AZOT (Yunanca)

Azot veya nitrojen periyodik cetvelde atom numarası 7, simgesi N olan, kokusuz, tatsız, zehirli bir gazdır. Dünya atmosferinde % 78 oranında bulunmaktadır. Bütün canlıların dokusunda azot bulunmaktadır. Atmosferin hacim olarak % 78,09'u azot, % 20,95'i oksijendir. Atom ağırlığı 14.008'dir. Serbest halde bulunan azot iki atomlu moleküller halinde bulunduğundan kimyasal simgesi N2'dir. En atıl haldeki gazdır. Bunun sebebi olarak kolay reaksiyona giren maddelerle bile adi şartlarda reaksiyona girmemesidir. Yani atıllığı reaksiyon ilgilisinin az olmasındandır.

Kelime olarak Yunanca'da "cansız, hayat vermeyen" manasına gelen "azote" kelimesinden gelmektedir. Bu kelime Yunanca'da olumsuzluk ön eki olan "a" kelimesi ile "hayat, yaşam, yaşayış" manasına gelen "zoi" kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Yanma hadisesinde havayı meydana getiren gazlardan birinin yani azotun yanmadığı keşfedilmiştir. 1772 yılında onu zehirli hava veya sabit hava olarak adlandıran Daniel Rutherford tarafından keşfedilmiştir.

Azotun diğer adı olan "nitrojen" kelimesi ise Yunanca'da "sodyum karbonat" manasına gelen "nitron" kelimesinden gelmektedir. Simgesinin "N" olmasının sebebi de budur. Endüstriyel manada azot, sıvı havadan veya gaz halindeki havadan mekanik olarak elde edilmektedir. Hayvan dışkıkalırın üre ve ürikasit halinde büyük bir kısmını azot oluşturmaktadır.

Azot tuzları içinde en önemlilerinden birisi potasyum nitrat (güherçile) olup tarih boyunca barut yapımında kullanılmıştır.Diğer bir tuz ise amonyum nitratdır ve "gübre" olarak kullanılmaktadır. Sıvı azot iyi bilinen bir dondurucudur.


Toprakta bulunan nitratlardan bir kısmı yağmur suları ve ırmaklar vasıtasıyle denize gider. Bu nitratlar deniz bakterileri yardımıyle N2 (gaz) haline dönerek havaya geçer. Fakat bu kayıp şimşek ve bitki bakterileri yardımıyle tekrar nitratlar halinde döndürülerek telafi edilir.

Yağmurlu havalarda, şimşekler sebebiyle, havanın azot gazı oksijen gazı ile kimyaca birleşerek, azot monoksid denilen, renksiz gaz hasıl eder. Bu gaz havada serbest halde kalamaz. Tekrar oksijenle birleşerek azot dioksid haline döner. Turuncu renkli ve boğucu olan bu gaz da, havadaki nem (su buharı) ile birleşerek, nitrik asit (yani kezzab ismi ile satılan mayi)i teşekkül ettirir. Yine şimşeklerin tesiri ile havadaki su buharının parçalanmasından serbest hale geçen hidrojen (müvellidülma) gazı da, havanın azotu ile birleşerek amonyak gazı hasıl eder ki, bu gaz, o esnada hasıl olan nitrat asidi ile ve havada zaten mevcud olan karbon dioksit gazı ile birleşerek, amonium nitrat ve amonium karbonat tuzları meydana getirir. Bu iki tuz, diğer bütün alkali metallerin tuzları gibi, suda çözündüğünden, yağmurla toprağa iner. Toprak, bu maddeleri kalsium nitrat haline çevirerek, bitkilere verir. Bitkiler, bu tuzları albüminli maddelere (proteinlere) çevirir. Proteinler, bitkiden, ot yiyen hayvanlara ve insanlara geçer. İnsanlar bu proteinleri bitkilerden ve ot yiyen hayvanlardan alır. Bu maddeler insanların ve hayvanların hücrelerinin yapı taşıdır. Kuru proteinlerin içinde % 14 azot gazı vardır. İşte, yağmur suları vasıtası ile toprağa, her sene dört yüz milyon tondan ziyade hava azotunun gelerek gıda haline döndüğü bugün hesab edilmiştir. Denizlere gelen, elbette daha çoktur. Semadan bu suretle rızk indiğini bugün fen yolu ile anlayabiliyoruz.

"Azot" kelimesi Risale-i Nur Külliyatı'nda 11 yerde geçmektedir.