PEYK (Farsça) Bir şeyin etrafında ona tabi olarak dönen, seyyare. haber ve mektup getirip götüren.manalarına geliyor.

"Peyk-i felek" tabiri dünyanın uydusu olan Ay için kullanılır. Farsça'da "peyk" kelimesi "haberci, ulak" manasında kullanılmaktadır.

"Peyk-i felek" tabiri ise "göklerin habercisi" manasına gelip, mecazen "Ay" manasında kullanılmaktadır.

Peyk kelimesinin "haberci, ulak" manasına gelen genel kullanımı yanında 1900'lü yıllardan sonra mecazen Ay için de kullanılmaktadır.

Hazret-i Azrail (AS) için "peyk-i ecel" terkibi kullanılmaktadır.

Divan Edebiyatı'nda "peyk" kelimesi genellikle "haberci" manasında kullanılmıştır.

Osmanlı Devletinin ilk zamanlarında padişahın haberlerini bir yerden bir yere ulaştıran hızlı habercilere de "peykçi" denilmiştir.

Soğuk Savaş zamanında SSCB'ye bağlı devletlere de "peyk" denilmiştir.

Osmanlı Donanmasındaki gemiler de peyk-i şevket, peyk-i zafer gibi muhtelif isimlerle adlandırılmaktadır.

Gezegenler de bir bakıma güneşin peyki sayılırlar.

"Peyk" kelimesi alışılagelmiş bir kelime değil ve revaçta olmayan bir kelime olmasına rağmen aslında çok iyi bildiğimiz ve çok kullandığımız ve "haberci" manasına gelen yine Farsça "peygamber" kelimesinin köküdür. "Peygamber" kelimesi "her çeşit haberci, elçi" manasına geliyor. "peygam" kelimesi ise "iyi haber, müjde, muştu, ileti" manasına geliyor. Eki olan "-bar" kelimesi ise yine Farsça "getiren, taşıyan" demektir.

Münacat Risalesinde "manzum peykler" ve "ehemmiyetli peykler" tabirleriyle gezegenlerin ve yıldızların uydularına nazar-ı dikkat çekilmiştir.

28. Lem'ada Milaslı Halil İbrahim'in manzumesinde;
"Ger methetmekse tefahurla kendinizi maksadın,
Risale-i Nur'un en sönük yıldızının peykisiniz.
Zinhar seyyare zannetme kardeşim, Risale-i Nur'un,
Arz değil, âfitab dahi peykidir onun."
Tarihçe-i Hayatı'nda: "Evet, güneş kamere peyk ve tabî olmadığı gibi; saadet-i ebediyenin nûranî ve kudsî anahtarı ve hayat-ı uhreviyenin bir güneşi olan îman dahi, hayat-ı içtimaiyenin aleti olamaz." cümlesinde "güneş kamere pey ve tabi olmadığı" ifadesi çok rahatlıkla anlaşılmaktadır. "Güneş" kelimesi Türkçe, "Kamer" (Ay) kelimesi Arapça, "peyk" kelimesi ise Farsça, "tabi" kelimesi Arapça'dır.


Risale-i Nur'da "peyk" kelimesi;
Lem'alar: 5
Şualar: 2
Asa-yı Musa: 2 ve
Tarihçe-i Hayatı: 3 olmak üzere toplamda 12 defa zikredilmiştir. 12 adedi ise Güneşe tabi olan 12 seyyarenin yani bir nevi güneşin peyklerinin adedidir.