Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/4 İlkİlk 1234 SonSon
33 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Zuhr çevrimdışı Talebe
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.573
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 597 + 50160


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    Alıntı Lemeât Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    "inkıyad ile istidatlarına göre bir nevi ibadet yapmış olurlar."

    İstidatları ne peki ?

    her birisinin fıtratına yerleştirilmiş, yaradılış gayesini yerine getirmek için kullanacağı özelliklerin hepsi.


    rüzgarın yaratılış gayelerinden birisi, bir yerdeki havanın başka bir yere gönderilmesi ise, havayı hareket ettirecek denli kuvvetli olmalı, hava bu etki karşısında yer değiştirecek denli hafif ve akışkan olmalı.


    bir odanın aydınlanlası için gereken sebeb odaya elektrik gelmesi ve elektriğin bir yerde tutularak ışığa dönüştürülmesi;
    elektrik dediğimiz "şey"in bir enerjiye sahib olması, o enerjinin lamba teline ulaşıp orada "ışıma"ya vesile olması gerekir. bu "yapabildiği" şeyler elektriğin birer istidadıdır ve uygun koşullarda bu yetenekleri kullanılarak ışık elde edilir.


    yağmur un kabiliyeti toprağı ıslatmak, içindeki mineralleri çözmektir, bu sayede bitki kökleri bu mineralleri çeker ve kullanırlar
    yağmur bitkinin büyümesi için bir sebebtir, büyüme sürecindeki "etkisi" de onun istidadına göre belirlenir, yani topraktaki minerallerin çözülmesi, toprağın yumuşaması vs.

    bulaşık deterjanın fıtratına yerleştirilen kabiliyet, verilen istidad yağları çözmektir, biz de bu istidada göre onu kullanarak tabaklarımızı yıkarız. tabağın temizlenmesinde sebeb bulaşık deterjanı, onun istidadıda yağları çözmek olur.

    her bir sebeb, etki edeceği sonucun ortaya çıkması için bir "etki"ye sahiptir, bu etki onun istidadı ile belirlenir.

    kilit nokta; hiçbir istidadın, oluşan sonucun bütün hikmetlerini, bütün etkilerini ihata edebilecek kadar muazzam olamamasıdır.
    âkıl insan odur ki, bunu fark edebilsin, sonucu bütün bütün sebebin "kabiliyetine" vermesin.
    Cenab-ı Hakkın isimlerini orada görebilsin.
    Yazar : Risale Forum
    Âyinelerin değişmesi, şâşaa‑i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem O var, herşey var.
    .
    .onuncu hüccet-i imaniye
    .
    .

  2. #12
    Zuhr çevrimdışı Talebe
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.573
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 597 + 50160


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    10. “Çünkü, kusur onlardan çıkıyor, onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor.” Sebeplerdeki kusurlar nelerdir ? Kabiliyetsizlikleri ne demektir ?
    Verilen ifade;

    İşte o şekva ve şikâyetlerin hedefini değiştirmek için esbab vaz edilmiştir.

    İfadesinin bir delili bir açıklaması olarak yazılmış.

    Olaylar sonrasında edilen şikâyetlerin kaynağı; şikayet edenin sonuçtan tatmin olmadığını, sonucun kendisine “zarar verdiğini” düşünmesidir. (misal, öğrencinin sınavda düşük not alması.)
    Bu sonuçtan ötürü, sonuca karar vereni sorumlu tutar, (hoca düşük not vermiş!)
    Sonucun hikmetini kavrayamamak onun kabiliyetsizliği (evet hoca düşük not vermiş çünkü öğrenilmesi gerekenler öğrenilmemiş, alınması gerekenler alınmamış, yükselmesi gereken seviye yükselmemiş, bunların olması, daha fazla şey öğrenilmesi için notun düşük olması gerekir ki biraz daha çalışılsın) ve asıl sorumlunun kim olduğunu görememesi hata edenin kim olduğunu fark edemeyip sorumluluğu karar merciine vermesi ise kusurudur (sınava yeterince hazırlanmamış)


    “Yalnız gafil ve cahil olanlar hâdiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden,”

    Hiçbir şey yoktur ki var edilmesi, yaratılması bir/birçok hikmete bina edilmesin.

