ERİK (Türkçe)

Kelime manası olarak gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç ve bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi manalarına gelmektedir.

Kelime kökeni olarak Eski Türkçe'de "erük" kelimesi "şeftali, kayısı, erik gibi meyvelere verilen genel ad" demektir. Günümüzde ise sadece belli bir meyvenin ismi olarak kullanılmakla anlam daralması yaşanmıştır.

"Erik" kelimesinin Farsça'sı "âlû" kelimesidir. Bu kelime erik cinsi meyvelerin genel adıdır. Buna göre "şeftali" kelimesi Farsça olup, "şeft" kelimesi "kaba, kalın" manasına gelmektedir. "âlû" kelimesi ise erik cinsi meyvelerin genel adı olup, "şeftali" için "kalın erik" denilebilir.

"alıç" kelimesi Farsça olup "dağ eriği" demektir. Türk Lehçelerinin hemen hepsinde (Türkiye hariç) erik için "alıç" kelimesi kullanılmaktadır.

Latince'de "persica" veya "persicus" kelimeleri "Fars elması" manasına gelmekte olup, şeftali için İngilizce'de "peach", Fransızca'da "peche" kelimeleri, Almanca'da "pfirsich" kelimeleri 6.yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmış olup, bu dillere Farsça'dan geçmiştir.

"Zerdali" kelimesi ise yine Farsça olup, bu kelime "sarı erik" manasına gelmekle "kayısı" için kullanılmakta iken zamanla kayısının bir türü olan zerdali için kullanılmaya başlanmıştır. "Kayısı" kelimesi de yine Farsça'dan dilimize geçmiştir. Farsça "gaysi" kelimesidir.

Kayısı, eski Ermenistan Krallığı topraklarında çokça yetiştirildiği için ismine Latince'de Prunus Armeniaca (ermeni eriği) denilmiştir. Dünyada kayısı üretiminde Türkiye birinci durumdadır. Türkiye'nin ardından Rusya, İran, İtalya, Pakistan gelmektedir.

Risale-i Nur Külliyatı'nda "erik" kelimesi sadece Emirdağ Lahikası'nda geçmektedir. İbare şöyledir:
"Canım üryani erik hoşafı istedi. Ben bilmiyordum, unutmuştum; şiddetli bir arzu ile hararetimi teskin edecek eskide alıştığım ve çok istimal ettiğim üryani erik, bir kutu içinde ve Asiye'nin has arkadaşlarından Nurcu Şerife Hamın'ın şekeriyle elime verildi. (Emirdağ Lahikası, sayfa 167)

"zerdali" kelimesi ise 3 yerde geçmektedir. Bunlar:
"Mesela: Zerre gibi bir afyon bezri, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı, bir kavun çekirdeği...." (Sözler, sayfa 281) Aynı bahis Asa-yı Musa'da da geçmektedir.
"...ceviz ve elma ve zerdali misillü ağaçların kavağa bitişik olan cüz'i ferdlerini..." (Şualar, sayfa 20)

"kayısı" kelimesi 2 yerde geçmektedir. Bunlar:
"...dut ve kayısı gibi meyveleri kuru ve camid bir ağaçtan ihraç ve icad etmekle... (Mesnevi-i Nuriye, sayfa 108)
"Hatta bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal ben yemiyordum." (Barla Lahikası, 201)

şeftali ve alıç kelimeleri Risale-i Nur Külliyatı'nda geçmemektedir.