SAFRAN (Arapça) (زعفران)

Kelime kökeni olarak Arapça "sarı" manasına gelen "asfar" kelimesinden türetilen ve Arapça'da "safran baharatı" manasına gelen "za'ferân" kelimesinden gelmektedir. Zaferan kelimesi Latince'ye "safranum" olarak geçmiştir. İtalyanca'ya "zafferano" olarak geçmiştir. Fransızcası "safran" ve İngilincesi "saffron" kelimesidir.

Dünyanın pek çok dilinde küçük değişikliklerle birlikte "sarı" anlamına gelen "zaferan" kelimesi kullanılmaktadır.

Behreman kelimesi, kırmızı yaban safranı anlamına geldiğini söyler. Safranla boyanmış kumaş anlamındadır.

Bir rivayette safranın yani usfur kelimesinin Himyerice bir kelime olduğu bahsedilmektedir. Başka bir görüşe göre "usfur" kelimesinin Arapça bir kelime olduğu ve bu kelimenin Farsça'sının "heskfer" olduğu rivayet edilmiştir. Çünkü "usfur" bitkisi "hesk" olarak bilinmektedir. "Hesk" kelimesi ise safran tohumuna verilen isimdir. Safran bitkisinin çiçeklerine "behremani" denilmektedir. Eski ismi "Merih" gezegeni olan Mars gezegenine Farsça'da "Behram" denilmesinin sebebi safranın kızıllığından dolayıdır.

“safran” kelimesinin Farsça’sı “azafran” kelimesidir. Türkçe’ye Arapça bir kelime olan “zaferan” kelimesinden geçmiştir. Yunanlılarda “safran” kelimesi iki farklı kökten gelen isimlerle adlandırılmaktadır. Bunlardan;
1.”zafora”, “zafura” ve “zafurana” kelimeleridir ki “safran” ya da “safrani” kelimeleriyle aynı kökten gelmektedir.
2.Mitolojik bir geçmişe sahip olan antik Yunanda kullanılan “krokos” kelimesidir. Yunancada yumurtanın sarısına da “krokos” denilmektedir.

Safran çok eski zamanlardan beri çiçek tepecikleri, baharat ve gıda boyası olarak kullanılan soğanlı bir çiçektir. Çiğdemle yakın akrabadır. Anayurdu Akdeniz ve İran olduğu bilinmektedir. 20-25 santim boyunda bir bitkidir. Ağustos ve Eylül aylarında soğan şeklinde ekildikten sonra Ekim ayında huni biçiminde mor çiçekler açmaktadır. Çiçeklerin tam ortasında üç parçalı, kırmızımsı turuncu tepecikler bulunmaktadır. Sabah güneş doğmadan toplanıp kurutulan ve baharat olarak bu organlar bileşimindeki koyu sarı renkli boyama maddesinden dolayı içine kalıtdığı yiyeceği sarıya boyamaktadır. Çiçekler açtıktan sonra tepecikler tek tek elle toplanıp kömür ateşinin üzerinde bal mumu ile karıştırılarak kurutulmaktadır. 10 gram safran elde edebilmek için yaklaşık olarak 1400 adet tepecik gerekmektedir. Günümüzde halen baharat olarak kullanıldığı gibi eski zamanlarda ilaç olarak da kullanılmıştır. Renginden dolayı kutsal sayılmıştır. Günümüzde en çok safran İspanya, Fransa, Sicilya, İtalya, İran ve Keşmir'de bulunmaktadır. Osmanlı Devleti zamanında safran bitkisi ismini bu bitkiden almış olan Safranbolu ilçesinde üretilmekte idi. Safran bitkisinden elde edilen boya öylesine kuvvetlidir ki kendisinin 100.000 katı kadar bir suyu sarıya boyayabilmektedir. Dünyanın en pahalı baharatı ünvanına sahiptir.

Türkiye’de pazar bulamamasından dolayı bir zamanlar meşhur olan safran bitkisi üretimi şimdilerde sadece bir kaç aile tarafından yapılmaktadır. Eski zamanlarda ipliğe sarı rengi vermek için safran kullanılmakta idi.

Dünya safran üretimi yaklaşık olarak 300 ton civarındadır. Bunun 200 tonunu İran üretmektedir. Kalan kısmını ise İspanya, İtalya ve Hindistan üretmektedir. Ülkemizde ise çok az miktarda üretilmektedir. Ülkemizin yıllık safran ihtiyacı 1000 kilo civarında olup bunun tamanını İran ve İspanya'dan karşılamaktadır.

Tıp alanında eskiden çok sık kullanılan bir bitkidir.
Tarihte “safran”ın ilk olarak Mezopotamya topraklarında ekildiği bilinmektedir.

Risale-i Nur Külliyatı’nda “safran” kelimesi yalın olarak geçmemekle birlikte Karabük ilinin bir ilçesi olan “Safranbolu” şeklinde geçmektedir. “ Safranbolu” kelimesi Şualar’da 1, Emirdağ Lahikası’nda 28 ve Tarihçe-i Hayatı’nda 2 defa olmak üzere toplam 31 defa zikredilmiştir.