    “Herşeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakiki bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki herşey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zâhiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var.” (onsekizinci söz – ikinci nokta)

    Bu güzelliği, hikmeti, faydayı görememek, iyilikleri Allah'tan, kötülükleri nefisten bilememek, şeytanın da tahriki ile Cenab-ı Hakka şevka edilmesine vesile olur, ki bu bir insanın yapabileceği –en sade ifade ile- en büyük nankörlük olur.. Rabbimizin rahmetinin bir tezahürüdür ki bu sonuçlara perde olacak sebebler yaratmış ve kulunun gafil anında kendisini şikayet etmesinden muhafaza etmiş.
    ~~~~~~
    Düzeltme ve ekleme;

    yukarıda ifade edilen insanın kendi kusur ve kabiliyetsizliği gibi;
    hikmet boyutu gözönünde bulundurulmadığında, mana-yı harfi ile her bir sebeb tek başına incelendiğinde, hiç birisinin yapıları itibariyle, güzel bir şey ortaya çıkarma kabiliyetleri, hayra yönelme kabiliyetleri bulunmadığını görürüz.

    ateş bir sebeptir, ve yakma tahrip etme özelliği, istidadı vardır
    su akışkandır, sakin, yacı bir özelliği yoktur ve yine yıkıcıdır
    herhangi bir hayvan, misal bir arı veya bir deve bir hayrı yapabilme özelliğine sahip değildir, nefis ve hevası peşinde gitmesi halinde yapabileceği sadece tahrip olur


    bu şekilde çevremizdeki sebeblerin tek tek ele alınmasında, kendilerinin hayra yönelik bir kabiliyetleri olmadığı, tersine, kendi hallerine bir yöneticiden mahrum kalmaları halinde yıkıcı, zarar verici özellikleri olduğunu görürüz. bu yetersizlikleri, kabiliyetsizlikleri onların kusurlarıdır,
    mana-yı ismi ile bakıldığında hepsinin bir vazife üzere yaratıldığını, bir idare edici tarfından yönetildiğini ve hayra yöneltildiklerini görürüz.

    bu kusurlu unsurlar, kendi kusur ve hayırdaki acziyetleri ile, ve kendilerinin vesile olmaları ile oluşan muazzam güzellikler mükemmellikler ile, kendilerini idare eden muazzam bir kudret eline işaret ederler.

    kendi kusurlarının büyüklükleri nisbetinde, kendilerini idare edenin kusursuzluğunu ilan ederler.

    insan Allah a kusur veremez ama sel'e kusur verir, sel olması halinde suyun verdiği zararda sudan şikayet edebilir, eli yandığında kusuru ateşte bulabilir. su insanların ve çevrenin düzenine verdiği zarar ile kusurunu ilan etmiş olur, ateş verdiği zarar ile kusurunu ilan etmiş olur. zahiren çirkin fakat batınen güzel olan fiil ve icraatların güzelliğini Allah'a, çirkinliğini sebeblere vermekte bir sakınca olmaz.
    Yazar : Risale Forum
    Âyinelerin değişmesi, şâşaa‑i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem O var, herşey var.
    .
    .onuncu hüccet-i imaniye
    .
    .

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    Alıntı nuktepira Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    ...yükselmesi gereken seviye yükselmemiş, bunların olması, daha fazla şey öğrenilmesi için notun düşük olması gerekir ki biraz daha çalışılsın) ve asıl sorumlunun kim olduğunu görememesi hata edenin kim olduğunu fark edemeyip sorumluluğu karar merciine vermesi ise kusurudur (sınava yeterince hazırlanmamış)


    "Yalnız gafil ve cahil olanlar hâdiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden, Cenâb-ı Haktan şekva ve şikâyetlere başlarlar." Bu söze göre sebepler hakikatı algılayamayan gaflet ve cehalette olanlar için mi vardır ?

