KOMŞU (Türkçe) (قومشو)
"Komşu" kelimesi isim olarak "konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad" manasına gelmektedir.
"Komşu" kelimesi sıfat olarak "sınır ortaklığı bulunan, mücavir" demektir. Arapça'da "mücavir" kelimesiyle ifade edilmektedir.

Eski Türkçe'de "konşı" veya "koşnı" kelimesinden gelmektedir. Eski Türkçe'de "tutaşı" ve "tutşı" kelimeleri "komşu" demektir. Farsça'da "hemsaye" ve "hemcivar" kelimeleri "komşu" demektir.
"Komşu" kelimesinin Türk Lehçelerindeki kullanımına baktığımızda;
Özbekçe'de "koşni";
Tatarca'da "kürşi";
Kazakça'da "konsı, kolan ve körşi";
Kırgızca'da "konsu"; Azerice'de "gonşu";
Türkmence'de "gonşı";
Uygurca'da "koşna";
Azericede "gonşu";
Kerkük Türkçesi'nde "konşı";
Nogaylarda "konsı";
Başkurtça'da "kürşi";
Çuvaşça'da "kürşi, puskil";
Saha Türkleri'nde "körön"; kelimeleriyle ifade edilmektedir.
Rusça'da "sosed" kelimesi "komşu" demektir.

"Komşu" kelimesi dilimizde çok kullanılmakla beraber atasözleri ve deyimlerimize de girmiştir. Bunlara misal verecek olursak;
Deyimlerde;
* (bir yeri) komşu kapısı yapmak,
* kapı komşusu yapmak

Atasözlerinde;
* Ev alma, komşu al
* Gülme komşuna, gelir başına
* Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
* Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.
* Kötü komşu insanı hacet sahibi eder.
* Kurt komşusunu yemez.
* Yakın komşu, hayırsız hasımdan iyidir.
* Yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat.
* Sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı.

