CERH (Arapça) (جرح) : Yara, baş ve yüzden başka uzuvlardan birisini yaralamak, bir kimseyi sövmek, taan etmek, sözle gönül incitmek, birisinin fikrini çürütüp kabul etmemek, şahid, yalancı ve fasık olduğundan dolayı mahkemede hakimin şahidin şehadetini reddetmesi, kesb-i kar eylemek. gibi manalara gelmektedir.

"Cerh etmek" tabiri: Yaralamak, herhangi bir meseleyi hak ve hakikatle çürütmek, yanlış veya yalanını bulup hurafe ve batıl olduğunu isbat edip herhangi bir kimsenin veya cereyanın fikrini kabul etmemek, manasındadır.

"Ceraha" kelimesi "yaralamak" fiilidir. Bu fiilden türetilen kelimelere baktığımızda;

"Ceriha" kelimesi "Yara, çürüklük" manasındadır. Çoğulu "cerahat" kelimesidir. Bu kelime halen kullanılmaktadır.

"Cerrah" kelimesi "ağır bir şekilde yaralamak, birinin tanıklığını geçersiz saymak, cerh etmek, yermek" demektir.

"Tecerraha" kelimesi "Yaralanmak" manasındadır.

"İcterah" kelimesi "suç ve kötülük işlemek" demektir.

"Cerrâh" kelimesi "yaralamak" fiilinden türetilerek "ameliyat eden" manasında kullanılmaktadır.

"Curh" kelimesi (çoğulu "curûh"): yara, çizik (cam ve ayna gibi şeylerde) manasındadır.

"Cariha" kelimesi "yaralayıcı" demektir. Genelikle parçalayıcı hayvan, kuş ve köpek cinsinden av hayvanları için kullanılmaktadır. Çoğulu "Cevârih" kelimesidir.

"Mecrûh" kelimesi "yaralı" manasındadır. Çoğulu "mecârih" kelimesidir.

"Curhî" kelimesi "yaradan kaynaklanan, yarayla ilgili" manasındadır.

"Cerh" kelimesi Kur'an-ı Kerim'de 4 defa zikredilmiştir.

Bunlar:
1. Yara manasında olarak "curh" kelimesinin çoğulu olan "curûh" kelimesi Maide Suresi'nin 45.ayetinde: "...yaralara karşılık da yaralarla kısas var..." Bu ayette neler ile nelerin kısas edildiği beyan edilmiştir. Elmalılı Hamdi Yazır'ın bu ayetin tefsirinde şunları yazmıştır. "yaşama hakkına bilerek zulmedilip haksız yere öldürülen insanın öldürülmesinden dolayı, öldürenin de tam h akkı bir candır. Yok edilen bir hakkın tam gereği de ayniyle ödenmektir. Bir can da bir cana tamamen eşit ve karşılıktır. Ve hayat hakkı eşittir. Şu halde öldürülenin hakkının esası, katilin canıyla kısas olunmaktır. Bir can yerine bir candan fazla almak veya noksan vermek haksızlıktır, zulümdür. Meğer ki hak sahibi noksanı almaya razı olsun. Aynı şekilde bir göz kör edenin tam borcu bir gözdür. Görme dereceleri isterse, eşit olmasın. Yaşama hakkı açısından bir göz de bir gözün dengidir. Şu halde gözü kör e denin tam borcu da nihayet gözünü verip kör olmaktır. Çünkü bir göz, bir gözün dengi, körlük körlüğün kısasıdır. Fazlası fazla, noksanı noksandır. Burun, kulak, diş.. hepsinde de aynı benzerlik geçerlidir. Ve bu ölçü üzere eşitlik ve benzeyişin korunması, kesinlikle mümkün olan her uzvun kesilmesidir. Her yaşamın kısası kendi dengidir. Bir ekleminden parmak veya el ve ayak veya dibinden zeker (erkeklik organı) ve ünseyeyn (iki husye = iki yumurtalık) kesilmek veya eti ezmeden veya kemiği kırmadan baş yarma k gibi denkliğin korunması mümkün olan yaralar aynı aynına takas olur. Fakat et parçalanmak, kemik kırılmak veya içe girmiş olmak gibi benzeme ve eşitliğin muhafazası mümkün olmayan veya ölüm tehlikesi bulunan yaralar böyle değildir. Kısas, tam dengi dengi n e karşılama ve takas demek olduğundan, denklik bulunmayan veya denkliğin korunamaması ihtimali bulunan yaralamalara kısas yapılamaz. Şu halde bunlar tam mânâsıyla ödenemeyip zaruri olarak tam makul bir dengi olmayan maliyet itibariyle, yani erş (sakatlanan bir uzuv için yaralayandan alınan şer'i diyet, kan parası) veya hükümet-i adl (bilirkişinin tayin edeceği tazminat) ile ödetilebilir. Kısas, tam bir ödetme olduğu için bunda kul haklarının alınması dolayısıyla, Allah'ın hakkı ve umûmun hakkı da ödetilmiş olur. Ve başka hiçbir ceza gerekmez. Fakat kısas edilemeyince başka şekilde ödetilme eksik demek olacağından erş (şer'î diyet) ile tazminattan başka tazir olarak bir ceza haketmesi ortadan kalkmaz."

