Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    4 üyeden 4 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    ŞECER (شجر ) Arapça
    "Ağaç" demektir.
    "Şecer" (شجر ) kelimesi Arapça'da "olmak, vuku bulmak, ortaya çıkmak, zuhur etmek" manalarına gelmektedir. Aynı zamanda "tartışmak, birbirine girmek, münakaşa etmek" manalarına da gelmektedir. Çoğulu "Eşcâr" (اشجار)kelimesidir. Bu kelimeden türetilen "Şecîr" (شجىر)kelimesi "kötü arkadaş"; "Şüceyre" (شجىرة)kelimesi "çalı"; "Eşcer" (اشجر) kelimesi "ormanlık, ağaçlık"; "Teşcîr" (تشجىر)kelimesi "ormanlaştırma, ağaç dikme" ve "Müşâcere" (مشاجرة)kelimesi ise "kavga, dövüş, münakaşa" manalarına gelmektedir.

    "Şecer" kelimesinin Türkçe'deki karşılığı çok iyi bildiğimiz "ağaç" kelimesidir. "Ağaç" kelimesinin kökeni Türkçe olup "yükselme" ve "yükseliş" belirten "ağ" kelimesine "ç" eki eklenmesiyle yerden yükselen, yukarı doğru çıkan manası verilmiştir. Hemen hemen bütün Türkî lisanlarında benzer kelimelerle ifade edilmektedir. Eski Türkçe'de "yığaç, yağaç, cığaç" kelimeleri de kullanılmaktadır. Eski Türkçe'nin günümüze kadar gelen en kullanışlı kelimelerinden birisi de "ağaç"tır. "Ağaç" kelimesi Türkçe olmasına rağmen Türkçe'de kullandığımız ağaç isimlerinin pek çoğu başka dillerden geçmiştir.
    "Ağaç" kelimesinin diğer dillerdeki karşılığına baktığımızda;
    İngilizcesi "tree";
    Almancası "baum";
    Farsçası "draht";
    Fransızcası "arbre";
    Latincesi "arbor";
    İtalyancası "albero";
    İspanyolcası "arbol";
    Arnavutçası "peme";
    Felemenkçesi "boom";
    Yunancası "dentro";
    kelimeleridir.

    "Şecer" (شجر) kelimesi sapı ve kökü olan otlar için kullanılmaktadır. Hububat, meyve ağaçları gibi nebatları ifade etmek için Arapça'da "şecer" (شجر) kelimesi kullanılmaktadır.
    "Şecer" (شجر) bitki cinsindendir. Gövdeki üzerinde desteksiz duran bitki demektir. Kış mevsiminde varlığını koruyan bitkidir. Hicazlılar, buğday, arpa ve hurmaya "şecer" derler. "Şecer" (شجر) kelimesi "ihtilaf" ve "sarf etme" manalarında da kullanılmaktadır. Nisa Suresi'nin 65.ayetinde "münazaa etmek, çekişmek, iş çekişmeye kalmak" manalarında kullanılmıştır.

    Kur'an-ı Kerim'de "şecer" kelimesi ve türevleri 27 defa kullanılmıştır. Nisa Suresi'nin 65.ayetinde "münazaa etmek, çekişmek, iş çekişmeye kalmak" manalarının haricinde 26 defa "ağaç" manasında kullanılmıştır.

    Kur'an-ı Kerimde ismi zikredilen ağaçlar şunlardır:
    "Muz, incir, kiraz, nar, hurma, zeytin, üzüm" olmak üzere 7 tanedir.