    Allah razı olsun. Aynı zamanda bu sorununda cevabı oluyor anladığım kadarıyla. Yani gafletten arınanlar için sebepler aslında bişey ifade etmiyor diyebiliriz. Ve dediğiniz gibi gafil olan insanları, Allah direkt olarak kendine şikayetten sebepler vasıtasıyla onları muhafaza etmiş. O zaman tefekkür de çok önem arz ediyor ki tamamen sebep perdeleri gözümüzün önünden kalksın. Cevaplar için Allah razı olsun...
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    Zuhr çevrimdışı Talebe
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.573
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 597 + 50160


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    Alıntı Lemeât Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    "Yalnız gafil ve cahil olanlar hâdiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden, Cenâb-ı Haktan şekva ve şikâyetlere başlarlar." Bu söze göre sebepler hakikatı algılayamayan gaflet ve cehalette olanlar için mi vardır ?

    Allah razı olsun. Aynı zamanda bu sorununda cevabı oluyor anladığım kadarıyla. Yani gafletten arınanlar için sebepler aslında bişey ifade etmiyor diyebiliriz. Ve dediğiniz gibi gafil olan insanları, Allah direkt olarak kendine şikayetten sebepler vasıtasıyla onları muhafaza etmiş. O zaman tefekkür de çok önem arz ediyor ki tamamen sebep perdeleri gözümüzün önünden kalksın. Cevaplar için Allah razı olsun...
    amin ecmain inşallah..
    haklısınız, tefekküre bu kadar çok atıf yapılmasını, hadis-i şeriflerde ayet-i kerimelerde bu kadar vurgulanmasını biraz daha iyi anlayabiliyoruz ..

    ve evet, sebeblerin Cenab-ı Hakkın azametini kibriyasını daha iyi anlayabilmemiz, sanatını izhar etmesi, isimlerini bize tanıtması gibi pek çok hikmetlerinin yanında, yine bir hikmet-i ilahi olarak sebebler gaflet ve cehalet içinde olanlar içindir demek yanlış olmaz

    ifadedeki "yalnız" kelamının "sadece" anlamı ile birlikte "ama, fakat" gibi anlamları da içerdiğini göz önünde bulundurmak, ifadenin içerdiği anlamı daha net görmemize vesile oluyor
    Yazar : Risale Forum
    Âyinelerin değişmesi, şâşaa‑i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem O var, herşey var.
    .
    .onuncu hüccet-i imaniye
    .
    .

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.733
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 600 + 50263


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    8. Daire-i esbabdan zuhur eden (sebepler sonucu ortaya çıkan) işler nelerdir ?
    9. "Yalnız gafil ve cahil olanlar hâdiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden, Cenâb-ı Haktan şekva ve şikâyetlere başlarlar." Bu söze göre sebepler hakikatı algılayamayan gaflet ve cehalette olanlar için mi vardır ?



    Evet, Kadîr-i Zülcelâlin iki tarzda icadı var:
    Biri ihtirâ' ve ibdâ' iledir. Yani hiçten, yoktan vücut veriyor ve ona lâzım herşeyi de hiçten icad edip eline veriyor.
    Diğeri inşa ile, san'at iledir. Yani, kemâl-i hikmetini ve çok esmâsının cilvelerini göstermek gibi çok dakik hikmetler için, kâinatın anâsırından bir kısım mevcudatı inşa ediyor; her emrine tâbi olan zerratları ve maddeleri, rezzâkiyet kanunuyla onlara gönderir ve onlarda çalıştırır. 23.Lem'a'dan

    mü'min ne kadar sebepler ile gizlensede her şeyin icadını Allah cc'ya verir
    Yağmurun buluta verilmesi, havaya attığımızda yere düşen bir nesnenin düşüşünün yer çekimine verilmesi, balın arıya, bebeğin oluşumunu anneye, hastalığın mikroba, ölümün kazaya verilmesi.. vs
    Allah cc muhafaza bizi şirke sokabilir


    daha öncede izah edildiği gibi Allah cc bu oluşları sebepler perdesinin arkasına gizlemişki haksız şikayet ve isyan oluşmasın
    çünkü gafil ve cahil insanlar kötü ya da çirkin olarak vasıflandırılan bu işlerdeki hikmetleri ve güzellikleri göremeyeceği için şikayet ederler
    halbuki bize kötü, acı ve dayanılmaz olarak gözüken hertürlü işte aslında ne hikmetler ne güzellikler var her zaman bilemeyebiliriz göremeyebiliriz (ölüm,hastalık,ayrılık..gibi)

    sebepler gafil ve cahil insanların haksız isyan ve şikayetini engellerken
    aklı başında iman sahiplerinin de, teslimiyet gösterip, tefekkür ettikçe imanlarının sağlamlaşmasına vesiledir
    Yazar : Risale Forum
    Duâ ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi,
    istiğfar ve tevbe dahi meyelân-ı şerri keser, tecavüzâtını kırar
    -SÖZLER-