Altay Türkleri aynı avluda ve köyde oturanlara "aildaş", Eski Türkler "yerdeş" derken Anadolu köylüleri "ülüş" (komşu hakkı), Eski Türkçe'de ise bu kelime "bölüşme, eşit olarak paylaşma" demektir. Eski Türklerde "tutaşı varmak" ibaresi "komşu olmak" demektir. Aynı civardan ve aynı köyden olanlara "tutaş" denilmektedir.
"Komşu" kelimesi öncelikle "kon" kelimesinden türetilmiştir. Zamanla konşu, konuşu ve komşu olmuştur.
Çağatayca'da "konuş" kelimesi "oturmak, birlikte bir yere koymak, inmek" demektir.
Osmanlı ve Kırım Lehçesinde "konuş" kelimesi "komşu olarak yaşamak, karşılıklı konuşmak, bir konuşma yapmak, konuşmak" demektir.
Türkçe'de "konuş" fiilinden "-ı, -i, -u, -ü" ekiyle yapılmış bir kelimedir. Buna göre en eski biçimi konşı kelimesidir. Sonradan bu kelime "n" harfinin "m" harfine çevrilmesiyle "komşu"olmuştur.
11.Yüzyılda Orta Asyadaki Türkler "komşu" kelimesi için "koşni" demişlerdir. Oğuzlar ise bu sözü "konşı" olarak söylemişlerdir. Doğrusu Oğuzlar'ın kullandığı kelimedir. Çünkü bu kelime "konmak" kökünden türetilmiştir.
Uygurca'da "konmak" kelimesi "gecelemek, geceyi geçirmek" demektir. Aynı şekilde "konşı" kelimesi de "komşu" demektir.
"Komşu" kelimesi Eski Türkçe'den Batı Lehçelerine kadar hep "kon" kökünden hareketle türetilmiştir. Doğu Türkçesinde ise "koş" kökünden türetilmiştir.
"Komşu" kelimesinin "kürşi" şeklinde söylendiği Lehçelere baktığımızda bu kelimenin "kör, gör" yani "görüşmek" kelimelerinden türetildiği anlaşılmaktadır.
Şöyle bir genelleme yapıldığında Türkçe'nin Batı grubu "komşu" kelimesinin "kon" fiilinden türetildiğini, Doğu grubu ise "koş" fiilinden türetildiğini kabul etmiştir.
Sözcüğü anlam açısından ele aldığımızda atalarımızın kutsal komşuluk ilişkisinde hangi anlamın üzerinde durdukları daha iyi anlaşılacaktır.
Oğuzların ve Batı Türklçeri'nin tercihi olan "kon" fiilinde karşılıklı alış veriş söz konusu değilken, Doğu Türklerinin kabul ettikleri "koş" fiilinde işteşlik, birliktelik görülmektedir. Anlam olarak "koşulmak" fiili, birlikte bir şeyler paylaşmak, aynı yöne bakmak, kader birliği yapmak gibi bir çok fikri içinde barındırmaktadır.
"Koşmak" fiili Türkçe sözlükte şu şekilde tanımlanmaktadır.
"koşmak" : Birlikte iş görmesi için birşeyi başka birinin yanına katmak, tefrik etmek. Hayvanın çekeceği şeye bağlamak (atları arabaya koşmak). (çekilecek şeyi) hayvan bağlayarak hazırlamak. Sürmek (şart koşmak)
Aynıca "koşmak" kelimesi "yakıştırmak, eklemek, katmak, yüklemek, isnad etmek, zannetmek, izafe etmek, birlikte göndermek, yanına katmak, arkadaş olarak vermek, terfik etmek, hayvanı araba veya sabana takmak, bağlamak. Arabayı hazırlamak, hazır hale getirmek. Düzenlemek, düzenli hale getirmek, tertip etmek, tanzim etmek. İleri sürmek, bir şeyin gerçekleşmesini başka bir şeye bağlamak (şart koşmak). Birine yapması için bir iş vermek, yüklemek (işe koşmak) manalarına da gelmektedir. Bu yönüyle "koş" kelimesinden türetilen ve aynı zamanda Doğu Türkleri'nce kullanılan bu kelimenin ne kadar zengin bir içeriğe sahip olduğu anlaşılmaktadır.
"Koş" fiilin çok kullanışlı bir kelime olup bundan pek çok kelime türetilmiştir.
"Komşu" kelimesine bütün Türk Dünyasında ortak mantık ile baktığımızda insan hayatının en önemli ilişkilerinden birisi olan komşuluğun sözcüklerde öneminin vurgulanmış olduğu dikkati çekmektedir. Çünkü Türkler için komşuluk, tesadüfen evlerin yanyana düşmesinden ibaret olmayıp bir paylaşım, bir ortak hareket etmeyi de içine almaktadır.
Türk lehçelerinin bütününe bakıldığında "komşu" kelimesi;
kör->körşi,
kon->konşı,
koş->koşnı,
şeklinde türetildiği anlaşılmaktadır.
"konmak" fiili daima yeni yerler keşfetmek sevdasında olan Oğuzlar için daha öncelikli iken, Doğu Türkleri için "birliktelik, olanı paylaşmak, kader birliği etmek" manasında daha cazip olmuştur. Dolayısıyla "koşmak" fiili "komşuluk" ilişkisini daha iyi anlatan bir kelimedir.

Kökü, “konuş-mak: birlikte yakın yerlere konmak, yerleşmek” fiiline dayanan ve eski Türkçe’de “konşu, konşı…” gibi değişik şekillerde telaffuz edilen "komşu" kelimesi, bilindiği üzere, evleri birbirine yakın veya bitişik kimseler için kullanılır. Ancak geleneğimizde komşu, evlerin yakınlığı manasının ötesinde bir anlama sahiptir. O da paylaşım, dayanışma ve gönül yakınlığıdır.
Bize göre gerçek komşu, evini, ekmeğini ve gönlünü komşusuyla paylaşabilen insandır. Komşu o kişidir ki, komşusuyla karşılaştığında selamlaşıp halleşsin, keder ve sevincine ortak olsun, kusurlarını araştırmasın, kendisine yönelik hatalarını affedip yüzüne vurmasın.
Dinimiz gerçek komşuyu, komşusu fakir düştüğünde ihtiyacını gideren, borç istediğinde veren, bir hayır isabet ettiğinde onu tebrik eden, şer isabet ettiğinde taziye ve tesellide bulunan, hastalandığında ziyaretine giden, öldüğünde cenazesini kaldıran ve komşusuna asla eziyet etmeyen erdemli şahsiyet olarak tanımlar. Bunlar, aynı zamanda komşunun komşu üzerindeki haklarıdır.