    Benzer Konular
    Kelime Analizi 147: Murassa'
    Kelime Analizi 147: Murassa' MURASSA (Arapça) (مرصع) Süslü, kıymetli taşlarla süslenmiş, sırmalı, birbirine yanaştırılmış, oturtulmuş gibi manalara gelmektedir. Kelime olarak Arapça رصع "süslemek,
    Kelime Analizi 135: Afrika
    Kelime Analizi 135: Afrika AFRİKA (افرقيا) Avrupa'nın güneyinde, Atlas Okyanusu'nun doğusunda, Hint Okyanusu'nun batısında ve Antarktika'nın kuzeyinde bulunan kıtadır. Romalılar Afrika'nın kuzeyi için "
    Kelime Analizi 134: Yeknesak
    Kelime Analizi 134: Yeknesak YEKNESAK (Farsça-Arapça) (يك نسق) Tekdüze, devamlı, sürekli, değişmeden, monoton, armoni, ahenk, uyum gibi manalara gelmektedir. Kelime olarak Farkça'da "bir" manasına gelen
    Kelime Analizi 133: Zenci
    Kelime Analizi 133: Zenci ZENCİ (Arapça) Siyah ırktan olan kimse, siyahi manalarına gelmektedir. Kelime olarak Arapça'da "siyah" manasına gelen "zenc" kelimesinden aitlik bildiren "i" ekinin gelmesiyle "
    Kelime Analizi 3: Mağrib
    Kelime Analizi 3: Mağrib Mağrib: Batı taraf, garb, güneşin battığı cihet, akşam vakti, Afrika'nın şimal tarafı, Türkiye'ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı.manalarına gelmektedir. "Maşrık" kelimesi doğu
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    şecer eşcar şecer (Arabi) eşcar (Arabi) ağaç YEKÜN
    Sözler 94 7 13 3 267 384
    Mektubat 26 4 7 - 105 142
    Lem'alar 16 8 24 - 102 150
    Şualar 19 10 12 2 162 205
    Mesnevi-i Nuriye 36 4 2 1 56 99
    İşarat-ül İ'caz 13 6 - - 9 28
    Sikke-i T. Gaybi 4 - 7 - 10 21
    Barla Lahikası 10 - - - 6 16
    Kastamonu Lahikası 4 - 2 - 11 17
    Emirdağ Lah 2 - - - 24 26
    Tarihçe-i H 8 9 1 1 77 96
    Asa-yı Musa 10 9 - 1 106 126
    YEKÜN 242 57 68 8 935 1310
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    Risale-i Nur Külliyatı'nda geçen "şecer, eşcâr, şecer (Arabî), eşcâr (Arabî) ve ağaç" kelimelerinin yekünü 1310 etmektedir. Bu rakam ise yine Risalelerde geçen bir bahisteki rakama 1 farkla denk gelmektedir. Şöyleki:

    1.Şua'da 689.sayfanın son paragrafında; مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ cümlesi; ta-i evvel ت , ikinci ت ise vakıf yeri olduğundan هـ olmak ve مِنْ شَجَرَةٍ deki tenvin ن sayılmak cihetiyle binüçyüz onbir eder ki, o tarihte Resail-in Nur müellifi Risalet-ün Nur'un mübarek şerece-i kudsiyesi olan Kur'an'ın basamakları olan ulûm-u Arabiyeyi tedrise başladığı aynı tarihe tam tamına tevafuk ederek remzen bakar." denilmiştir.

