    -Veya daimi idam pusulanı elinde yani imani olarak kendine sakla ve devam eyledur gittiğin aleme..Ki insan neyi nasıl yaşar da tanırsa öyle de muamele görür.

    -Veya müjde ölüm var hakikat de budur diye gelen bir tezkere haberi gibi askerliğin bitti.Talim yerinden aldığın eğitimlerinin hakkını alacağın veya ödeyeceğin gündür diye gelen bir piyangodur.


    Allah'ın emirlerine uyup da abdi olarak yaşamak ise cümlemizin piyangosu olsun inşaAllah...

    Yazar : Risale Forum
    Konu ASHAB-I BEDR tarafından (23-05-2012 Saat 16:23 ) değiştirilmiştir.


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Not
    Biz de gözümüzle görüyoruz ki, birbiri arkasında o darağaçlarına çıkıyorlar. Bir kısmın asıldıklarını müşahede ediyoruz. Bir kısmı da, darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki piyango dairesine girdiklerini; orada büyük ve ciddî memurların kat'î haberleri ile görür gibi bildiğimiz bir sırada, bu hapishanemize iki heyet girdi. Bir kafile ellerinde çalgılar, şarablar, zahirde gayet tatlı helvalar, baklavalar var. Bizlere yedirmeğe çalıştılar. Fakat o tatlılar zehirlidir, insî şeytanlar içine zehir atmışlar.


    Hepimiz o darağacına çıkacağız.Bir kısmı o darağacından aynen asılmakta...Diğer kısım da ardındaki alemin varlığını hayatta iken de kabul etmiş ve hazırlığını kısmen de olsa yapmaya gayret etmiştir.Çekinmiştir her türlü haramdan ve günahlardan..

    İşlediği günahtan da tevbe kapısına sığınarak yine Hakkın Rahmetine sığınmıştır.Teslim olmuştur.Bu bakımdan o alemin varlığına yönelik hayatta iken yaşayan insana her türlü caydırıcı,şeytani hileler yaklaşır.

    Onu kendine çekmeye çalışır ve helal dairesinden uzaklaşması için elinden gelen gayretle eğlenceye,harama davet eder.Saltanat sürmeye çağırır dünyada adeta..

    Hepsi birer zehirdir gerçeği perdeleyen,Hak kapısının aralanmasını inkara sevk eden unutturan.. İşte o zamanın yani hayatta iken verilen sınavların,ikilemler arasındaki mücadelelerin "ölüm var" gerçeğini gizlemesine veya açıldığı zamanki gaflete düşmesinin nedenlerini sıralamakta..

    Tavsiye


    İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû' etmiştir.

    Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!


    Mesnevi-i Nuriye



    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  8. #18
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 240 + 16429


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Ölüm gelmeden önce,nefsin heva ve hevesi cihetinde ölünüz...
    Yazar : Risale Forum

  9. #19
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm


    Not
    Bir kàfile ellerinde çalgılar, şaraplar, zâhirde gayet tatlı helvalar, baklavalar var. Bizlere yedirmeye çalıştılar. Fakat o tatlılar zehirlidir, insî şeytanlar içine zehir atmışlar.

    İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. Bize hediye veriyorlar ve bil’ittifak beraber, pek ciddî ve kat’î diyorlar ki:


    “Eğer o evvelki heyetin sizi tecrübe için verilen hediyelerini alsanız, yeseniz, bu gözümüz önündeki şu darağaçlarda başka gördükleriniz gibi asılacaksınız. Eğer bizim bu memleket hâkiminin fermanıyla getirdiğimiz hediyeleri evvelkinin yerine kabul edip ve terbiyenamelerdeki duaları ve evradları okusanız, o asılmaktan kurtulacaksınız. O piyango dairesinde ihsan-ı şâhâne olarak herbiriniz milyon altın biletini alacağınızı, görür gibi ve gündüz gibi inanınız. Eğer o haram ve şüpheli ve zehirli tatlıları yeseniz, asılmaya gittiğiniz zamana kadar dahi o zehirin sancısını çekeceğinizi, bu fermanlar ve bizler müttefikan size kat’î haber veriyoruz” diyorlar.