  6. #16
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    Alıntı nuktepira Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    ifadedeki "yalnız" kelamının "sadece" anlamı ile birlikte "ama, fakat" gibi anlamları da içerdiğini göz önünde bulundurmak, ifadenin içerdiği anlamı daha net görmemize vesile oluyor
    Şu kısmı biraz açıklar mısınız ? Tam anlıyamadım kusura bakmayın
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #17
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    "Ey daire-i esbabdan zuhur eden işleri, hâdiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil!"

    Üstad hazretleri daha konunun başında bile, dersin muhatabı olarak gafil ve cahil insanlara hitab ediyor. Şüphesiz hepimizin alacağı dersler var. Hepimizde de gafillik ve cahillik var. Yalnız şu var ki o gaflet perdesini kaldırmakta bizim elimizde. Allahın inayetiyle bir tercihimiz yetiyor. Şu dersi buraya getirmekle o perdelerden birini kaldırmış olduk bir nebze. Görmemiz gerekenleri biraz olsun görmüş olduk. İnşaallah daha da istifade ederiz. Yani ders bizim gibi gafillere ve cahillere hitap ediyor desek yanılmış olmayız herhalde.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #18
    Zuhr çevrimdışı Talebe
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.573
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 597 + 50160


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    Alıntı Lemeât Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Şu kısmı biraz açıklar mısınız ? Tam anlıyamadım kusura bakmayın
    estağfirullah



    esbab, ancak ve ancak kudretin izzetini, rububiyetin haşmetini izhar için vaz edilmiş birtakım vasıtalardır. Yoksa, kudretin acz ve ihtiyacı için muavenet eden yardımcı değillerdir. Beşer sultanlarının memurları ise, sultanların ihtiyaç ve aczlerini def için tayinlerine zaruret hasıl olan yardımcı ve ortaklarıdır. Binaenaleyh, Allah’ın memurlarıyla insanın memurları arasında münasebet yoktur. Yalnız gafil ve cahil olanlar hâdiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden, Cenâb-ı Haktan şekva ve şikâyetlere başlarlar. İşte o şekva ve şikâyetlerin hedefini değiştirmek için esbab vaz edilmiştir. Çünkü, kusur onlardan çıkıyor, onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor. Bu sırra bir misal-i lâtif sûretinde bir temsil-i mânevî rivayet ediliyor ki:

    bu kısımda, "yalnız" kelimesinin eş anlamlısı olabilecek "sadece" kelimesi kullanıldığında, anlam biraz değişiyor.

    aynı zamanda, "yalnız" kelimesi burada bir bağlaç olarak kullanılmış, kendisinden önce anlatılan durum ile bu duruma ters düşen bir ifadeyi birbirine bağlıyor. bu sebeble "yalnız" kelimesinin yerine "ama" "fakat" kelimeleri konarak bir kere daha okunabilir.

    her iki şekilde farklı anlamlar karşımıza çıkıyor;

    • ortada Cenab-ı Hakkın hikmetini göremeyip şekva eden bir güruh var ve bunlar sadece gafil ve cahil olanlardır. başka herkes farkında.

    • ortada bir sürü hikmet var ama cahil ve gafil olanlar bu hikmetleri göremediğinden şekva ediyorlar. yani şikayet etmesinin sebebi hikmeti görememek.
    her iki anlam da birbirine yakın ve doğrudur.

    ve
    Alıntı Lemeât Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    "Ey daire-i esbabdan zuhur eden işleri, hâdiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil!"

