ANARŞİ (Yunanca)
Başı boşluk, din ve nizam tanımamak, din ve nizam düşmanlığı, birden başıboş kalmak, başta hükümet olmamak manalarına gelmektedir.

Kelime karşılığı olarak Yunanca’da olumsuzluk eki olan “olmaksızın, -sız, -in yokluğu, -in olmaması” manalarına gelen “a” ön eki ile “komutan, yönetici, şef” manalarına gelen “archos” kelimesinin birleşiminden meydana gelmektedir.

“Anarşi” kelimesinin Fransızca’daki karşılığı “anarchie” kelimesidir. Dilimize geçen yabancı kelimeler genellikle bu kelimelerin Fransızca okunuşlarıdır. “Anarşi” kelimesi de bunlardandır.

“Anarşi” kelimesinin pek çok dile Yunanca”dan geçmiştir.
Bunlara misal:
İngilizce’de: anarchy
Fransızca ve Almanca: Anarchie
İtalyanca: anarchia
Ermenice: anarkhia
Rusça: anarkhiya
Gürcüce :anark’ia
Boşnakça: anarhija

Farsça’da “anarşi” için “karışıklık, insanların arasında meydana gelen fitne, darmadağınık, karmakarışık” manalarına gelen “herc ü merc” ifadesi kullanılır. Yine Farsça’da “alt” manasına gelen “zir” kelimesi ile “üst” manasına gelen “zeber” kelimesinin birleşiminden oluşan “zir ü zeber” terkibi “alt üst, karmakarışık, darmadağın” manalarına gelmektedir.

Genel olarak taşıdığı mana itibariyle “kaos” ve “düzensizlik” demektir. Anarşi kelimesinin diğer bir tanımı “efendisiz olma” şeklindedir. Bundan dolayı anarşi, bütün hakimiyet biçimlerini yok etmeyi hedef alan politik bir felsefe ve stratejinin ortaya çıkardığı neticedir. Anarşinin cemiyette görünen en bariz özelliği vahşet manasıdır.

“Hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler” cümlesiyle anarşinin en rahat yayılabileceği ortam beyan edilmiştir. Çünkü baskı altında ezilen, sömürülen, aşağılanan insanlar devamlı kendilerini ezenlere karşı kin ve düşmanlık beslerler. Bu tür baskı, haksızlık ve zulmün geldiği mercilere karşı en küçük bir kışkırtmaya son derece hazırdırlar. İşte böyle ortamlar anarşistler için bulunmaz fırsatlardır. Zemin hazır olduğundan, anarşi çıkarmak için zaman beklemektedirler. Üstadın burada kullandığı “çapulcu” kelimesi gayet manidar düşmüştür. Sanki bir şeyleri çağrıştırıyor gibidir.

Anarşinin dünyaya yayılmasındaki en mühim sebep Fransız İhtilali ve bu ihtilalin neticesinde “hürriyetperverlik fikri”nin tüm Avrupa ülkelerine ve ardından tüm dünyaya yayılmasıdır. Fransız İhtilali önce Sosyalizmi, sonra Bolşevikliği ve sonra da anarşiyi netice vermiştir. Fransız İhtilali ile insanların önüne sunulan özgürlük ve hürriyet fikrine bir sınır konulmadığından ya ifrat veya tefrit ile insanlara çok zararlı düşmüştür. Sınırsız ve ölçüsüz özgürlük uygulamaları neticesinde birbirine tamamen zıt düşünceler ve uygulamalar ortaya çıkmıştır. Kapitalizmin Avrupa’da ilerlemesiyle bunlara karşı zıt bir görüş olarak Sosyalistler türemiştir. Kapitalizmin neticesi olarak Avrupa zenginleşirken, özgürlük ve hürriyet adına hareket etmeye başlayan Sosyalistler sadece Kapitalizme savaş açmakla kalmamış, kapitalistlerin kabul ettiği her türlü manevi değerlere de savaş açmışlardır. Bunların başında Hıristiyanlık gelmektedir. Komünizm gibi dehşetli bir akımın yetiştirdiği anarşi fikri, Hıristiyan dinini mağlup etmiştir.

Sosyalizm sadece ekonomik bir sistem değil, aynı zamanda insanları ve cemiyetleri şekillendiren her türlü kutsal değere karşı olan ve bunların yerine kendi dünya görüşünü yerleştirmeye çalışan farklı bir sistemdir. Bu sistemin uygulama alanına konulması Bolşeviklik ile olmuştur. Din ve kutsal değerlerden tamamen uzaklaşan insanlar için varılacak son nokta bu değildir. Bu tehlikeli gidişatın sonu ve mahsulü, din, ahlak, örf gibi insanın ve cemiyetlerin tamamen hayrına olan değerleri kabul etmeyen ve insanlar için baş belası olan “Anarşizm” akımının doğmasına sebep olmuştur. Anarşi ve neticeleri beşere hiçbir huzur vermediği gibi diğer zararlı akımlardan daha fena ve vahim sonuçlar doğurmuştur. İnsanın kalbinden vicdanın çıkarılmasıyla nasıl bir canavara dönüştüğünü beşer kendi gözleriyle görmüştür. Buna en büyük sebep ise güya özgürlüğü savunan anarşistlerdir.