2. "Ceraha" ve "İcteraha" fiileri kesbetmek, kazanmak manasına gelirler. En'am Suresi 60.ayette mealen: "O odur ki sizleri geceleyin kendinizden geçirir alır, bununla beraber gündüz kazandıklarınızı bilir tutar, sonra sizi onun içinde ba'seder ki mukadder olan bir ecel tamamlansın, sonra onadır yine nihayet dönümünüz, sonra size haber verecek neler işliyordunuz." denilmektedir.

"İcterahû" kelimesi Casiye Suresi'nin 21.ayetinde "İcterah-us seyyiât" terkibiyle kullanılarak "kötülük kazanmak" manasında kullanılmıştır.

3. Yukarıda açıklandığı gibi "cariha" kelimesinin çoğulu olan "cevârih" kelimesi parçalayıcı kuş ve köpek gibi av hayvanlarını kastetmektedir. Bu hayvanlar avladıklarını yaraladıkları için veya sahipleri namına avı yakaladıkları için bu namı almışlardır. Maide Suresi 4. ayette "cevârih" namı verilen av hayvanlarının avladıklarının helal kılındığı beyan edilmiştir.

"Cerh" kelimesinin karşılığı Farsça'da "zahm" kelimesidir. "Zahmdar" veya "zahmzede" kelimesi "yaralı" manasındadır. "Hasta" kelimesinin Farsça'daki karşılığı "Yaralı" demektir. Ayrıca "Riş" kelimesi de "yara" manasına gelmektedir. "Elem-i riş" terkibi "ceriha acısı, yara acısı" demektir.

Risale-i Nur'un hocası Risale-i Nur'dur. Arapça bir kelime olan "cerh" kelimesinin karşılığı Kastamonu Lahikası'nda "...birinin silahıyla, itirazıyla ötekini cerhedip ve ötekinin delilleriyle berikini çürütüp ikisini de yere vurmak ve çürütmekten içtinaben..." ifadesinde bir manası olan "herhangi bir fikri çürütmek" manası aynen geçmektedir. Bu çeşit edebiyat kaidesi Risale-i Nur'un her yerinde mevcuttur.

"Cerh" kelimesi Risale-i Nur'da;
Sözler: 6
Mektubat: 1
Lem'alar:4
Şualar: 16
Asa-yı Musa:1
İşarat-ül İ'caz: 1
Barla Lahikası: 4
Kastamonu Lahikası: 3
Emirdağ Lahikası: 7
Tarihçe-i Hayatı: 13
Sikke-i Tasdik-i Gaybi:4
olmak üzere toplam: 60 defa zikredilmiştir.

"yaralı" manasına gelen "mecruh" kelimesi:

14. Şua'da: "..o bir dahi, bizi mecruh ve yaralı etmeyecek..." cümlesinde "mecruh" ile karşılığı olan "yaralı" kelimesi peş peşe verilmiştir. Risale-i Nur anlaşılmıyor diyenlere duyurulur.

Yine Barla Lahikası'nda: "şifahane-i kalbinizden tulu eden otuz üçüncü sözünüzle otuz üç cihetten mariz olan kalb-i mecruhumuzu tedavi buyurmanızı bilhassa istirham eylerim." cümlesinde "mariz", "kalb-i mecruh" ve "tedavi" kelimeleri aynı cümlede kullanılmakla, hastalıklı manasına gelen "mariz" kelimesi ile çaresi olan "tedavi" kelimesinin ortasında "kalb-i mecruh" terkibi kullanılmasıyla neyin tedavi edildiği gayet güzel bir şekilde bir cümlede beyan edilmiştir.
"Mecruh" kelimesi Risale-i Nur'da 6 defa zikredilmiştir.

"Yara" manasına gelen "ceriha" kelimesi 8 defa, çoğulu olan "cerihat" kelimesi ise 2 defa zikredilmiştir.