    Üstad hazretleri daha konunun başında bile, dersin muhatabı olarak gafil ve cahil insanlara hitab ediyor. Şüphesiz hepimizin alacağı dersler var. Hepimizde de gafillik ve cahillik var. Yalnız şu var ki o gaflet perdesini kaldırmakta bizim elimizde. Allahın inayetiyle bir tercihimiz yetiyor. Şu dersi buraya getirmekle o perdelerden birini kaldırmış olduk bir nebze. Görmemiz gerekenleri biraz olsun görmüş olduk. İnşaallah daha da istifade ederiz. Yani ders bizim gibi gafillere ve cahillere hitap ediyor desek yanılmış olmayız herhalde.
    burada ifade ettiğiniz gibi,

    bir müslüman her zaman müslümandır ama gaflete düşebilir, cahilane davranabilir.

    ve nasıl başına bir musibet geldiğinde arkasındaki hikmetleri aramak gerekiyorsa,

    şikayet etmeye başladığını fark ettiği anda da, şikayet etmesinin sebebinin hikmetleri göremediği olduğunu bilip, şikayetin gaflet alameti olduğunu tefekkür etmesi gerektir

    biz de böyle davrananlardan oluruz inşallah..
    Yazar : Risale Forum
    Âyinelerin değişmesi, şâşaa‑i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem O var, herşey var.
    .
    .onuncu hüccet-i imaniye
    .
    .

  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    1.128
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 309 + 23702


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    11.Evet, izzet ve azamet ister ki, esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve celâl ister ki, esbab ellerini çeksinler tesir-i hakikîden.denilmiş burada neden izzet ve azamet-tevhid ve celal sıfatları kullanılmıştır?


    Çok yerlerde de söylediği gibi akıl nazarında çirkin görünen (ölüm hastalık musibet...) ve ibadların kendi kusur ve kabiliyetsizliğinden kaynaklanan olaylarda haksız şekvanın Hak makamına ulaşmaması için izzet ve azametine değmemesi için akıl gözüyle sebepler Allahın izet ve azametine perde, örtü oluyorlar.Çünkü diğer bir cihette dünya Darü'l Hikmet yeridir.İmtihan yeridir.İnsanların kafasını çalıştırması gerekir.Sebeplerin ardındaki eses olanı keşfetme ,varlığı doğru anlama, hadiseleri okuma gibi eşya, insan ve Allah arasındaki münasebeti kurma cihetiyle sevap kazanmamızdır.
    Tevhid ve Celal ister ki; asıl tesir eden sebeplerden ziyade tesiri hakikidir.Tevhid inancı birliği tekliği ister.
    Kainatta var olan herşeyi var eden O dur, yaratılanda,olanda zatının mührünü,damgasını görelim dalalet ve evhamdan kurtulalım.Kainatta meydana gelen güzellikleri zahirde görünene değil de asıl icad edene verelim ister.Misal;Güneş doğuyor, kar yağıyor,çiçek açıyor,ağaç meyveveriyor... burda gaflete düşüp icad noktasında görünenleri düşünebilirz lakin herşeyin mucidi olanı görmemiz gerekir.
    işte bu noktada tevhid karşımıza çıkar ve herşeyde bize Onu tanıttırır.Çünkü hakiki tevhid edenler herşeyde Rabbini bulabilir ve Halıkına varabilir biiznillah.Sebepleri görmemiz gereken yerleri ve sebeplerin ardındaki Zatı görmemiz gereken yerleri en iyi anlatan kelimeler İzzet Azamet -Tevhid Celal oluyor bu noktada ....
    Yazar : Risale Forum

    Uzakta olmak ayrılığa neden olmadığı gibi, aynı yerde olmak da birlikteliğe yetmez.Bizim yolumuz gönül yoludur .Gönül de mekan istemez...

  10. #20
    Zuhr çevrimdışı Talebe
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.573
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 597 + 50160


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Mesnevi-i Nuriye Dersleri 1 "Ey dairei esbabtan zuhur eden işleri...

    Alıntı delailin-nur Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    11.Evet, izzet ve azamet ister ki, esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve celâl ister ki, esbab ellerini çeksinler tesir-i hakikîden.denilmiş burada neden izzet ve azamet-tevhid ve celal sıfatları kullanılmıştır?


