FAHL (Arapça) (فحل)

Kelime manası olarak “her hayvanın güçlü/erkek olanı, (at) aygır; üstat, usta, bir sanatın vb.’nin büyüğü, timsal, mükemmel örnek” gibi manalara gelmektedir.

Bu kelime Arapça “Fehale” gelmektedir. Bu kelime “ağırlaşmak, kötüleşmek, ilerlemek, vahimleşmek, büyümek, tehlikeli hal almak, yıldırmak, çok fazla ağır olmak” gibi manalara gelmektedir.

“Fahl” kelimesinin cem’i “fuhûl” kelimesidir. Kamus-u Osmani’de “fuhûl” kelimesi için “lisanımızda kullanılmayan fahl’in cem’idir. Aslında esna-yı müşaarede muarızlarına galebe edip tafdil ve tercih olunanlar demektir. Lisanımızda fazıl ve kemal ve ilm ve marifet cihetiyle akranına faik olanlara ıtlak olunur. (Fuhul-ü şuara, fuhul-ül ulema, fuhul-ü hadîsîn, fuhul-i tefsirîn)” denilmiştir.

“Fahl” kelimesi hayvanın güçlüsünü ve erkeğini ifade etmek için kullanılmıştır. “Fuhûle” kelimesi masdar olarak “erkeklik, aygırlık” demektir. Arapça’daki “erkeklik” manasına gelen “zükur” kelimesi ile “fuhûle” kelimesi arasındaki fark ise “fuhûle” kelimesinin dölleyici niteliğinin bulunmasıdır. Bu kelimeden türetilen “istifhâl” kelimesi “güçlenme” demektir.

Bu kelime müspet manada sürekli bir güçlülüğü ve erkekliği göstermek için kullanılmakta olup, dişi için kullanılmamaktadır.

Bu izahlara göre “fahl” kelimesi şu manalar için kullanılmaktadır
1.Erkek olup dişi olmayan,
2.Güçlü olup narin olmayan,
3.Dölleme gücüne sahip olup iğdiş edilmiş olmayan,
4.Şerefli olup sıradan olmayan,
5.Basit ve sıradan olmayıp önemli olan

Bu kelimeyi alimler için kullandığımızda “büyük alimlerin ileri gelenleri, emsalinden üstün olanlar” manasına gelmektedir.

Hurma ağacı ile insanın arasındaki müthiş benzerlikten dolayı hurma ağacının erkek olanına “fahl”, dişi olanına ise “ünsa” denilmiştir. Erkek ve dişi hurma ağaçları bulunup, 5 dişi hurma ağacının ortasında erkek hurma ağacı bulunmaktadır.

Risale-i Nur’da “fahl” kelimesi sadece bir yerde zikredilmektedir. Yirmidördüncü Söz’de geçen bahis şöyledir: “Bülbüle; nahli, fahli, ankebut ve nemli, yani arı ve vasıta-i nesil erkek hayvan ve örümcek ve karınca ve hevam ve küçük hayvanların bülbüllerini kıyas et.”

Yukarıdaki cümlede Risale-i Nur’da 1 defa geçen ve pek kullanılmayan “fahl” kelimesinin manası zaten metin içinde “vasıta-i nesil erkek hayvan” denilmek suretiyle manası verilmiştir.

“fuhûl” kelimesi ise toplam 4 defa zikredilmiştir. Risale-i Nur’da geçen “Fuhûl” kelimesinin tamamı Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinin yazdığı mektuplarda geçmektedir. Bahisler şöyledir.
1.Hazret-i Mevlâna Hâlid, yaşı yirmiye baliğ olmadan evvel âllame-i zaman hükmünde, fuhûl-ü ulemanın üstünde görünmüş, ders okutmuş. Üstad ise, tarihçe-i hayatını görenlere ve bilenlere malûmdur ki; ondört yaşında icazet alıp a’lem-i ulema-i zamana karşı muarazaya girişmiş, ondört yaşında iken, icazet almaya yakın talebeleri tedris etmiştir. (Aynı bahis Sikke-i Tasdik-i Gaybi kitabında da geçmektedir.)
2.Eserleriyle fuhûl-ü ulemanın ve fuhûl-ü müfessirînin en yükseği olan Bediüzzaman Hazretlerine, kıymettar ve mübarek bir mücahid âlim tarafından yazılmış olan bir tebriki takdim etmiştik.

Bu mektuplarda Hazret-i Mevlana Halid (RA)’in fuhûl-ü ulemanın üstünde olduğu, aynı şekilde Bediüzzaman’ın da fuhul-ü ulema ve fuhûl-ü müfessirînin en yükseği olduğu bahsedilmektedir.