TAHAYYÜZ (Arapça) (تحىز)

Kelime manası olarak yer tutmak, yer almak, ehemmiyet kazanmak, (fizikte) bir cismin boşlukta yer alması gibi manalara gelmektedir.

Kelime kökeni olarak Arapça (حوز) veya (حىز) kökünden türetilmiştir. Bunlar ise “sahip olmak, haiz olmak, kazanmak, elde etmek, birşeyin kontrolünü ele geçirmek, birşeyin tekelini ele geçirmek, deveyi sürmek, kangal olmak, kıvrılmak veya sıyrılmak, yılanın çöreklenmesi” gibi manalara gelmektedir.

Kamus-ı Türki’de “tahayyüz” kelimesi için “yer tutmak, bir makam-ı mahsusu olma, hürmet ve itibara nailiyet” denilmiştir.

Kamus-ı Osmani’de “tahayyüz” kelimesi için “lügatta kıvrılmak, bir mekandan çekilip alarğa olmak manasındadır. Müehhiren bu mana tevsi’ edilip hikmet-i tabiiyye ıstılahınca yer tutmak, yer zabt etmek tarzında istimal olunmuştur.” denilmiştir.

Bir şeyin bulunduğu yerde zabdettiği mahalle “tahayyüz” denilmektedir.

Maddi ve cismani olan bir şey alemde bir yer kaplamaktadır. Bu şekilde olanlara mütehayyiz denilmektedir. Mütehayyiz olan bir cisim için mutlaka bir tahayyüze ihtiyaç vardır. Cenab-ı Hakk, tahayyüzden müstağnidir.

Risale-i Nur Külliyatı’nda “tahayyüz” kelimesi toplam 8 defa zikredilmiştir. Bunlar;
1.Hiç tahayyüz ve temekküne muhtaç olur mu? Hiç uzaklık ve küçüklük ve tabakat-ı vücudun perdeleri onun kurbiyetine ve tasarrufuna ve şuhuduna mani olabilir mi? Hem hiç maddîlerin, mümkinlerin, kesiflerin kesîrlerin, mukayyedlerin, mahdudların hâssaları ve maddenin ve imkânın ve kesafetin ve kesretin ve takayyüdün ve mahdudiyetin mahsus ve münhasır lâzımları olan tağayyür, tebeddül, tahayyüz ve tecezzi gibi emirler; maddeden mücerred ve Vâcib’ül Vücud ve Nuru’l-Envâr ve Vâhid-i Ehad ve kuyuddan münezzeh ve hududdan müberra ve kusurdan mukaddes ve noksandan muallâ bir Zât-ı Akdes’e lâhîk olabilir mi? (Sözler, sayfa 611-612)
2....hiçbir tahayyüz ve temekküne muhtaç olmadığını... (Sözler, sayfa 791)
3....tagayyür ve tebeddül ve tahayyüz ve tecezzi gibi emirlerden mücerred, münezzeh, müberra ve mukaddes olduğunu... (Sözler, sayfa 791)
4.Tahayyüz ve tecezziden münezzehtir. (Mektubat, sayfa 83)
5.Adem-i tahayyüz ve adem-i tecezzidir. (Mektubat, sayfa 248)
6.Adem-i tahayyüz ve adem-i tecezzinin mihayet derecede olan kolaylığa sebebiyet vermelerinin sırrı ise şudur ki: (Mektubat, sayfa 250)
7.Tagayyür, tebeddül, tecezzi, tahayyüzden mukaddes, münezzeh, müberra, muallâ olan Zât-ı Zülcelal’in vücub-u vücuduna ve takaddüs ve tenezzühüne muvafık düşmeyen tasavvurata sebebiyet verir ve telkinat-ı bâtılaya medar olur.

“Sahip olmak” manasına gelen “haiz” kelimesi ise toplam 36 defa zikredilmiştir.