    Nasıl ki Nur'un müellifi Bediüzzaman Said Nursi'nin Arabi ilimleri tahsil tarihine Kur'an-ı Kerim'in bir ayetinin cifri işareti tam tevafuk etmektedir. Aynen öyle de o müellifin inayet-i İlahiye ile vücuda getirdiği eserde dahi şecer ve ağaç kelimelerinin toplamı 1310 ederek 1 farkla tevafuk etmektedir. İşte Risale-i Nur'un kelimatının adedinde dahi sırlı işaretler ve manalar mevcuttur.
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    Türkçe'de kullandığımız pek çok ağaç isminin başka dillerden geldiğini iddia etmiştik. Buna göre Risale-i Nur Külliyatı'nda ismi zikredilen ağaçlardan misaller vererek tahlilini yapabiliriz.
    ÇINAR
    "çınar ağacı" Farsça bir kelime olan "çenâr" kelimesinden dilimize girmiştir. Erkek ismi olarak nadiren de olsa kullanılmaktadır. "çınar" kelimesinin Arapçası دلب kelimesidir.
    Eski Türkçe'de "çınar ağacı" için "çarun, çilnük ve şünük" kelimeleri kullanılmaktadır. Çınarın hayatımızdaki değerinden dolayıdır ki Türkiye'de pek çok Köyün isminde "çınar" kelimesi bulunmaktadır. Ayrıca Diyarbakır'in Çınar ilçesi ile Yalova'nın Çınarcık ilçeleri mevcuttur.
    Türkiye'de orman bölgelerinde dere içlerinde ve nehir yataklarında fıtri olarak bulunduğu gibi şehir, kasaba ve köylerde su başlarında, yol kenarı, park ve bahçelerde süs bitkisi, gölge ağacı olarak da bulunmaktadır. Uzun seneler yaşaması ve ihtişamından dolayı yurdumuzun pek çok yerinde tarihi eser olarak muhafaza edilen çınarlar mevcuttur. Adeta tarihe şahitlik eden eserler gibidirler.
    Osmanlılar zamanında belli başlı şehirlerin meydanlarında, cami avlularında en çok rastlanan bir ağaçtır. Uzun ömürlü oluşları ve bilhassa ihtişamıyla meşhur ağaçlardır.
    Osmanlı Türk medeniyetlerinin hemen hepsinde edebiyatta ve diğer sanat kollarında isim ve şekil olarak çok sık rastlanmaktadır. Uzun yıllar yaşayan ve tarihe şahitlik eden sanatkarlara da bu manadan dolayı "çınar" denilmektedir. Ölümlerine de "çınar devrildi" denilmektedir.
    "Çınar" kelimesinin diğer dillerdeki karşılığına baktığımızda;
    İngilizcesi "plane"
    Fransızcası "platane"
    Yunancası "platano"
    Bulgarcası "chinar"
    İtalyancası "platano"
    Rusçası "platan" kelimeleridir.
    Risale-i Nur Külliyatı'ndai Nur'un müellifi Bediüzzaman Said Nursi'nin 8,5 sene kaldığı Barla Nahiyesi'ndeki evinin önündeki muazzam çınar ağacından bahsedilmektedir. "Şeceratün mübareke" sırrına mazhar olduğu Tarihçe-i Hayatı kitabında bahsedilmiştir. Külliyatta toplam olarak 19 defa "çınar" kelimesi geçmektedir.
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    Beni en çok duygulandıran katran ağaçının hazin sonu olmuştur. Demekki diyorum bu ağacı bu cinayeti yapanlar Ustad r.a.'a neler yapmamıştır ki..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    KATRAN
    "Katran" kelimesi "çam ve başka ağaçların reçinesi" manasına gelmesi itibariyle Arapça (قطران) kelimesinden gelmektedir ve "ağaçların reçinesi, sakız, zift" manalarına gelmektedir.
    Çamgiller familyasından Lübnan Sediri de denilen bir tür olan "katran ağacı" manasında ise Yunanca "kedron" kelimesinden gelmektedir. Akdeniz'in yüksek dağlarından yetişen çam cinsinden bir ağaçtır. Lübnan Sediri ismiyle meşhur olmuştur. İbranicede "kiter" kelimesi "buhur, reçine" manasına gelmektedir. Yine İbranice ve Aramcada "ktr" kelimesi "damlama" demektir.
    Katran ağacı Çamgillerden bir ağaç olup Türkiye'de Güneydoğu Anadolu Dağları, Sultandağı, Eğridir ve Beyşehir ormanlarında yetişmektedir. 40 metreye kadar yükselen, kışın iğne yapraklarını dökmeyen ve daima yeşil kalan orman ağaçlarıdır. Sedir ağaçları münbit topraklarda yetişir ve ışık ağacıdır. Kozalakları kahverengi, silindir biçiminde ve dallarda dik durur. Gövdeleri pürüzsüz ve grimsi renktedir. Ağaçlar şemsiye şeklinde görünürler. Katran ağacının dallarının yakılmasıyla fıtri olarak katran elde edilir. Buna ağaç katranı denilmektedir. Katranı, halk arasında sarı katran olarak bilinir. İdrar ve solunum yolu hastalıklarında, dıştan ise cilt hastalarında antiseptik olarak, özellikle keçi ve benzeri hayvanların cilt hastalıklarında sıklıkla kullanılır. Kerestesi yuşumak ve dayanıklıdır. Kolay işlenir. Yeraltı ve köprü inşaatları ile travers imalinde, çürümemesi ve dayanıklılığından dolayı çok kullanılmaktadır.