Anarşi fikrinin akımı olan Anarşizm, her ne kadar iktisadi ve içtimai ve felsefi gerekçelere dayandırılmaya çalışılsa da, aslında sınırsız inkar ve Allah inancını reddetme manasına gelen “küfr-ü mutlak”ın karşılığıdır. Maddi ve manevi hiçbir otoriteyi kabul etmeme felsefesiyle hareket eden anarşizmin bu en belirgin özelliği aslında insan yaratılışına terstir, Çünkü insan, gerek şahsi, gerek içtimai açıdan dinsiz yaşayamaz. Dinsiz bir millet yaşamaz. Fakat anarşinin tarif ettiği yol ise dinsiz bir millet modelidir. Onun için Risale-i Nur’da “küfr- mutlakın altı” olarak tarif edilmiştir. İnkarcılık akımlarının bu zamanda en dehşetlisi anarşizmdir. İnkarcılık akımları kalplerdeki imanı tamamen tahrip ettikten sonra, özellikle genç kesim içinde bilerek ve severek isyan ve tuğyana teşebbüs edecek, anarşist fikirlere kapılmakla cemiyet içinde fesat unsuru birer canavar haline gelecektir.

Dinin en temel özelliklerinden olan şefkat ve merhamet ve hürmet gibi kutsal değerlerin insanın kalbinden çıktığı zaman nasıl bir canavara dönüştüğünü zaman göstermiştir. Böyle canavar gibi insanlardan oluşan bir cemiyetin nasıl bir felaket olduğunu anlamak zor değildir.

“Kalb-i insaniden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekavet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir; daha siyasetle idare edilmez” cümlesinden anarşinin ne derece dehşetli olduğu anlaşılmaktadır.

Dinin en temel hususiyetleri şu beş esastır:
1- Hürmet,
2- Merhamet,
3- Haramdan çekinmek,
4- Emniyet
5- Serseriliği bırakıp itaat etmek

Anarşi fikri ise bu beş temel esası kökünden kaldırmaktadır. Anarşiden kurtulmak için bu beş esasın cemiyette yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu esaslar ancak iman ilmi ile yerleştirilebilir. İşte Risale-i Nur bu beş temel esası cemiyette yerleştirmektedir. Risale-i Nur’un bu özelliğinden dolayıdır ki ona hücum edenlerin mühim bir kısmı Komünist perdesi altındaki anarşistlerdir.

Tarihteki garetgir ve medeniyetleri zir-ü zeber eden kavimler, kıyamete yakın, anarşistlik gibi bir fikirle meydana çıkıp, beşer medeniyetini yerle bir edecekleri rivayetlerde vardır.

Anarşi fikrinin en temel ilkesi olan otorite karşıtlığının yayılması için en müsait zaman, cemiyetin kesimleri arasındaki uçurumun arttığı zamanlardır. Kıyamete yakın insanlar arasındaki bu mesafeler daha çok artacağından ezilen, horlanan, geri kalan insanlar içinde anarşi fikrini yerleştirmek kolay olacağından bu açıdan anarşinin yayılması da kolay olacaktır. İslamın temelinde olan sevgi, saygı, yardımlaşma ve dayanışma mekanizmalarının azalmasıyla anarşi fikri yayılacaktır.

Anarşinin çıktığı kaynağa bakacak olursak Avrupa’da burjuva sınıfına yönelik olarak fakir halk tabakasının bir isyanı olarak nitelendirilen meşhur Fransız İhtilali’dir. Bu ihtilal neticesinde Avrupa’da köklü değişiklikler olmuş, özgürlük fikrinin sınırları tahdit edilmediğinden dolayı her türlü otoriteyi kabul etmemek, hiçbir kuralı dinlememek neticesini doğurmuştur. İşte anarşi fikri bu özgürlük fikrinin ifrat mertebesidir ki hiçbir otoriteyi tanımamak manasına gelir. Bu yönüyle anarşi, bozgunculuk, inançsızlık, inkarcılık, dinsizlik ve isyan temelleri üzerine kurulmuştur.

Risale-i Nur Külliyatı’nda “anarşi” kelimesi;
Sözler: 1
Mektubat: 1
Lem’alar: 4
Şualar: 33
Barla Lahikası: 2
Kastamonu Lahikası: 7
Emirdağ Lahikası: 57
Mesnevi-i Nuriye: 0
İşarat-ül İ’caz: 1
Sikke-i Tasdik-i Gaybi: 3
Tarihçe-i Hayatı:54
Asa-yı Musa: 3
TOPLAM:166 defa zikredilmiştir.

