ANTİKA (İtalyanca)
1. (sıfat) Tarihsel bir döneme ait olan
2. (tarih) Antik
3. (isim) Eski çağlardan kalma eser
4. isim Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs, sıçandişi
5. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka
manalarına gelmektedir.

Eskiliğinden dolayı değer taşıyan eşyalara "antika" denilmiştir.
"Antika" kelimesi İtalyanca "antico" (eski) kelimesinden gelmektedir. Pek çok dilde benzer kelimeler ile ifade edilmektedir. Bunlara misal olarak;

Almanca "antike", Azerice "antikvar", Boşnakça "antika", Bulgarca "antika", Farsça "atîka", Felemenkçe "atiek", Fransızca "antique", Hintçe "entika", İngilizce "antique", İspanyolca "antiguo", Japonca "antiku", Latince "antique", Macarca "antik", Romence "antic", Rusça "antikvarnyy", Sırpça "anticki", Urduca "yentik", Yunanca "antika" kelimeleridir.

Eski zamanlardan kalmış ve değeri zaman geçtikçe artan eşyalara antika denilmiştir. 19. Yüzyıldan itibaren dilimizde kullanılmaya başlanmıştır. Yunan ve Roma Uygarlıklarına aitliği ifade eden "Antik" kelimesi de yine bu kelimeden gelmektedir. Antika eşyayı alan ve satan yerlere Antikacı denilmiştir. Ülkemizin tarihi seyrine baktığımızda antika eşya ve antikacılık olarak bir hayli zengin olduğunu görmekteyiz. Belki de dünyanın en zengin antika kolleksiyonuna sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Dilimize 19. Yüzyıldan itibaren giren bu kelime ile beraber antikacılık müstakil bir meslek haline gelmiştir. Antika bir eşyanın değerini ancak uzmanları bilebilir. Antika bir eşyanın değerini, yapıldığı tarih, hangi döneme ait olduğu ve kimin tarafından yapıldığı belirlemektedir.

Antika eşya, herhangi bir dönemde üretilen ve o dönemin karakteristik özelliklerini taşıyan, sanatsal özelliklere sahip, ender bulunan her çeşit değerli mal ve eşyayı kapsamaktadır. Antika bir eşyanın en önemli özelliklerinden birisi, üretildiği dönemde de yüksek bir değere sahip olmasıdır. Az bulunan olma özelliğinden dolayı antika değerini taşıyan bir eserin, antika eşyayı yapan ustası ile olan irtibatı ise tartışılmazdır.

Günümüzde antika kelimesi en az 100 yıllık mazisi olan eşyaları kapsamaktadır. Antikalar, ünlü bir kişiye ya da belli bir tarihsel döneme ilişkin olabilecekleri gibi yalnızca iyi korunmuş eşyalar da olabilir.

Antikalar yapıldıkları yer ve zamana göre sınıflandırılır.
Bir antika ancak yapıldığı yer ve zaman kanıtlandığı zaman değer kazanır . Çoğu mobilya , gümüş eşya ya da porselen parçanın üzerinde, genellikle görülmeyecek bir yerinde hangi fabrikada yapıldığını ya da hangi ustanın elinden çıktığını belirten bir işaret olur. İşaret olmasa bile, uzmanlar kullanılan malzemeye , modele, renklere ve yapımındaki ustalığa bakarak bir parçanın nerede yapıldığı anlayabilirler. Antikacı; işte bu alanlarda uzman olduğu varsayılan ve bu eşyaların ticaretini yapan kişidir.

Antikacılar tarih, sanat tarihi, arkeoloji gibi ilimlerde bilgileri olan kimselerdir. Türkiye'de 19. Yüzyılda antikacılık meslek haline gelmiştir.

"Antika" kelimesinden önce Osmanlılarda Farsça "ağır" manasına gelen "giran" ve yine "bedel, fiyat" manasına gelen ve çok kullandığımız "baha" kelimesinin birleşimi olan "giranbaha" kelimesi kullanılmaktaydı. Bu birleşik kelime;"pahası ağır, az bulunur, hoşa giden" manalarına gelmektedir. Kısacası "giranbaha" kelimesi "kıymet ve pahası çok olan" demektir. 19. Yüzyıldan sonra "antika" kelimesi kullanılmasıyla "giranbaha" kelimesinin kullanımı azalmıştır.
Risale-i Nur Külliyatı'nda "antika" kelimesi en çok Sözler kitabında geçmektedir (23 defa). Külliyatta toplam 52 defa zikredilmiştir. Osmanlıcada kullanılan "giranbaha" kelimesi ise 5 defa kullanımıyla sadece Barla Lahikası'nda geçmektedir.