    Risale-i Nur okuyucularının ismini çok iyi bildikleri bir ağaçtır. Nur'un müellifi Bediüzzaman'ın sık sık ziyaret ettiği ve uzun süreler kaldığı Barla'da Çam Dağı'nın tepesindeki "Katran Ağacı" hepimizin malumu olmuştur.
    Risale-i Nur Külliyatı'nda toplam 18 defa "katran" kelimesi geçmektedir.
    Sözler'de 17.Söz'ün İkinci Makamı "Barla Yaylası, çam, katran, ardıç, karakavağın bir meyvesidir" cümlesiyle başlamaktadır. Devamında "bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti" denilmektedir. 22.Sözün 1.Makamında "çam ve katran gibi muhteşem ağaçlar" denilmektedir.
    Mektubat'ta 16.Mektubun 4.Noktası'nda katran ağacı üstünde koca bir ekmeğin bulunmasından bahsedilmektedir.
    28. Mektubun 3.Meselesinde bu harika hadiseden bahsedilirken "Onaltıncı Mektubda izahı ve tafsili geçen Süleyman isminde bir misafirime, katran ağacı başında koca bir ekmek harika bir tarzda gösterilmiş. İki gün ikimiz, o hediye-i gaybîden yedik." denilmiştir. Burada müellifin sürekli olarak üstünde tefekkür ettiği katran ağacından bahsedilmektedir.
    Nur'un müellifinin, üzerinde dershane-i nuriye manasında birer menzili bulunan 2 ağacı vardır. Bunlar "çam ve katran" ağaçlarıdır. Çam Dağlarında Eğirdir Gölü'ne nazır tepedeki Katran Ağacı, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ibadet ve tefekkür ettiği ve Yıldız Sarayı'na değiştirmem dediği yerdir.
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    KAVAK
    Farsça (كاوك) kelimesinden gelmektedir. Manası "kof, içi boş" demektir. Yine Farsça'da (كاو) kelimesi "çukur, oyuk, kofluk" demektir. "Kavak" kelimesinin ağaç olarak kullanımı Türkçe'ye mahsustur.
    Kavak ağacı söğütgiller familyasındandır. Tohum ile üretilebilirlerse de daha ziyade aşılama yoluyla çelikten üretilirler. Işığı seven, hızlı büyüyen, akarsu kenarlarının alışılmış ağaçlarıdır. Ülkemiz kavak ağacı ekimi ve üretimi yönüyle iyi düzeydedir. Hemen her bölgemizde kavak ağacı bulunmaktadır. Bulundukları bölgelere göre değişik isimler almışlardır. Ak kavak, kara kavak, fırat kavağı, titrek kavak ve boz kavak bunlar arasındadır.
    Kavak kelimesinin Arapçası (حور) kelimesidir.
    Farsçası "sepîder";
    Eski Türkçede "toqrak";
    Yunancası "lefka";
    İngilizcesi "poplar";
    Almancası "pappel";
    Latincesi "populus";
    Fransızcası "peuplier";
    Ermenice "bardi";
    Rusçası "topolya";
    Boşnakçası "topole";
    Hintçesi "cinara";
    Moğolcası "ulias" kelimeleridir.
    Kavak ağacının hayatımızdaki öneminden dolayıdır ki pek çok yerleşim yerinin isminde "kavak" kelimesi bulunmaktadır. Ayrıca Samsun'un Kavak ilçesi bulunmaktadır.
    Risale-i Nur Külliyatı'nda toplam 18 defa "kavak" kelimesi geçmektedir. Risale-i Nur'da 13 yerde "kavak" ağacı temsillerde kullanılmıştır.
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    ZAKKÛM (Arapça) (زقوم)
    Arap Yarımadasının Kızıldeniz tarafındaki Tihâme bölgesinde yetişen bir bitki türü olan zakkûm زقوم, kendiliğinden yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen bodur bir ağaçtır. Renkli ve alımlı çiçekleri olan türleri süs bitkisi olarak da yetiştirilen zakkûm ağacı, zehirli bir özsu içerir. Kötü kokulu ve tadı acı olan bu özsu, insan bedenine haricen bulaşması halinde bile bir çeşit deri hastalığına yol açmaktadır. Zehirli bir ağaç olduğu için herhangi bir kuş ve böcek bu ağaçlara yanaşmazlar. Cehennemliklere bu ağacın meyvesi yedirilecektir. Cehennemin dibinde çıkan, tomurcukları şeytanların başları gibi olan bu ağacın zehirli meyveleri cehennemliklere ikram edilecektir. Cennettekilerin ağacı ise Tuba ağacıdır. Taflan gülü manasında kullanımı Türkçe'ye mahsustur. Dilimizde sıklıkla kullandığımız "zıkkım" kelimesi yine Zakkûm kelimesinden dilimize geçmiş ve aynı anlanma kullanılmaktadır.
    Kur'an-ı Kerim'de zakkûm زقوم kelimesi 3 defa zikredilmiştir.
    Risale-i Nur Külliyatı'nda toplam 22 defa "zakkûm" زقوم kelimesi zikredilmiştir.
    Yazar : Risale Forum

