HIZLÂN (Arapça) (خذلان)
Allah'ın (CC), buyruklarına boyun eğmeyen insanlardan lütuf ve yardımını kesmesi manasına gelmektedir. Lügatte "yardımı kesmek, kendi haline bırakmak" manasına gelen "hizlân" (خذلان) kelimesi genellikle nusret, tevfik ve lütuf kelimelerinin zıddı olarak kullanılmaktadır. Cenab-ı Hakk'ın (CC) kendi hallerine terkettiği güruhu kimsenin zafere ulaştıramayacağı bildirilmiştir. Arapça'da "hazele" (خذل) kelimesi "yüzüstü bırakmak, arkada kalmak" manalarına geldiği gibi bu kelimenin "fuile" kalıbına göre türetilen "huzile" kelimesi başaramamak, aksilik çıkmak, ters gitmek, problem çıkmak" gibi manalara gelmektedir. "Hazele" kelimesinin masdarı "hizlân" kelimesidir.
Yalnız başına kalıp zelil olmak, yardımcısız kalmak. Muhafaza ve rahmet-i ilâhiyeden mahrumiyet gibi manalarda kullanılmaktadır.
Mübalağa kalıbına göre türetilen "hâzul" kelimesi "yüzüstü bırakmak" demektir.
Kur'an-ı Kerim'de "hazele" kelimesinden türetilen kelimeler 3 yerde zikredilmiştir. Bunlardan Al-i İmran Suresi'nin 160.ayetinde geçen "yehzulkum" kelimesidir. Bu ayetin meali: "Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar." şeklindedir.
İsra Suresi'nin 22.ayetinde mealen: "Allah ile birlikte başka bir ilah edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın." denilmektedir. Bu ayette "Mahzûl" kelimesi kullanılmıştır.
Furkan Suresi'nin 29.ayetinde mealen: "Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir." denilmektedir. Bu ayette "hazûl" kelimesi kullanılmıştır.
Alimler arasında genel kabul görmüş olan düşünce olarak hızlan meselesi "İlahi yardımın kesilmesi ve kulun kendi başına terkedilmesi" manasına gelmektedir. "Hızlan" meselesindeki görüş ayrılığı ise hızlanın bütün beşeri fiilleri kapsayıp kapsamadığı hususundadır. Fakat hızlanın sadece İlahi emirleri kabul edip itaat etmek istemeyen kafirler için geçerli olduğunu iddia eden görüşler daha isabetli görülmektedir.
Risale-i Nur Külliyatı'nda "hızlan" kelimesi sadece Mesnevi-i Nuriye'de 1 defa zikredilmiştir. "Hızlan" kelimesinin geçtiği cümle şöyledir: "Basar mansuatı görüp de, basiret Sâni'i görmezse çok garib ve pek çirkin düşer. Çünki o halde Saniin manen, kalben görünmemesi ya basiretin fıkdanındandır veya kalb gözünün kör olmasındandır veya pek dar olduğundan mes'eleyi azametiyle kavramadığındandır. Veya bir hızlan'dır. Ve illâ Sani'in inkârı, basarın şuhudunu inkârdan daha ziyade münkerdir." (Mesnevi-i Nuriye, 211)

Risale-i Nur Külliyatı'nda "hazele" kelimesi ise Barla Lahikası'nda 2 yerde geçmektedir. İki yerde de "güruh-u hazele" terkibi suretindedir. Cümleler şöyledir:
"Evet şu asrın eşhas-ı muzırrasına karşı ilân etmiş olduğu cihad-ı maneviyede müşahede edilen muvaffakiyet-i fevkaladenin, o güruh-u hazele ve rezeleyi iskât ve ilzam ettiğini, zerre kadar insafı ve iz'anı ve insaniyette hazzı olanın ikrar ve itiraf ve tasdik etmesi, vecibeden olduğu vareste-i rayb u zunûndur." (Barla Lahikası, 45)
"Öyle ise siz yalnız bize değil, ilâ yevm-il kıyam bâki kalacak müslüman yavrularının yaralanmaması için zırh; ve bir endahtta dünyayı sarsan, güruh-u hazeleyi boğucu dumanlar içinde bırakan, Kur'an-ı Hakim'in son sistem malzeme-i mübarekelerini icada vesilesiniz." (Barla Lahikası, 109)