BARDAK (Türkçe)
Su gibi şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap manasına gelmektedir.

Eski zamanlarda ağaçlar oyularak onlardan bardak, çanak gibi malzemeler yapılırmış. Bardak kelimesinin kökü de buradan gelmektedir. "Yarmak" kelimesi, ağacın yarılması, oyulması veya yararlı olmak, kullanılmaya elverişli olmak gibi manalara gelmektedir. "Yarmak" kelimesinin kökü olan "yar" kelimesine gelen "-t" eki ile "yar-t" kelimesi meydana gelmiştir. Zamanla bu kelime "bart" şekline dönüşmüştür. "Bart" kelimesine isim yapan küçültme eki olan "-ak" kelimesinin eklenmesiyle "bartak" şeklinde meydana çıkmıştır. Zamanla da "bardak" olarak kullanılmaya başlanmıştır. Eski Türkçe'deki "bart" kelimesi "su testisi" manasına gelmektedir. Azerice, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Türkmence gibi Türk Lehçelerinde Rusça "bardak" manasına gelen "stekan" kelimesinden gelen "stakan" veya "istakan" kelimesi kullanılmaktadır.


Dilimizde çok kullandığımız "eski çamlar bardak oldu" deyimi de bardak yapımından gelmektedir. Şöyle ki;
Çam ağaçları kesilerek tek parça halinde "bardak" yapılmasından dolayıdır. Elbette ki "bardak" deyince hemen aklımıza elimize aldığımız ve rahatlıkla su içtiğimiz cam bardaklar gelmesin. Çünkü çam ağacından yapılan "bardak"lar biraz büyükçe olup litrelerle su alabiliyormuş. Çam ağacının işlenmesi kolay olduğu ve suyu soğuk tuttuğu gibi suya latif bir koku vermektedir. Çam ormanlarından çıkan kaynak suyu bu sebepten dolayı lezzetlidir. Dilimizde hatalı olarak "eski camlar bardak oldu" şeklinde bu deyim kullanılmaktadır. Halbuki aslı "eski çamlar bardak oldu" şeklindedir. Yeni nesil, bardak ile çam arasındaki ilişkiyi kuramadığı için bu deyimi "cam" şeklinde şimdiki bardağa kıyas ederek bir nevi halk etimolojisi meydana getirmiştir.

Suyu çok soğuk tutan ve güzel kokulu bardakların yapıldığı bir köye, askerliğini yapıp dönen bir genç, ormandaki eski büyük çam ağaçlarını göremeyince babasına bunun sebebini sormuş. Babası da; "Oğlum, o senin sorduğun eski çamlar artık bardak oldu. Ne yapalım, köyümüze gelir getiren çam kerestesi ile çam bardaktır. Sen askerdeyken yolladığım harçlıklar hep bu bardakların parasıdır" demiştir.

Eskilerin sofralarında, bağ ve bahçe ve tarlalarında çalışırken yorgunluklarını atmak ve serinlemek için içtikleri buz gibi suyun saklandığı ve çam ağacından oyularak yapılan testilere bardak denilmiştir. Her çam ağacından bardak yapılmaz. Karaçam ağacının iki budak arası seçilir. Çam ağacı yaş iken kesilir. Dış kabukları yontulur. Kesilen çam ağacının gövdesi, ağaç mengeneye sıkıştırılır. Oyma işlemi bardağın altına gelecek bölümünden başlanır ve kapak açılır. Eğdi adı verilen bir bıçak yardımı ile çam ağacının içi oyulmak suretiyle genişletilir. Belli bir genişliğe kadar oyma tamamlanır. Yuvarlak şekilde hazırlanan alt kapağı su sızdırmayacak şekilde oturtulur. Bıçak ve testere yardımı ile bardağın üst kısmı belirlenir. İmbikler oturtulur, her iki tarafında, testiyi kaldırmak ve bir yerden diğer bir yere taşımak için kulplar yapılır. Açılan kulpların sağlam olabilmesi için de dağlama işlemi yapılır. Bir bardağın yapımı yaklaşık olarak 8 saat sürmektedir. Bardakların hacmi 3-5 litre civarında olabilmektedir. Suyu soğuk tutabilme hususiyetinden dolayı toprak testiler gibi tercih edilmektedirler. Bardak denilince akla genellikle cam bardaklar gelmesine rağmen tarihin en eski zamanlarından beri pek çok madenden bardak yapıldığı gibi bilhassa çam ağacından bardak yapılmıştır. Deniz kabuğu ve boynuz gibi maddeler de bardak olarak kullanılmıştır.

"Bardak" kelimesi Risale-i Nur'da toplam 19 defa kullanılmıştır.