    Birinci cemaat nefis, şeytan ve şeytanın ordusu yani şeytana hizmet eden herşey zahirde tatlı gibi görünen şeylerle insanları zehirlemeye çalışıyor. Evet her bir günahın, her haram olan şeyin görünüşte cüz'i bir lezzeti varsa da, ahirinde o lezzetin çok fevkınde elemi vardır. Bilhassa tövbe ile temizlenmediği takdirde, ahiretteki cezası pek büyüktür. İşte şeytandan dersini alan nefis ve şeytan orduları, sonradan bizleri kıvrandıracak (hatta vicdanı bozuk olmayan, günahı anında da bu azabı hisseder) olan kötü amelleri tatlı gösteriyor. Peşin cüz'i bir lezzeti, sonsuz ya da büyük azaplara bir tercih ettiriyor.


    Nefis ve şeytan ordularının karşısındaki herşey hikayedeki ikinci cemaati temsil ediyor. En başta Kur'an-ı Kerim sonra Peygamberler ve Peygamber efendimiz aleyhisselatü vesselam ve sünneti, sonra evliyalar, asfiyalar, alimler, muhakkikler hepside bu cemaate dahil. Vicdan dahi birinci cemaatin sunduğu zehirli lezzetleri reddetmesi itibariyle, bu cemaatin içinde yer alıyor.

    Bu ikinci heyet bizi o tür zehirli lezzetlerden şiddetle menediyor. Önümüzdeki ölüm darağacını gösterip, bu zehirli balların kötü bir akıbeti netice vereceğini misalleriyle gösteriyorlar. Efendimiz aleyhissalatü vesselam kabir azabı çeken kişileri bizzat yerinde, sahabilerine göstermiş. Bunun gibi Kur'an-ı Kerim de, müfessirler de kabir azabının vaki olacağını kesin bir şekilde haber veriyor.

    Günahların neticesi sadece bu kadarı ile sınırlı değil. Ahirette geçeceğimiz tüm aşamalarda günahlar insan üzerinde yük olacak ve temizleninceye kadar insan günahlarının cezasını çekecek. Gerek sırat köprüsünde, gerekse cehennemde gerekse de diğer malum yerlerde.

    Ölüm anına gelmezden önce de günahlar, hayatın içinde bir nevi azabı netice veriyor. Mesela bir katl bir saniyede işlenebilirken, onlarca yıl hapis cezasını netice veriyor. Bununla da kalmayıp katil, katlettiği kişinin yakınlarından korkmak ve aynı akıbete uğrayabileceğini düşünmekle ikinci bir azaba maruz kalıyor. Bununla da kalmıyor vicdanı varsa ilahi adaletin vereceği diğer cezaları düşünmek üçüncü bir azabı netice veriyor. Yine bununla da kalmıyor ve ölüm anında bir azap daha çekiyor. Zira günahlar dünyada tevbe ile izale edilmediği takdirde, ölümle başlayan her adım günahları temizlemek adına bir vesiledir.

    Bir cüz'i lezzette bu derece azaplar varken, ikinci taife, mübarekler cemiyeti, Kur'an, Sünnet, vicdan, o sancılı lezzetlerin yerine Allahın fermanlarını, bizlerden ne istediğini, neyi bizlere yasak ettiğini ve ne yaparsak dünya ve ahirette mesud olacağımızı gösteriyor.