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    DUT (Arapça) (توت)
    Kuzey yarımkürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği yetiştirilen bir ağaç ve bu ağacın meyvesidir.
    Köken itibariyle Arapça olan bu kelime Arapça ve Farsça'da "Tut" olarak okunmaktadır. Bazı yörelerimizde de "tut" olarak söylenmektedir.
    Dut kelimesi;
    Azericede tut
    Boşnakcada dud
    Sırpçada dud
    Ermenicede t'ut'
    Gürcücede t'ut'is
    Hintçede Sahatuta
    Hırvatçada dud
    Romence duda
    Urduca şahtuta
    kelimeleriyle ifade edilmektedir.
    Ilıman, tropikve subtropik iklim bölgelerinde yetişmekle beraber iklim ve toprak şartlarına çok kolay uyum sağlayabilmektedir. Dünyanın daha çok kuzey bölgelerinde yetiştirilmektedir. Ülkemizde hemen hemen her bölgede ve ilde yetiştirilmektedir. Bilhassa yapraklarından ipekböceği yetiştiriciliği yapıldığı için kıymetli bir ağaçtır. Meyvesinden pekmez, reçel, dondurma imalatı, sirke, pestil, ezme, cevizli sucuk, şurup gibi gıdalar hazırlanmaktadır. Ayrıca meyvesi kuru olarak da yenilebilmektedir. Dut ağacı soğuk hava koşulları geçmeden asla tomurcuklanmadığından dolayı en tedbirli ağaçlardan sayılmakla sabrı ve aklı temsil etmektedir. Erzincan, Elazığ ve Malatla illeri başta olmak üzere hemen hemen her ilimizde dut yetişmektedir.
    Dut ağacının hem meyvesi, hem yaprağı hem de kerestesi mühim işlerde kullanılmaktadır. Yaprağından ipekböceği yetiştirildiği gibi turşusu yapılarak yaprak dolması yapımında kullanılmaktadır. Dut yaprağından yapılan çay, yeşil çaydan daha etkilidir. Kurutulmuş dut çayı tozu Çin'de çörek, bisküvi, kek ve ekmek yapımında kullanılmaktadır. Amerikada dut ağacının kabuğunun içteki kısımları kızartılıp una katılarak çorbalara kıvam verici olarak veya ekmek yapımında tahıllar ile karıştırılarak kullanılmaktadır.
    Dallarından çıkarılan kuvvetli ve dayanıklı lifler aşı, çelik ve fidan bağlama gibi işlerde değerlendirilir. Duttan kağıt üretimi ve çuval yapımında da yararlanılır. Odunu cila kabul etmesi, dayanıklı ve sert olması nedeniyle mobilyacılıkta çok değerlidir. Sandık, mobilya ve başta saz olmak üzere müzik ve spor aletlerinin yapımında çok kullanılmaktadır. Budamaya dirençli olmaları ve fazla su istememelerinden dolayı dut ağaçları, şehir, ev ve bahçelerde gölgeleme, sınır ağacı, çit bitkisi olarak yetiştirilmektedir.
    Modern tıpta karaduttan şurup yapılmaktadır.

