DAVUL (Arapça)
Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan tokmak ve değnekle çalınan çalgı manasına gelmektedir.
“Davul” kelimesi Arapça “Tabl” kelimesinden gelmektedir. Arapça’da “tabele” kelimesi “davul çalmak” demektir. Her ne kadar bu kelimenin kökeni tartışma konusu olsa da büyük ihtimalle Arapça’dan diğer dillere geçmiştir. Kaşgarlı Mahmut’un eserinde “tovıl” kelimesi “davul, avda doğan için çalınan davul” demektir.
Arapça “Tabl” kelimesinden gelen “davul” kelimesi Hint-Avrupa dillerine geçmiştir. Bunlara misal olarak;
Hintçe; dhola
Urduca; dahul
İtalyanca; tamburo
İngilizce; drum
Fransızca; tambour
İspanyolca, Portekizce; tambor
Bengalce; drama
Almanca; trommel
Azerice’de “davul” kelimesi kullanılmakla beraber bu kelimenin karşılığı olarak “nağara, baraban, tebil, def, dumbul” gibi kelimeler kullanılmaktadır. Türkmence’si “deprek”tir. Kürtçe’si “dahol”dur.
Özbekçe’de “dovul” kelimesi kullanılmaktadır.
Farsça’da aynen Arapça’daki gibi “tabl” kelimesi davul için kullanılmaktadır. Farsça “kûs” kelimesi “eskiden muharebelerde deve veya araba üstünde çalınan büyük davul” demektir. Osmanlılarda bu davullar kullanılmıştır. Yine Farsça’da “dühül” ve “nakkare” kelimeleri “davul” için kullanılmaktadır.
“Davul” kelimesini Atasözlerimizde bulmak mümkündür. Bunlardan en çok bilinenler;
- Anlayana sivrisinek saz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.
- Davul dengi dengine çalar.
- Kız kendi havasına bırakılırsa da davulcuya varır, ya zurnacıya
- Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Deyimlere baktığımızda;
- Davul onun omzunda, tokmak başkasının elinde
- Davulu biz çaldık, parayı el topladı
- Davul zurna ile adam aramaya gitmek

Davulun başka adları; köbürge, küvgür, tuğ, tavul, tabıl (babl)dır. Davul çalanlara davulçu, tabilzen, tabbal gibi adlar verilmiştir. Davul, Türklerin kullandığı en eski musiki aletlerindendir. 8. yüzyılda köbürge, daha sonraları tuğ ve 11. yüzyılda küvrüğ adını almıştır.
Davul, silindir biçiminde olup tahta veya madeni kasnağın iki yanına gerilmiş derilerin bağlanmasından meydana gelir. Omuza asılacak kaytanı ile vurulmasında kullanılan tokmak ve ince değnekten ibarettir. Mehterde ve halk arasında çalınan davullar, bu şekilde tokmak ve değnekle çalınır. Bando ve boru–trampet takımlarında kullanılan davullar ise değneksiz olarak yalnız ön tarafına tokmakla vurularak çalınır.
Davul, çok uzaklardan duyulabilecek bir ses gücüne sahiptir. Uzakta çalan bir takımın yaklaştıkça ilk duyulan sazı davuldur. Davul, mehterhanelerde ritimleri en iyi vurabilen bir sazdır. Ses gücü ve ritimleri iyi belirtmesinden dolayı insanın taşıdığı en güçlü sazlardan biridir.
Davulun, müzikte kullanılmasından başka, haber aracı olarak çeşitli işlerde kullandığı zamanlar olmuştur. Yalnız başına ilan ve haber verme işlerinde, bekar odalarında, hanlarda, şehirlerde, akşam kapılar kapanırken, yangın haberinde, fetih haberinde, savaşta dağılmış askeri bir araya toplamakta, divan kuruluna haber vermek işlerinde, askeri saf düzeni alınmasını işaret etmekte ve kale kuşatmalarında düşman lağımlarının yerini bulmakta kullanılmış olduğu bilinmektedir.

Risale-i Nur Külliyatı’nda “davul” kelimesi sadece 3 defa geçmektedir. Bunlar;
Sözler kitabında 2. Sözde; “Hem tekbir ve tehlil için bir davul bir musiki sesi işitiyor.” (Sayfa 16)
Barla Lahikası’nda; “Anlayana sivrisinek saz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.” (sayfa 235)
“Bu, davula benziyor, uzaktan sesi iyi geliyor, yakında boş görünüyor.” (sayfa 340)