    Bizleri yaratan Allah cc. elbette bizim nasıl mes'ud olacağımızı da biliyor. Cüz'i lezzetler yerine, baki lezzetleri netice verecek amelleri gösteriyor. Allah cc. her kötü amelin içine peşin bir azab koyduğu gibi, her hayırlı amelin içine de cenneti hissettirecek peşin ücretlerini de koymuş. Mesela ihtiyaç sahibi birine yardım elini uzatan kişinin yüz ifadesi ile onu reddeden kişinin yüz ifadesini karşılaştırsak, hayır amellerin içinde peşin ücretler konduğunu anlamamıza kafidir. Ve hayır olmayan amellerin içinde de peşin cezalar oldğunu da aynı misalden anlayabiliriz. Çünkü veren, elinden birşey çıktığı halde mesuddur, vermeyen ise maddi birşey kaybetmediği halde huzursuzdur.

    İşte ikinci cemaat hayırlı ve güzel amellerin, Allah'ın emir ve yasaklarına riayet etmenin, sünnete tabi olmanın, ahiretteki mükemmel neticelerini nazara vermekle birlikte, bu dünyadaki ücretlerini dahi nazara veriyor ki birinci kafilenin hileleri insanı aldatmasın.

    Yazar : Risale Forum

  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.949
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 518 + 29609


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 35 - Madem Ölüm Öldürülmüyor Ve Kabir Kapısı Kapanm

    Not
    İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. Bize hediye veriyorlar ve bil'ittifak beraber, pek ciddî ve kat'î diyorlar ki:

    "Eğer o evvelki heyetin sizi tecrübe için verilen hediyelerini alsanız, yeseniz; bu gözümüz önündeki şu darağaçlarda başka gördükleriniz gibi asılacaksınız. Eğer bizim bu memleket Hâkiminin fermanıyla getirdiğimiz hediyeleri evvelkinin yerine kabul edip ve terbiye-namelerdeki duaları ve evradları okusanız, o asılmaktan kurtulacaksınız.

    O piyango dairesinde ihsan-ı şahane olarak herbiriniz milyon altun biletini alacağınızı, görür gibi ve gündüz gibi inanınız. Eğer o haram ve şübheli ve zehirli tatlıları yeseniz, asılmağa gittiğiniz zamana kadar dahi o zehirin sancısını çekeceğinizi, bu fermanlar ve bizler müttefikan size kat'î haber veriyoruz." diyorlar.





    Birinci gelen heyetin dünyaya ait haram dairesine gayret etmelerine karşı ikinci heyet ise tam aksine helal dairenin sofrasına davet ediyor.


    İttifak ettikleri Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim ve Sunnet yolunu tekraren ve ehemmiyeti açısından dile getiriyorlar.Zamana baktığımızda gelen tüm Allah dostları sırat-ı müstakiym üzerine davetlerde bulunmuşlar.Yaşayışları da öyleydi zaten...

    Allah'tan en çok korkanlar ilim bakımından en ileride olanlardır.Onlar daima Allah'tan edeb ile çekinmişler ve Rızasına nail olabilmek için dünyanın tüm lezzetlerine yüz çevirmişlerdir.Bizler ise gaflete her an yakınız.Bir an oluyor.Bir sevdiğimizi,yakınımızı veya bir din kardeşimizin cenazesinden haberdar oluyoruz.Belki her defa sarsılıyoruz,her defa üzülüyoruz,ayrılışlarımıza ahirette kavuşmalarımızla teselli bulup tekrar toparlanıyoruz.

    Fakat bizi bizden etmesi gereken ölümün cismani boyutu olmamalı...Ölümün ardındaki o hesap kapısına giden ilk kapıyı hangi anahtar ile açabilme telaşında olmamız asıl maksadımız olmalı...Dünyada bize teslim edilen ene anahtarını nerde hangi yönde kullanıyoruz ?

    Allah namına hareket edilmesi her an gerekliyken biz kendi hesabımıza çalışır isek yani öyle zannedip yanılıyorsak hata ederiz.Bu hesapların hepsi dünyalıktır.Gün gelir söner gider o hesaplar...Aslının karşısında..

    Başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere gelen tüm peygamberler,evliyalar,alimler ve Bütün Allah dostları da insanlığı doğru yola iletmeye,yön göstermeye birer pusula olmuşlardır.Bu ruhsatlar var iken mekana ve zamana yayılmış iken hem de bu kadar güzellikler;yüz çevirip de o piyango biletini almış olmayı bile düşünmeyip zarara gitmeye gerek yok.Bile bile ölüme gitmek de bu olsa gerek...Bence bu cümleyi şöyle demek gerek.

    Bile bile göz göre göre zararına karını feda etti de ahirini dünyasına öldürdü.Allah korusun cümlemizi..Kimseye hesabı yönünde bir zanda bulunamayız fakat inkar ve küfre giden yolların akibeti de bellidir.Açık ve net olarak da Ayetlerde belirtilmiştir.



    Bu noktada Rabbim cümlemizi Hakikatten ayırmasın inşaAllah...
    Yazar : Risale Forum
    Konu ASHAB-I BEDR tarafından (25-05-2012 Saat 22:02 ) değiştirilmiştir.


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 18 kullanıcı var. (0 üye ve 18 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

119, 120, 142, 143, 144, 148, 151, 157, 159, 160, 161, 600, ahiretteki, aklı, alanında, aleme, âlemleri, alınmış, alıntı, amelin, amellerin, andan, araf, arkadaşı, asa-yı musa, atmak, ağzı, başlayan, başıboş, bertaraf, beşer, bilmede, bilmesi, binaen, birebir, birlik, bitti, bizimle, bizleri, budur, buldum, bütün, çaresizim, çavuş, çekiyor, cesedlerin, ciddî, cümlemizi, cümleyi, çıplak, dadır, daimî, delildir, derece, dersimizi, dersler, derstir, değilim, dikkatle, dile, diyoruz, doğrular, doğruları, dünyadan, dünyamızın, dünyasına, düğü, edenleri, ediyorlar, ehemmiyetlidir, ejderha, eksiksiz, ellerinde, etmektedirler, etmemesi, etmemiz, etmiyoruz, ettiğimiz, evden, eşkiya, fâni, fare, ferit, gaflete, gayret, geçiş, gelmiş, gerçeğini, gerekiyor, getirmenin, gidiyoruz, gitmiş, gitti, gizlidir, gördüğünü, gözümüzle, günahtan, güzelliklere, güzelliği, hakikatten, hâkimi, haktan, halka, hapisteki, hayalen, hayalleri, hazretlerini, hazırlıklar, haşirde, helâl, herşeye, herşeyin, hevesi, hitaben, hücum, huylu, ibarettir, icadı, içine, ikincisi, ilham, ilimlerde, insanlığı, inşaallah, isbat, isen, istediğini, istekleri, istemeye, izale, işaret, işlememek, işlere, iştir, iştiyak, kabirdeki, kabre, kabrin, kafasını, kâfiri, kalbinin, kalmamış, kardeşi, kardeşlerimden, kavuşmuş, kendisinde, kimsede, kitabını, korkudan, korkunun, küfr, küfrü, kullar, kurar, kurtarıcı, kısmen, kısmı, lezzetlerin, mahkeme, mecbur, medrese, mertebesini, meselâ, mevcudat, mezaristana, misafirsin, müçtehidler, muhakkak, mükellefiz, müstehak, müş, nasılki, nefret, nurdur, olduk, olduğuna, olduğundan, olmaktan, olmayı, olmazlar, onbeş, onlardan, oradan, orga, öyledir, planı, pusula, rabbinin, rezil, risale-i nur, risalei nur, rivayette, sahibidir, sakı, sizde, sordukları, sordular, sözlerde, susuz, süzülen, sıhhat, sırra, sığı, tahrip, tebâiyet, terakki, tükenmez, ücretleri, umum, üstü, uyum, verdiği, vermenin, veyahut, yapanlar, yapması, yaradan, yayı, yaşamada, yolcusu, yolcusun, yurduna, yüzleri, yıldızları, ışık, zahmet, zamanla, zira, ziyade, zulmü, şartları, şayet, şeye, şeylerle, şeytandan, şeytanı, şüpheli

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222