    Risale-i Nur Külliyatı'nda bu harika ve kudret eseri olan dut ağacı ve meyvesinden 7 yerde bahsedilmektedir. 4 defası "Siyah Dutun Bir Meyvesi" başlıklı kısımda geçmektedir. Bu bahis 17.Söz'ün 2.Makamında geçen manzum bir bölümdür.
    Bundan başka 33.Sözün 17.Penceresi'nde kudret şekerlemeleri olan dutlardan bahsedilmektedir. "İşte o hadsiz acaib-i san'at içinde yeryüzünün Rahmanî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nevilerine bak! Kemal-i rahmeti, kemal-i san'at içinde gör" (Aynı bahis Asa-yı Musa'da da aynen geçmektedir)

    Mesnevi-i Nuriye 108.sayfada; "Ve keza manevî asansörler ile lâzım olan erzak ve gıdalarını ağacın yüksek dallarına çıkartmakla, tebessümleriyle arz-ı dîdar eden dut ve kayısı gibi meyveleri kuru ve camid bir ağaçtan ihraç ve icad etmekle o kuru ağacı acib bir vaziyete ve hayatdar antika bir şekle koyan kudret-i ezeliyeye haşr-i umumî ağır gelir mi?" denilmek suretiyle o kadar lezzetli ve sulu meyveleri kuru ve camid bir topraktan çıkaran kudrete hiç bir şeyin ağır gelmeyeceği ifade edilmektedir.
    Yazar : Risale Forum

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    735
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 113 + 6465


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Kelime Analizi 81: Şecer-Ağaç

    HANZALE (Arapça) حنظل
    Ebu Cehil Karpuzu olarak bilinen meyvedir. Tadının çok acı oluşundan dolayı bu isim verilmiştir.
    Kapruz-kavun gibi toprak üzerinde yayılarak yetişen bir bitki türüdür. Kumsal ve sıcak yerlerde daha çok yetişir. Bu bitkinin bir kaç türü vardır. Yumuşak, sarı, olgun ve her kökte bir kaç tane olanı en iyisidir. Siyah ve sert ve kökte bir tane meyvesi olanı ise iyi değildir. Bu meyvenin kabuk ve çekirdeğinden sakınmak lazımdır. Zira son derece zehirlidir. Meyvesi olgunlaşmadan ve yeşil iken kopartılırsa son derece zehirli olup müshil ve kusturucu etkisi vardır. Kabuğu ve çekirdeğinden yarım gram kadarı öldürücüdür.
    Bu bitkinin meyvesi, kabuğu, çekirdeği, yaprakları ve kökü hekimlikte kullanılmaktadır. Zehirli olduğundan dolayı zehirini gidermek için bal, şeker veya nişasta ile karıştırılıp macun yapıldıktan sonra kullanılmaktadır. Kurutulduktan sonra kullanılabilir. Ağız yoluyla alındığı gibi cilde sürülerek de kullanılabilir.
    Ebu Cehil Karpuzu vücuda hararet verici, kurutucu, temizleyici, kusturucu, ishal edici, çözücü, sakinleştirici ve uzak bölgelerden çekip toplayıcı özelliklere sahiptir. Pek çok hastalığın tedavisinde ilaç olarak kullanılmaktadır. Hekimlikte daha ziyade haricen kullanılmaktadır. Meyveleri elma iriliğindedir.

    Risale-i Nur Külliyatı'nda sadece Mesnevi-i Nuriye'de 4 defa zikredilmektedir. Bunlar;
    Sayfa 85'de; Elma ağacına inkılab etmiş bir çekirdeği, hanzale ağacının çekirdeği farzetmek sana müyesser olmaz. Ancak tevehhümle veya bütün elmaların hanzaleye tebdil edilmiş olmasıyla mümkündür ki, bu da muhaldir." ve
    103.sayfada; Hanzalenin çekirdeğinde hanzale ağacı mündemiç ve dâhil olduğu gibi, Cehennem'in de küfür ve dalalet tohumunda müstetir bulunduğunu, şuhudî bir yakîn ile müşahede ettim." cümlesinde geçmektedir.
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 4 kullanıcı var. (0 üye ve 4 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222