ADIM (Türkçe)
Yürümek için yapılan ayak atışlarından herbiri, bir ayak atışıyla alınan mesafe manalarına gelmektedir. Bunun yanında;
- Girişim, hamle
- Sporda bir yarışın belli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her birisi, etap,
- (Teknik) iki dişli arasındaki aralık manalarına da gelmektedir.

"At" fiilinden türetilmiş bir Eski Türkçe kelimedir. Kelimenin aslı At-ım iken zamanla "adım" şekline dönüşmüştür. Türk Lehçelerinde "adım" kelimesine yakın kelimeler kullanılmakla birlikte Kazakça, Kırgızca ve Özbekçe'de "kadam" kelimesi de kullanılmaktadır. Azerice'de "addım" kelimesi kullanılmaktadır. Farsça'da "adım" kelimesi için "گام" kelimesi kullanılmaktadır.
"Adım" kelimesinin Arapça karşılığı "Hatve" خطوه kelimesidir. "Hatve" خطوه kelimesi "adımlamak, yürümek, ilerlemek, ilerleme kaydetmek" manalarına gelen "خطو " kelimesinden türetilmiştir. Çoğulu "hutuvât" خطوات kelimesidir. Kur'an-ı Kerim'de "hutuvât" kelimesi 5 defa zikredilmektedir. Kur'an-ı Kerim'de "hutuvât" kelimesinin geçtiği ayetlerin meali şöyledir:
"Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanlardan helal ve temiz olanlarını yiyin ve şeytanın adımlarına tabi olmayın. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 168.ayet)
"Ey iman edenler! İslam'a tamamen girin ve şeytanın adımlarına uymayın! Çünkü o, size apaçık bir düşmandır." (Bakara Suresi, 208.ayet)
"Sağmal hayvanlardan yük taşıyanı ve (kesilmek için) yere yatırılanı da (sizin için yaratan O'dur). Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın! Çünkü o, size apaçık bir düşmandır." (En'am Suresi, 142.ayet)
"Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın! Kim şeytanın adımlarına tabi' olursa, artık şüphesiz ki o, çirkin işleri ve kötülüğü emreder. Eğer üzerinizde Allah'ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse ebedi olarak temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Çünkü Allah, Semi' (hakkıyla işiten)'dir, Alîm (herşeyi bilen)'dir." (Nur Suresi, 21.ayet)
Yukarıda zikredilen 4 ayette 5 defa zikredilen "hutuvât" kelimesinden maksadın "şeytanın adımları" olduğu anlaşılmaktadır.
İlk 3 ayetin nihayeti "ولا تتبعوا خطوات اشيطان انه لكم عدو مبين" şeklinde bitmektedir. Diğer ayet olan Nûr Suresi'nin 21.ayetinin başı ise "ولا تتبعوا خطوات اشيطان" ibaresiyle başlamaktadır. Yani 4 ayette ortak olan şu ibare geçmektedir. "ولا تتبعوا خطوات اشيطان" Bu ibarenin meali "Şeytanın adımlarına tabi olmayın" şeklindedir. Şeytanın adımlarına tabi olmamamız hususunda Rabbimiz bizleri 4 ayette apaçık ikaz etmiştir.
Teknik terim olarak vidaların 2 adımı arasındaki mesafeyi ifade etmek için de "hatve" kelimesi kullanılmaktadır. Yani kısacası "vida adımı" manasına gelmektedir. Aynı şekilde mermi çekirdeğinin namlu içerisinde kendi etrafında bir tur dönüş sırasında namluda aldığı yol için de "hatve" kelimesi kullanılmaktadır. Denizcilikte pervanenin kendi ekseni etrafında bir defa döndüğü zaman kat ettiği mesafe için de "hatve" kelimesi kullanılmaktadır.

"Hatve" kelimesi Risale-i Nur Külliyatı'nda 52 defa zikredilmektedir. 26.Sözün Zeyli kısmında "Bu küçücük zeylin büyük bir ehemmiyeti var. Herkese menfaatlidir" ibaresiyle başlayan parçada "Şu tarik, hafi tarikleri misillü, Letaif-i Aşere gibi on hatve değil ve tarik-ı cehriye gibi Nüfus-u Seb'a yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki "Dört Hatve"den ibarettir." denilmektedir. Risale-i Nur'un hareket tarzını ifade eden 4 hatve bu zeyilde ifade edilmiştir. Aynı Zeyl, Mektubat'ta 29.Mektubun 9.Kısmında geçmektedir. Sözler'de 16 ve Mektubat'ta 16 olmak üzere toplam 32 defa "hatve" kelimesi geçmektedir.
Aynı şekilde bu bahis ile alakalı olarak Mesnevi-i Nuriye'de 10.Risale bölümünde "Ehl-i sülûk, tarik-ı hafada letaif-i aşere üzerine, tarik-i cehrde nüfus-u seb'a üzerine sülûk etmişlerdir. Bu fakir, âciz ise dört hatveden ibaret, hem kısa, hem sehl bir tarikı, Kur'an'ın feyzinden istifade etmiştir." cümlesi geçmektedir. Sözler ve Mektubat'taki Zeyl ile mealen aynı olan bu bölümde 10 defa "hatve" kelimesi zikredilmektedir.
Bunlardan başka Barla Lahikası'nda 9 defa ve Kastamonu Lahikası'nda ise 1 defa zikredilmiştir. Bu kelimenin çoğulu olan "hutuvât" kelimesi 17 defa zikredilmektedir. Bütün yerlerde Üstad Bediüzzaman'ın "Hutuvat-ı Sitte" eserinden bahsedilmektedir. Tarihçe-i Hayatı kitabının 137.sayfasında; "İstanbul'da en büyük ve en ehemmiyetli ve tesirli hizmet-i vataniyesi ve milliyesinden birisi de "Hutuvat-ı Sitte" adlı eseriyle gaddar zalimlerin yüzlerine tükürüp, izzet-i diniyeyi ve şeref-i İslamiyeyi muhafaza etmesidir. İstanbul'un yabancılar tarafından işgali sıralarında, İngiliz Anglikan Kilisesi'nin Meşihat-ı İslamiye'den sorduğu altı sualine, altı tükürük manasında verdiği makul ve sert cevapları, onun derece-i cesaret ve kemalât ve şecaatını fiilen göstermektedir. "Hutuvat-ı Sitte"yi neşrettiği zaman, Çanakkale'de muharebe oluyordu. İstanbul'un işgalini müteakip İngiliz Başkumandanı'na bu eser gösterilir ve Bediüzzaman'ın bütün kuvvetiyle aleyhte bulunduğu kendisine ihbar edilir. O cebbar kumandan, i'dam kararıyla vücudunu ortadan kaldırmak istedi ise de; fakat kendisine, Bediüzzaman i'dam edilirse bütün Şarkî Anadolu İngiliz'e ebediyen adavet edeceği ve aşiretler her ne pahasına olursa olsun isyan edecekleri söylenmesi üzerine bir şey yapamaz" cümleleri geçmekte hacim itibariyle küçük fakat muhteva itibariyle çok büyük olan "Hutuvat-ı Sitte" eserinden bahsedilmektedir. Bu eser Üstad Bediüzzaman'ın eski eserlerinden olup Risale-i Nur Külliyatı'na dahil edilmeyerek müstakil eser olarak neşredildiği gibi Asar-ı Bediiyye kitabında hem Arapça hem de Osmanlıca olarak neşredilmiştir.
"Adım" kelimesi ise Risale-i Nur Külliyatı'nda toplam 19 defa zikredilmiştir.