YEKNESAK (Farsça-Arapça) (يك نسق)

Tekdüze, devamlı, sürekli, değişmeden, monoton, armoni, ahenk, uyum gibi manalara gelmektedir.

Kelime olarak Farkça'da "bir" manasına gelen "yek" kelimesi ile Arapça'da "düzen, nizam, tarz, usul, sistem, yöntem" gibi manalara gelen "Nesek" kelimesinin birleşmesinden meydana gelmiştir.

Arapça'da "Neseka" kelimesi "dizmek" demektir. Arapça'da "yeknesak" manasını ifade etmek için "neseku muttaride" ibaresi veya sadece "muttarid" kelimesi kullanılmaktadır. Arapça'daki "muttarid" kelimesi sürekli, devamlı, kesintisiz, istikrarlı, değişken olmayan, sabit" gibi manalara gelmektedir.

Bu kelimeden türetilen "ıttırad" kelimesi de "süreklilik, devamlılık" demektir. Bu kelimenin kökü olan "Tarade" kelimesi "kovmak, kovalamak" manasına gelmektedir. İsm-i faili "târid" kelimesidir. Bu kelimenin türevleri Kur'an-ı Kerim'de 5 defa zikredilmiştir.

Günlük hayatta sık kullandığımız "monoton" kelimesi Fransızca olup "tekdüze" manasına gelmektedir. Cumhuriyet ile birlikte dilimize giren yeni yabancı kelimeler arasındadır.

"Yeknesak" kelimesi bazen de coğrafi bir terim olarak sık sık değişiklik göstermeyen olaylar ve yerler için kullanılmaktadır. Sonradan dilimize giren ve Fransızca olan monoton kelimesi kullanılmaya başlamışsa da bazen de Türkçe kelimelerden meydana gelen "tekdüzen" kelimesi kullanılmaktadır.

Yeknesak kelimesi aynı halde olup değişmeyen manasında kullanılmaktadır. Bir şeyin sürekli olarak aynı halde bulunması, aslında İlahi kanunların şaşırmazlığını göstermesi cihetiyle insanları daha çok hayrete ve daha fazla şükre sevk etmesi gerekirken, bir çok insanda bu yeknesaklık kaidesi ülfete ve dolayısıyla gaflete dönüşmektedir. O harika eserlerin yahut işlerin, yeknesak kaidesi nedeniyle dikkate alınmaması, iyice tefekkür edilmemesi, akla dahi gelmemesi gafleti netice vermektedir. Güneşin doğuş ve batış saatleri belli olduğu ve bu fiillerin çok harika olduğu anlaşıldığı halde adeta adi ve basit görülerek pek ehemmiyet verilmez. Halbuki bu durum çok hayret verici bir intizamın neticesidir. Her an alıp verdiğimiz hava nimetine de yine bu yeknesaklık kaidesi nedeniyle pek ehemmiyet vermiyoruz ve hatta düşünmüyoruz.

Duran ve hareket etmeyen bir araç yol kat edemez, yol kat etmeyince de hem hedefine varamaz hem de yol boyundaki güzel manzaralardan ve konaklardan istifade edemez. Hareket eden araç ise her gittiği yerde başka bir manzara ve güzellik ile karşılaşır ve çok lezzetler alır. Bu da tam bir hayır ve kemal olur.
Yeknesak kelimesi günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bir kelimedir. Kur'an-ı Kerim'in hakiki bir tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatı'nda yeknesak kelimesi zikredilmiştir. Yeknesak kelimesi Risale-i Nur Külliyatı'nda toplam 21 defa zikredilmiştir. Yeknesak kelimesinin kullanıldığı cümlelere misal olarak;
"Ülfet ve âdet ve yeknesaklık perdeleri altında çok harika hakikatler gizleniyor gördüm." (Emirdağ Lahikası II, sayfa 121)
"...ehl-i dalalet ve ehl-i gaflet ülfet, âdet, kanunluk, yeknesaklık perdesi ile saklayıp; adi bir isim takıp, muvakkat kendilerini aldatıyorlar." (Emirdağ Lahikası II, sayfa 122)
"Hayat, daima sıhhat ve âfiyette yeknesak gitse, nâkıs bir âyine olur." (Lem'alar, sayfa 216)
"Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuddan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider." (Lem'alar, sayfa 9)
"Zaten sükûn ve sükûnet, atalet, yeknesaklık, tevakkuf, bir nevi ademdir, zarardır." (Mektubat, sayfa 45)
"Zira tevakkuf, sükûnet, sükût, atalet, istirahat, yeknesaklık, keyfiyatta ve ahvalde birer ademdir. Hatta en büyük bir lezzet, yeknesaklık içinde hiçe iner." (Sözler, 472)