FINDIK (Yunanca)

Kayıngillerden kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen boyu 6-7 metre olan yaygın tepeli bir açaççık ve bu ağacın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı meyvesi manasına gelmektedir.

Yunanca "fundûkia" kelimesi "Pondus" (güzel deniz) kelimesinden türemiş olup "Pondus"tan gelen manasını taşımaktadır. "Pondus" kelimesi Yunan mitolojisinde "Gaia"nın yani yeryüzünün çocuklarından biri olup "güzel deniz" manasına gelmektedir. Eski Yunanlılar fındığa "Pondus Cevizi" manasına gelen "karîdi pondiaka" demişlerdir. Yine Yunancada "pondiki" kelimesi "fare" manasına gelmekte olup "Pondus'tan gelenle birlikte" manasındadır. Çünkü Trabzon limanından yüklenen fındıkların arasına karışan fareler de fındıklarla birlikte Yunan limanlarına ulaşıyorlardı. "Fındık" kelimesi Karadenizin Antik Çağlarda ismi olan "Pontik" kelimesinden türetilmiştir. Dolayısıyla "Pontus cevizi" manasına gelen "fundûkia" kelimesi kullanılmıştır. Akdeniz, Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine Doğu Karadeniz bölgesinden adını da beraber alarak yayılmıştır.

"Fındık" kelimesinin;
Farsçası "fonduk",
Arapçası "bunduk" veya "funduk",
Latincesi "nux",
Almancası "haselnuss",
Fransızcası "noisette",
İngilizcesi "hazelnut",
Rumcası "leptokarion",
Ermenicesi "kalin",
Tatarcası "çitlevük",
İtalyancası "nocciola",
İspanyolcası "avellana",
Portekizcesi "avella",
Romencesi "aluna" kelimesidir. Anadolu Türkleri fındığı Arap etkisi ile "bunduk" ve daha sonraları "fındık" olarak kullanmışlardır.

Fındığın anavatanı hakkında birçok görüş vardır. Anavatanı olarak Anadolu bilinmektedir. Çinliler fındığı beş kutsal meyveden biri kabul etmişlerdir. Eski Türkler gibi pek çok millet de fındığı kutsal meyveler arasında saymıştır. Tarihçi Herodot, fındığın Karadenizin doğusunda yetiştirildiğini yazmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Trabzon hakkında "Dağlarında taşlarında cümle ormanları fındıklıktır" demiştir. Fındığın ticaret malı olarak yurt dışına satışını gösteren ilk belge 1400'lü yıllara dayanmaktadır. Fındık ticareti 18.yüzyıldan sonra Avrupa'da yaygınlık kazanmıştır.

Yunanlıların tanrısıHermes'in asası fındık dalındandır. Eski Çin metinlerinde fındıktan bahsedilmektedir. Eski Yunan kaynaklarında fındıktan yapılan ilaçlardan bahsedilmektedir. Fındık Araplarda Emeviler zamanında Abdulmelik devrinde tanınmıştır. Araplar; "fındık ağacından yılan, akrep gibi bütün zehirli hayvanlar kaçarlar, elinde fındık ağacından bir dal bulunan adam cümle afattan emin olur" demişlerdir.

Risale-i Nur Külliyatı'nda "fındık" kelimesi 3 defa zikredilmiştir. Kastamonu Lahikası'nda "Elinde yediğimiz kadar taze ekmek, aynı yediğimiz mikdar (fındık kadar) tereyağı ve diğer elinde bize verilenin tam misli kabak tatlısı olarak kapıyı açtı." Aynı ibare Sikke-i Tasdik-i Gaybi eserinde de geçmektedir.

Diğer cümle ise Emirdağ Lahikası'nda geçen; "Garibdir ki, müstesna olarak her tarafta yağmura ihtiyaç var iken, bu Emirdağ'ına mahsus şiddetli bir yağmur ve emsali görülmemiş fındık kadar taneleri büyük ve ekinlere çok faideli bir dolu geldi." cümlesidir.