    Çok yerlerde de söylediği gibi akıl nazarında çirkin görünen (ölüm hastalık musibet...) ve ibadların kendi kusur ve kabiliyetsizliğinden kaynaklanan olaylarda haksız şekvanın Hak makamına ulaşmaması için izzet ve azametine değmemesi için akıl gözüyle sebepler Allahın izet ve azametine perde, örtü oluyorlar.Çünkü diğer bir cihette dünya Darü'l Hikmet yeridir.İmtihan yeridir.İnsanların kafasını çalıştırması gerekir.Sebeplerin ardındaki eses olanı keşfetme ,varlığı doğru anlama, hadiseleri okuma gibi eşya, insan ve Allah arasındaki münasebeti kurma cihetiyle sevap kazanmamızdır.
    Tevhid ve Celal ister ki; asıl tesir eden sebeplerden ziyade tesiri hakikidir.Tevhid inancı birliği tekliği ister.
    Kainatta var olan herşeyi var eden O dur, yaratılanda,olanda zatının mührünü,damgasını görelim dalalet ve evhamdan kurtulalım.Kainatta meydana gelen güzellikleri zahirde görünene değil de asıl icad edene verelim ister.Misal;Güneş doğuyor, kar yağıyor,çiçek açıyor,ağaç meyveveriyor... burda gaflete düşüp icad noktasında görünenleri düşünebilirz lakin herşeyin mucidi olanı görmemiz gerekir.
    işte bu noktada tevhid karşımıza çıkar ve herşeyde bize Onu tanıttırır.Çünkü hakiki tevhid edenler herşeyde Rabbini bulabilir ve Halıkına varabilir biiznillah.Sebepleri görmemiz gereken yerleri ve sebeplerin ardındaki Zatı görmemiz gereken yerleri en iyi anlatan kelimeler İzzet Azamet -Tevhid Celal oluyor bu noktada ....

    açıklamalarınız için Allah razı olsun,
    bende hisseme düşen şu eklemeyi yapayım inşallah,


    İZZET : Şeref, üstünlük; değer, kıymet, yeterlilik.
    AZAMET : Büyüklük.


    genel olarak herhangi bir şeyin değeri, kıymeti, üstünlüğü, büyüklüğü; "ona ulaşılabilme" ile ters orantılıdır, ulaşmak ne kadar zorsa kıymet o kadar artar.
    elmas ve kömürün yapı taşları, içerikleri aynı olsa da, elmas çok zor bulunduğu, zor tedarik edildiği için değeri çok fazla, kömür ona nisbeten daha çok ve erişilebilir olduğu için değeri daha azdır.

    Cenab-ı Hakkın izzeti ve azameti sonsuzdur, ve bu izzet ve azamet, kolay erişilememeyi, çaba sarf edilen bir durumu da iktiza eder, ister.
    bu çabayı sarf edecek olan "insan", ve bunun için kullanacağı araç ise, "aklı"dır.
    bu araç ile İlâhî kudret elinin önündeki perdeyi aralamaya çalışır ve arkasındaki hakiki "sahib"i, görmeye, bulmaya çabalar.


    TEVHİD : Birleme, Allah`ın bir olduğuna ve Ondan başka İlâh olmadığına inanma.
    CELÂL : Sonsuz büyüklük, haşmet, ululuk, yücelik ve haşmet sahibi olan Allah.


    bununla birlikte, ne kadar çok sebeb olursa olsun, herbirisinin ve herbirisi sonunda ortaya çıkan herşeyin tek hakimi, tek ilahı, idarecisi olanın sadece Cenab-ı Hak olması, Cenab-ı Hakkın herşeyi kapsayan sonsuz büyüklüğü, haşmeti de, olayları durumları sebeblere vermemize engel olur.
    tevhid bilinci ve Cenab-ı Hakkın Celâl inin bilinmesi nisbetinde, sebeblere olan bağlılık, olanları onlardan bilme hali azalır.
    Yazar : Risale Forum
    Âyinelerin değişmesi, şâşaa‑i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem O var, herşey var.
    .
    .onuncu hüccet-i imaniye
    .
    .

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222