ZINDIK (زندق)
Âlemin kadîm olduğunu ileri süren, Allah’ı yahut Allah’ın birliğini ve âhireti inkâr ettiği halde inanmış gibi görünen kimseleri ifade eden bir terimdir.
"Zendîk" kelimesi Pehlevicede, orta dönem Farsça'da "zendîg" şeklinde geçmektedir. Miladi III. yüzyılın sonlarından itibaren Sasaniler'in Maniheistler ile mücadeleleri sırasında Budist, Brahmanist, Yahudi ve Hristiyan gibi din mensuplarına ve zendiklere uyguladıkları bastı dolayısıyla, en yüksek dereceli Zerdüştî din büyüğü kabul edilen Kirdirîr övünmesinde görülmekdedir. Bu dönemde "zındık" kelimesi nur ve zulmet ilahlarına inanan Maniheistler'i ifade etmek için kullanılmıştır. İslamiyetin doğuda yayılmasıyla beraber Arapça'ya giren "zındık" kelimesi önceleri Maniheistleri nitelemek için kullanılır iken daha sonraları çeşitli manalarda kullanılmaya başlanmış ve manası genişlemiştir. Arapça sözlüklerde bu kelimenin aslının "zendigiray" (alemin ebediliğine inanan kimse" olduğu, "zind" biçiminde de kullanıldığı, kelimenin Mecûsî olan Mani'ye ait kitabın ismi iken zamanla "zindî ve "zindîkın" olarak ortaya çıktığı görülmektedir. "Zındık" (زندق) kelimesi "senevi ve düalist" manasına gelip "nur ve zulmet inançlarını benimseyip Allah'a ve ahiret gününe inanmayan kimseleri" ifade etmek için kullanılmıştır. "Maniler"e Sasani Devleti zamanında "zandîk" deniliyordu. Mes'ûdî'nin rivayetinde "Zandikler" Zerdüşt'ün kitabı olan Avesta'dan ayrılarak onun tefsiri olan "Zend" kitabına bağlanan güruhtur. Yani tefsiri kabul etmekle birlikte asıl metni reddedenler manasına "Zandîk" adı verilmiştir. İslam devirlerinde önce Mâniler, daha sonra da Mezdekiler aynı şekilde "Zandik" olarak adlandırılmıştır. Uygurlar 762 yılında batıl bir din olan Maniheizm'i devlet dini olarak kabul etmişlerdir.
İranlıların çok eskiden beri devlet tecrübeleri mevcut olduğundan başkalarına göre üst seviyede sayılıyorlardı. İnanır gibi gözüktüğü halde Allah'a ve ahiret gününe inanmayan zındıklar zamanla çeşitli baskılara maruz kalınca dinî inançlarını İslamiyet perdesi altında gizlemişler ve buna ihtiyaç duymadıkları zaman da izhar etmişlerdir. İnanır gibi gözüken fakat dine karşıt kişilerdi.


Zındıklar değişik mezheplere mensup müellifler tarafından farklı sınıflandırmalara tâbi tutulmuştur. Buna göre zındık Allah’ın varlığını kabul etmeyen Muattıla’ya, hayır-şer, nur ve zulmetin yaratıcıları olarak iki ilâhın varlığına inanan Seneviyye’ye, mallarda ve kadınlarda ortaklığı savunan Mezdekiyye’ye, âdil bir imamın bulunmaması yüzünden insanın sadece hayatını sürdürebilecek kadar dünyadan faydalanmasını öngören Abdekiyye’ye, ruhların semavî âleme bakıp cennetleri müşahede ederek mânevî lezzet aldıklarına inanan Rûhâniyye’ye (Fikriyye) mensup kimseleri ifade etmek için kullanılmştır. Öte yandan Mâlikî mezhebine mensup Kādî İyâz, Hz. Peygamber’e dil uzatan kimseyi de zındık saymış ve İbn Teymiyye de aynı görüşe katılmıştır.
"İnkarcı, dinsiz, ateist" gibi manalarda kullanılan "zındık" (زندق) kelimesi ile bu fikrin akımı olan "zındıka" fikri İslamiyete büyük zararlar vermiştir. Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur eserlerinde gizli bir zındıka komitesinden bahsetmektedir. Bu komite insanlar arasında dinsizliği ve inkarcılığı yaymak için teşekkül eden bir örgüttür. Bu örgütün üyeleri zahiren suret-i haktan görünenek kendilerini en halis, ülkenin ve insanlarının hayrı için çalışan seçkin kişiler olarak göstermektedirler. "Halka rağmen halk için" anlayışıyla hareket ederek inkarcı ve yıkıcı fikirlerini eyleme dönüştürmeye çalışmaktadırlar.
Bu manada olarak zındıka fikrinin dehşetinden dolayıdır ki Risale-i Nur Külliyatı'nda "kafir" ve "münafık" kelimelerinden daha fazla zikredilmiştir. Risale-i Nur'da "kafir" kelimesi tekil olarak toplam 252 defa ve "münafık" kelimesi toplam 219 defa zikredilmesine rağmen "zındık" ve "zındıka" kelimeleri toplam 265 defa zikredilmiştir.
"Zındık" (زندق) kelimesinin Ebced Değeri: 161'dir.