“Anarşi” kelimesiyle ilgili olarak Risale-i Nur’da geçen cümlelere misal olarak;
“Eskiden Mançur, Moğol unvanıyla içtimaat-ı beşeriyeyi zir ü zeber eden taifeler ve Sedd-i Çini’nin yapılmasına sebebiyet verenler, kıyamete yakın yine anarşistlik gibi bir fikirle medeniyet-i beşeriyeyi zir ü zeber edecekleri, rivayetlerde vardır.” (Sözler, 345)

“Hristiyan Dinini mağlub eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı bu vatanı manevi istilasına karşı Risale-i Nur bir sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’anî vazifesini görebilir. (Mektubat, 482)

“Partilerin cereyanları ve Komünistlerin perdesinde anarşistlerin tahrikatıyla o evham genişlendi.” (Lem’alar, 258)

“…Komünist perdesi altında anarşistliğin emniyet-i umumiyeyi bozmağa dehşetli çalışmasına karşı…” (Lem’alar, 261)

“…bilerek veya bilmeyerek anarşistlik hesabına hükümeti iğfal edip bizleri eziyetlerle ezmeye çalışıyorlar” (Lem’alar, 262)

“Risale-i Nur talebeleri, iman-ı tahkiki kuvvetiyle, bu vatanın her tarafında anarşistliği durdurduğunu, umumi emniyeti ve asayişi muhafaza ettiklerini…” (Lem’alar, 425)

“…Risale-i Nur şakirdlerinin pek çok takdir ve tahsine şâyan ders-i imanda toplanmalarına, “cemiyet-i siyasiye” namını verenler, elbette ve herhalde ya gayet fena bir surette aldanmış veya gayet gaddar bir anarşisttir ki, hem insaniyete vahşiyane düşmanlık eder, hem İslamiyet’e nemrudane adavet eder, hem hayat-ı içtimaiyeye anarşiliğin en bozuk ve mütereddi tavrıyla husumet eder ve bu vatana ve millete ve hakimiyet-i İslamiyeye ve dinî mukaddesata karşı mürtedane, mütemerridane, anudane mücadele eder.” (Şualar, 288)

“…ya gayet fena bir surette resmi ve gayr-i resmi muarızlarımız, ya gayet fena bir surette aldanmış veya aldatılmış veya anarşilik hesabına gayet gaddar bir ihtilalcidir veya İslamiyete ve hakikat-i Kur’an’a karşı mürtedane mücadele eden bir dessas zındıktır ki; bize hücum etmek için isbibdad-ı mutlaka cumhuriyet namını vermekle, irtidad-ı mutlakı rejim altına almakla, sefahet-i mutlaka medeniyet namını takmakla, cebr-i keyfi-i küfriye kanun namını vermekle; hem bizi perişan, hem hükumeti iğfal, hem adliyeyi bizimle manasız meşgul eylediler.” (Şualar, 378)

“…şimaldeki dehşetli anarşistlik tohumunu saçan ve nesil ve milliyeti mahveden ve herkesin çocuklarını kendine alıp karabet ve milliyeti izale eden ve medeniyet-i beşeriyeyi ve hayat-ı içtimaiyeyi bütün bütün bozmaya yol açan kızıl tehlikeyi kabul etmekle ancak Nur şakirdlerine medar-ı mesuliyet cemiyet namını verebilir.” (Şualar, 392)

“Karşımızdaki dinsiz anarşist ve millet ve vatan düşmanlarıdır.” (Şualar, 516)

“Hatta şimdi de komünistlik içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır.” (Şualar, 588)

“Süfyan’ın ve Deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfr ü küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zir ü zeber edecek.” (Şualar, 591)

“Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılınç arayanlar, Ayet-ül Kübra’ya müracaat etsinler.” (Şualar, 599)

“Dini terk edip İslamiyet seciyesinden çıkan bir Müslim; dalalet-i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilmez.” (Emirdağ Lahikası, 21)

“Biz bütün kuvvetimizle anarşiliğe bir sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’anî tesisine çalışıyoruz. Bize ilişenler, anarşilik ve belki komünistliğe zemin ihzar ediyorlar.” (Emirdağ Lahikası, 31)

“..bu mübarek milleti ve vatanı manevi ve maddi anarşilikten muhafaza etmek ve asayiş ve inzibata manevi yardım etmek ve anarşiliği uyandıran bir cereyanın istilasına manevi sed çekmek ve alem-i İslam’ın bize karşı itiraz ve ittihamını izaleye ve eski muhabbet ve uhuvvetini celbetmeye çalışmaktır.” (Emirdağ Lahikası, 105)

“…küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar, reddeder.” (Emirdağ Lahikası, 126)

“Risale-i Nur, binlerle benim bedelime konuşuyor, küfr-ü irtidadı kırıyor, anarşiliği bozuyor.” (Emirdağ Lahikası, 154)

“Çünkü komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik; doğrudan doğruya anarşistliği intac ediyor.” (Emirdağ Lahikası II, 24)

“Risale-i Nur, beşeri anarşilikten kurtarmağa bir derece vesile olduğu gibi, İslam’ın iki kahraman kardeşi olan Türk ve Arab’ı birleştirmeye, bu Kur’an’ın kanun-u esasilerini neşretmeğe vesile olduğunu düşmanlar da tasdik ediyorlar.” (Emirdağ Lahikası II, 244)