FAYTON (Fransızca)

Tek körüklü, dört tekerlekli, genellikle çift atlı binem arabası, payton manalarına gelmektedir.

Kelime olarak Fransızca'da "kiralık at arabası" manasına gelen "phaeton" kelimesinden gelmektedir. Dilimize Fransızca'dan girmiştir. Fransızca'daki bu kelime Antik Yunan mitolojisinde güneş tanrısı olan Helios'un at arabasını ödünç alarak deviren oğlunun adı olan Phaeton'dan gelmektedir. Antik Yunanca'da Helios kelimesi "güneş" demektir. Aynı zamanda helyum elementi de "helios" kelimesinden gelmektedir.

Faytonculuk, Milattan önce 2800 yıllarında Mısır'da ortaya çıkmıştır. Asurlular M.Ö.1800 yıllarında dört tekerlekli atlı araba yapmışlardır.

Osmanlı Devleti'nde ilk defa Sultan Aldülmecit döneminde saray ve konak arabası olarak fayton kullanılmıştır. Üstü açık faytona "lando", üstü kapalı olan faytona ise "kupa" denilirdi.
Fayton, körüklü, açık binek arabası manasını taşımaktadır. Dört tekerlekli olup, ön tekerlekleri küçük, arka tekerlekleri büyük, tek oklu ve çift at koşulu bir araçtır. Önde bulunan arabacı yarı yüksekte oturur. Körük çekildiği zaman arabacı körük dışında kalır. Arabaya ön ve arka tekerleklerin çamurlukları arasına yerleştirilmiş basamakla binilir. Fayton dört kişilik bir arabadır. İki kişinin yüzleri gidiş yönünde arkada sabit yere, iki kişi de onların karşısına bakan bir yere oturur. Körük kısmı yağmurlu havalarda çekilip açılmaktadır.

Türkler çok eski zamanlardan beri atlı araba kullanmışlardır. At kültürü Türklerde yaygın olduğundan atlardan bu şekilde faydalanılmıştır. Türk kültüründe arabanın dini bir ehemmiyeti vardır. Çin kaynaklarında: "Hunlarda araba yapan ustalar yoktur, çünkü orada herkes araba yapabilir" denilmektedir. Türkler arabayı hem askeri, hem günlük hem de nakliye ve ulaşım için kullanmışlardır. Eski Türklerde araba atları meşhurdur. Çince'de arabaya "che" denilmektedir. Uygurların yüksek tekerlekli araba kullanmalarından dolayı onlara "kao-che" yani "yüksek arabalılar" demişlerdir.

Osmanlı Devleti'nde Lale Devri'ne damgasını vuran Fransız faytonları, kısa sürede 2. Mahmut'un vazgeçemedikleri arasına girmiştir. Sonraları Sultan Abdülmecid döneminde saraya girmiştir ve Sultan Abdülaziz döneminde ise diğer devlet görevlilerinin hizmetine sunulmuştur.

Osmanlılarda araba özellikle Lale Devrinde çok süslü arabaların yapılması ve yaygın bir şekilde kullanılması ile ortaya çıkmış ve önem kazanmıştır.


20.yüzyılın ilk yarısında otomobilin yaygınlaşması neticesinde atlı binek arabalarının önemi azalmıştır. Motorlu taşıtların artmasıyla 1950'den itibaren gittikçe azalmış ve bugün artık taşımacılık yerine sadece gezinti amacıyla kullanılmaktadır. Türkiye'de faytonların bir gezinti arabası maksadıyla kullanıldığı tek yer İstanbul'un Adalar ilçesidir. Burada motorlu araç yasağı bulunduğundan dolayı tek ulaşım aracı atlı arabalar yani faytonlardır. Türkiye'de fayton genellile turistik amaçla kullanılmaktadır. İzmir, Antalya, Denizli, Kütahya gibi illerimizde faytondan turizm amacıyla faydalanılmaktadır.

Günümüzde unutulmaya yüz tutan ulaşım aracı olan faytonlar tarihin vazgeçilmez bir parçasını oluşturmaktadır.

Risale-i Nur Külliyatı'nda "fayton" kelimesi 20 defa zikredilmiştir. Fayton kelimesinin 18'si Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin "Emirdağ Hayatı" ile ilgilidir. Geriye kalan 2 fayton kelimesi ise Barla Lahikası'nda üstadın "Lütfü" ismindeki bir talebesinin mektubunda geçmektedir. Risale-i Nur Külliyatı'nda bazı yerlerde "payton" olarak geçmektedir. Kürtçe'de "payton" olarak kullanılmaktadır.