...Evet şeytan-ı ins ve cinnî her cihette hücum ederler. Arkadaşlarımızdan metin kalbli, sadakatı kuvvetli, niyeti ihlaslı, himmeti âlî gördükleri vakit başka noktalardan hücum ederler. Şöyle ki:
Şeytan-ı ins ve cinn: Şeytanlaşmış insan ve cin.
Cihet: Yön, taraf.
Hücum: Saldırma. *Karşı çıkmak.
Metin: Sağlam.
Sadakat: Bağlılık, gönülden bağlılık.
Niyet: Kasd, kalbin bir şeye yönelmesi. Gaye ve düşünce.
İhlas: İçten, gönülden, samimi, Allah’ın(cc) emirlerini Allah emrettiğinden dolayı ve rızası için yapmak.
Himmet: Gayret, çalışma, çaba. *Yardım.
Âlî: Büyük, yüksek, yüce, üstün, şerefli.

İşimize sekte ve hizmetimize fütur vermek için, onların tenbelliklerinden ve tenperverliklerinden ve vazifedarlıklarından istifade ederler. Onlar, öyle desiselerle onları hizmet-i Kur'aniyeden alıkoyuyorlar ki; haberleri olmadan bir kısmına fazla iş buluyorlar, tâ ki hizmet-i Kur'aniyeye vakit bulmasın. Bir kısmına da, dünyanın cazibedar şeylerini gösteriyorlar ki; hevesi uyanıp, hizmete karşı bir gaflet gelsin ve hâkeza...
Sekte: Durma, durgunluk.
Fütur: Gevşeklik, usanç.
Tenperverlik: Rahatına düşkünlük.
Vazifedar: Vazifeli, görevli.
İstifade: Faydalanma, yararlanma.
Desise: Gizli hile, oyun, tuzak.
Hizmet-i Kur'aniye: Kur’ana ait hizmet, Kur’anın hizmeti.
Cazibedar: Çekici, beğenilen, hoş.
Heves: Gelip geçici istek.
Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma.
Hâkeza: Bunlar gibi, bunun gibi.


Bu hücum yolları uzun çeker. Bu uzunlukta kısa keserek, dikkatli fehminize havale ederiz.
Fehm: Anlayış.
Havale: Bir işi veya bir şeyi başka birine bırakma. Ismarlama.


Ey kardeşlerim! Dikkat ediniz: Vazifeniz kudsiyedir, hizmetiniz ulvîdir. Herbir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmasın!...
Vazife: Görev, yapılması gereken iş.
Kudsiye: Mukaddes, kutsal.
Ulvî: Yüksek, yüce.
Kıymet: Değer.


Mektubat(29uncu mektub/6.Risale olan 6.Kısımdan)