KİSRA (Farsça) (كسرى)

Arapların Sasani hükümdarları için kullandıkları ünvandır.

Sasanilerde kral isimlerinden olan Hüsrev'in Süryanice'de aldığı "Kesro" şeklinden Arapçalaştırılmış ve "Sasani Hükümdarı" manasında cins isim olmuştur.

"Kisra" kelimesi terkiplerde "âl-i kisrâ, ar-ı kisrâ, Medain-i kisrâ, eyvân-ı kisrâ, tâk-ı kisrâ" şekillerinde kullanılmıştır. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (ASM)'in kisrevani bir cübbesinin bulunduğu rivayet edilmiştir. Sasani hükümdarı olan kisrâların lüks ve muhteşem sarayları bulunmaktadır. Şiirlerde ve ebediyatta "kisrâ" güc ve servetin sembolü olarak tasvir edilmiştir. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (ASM) bir gün kisra ve kayserin hazinelerinin İslam eline geçeceğini haber vermiştir. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (ASM) dönemin bazı devlet başkanlarına mektup göndererek onları İslam'a davet etmiştir. Sasani hükümdarı II. Hüsrev Perviz'e de (Kisrâ) Abdullah bin Huzâfe es-Sehmî ile bir mektup göndermiştir. II. Hüsrev Perviz ise mektubu yırtıp atmış ve elçiye hakarette bulunmuştur. Bunun üzerine Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (ASM), Kisra'nın mülkünün paramparça olması için beddua etmiştir. Aynı yıl içinde (628) II. Hüsrev Perviz bir ayaklanmada öldürülmüştür. II. Hüsrev Perviz'in öldürülmesinden sonra 14 yıl içerisinde 12 hükümdar tahta çıkmıştır. 632 yılında II. Hüsrev'in torunu III. Yezdicerd tahta geçmiştir. Aynı yıl Arap akınları başlamşıtır. 636 yılındaki Kadisiye ve 642 yılımdaki Nihavend savaşları sonucunda Sasaniler mağlup olmuştur. 651 yılında III. Yezdicerd'in öldürülmesiyle Sasani Devleti tamamen yıkılmıştır. Sasaniler 226-651 yılları arasında İranda hüküm süren bir devlettir.

Kisralar arasında Hüsrev ismiyle yad edilenlerin birincisi I. Hüsrev Kubâd'dır. Asıl ismi Nuşirevan'dır. Tarihlere Nuşirevan-ı Adil olarak geçmiştir. Nuşirevan'ın kelime manası Zerdüşt metinlerinde ölüler için övgü sıfatı olarak kullanılan ve ölümsüz ruh manasına gelen "enûşeg-rüvâ"nın değişik bir şeklidir. Bu sıfat ise I. Hüsrev ile II. Hüsrev Perviz'ii birbirinden ayırt etmek için kullanılmıştır. Nuşirevan-ı Adil (I. Hüsrev), diğer din ve mezheplere karşı müsamahalı davranmıştır. İlim adamlarını korumuştur. Satrancın onun zamanında Hindistan'dan getirildiği rivayet edilmiştir. Nuşirevan-ı Adil öldüğünde Peygamber Efendimiz (ASM) 8 yaşlarında idi. Nuşirevan-ı Adil, Bağdat yakınlarında Dicle Nehri kıyısında Medâin şehrinde çok büyük ve görmekli bir saray yaptırmıştır. Tâk-ı Kisrâ veya Eyvân-ı Kisrâ adı verilen bu salonu, kendi halkıyla yabancı devlet adamları ve misafirleri kabul edip dinlediği, haksızlığa uğrayanların başvurduğu bir adalet sarayı olarak şöhret kazanmıştır. Sasani hükümdarlarından en meşhurlarındandır.

Risale-i Nur’da “Kisra” kelimesi

“Hem Süraka’ya ferman etmiş ki: “keyfe bike iza ülbiste suvaray kisra” diye, “Kisra’nın iki bileziğini giyeceksin” Hazret-i Ömer zamanında Kisra mahvedildi, zînetleri ve şahane bilezikleri geldi; Hazret-i Ömer Süraka’ya giydirdi. Dedi: “Elhamdülillahillezi selebehuma kisra ve elbesehuma süraka” ihbar-ı Nebeviyi tasdik ettirdi.
Hem ferman etmiş ki: “İza zehebe kisra fela kisra ba’de” diye, “Kisra-yı Fars gitttikten sonra, daha kisra çıkmayacak!” Haber vermiş, hem öyle olmuş. Hem Kisra elçisine demiş: “Şimdi Kisra’nın oğlu Şirviye Perviz, Kisra’yı öldürdü.” O elçi tahkik etmiş, aynı vakitte öyle olmuş, o da İslam olmuş. Bazı ehadiste, o elçinin adı Firuz’dur. (Mektubat, sayfa 108)

“İşte şu bedduanın tesiriyledir ki, o Kisra Perviz’in oğlu Şirviye, hançer ile onu paraladı. Sa’d İbn-i Ebî Vakkas da, saltanatını parça parça etti.” (Mektubat, sayfa 146)

“Hattâ Kisra (yani Fars padişahı) gördüğü acib rü’yayı ve veladet-i Ahmediye (ASM) zamanında sarayın ondört şerefesinin düşmesinin sırrını Satih’ten sormak için, muyzan denilen âlim bir ilçesini göndermiş. Satih demiş: “Ondört zât sizlerde hâkimiyet edecek, sonra saltanatınız mahvolacak. Hem birisi gelecek, bir din izhar edecek. İşte o sizin din ve devletinizi kaldıracak!” mealinde Kisra’ya haber göndermiş.” (Mektubat, sayfa 174)

“Meşhur Kisra’nın eyvanı (yani saray-ı meşhuresi) o gece sallanıp inşikak etmesi ve ondört şerefesinin düşmesidir.” (Mektubat, sayfa 177)

“Veladet-i Ahmediye (ASM) gecesinde Kâ’bedeki sanemlerin sukutu ile, Kisra-yı Faris’in saray-ı meşhuresi olan Eyvan’ı inşikak etmesi gibi, irhasat denilen yüzer hârikalar tarihçe meşhurdur.” (Mektubat, sayfa 211)

“...hem Kisra’nın oğlunun babasını öldürdüğünü...” (Mektubat, sayfa 495)

“Kisra” kelimesi Risale-i Nur’da Arabi ibarelerle birlikte toplam 24 defa zikredilmiştir.

Mektubat’ta 18 defa zikredilmiştir. Bunların 4 tanesi Arabi ibaredir. Dolayısıyla Arabi ibareler sayılmazsa Mektubat’ta 14 defa zikredilmiş demektir

Bunlardan başka Sözlerde 1, Şualar’da 1, Emirdağ Lahikası’nda 1, Sikke-i Tasdik-i Gaybi’de 1 defa olmak üzere toplam 6 defa zikredilmiştir.